Ece'nin cicileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ece'nin cicileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2010 Pazar

Büyüyen Ece Büyüyen Yatak..

Gerçekten tuhaf bir duygu şu çocuk büyütme işi..Ya da ben biraz histerikleştim anne olunca,bilemiyorum..Birşeyi ilk kez yaptığında,bebekliğe ait bazı şeyleri bıraktığında sevinen tarafım ağır basarken mutlaka tuhaf bir şekilde burulan bir yanım var...Bir hafta oluyor büyük yatağına geçiş yaptık biz..

Henüz Montessori felsefesinden falan haberdar değildik odasını hazırlarken..Tabi karnında bebe olunca daha da bir cicişlenesi gelen klasik bir gebe gibi gayet de cici bici bir odası olsun istemiştim..Şimdi olsa ne kadar farklı olurdu bilemiyorum ama Allahtan parmaklıklar çıkınca alçak bir çocuk yatağına dönüşebilecek birşey almayı akıl etmişim...Parmaklık falan dinlemiyordu tabi uzunca bir süredir inip çıkıyordu yatağa...Hatta odasının en keyif aldığı bölümüydü diyebilirim parmaklıklı yatak..Son dönemde çok tehlikeli akrobatik! hareketler yapmaya başlayınca çıkardık parmaklıklarını,ayakucundaki komodin ve dolabı da yere indirince kendi boyuna göre iki eşya daha çıktı bize...Yatağın tek tarafına kenarlık takmak gerekince ikeaya gitmek de farz oldu...



Daha önce ikeadan aldığımız masayı ekleyip birkaç düzenleme yapmıştım odasında oyuncaklar için,birkaç raf ve oyuncak dolabı ekledik bu sefer de..Fikirler Ohdeedoh Milli Temsilcimiz (bugün de müşerref olup pek sevdiğim) Huysuz'dan tabii ki..




Ece'ye anlattım sen büyüdün artk diye babasının parmaklıkları çıkarmasını seyrederken..Bir haftadır ben büyüdüm diye geziyo ve çokça da koz olarak kullanıyo bunu şimdilerde..Ne alakaysa çorapsız gezmesinin gerekçesi de büyümüş olmasıymış..Popodaki beze laf yok tabi..Neyse diyecektim ki o çabuk alıştı ve hiç düşme vakası yaşamadık şimdilik ama benim alışmam pek kolay olmadı bu yatağından kalkıp gelip başıma dikilmelerine...Hortlak görmüş gibi yataktan fırladım üçüncü gece..Başıma gelip 'anne kalkkk' diye bağırıyor gece gece ve gelirken uykusu da iyice açılmış olduğu için oyun diye tutturuyor,beni kaldıramazsa babasına,ordan da ümit çıkmazsa babannesinin odasına gidiyor oynamak için..BU vakalar olurken saat sabaha karşı 4-5 civarı falan bu arada..Bunu bir alışkamlık haline getirmemesini ümit ediyoruz maaile şimdilik..

Bugün Montessori seminerine katıldık,çok da güzel geçti,tuttuğum karmakarışık notları okuyabilir ve düzenleyebilirsem yazacağım yarın (umarım)...Kuzucuk uyurken uyuyayım şimdi,nasılsa birkaç saate kalmaz uyanır,ben de onu koynuma alır kucuş kucuş da uyurum bir güzel..Miss...

7 Kasım 2008 Cuma

Değişmeler...Gelişmeler....

Yok ek gıdalar konusunda değişen Ece değil benim..Ece'de de azıcık birazcık ilerleme var aslında ama ben biraz daha ilk paniği atlatmış daha soğukkanlı durumdayım...(Bunda yorumlarıyla destek veren siz blog dostlarımın da katkısı var tabi...Üşenmeyip uzun uzun yorumlar yazan destek veren herkese çok teşekkürler...Takdir edersiniz zamansızlıktan herkese cevap yazamıyorum tek tek onun yerine sayfalarınızı ziyaret ediyorum..Affoluna..)Ya aslında ilk başlarda böyle tadımlık olacağını, altı ay sadece emmiş bir bebeğin hemen hapur hapur yemeyeceğini ve şimdilik asıl besinin anne sütü olduğunu biliyorum ama özellikle 'sen geç kalmışsın başlamakta, bu çocuk artık alışmaz' lafları beni panikletti birazcık..Dediğim gibi paniği atlattım daha sakinim bir kaşık da yese kar diyip kaldırıyorum masadan..Israr yok..

Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...

Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..


İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..

Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...

3 Kasım 2008 Pazartesi

Emzirmenin gözünü seveyim ben..

Dedim.. Diyorum 21 Ekim 2008'den beri..Ek gıdalar denilen tantanaya başladığımızdan beri..

Oysa....

Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...

1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)

2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)

3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)

4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..





Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...

Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...

Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..

Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???

20 Eylül 2008 Cumartesi

 
Posted by Picasa


Alsak mı almasak mı kullanırmıyız kullanmazmıyız sağlıklı mı değilmi napsak netsek derken Ece hanımın dördüncü ayı biterken bir kangurusu oldu:) Gerçi dokuz kiloya kadar kullanılabiliyomuş bizim tombul kuş da bu kiloya çok uzak değil şimdi ama olsun hevesimiz kalmasın dedik...Daha doğrusu son gittiğimiz Viaport gezisinde Ecem sivridötlüm gene pusette durmak istemeyince ve babasnın kollarını felç etme durumuna getirinceye kadar kucakta dolaşınca artık babası tutamadı kendini...Hemen oracıktaki bi bebe mağazasından alıp takıverdi kanguruyu..Önce pek garipsedi Ece bu kanguru işini...Şaşkın şaşın baktı biraz...Sona sevmiş olacak ki gıkını çıkarmadı ve hatta orda uyudu arabasına koyduk sonra...Şimdi gezerkenki halimiz komik..Ben puseti taşıyorum (her ihtimale kaşı yanımızda taşıyoz) babası kanguruyla Ece'yi..Zaten yeterince kalabalıktı alet edevat...Puset,kanguru,otokotuğu, malzeme çantası(içinde yazlık kışlık ikişer takım kıyafetten gaz damlasına ateşölçerden hiç kullanmadığı emziğine dair herşeyin bulunduğu),bi penye bi polar battaniye ve biz hep berabercek çıkıyoz gezmeye..Napalım herşey Ece için:) (Çaktrmayalım aslında tüm bu işkence bebeli belçikli tıçımızı kırıp eve oturamadığız için) Babası işten gelince evin önünde gezdiriyo azcık ben de işme bakıyorum birazcık...

Bu aralar biraz kafam dumanlı gibi...Bizim hanımın gece uykuları da sapıttı çünkü...Aslında ikinci aydan beri 22:30'da başlayan ve 7:30'a kadar süren düzenli bir gece uykumuz vardı..Fakat babanne anneanne otel arasıda gezerken bozuldu...Bunda özelikle beşik bulamadığız bu mekanlarda Ece'yi yanımda yatırmam ve yatarak emzirmem etkili oldu..Şimdi beşiğinde uyumak istemiyo hanım...İlla yanımda yatmak ve yatarak emmek ve tüm gece öylece kalmak istiyo..Yanıma alıyorum mecburen ama sabahı sabah ediyorum...Uyku ve uyanıklık arasına geziniyorum resmen...Sabaha uyuşmuş kol ve kasılmış bacaklar da cabası...Olsun napalım sağık olsun...

Bu arada bu hafta kendime ösgüvenmin gelmesi açısından doğumdan itibaren en bi güsel hafta dostlar...Pek mutluyum sormayın hiçbişey bozamıyo neşemi..Efendim ben şu beş ay önce doğum yapmış zat-ı muhterem 34 beden eliselerime sığabiliyoum artık:P ...Doğumdan hemen sonra eve gelip koştur koştur hangi bi salaklıkla olacağını düşünerek denediğim ve fakat iki omuzumdan dahi aşağı indiremediğim, o sinirle fırlatıverdiğim elbiselerimi denedim geçen gece...Eskiye göre biraz zorlayarak da olsa :) girdim içlerine..Eşim bayağı bi güldü 'bak giyme onu çıkamıycasın şimdi içinden valla yardım istersen makasla keser çıkarırım seni içlerinden' diye..Csaretimi kıramadı ama...Denedim ve giydim sonra da karşısına geçip iki göbek attırıverdim keyifle...Sinir oldu sinir...Çünkü eski kiloma dönmemi istemiyo kendisi...Neyse efedim mutluyum bugünlerde...Allah bozmaya...

Ece hanım Haftaya Salı Ankara yolcusu gene...Bayrama ailelerin yanına gidiyoruz...Bayramdan sonra Ece'yle iki hafta daha kalcam annemde...Babamızın pek hoşuna gitmese de bu durum biz iyi olalım diye onayladı...Velhasılı br süre daha Ankaralı olcek Ece hanım...

Şimdilik kalın sağlıcakla o zaman..

8 Eylül 2008 Pazartesi

Tanıştırayım..




Efendim kendisi hanımkızımızı beş dakikadan fazla oyalamayı başrabilmiş ilk oyuncak:)Kendsini bu sebepten takdir ediyoruz..Bebeciğimin elinden onca oyuncak geldi geçti ahancık da bu kıçıkırık ördek yavrusunu arkadaş edindi..Tabi ördek deyip geçmiyoruz pek fonksiyonlu bişi kendileri..Şöyle ki çıkı çıkı ses çıkarmak suretiyle benim sabi sübyanımın pek ilgisini çekiyo..Sonra bu ağız kısmı meme yerine konuyo culuk culuk emiliyo,üçgen kısım dişlik yerine damak kaşıyo falan filan...Ve fakat sonuç ne oluyo diye sorarsanız gene kavgayla bitiyo bu iki arkadaşın oyunları...Gene sinirden elleri kolları tireyen ve sesi çıkmayarak ama kıpkırmızı olarak ağlayan Ece ve evet kızım kendi kendine oyalanıyo işime koyulayım derken hayal kırıklığına uğramış Esra..


Bu sorunu nasıl çözücez bilmiyorum ciddi bir problem halini aldı Ece'nin bu oyucaklarla kavgası..Ya hiçbir oyuncağı tınlamıyo bizim ki..Hevesleniyoruz değişik şeyler alıyoruz eline veriyoruz tınnnn..Tıpkı şu oyun halısında ve başucuna konan oyun barında olduğu gibi..Ortadaki oyuncaklarla oynayacağı yere kenar sapını ağzına almaya çalışıyo yavru..Ya umursamıyo ya da ağzıma alayım derken sinirlenip ağlamaya başlıyo..Ne zamana kadar böyle olcak ne zaman oyuncaklarla oyalanıp bana fırsat tanıyacak merak ediyorum..




Orda burda gezerken hepten kucakkuşu mu oldu yoksa biz buldumcuk olup ilgi kumkuması mı yaptık çocuğu bilmiyorum hep oynamak konuşmak istiyo..Kendisine arkamızı dönmeyeceğiz hiç..Kendisinin uyandığını görmüş ve beşiğinden almamışsak o dudak hemen büzülüyo ve ağlama başlıyo..Çoook şımarttık çok...

Geçen hafta karma aşısı için buradaki sağlık ocağına götürdük Ece'yi..Doktorumuz Ankarada olduğu için ve bu ayki kontrol zamanı İst.da olduğumuz için orada boyuna kilosuna baktırdım..Dördüncü ay itibariyle 7200gr ve 66.5 cm olmuş Ece..(maşallah) Bakımlı bebekler grubuna giriyomuş o nasıl oluyosa..Sağlıkocağına girer girmez sağa sola gülücük dağıtmaya başladı gene..Tüm hemşireleri başına topladı..Bu ne kadar mutlu bi bebek dedi hemşireler mutlu kız koydular adını..Nazar değcek de bidaha gülmiycek diye korktum:) Elinde iğne olan hemşireye bile ve hatta iğneyi baldırına yerken bile gülüyodu safım..Tabi ilacı yiyince ağladı azıcık:( Sabahları çok mutlu oluyo özellikle...Keyfi yerindeyse sesli kahkahalar da atıyo ama çok nadir...Hep öyle sesli gülsün istiyorum bayılıyorum kahkahalarına...

David üçe ilave olarak ferro sanol'a başladık bu ay..Günde yedi damla vercekmişiz..Fakat ağzına verilen yedi damlanın dört damlasını dışarı çıkardı Ece..Resmen iğreniyo bu demir damlasından...Çok iğrenince bi de ben bakayım tadına dedim..Hakkaten iğrençti sanki bildiğiniz Allah'ın demirini yalarmış gibi oldum..Bi de melen bişey ki çıkmıyo lekesi..Bulaştığı yerde koyulaşıp kalıyo öylece..Bikaç kıyafeti gümlettik bile...

Bu arada okullar açıldı bugün...Bense okullar açıkken evde olmanın keyfini çıkardım..Okulun ilk günü çok stresli olur genelde öğretmenler için..Programlar nasıl oldu hangi sınıflar bana verildi boş günüm var mı nöbet günüm ne zaman vs vs...Ben bugün hiçbirini düşünmedim...Pek rahattım evde...Bakalım özleyecekmiyim çalışma hayatını..Bakalım Ece'yle başbaşa nasıl geçecek günler...Söylemiştim şimdiye kadar Ece'yle sadece üç hafta başbaşa kaldık...Onun dşında genelde annemleydim..Şimdi annem gitti Ankaraya yine..Ece'yle kaldık başbaşa...Umrım evine adapte olması ve uykularının bir düzen bulması için iyi bir fırsat olur..

Kalın sağlıcakla...

22 Nisan 2008 Salı

ECE BEBEĞİN İKİNCİ YUVASI...

 
Posted by Picasa


Bi nohut kadardın annenin rahmine ilk yerleştiğinde..Sonra kese oldun, pıt pıt atan minik bir kalp oldun..İçimde vücut buldun..Önce kıpırdayan oldun, duyan oldun, hisseden oldun, gören oldun sonra..İlk yuvanda minik bir insan oldun...Sen büyürken orda biz de dışarda dört gözle bekledik seni..Hazırlandık gelişine özenle..Her anne baba gibi herşeyin en güzeli senin olsun istedik..

Beyaz olsun dedik ikinci yuvası.Beyaz olsun ki hayatı da tertemiz, berrak, saf olsun..Pembeler de bol olsun içinde..Ömrüne bayram şekerleri gibi güzellik katsın neşe katsın hani..Ama yeşillerden lilalardan mahrum kalmasın ,tüm güzellikler birarada olsun odasındaki gibi..En çok kalpler olsun dedik yuvasında..Çokça sevsin çokca sevilsin hayatında diye..Renk renk çiçekler sonra..Ne kadar çetin geçerse geçsin kışları, her baharda açsın ömründe rengarenk çiçeklerden..Kokladıkça onları yeniden bağlansın hayata tüm zorluklarına rağmen..Bi de klebekler olsun isedik..Kısacık ömrüne dünyanın tüm güzelliklerini sığdıran o kelebeler gibi kıymetini bilsin zamanının hayatının..Boşa harcamasın ziyan etmesin ömrünü..Her güzellikten önce tabii ki dua ettik hep sağlığı sıhhati yerinde olsun diye..

En tatlı heyecanlarla hazırlıklarını tamamlarken yalnız kalmadık tabi..Öncelikle heves edip alamzsak üzülürüz diye bu odayı Ece'mize alan, hamileliğimi başından beri de hep yanımda olmaya çalışan anneme,kendi kızında bile yapamadığı kadar uğraşıp çarşı pazar bizimle dolaşan, temizlikten yerleştirmeye herşeyimize koşturan ve odamızın tekstillerini hedİye eden ablama,haftasonlarının o çekilmez trafiklerinde sırf isteklerimizi karşılayablmek için bizi hiç hoşlanmadıkarı halde o çarşı senin bu AVM benim gezdiren enişte beyle kocacığımıza teşekkür ediyoruz...Allah onlardan razı olsun..Herşeyi de gönüllerine göre versin inşallah..

................

Dünkü NST ve doktor kontrolümüzde sancı çıkınca doktor Perşmebe günü de alabilirim bebeği dedi..Ben kendimi haftaya Pazartesi'ye alıştırmıştım..Epeyce tutuştum tabi..NST'ye bağlanıp bağlanıp da sancı çıkmayınca bir rahattım ki sanki 38+1'de değilmişim gibi...Gerçi hazırlıklarımız tamam bugünde hastane çantasını hazır edicem inşallah ama yine de tırstım hemen iki gün sonrası diye..Herbişey hazır da ben hazır değilim heralde...Gerçi hazır olunuyo mu bilmiyorum anneliğe..Bebiş 3.300 gr civarında gelişimini tamamlamış dedi..Maşallah senden beklenmiycek kiloda dedi..(Tabi ilk hallerimi hatırlayaraktan diyo bunu herlade..O çıtıpıtpı minyonkadını:(( )Ben de 61 kilo olarak kendimi aşmışım bu arada..

Belki bundan sonraki yazı bir anne yazısı da olabilir yani..Perşembe günü doğuma gider gibi gitçez biz.. Perşembe doğum olmaz da Pazartesi'ye kalırsa aynı heyecanı iki defa yaşıycam yani ben..Öff belirsizlikten nefret ederim ama herşeyim de son ana kadar muallak olur nedense...Neyse sağlıklı sıhhatli kucağımıza alalım da Ece kızımızı gerisi önemli değil artık...

Şimdilik herkeslerden dua bekliyorum..Kalın sağlıcakla..

15 Nisan 2008 Salı

Hazrlıklar tam gaz...

 
Posted by Picasa


Bunlar da benimkiler..Artık bir anne-bebek blog geleneği haline dönüşen bebek şekeri olayına ben de dahil olayım dedim:) Geçen haftasonu gitmiştik Eminönü'ne..Ablamlarla buluştuk önce Gülhane Parkında..Kahvaltımızı yaptık biraz teyzoşu oynattık sonra onu iki bacanağa teslim edip biz daldık Tahtakale'ye...Geçen gidişimizde hava kapalı olduğu için sakin sayılırdı ama bu sefer mahşeri bir kalabalık..Ben sandım ki bedava bişiy filan dağıtıyolar..Böyle insanlarla resmen kucak kucağa yürüdük yani..Hani dükkana varana kadar kaç kişiyi öpmüşümdür bilemiyorum artık..Neyse zar zor vardığımız dükkanda bi de herşeyi beğenip de karar vermede zorlanınca epeyce uzadı gene iş...Sonunda ikiye indirdik iki çeşit şeker yaptık böyle..Ordaki süslenmiş sepetler de çok abartı gelince gözüme azcık farklı olsun diye bebek arabası şeklindeki sepeti alıp içine yerleştirdim şekerleri...Yalnız kesesi biblosu tüyü kılı bi de şekerleri ekleyince üstüne bunlar hazırların parasını buldular yahu...Hani ben düşünüyodum ki insanlar ekonomik olsun diye böyle uğraşıyolar ama pek ekonomik olmadı benimkler..Hayır yoksa bu kısmı ben mi uydurduydum acep..Yani kendi emeğimiz olsun diye mi kendimiz hazırladık bebek şekerlerini...Yoksa ben ekonomi yapçam diye kazıklandım mı her zamanki gibi...Amaan neyse işte gerçekten de yapması çok zevkli oldu ama ortaya çıkan şey de güzel olunca değdi yorgunluğa....

Bebekli yemekşenliği Hülyamızın (kendisine teşekkür ettim burdan bidaha) fikri ve yardımlarıyla çikolata hazırlıycaktım bi de...Ama bunun için ambalajlı madlen gerekiyo ki pek çok yerde bulamadım..Bağdat caddesindeki Mabel'e gitmem gerekiyo..Şayet doğurmadan gidebiirsem babamızın hazırladığı bu çıktılar da bebek çikolatası olarak kullanılcak inşallah...




Yalnız doğum odası süsleri hakketen diğer lüküs mağazalarla karşılaştılamayacak kadar ucuzmuş...Ağzım açık kaldı yani..Dedim insanlar ne para kırıyolar bu işten...Resmen Eminönünden alınan o malzemeler (ki tıpatıp aynıları) abartısız 7-8 katı fiyata satılıyor bu lüküs mağazalarda..Bi de bi kapı süsü aldım ama eşimin arkadaşları da bitane hediye etiler şimdi iki tane kapı süsü oldu pek kısmetli kızımızın:)...Bi de yine fotoğraftaki bebek günlüğü hediye geldi nasıl doldurulacağını bilemediğim...Zira o kadar ayrıntı ki kendisi ilk agulaması ilk tepkisi hoşlandığı ilk oyuncak ilk kıkırdaması fikirdemesi derken çocuğa bakmayı bırakıp elinde kalem bunu dolduracaksın oturup..Anca yani..Neyse hatırladığımz kadarıyla yazarız artık...

Bu arada artık iki haftam kaldı doğuma..Hızla yapılacaklar listesini bitirmeye çalışıyoruz..Ben son ay öyle bir elim diğerinin üstünde oturup beklemiyim diye biraz ağrdan almıştım ama bu seferde yetiştiremiycem yapılacakları diye tutuştum biraz...Saolsun annemle ablam hızır gibi yetiştiler...Geçen Perşembe bebişin kıyafetlerini yıkadım...Cuma günü ütüyle geçti.Annem burdaydı ama kendim başlayıp baktım zevkli de gidince kendim bitirdim...İlk ütü zevkli geldi böyle koklaya koklaya yapmak ama sonra sinir bozucu olabilir diye düşünüyorum mini mini insanın eline zor gelen şeyler ütülemek..

Cumartesi temizlik başladı sonra...Camlar silindi perdeler yıkandı dip köşe süpürüldü silindi dolaplar düzenlendi ne var ne yok atıldı makineye yıkandı..üçbuçuk kişilik ekiple (ablam,annem,yardımcı aldığımız Emine hanım ve yarım insan ben) üç günde kırklandı ev...Misler gibi oldu...Ama uzun sürmiycek biiyorum maalesef temizlemesi çok zor kirletmesi pek kolay oluyo...

Hastane valizi hazırlama işi var yapılacaklar arasında...Niyeyse elim gitmiyo sanki hazırlayınca o gece sancım tutçakmış da doğurcakmışım gibi hssediyorum..Gerçi arık 37+2'deyiz..Yani doğursak da sorun yaşamayız inşallah ama vaktinden önce gelmesin istiyorum şöyle en azından bikaç güncük de boş oturup bebişin gelişine hazırlayayım kendimi..Zira doğumdan sonrası heyecanlandırdığı kadar korkutuyor da beni..Lohusa depresyonlarına girmekten korkuyorum mesela, iyi bir anne olamamaktan, bebişe bakamamaktan, daha erkenmiş eski günlerimi bana geri verin demekten...Bu korkuları atmam için bikaç gün de sakin kalmam lazım...

Bu günlerde Sezen Aksu'nun bi şarkısı dolandı dilime..Aman bi duygulanıyorum bu şarkıyı dinlerken böyle gözlerim doluyo..Hani bıraksalar hüngür hüngür ağlıycam yani..
'A nenni nenni kınalı kuzum büyüdün de adam mı oldun..
Yanağı pembem, dudağı kirazım, gözü okyanusum iyi ki doğdun'

Hayır yeni mi çıktı bu şarkı yoksa yıllardır vardı da ben yeni mi dikkat ettim hani algıda seçcilik mi etkili oldu...Ayy zeklerim değişiyo arık heralde aşk şarkılarından böyle anne şakılarına mı geçmeye başlıyorum ne..Yarın öbürgün Küçük Emrah acıların çocuğu filmlerine falan takılcam heralde oraya doğru gidiyo bu iş...

Kalın sağlıcakla...

3 Nisan 2008 Perşembe

Nisan gelmiş hoşgelmiş..

36. haftayı da devirmeye çalışırken artık (inşallah) kızımızın geleceği Nisan ayına da girmiş bulunuyoruz..Muhtemel doğum 28 Nisan olarak söylendiğine göre 25'den gerisayım başladı....Yani inşallah öyledir..Bahar gelmiş deyip kendini dışarlara atma sakın kızım daha annenin yapacak çok işi var..

Ece Hanımın odası geldi geçen hafta..Ama henüz mobilyaların yeri konusunda kararsızım..Yer bolluğundan değil maalesef yer darlığından..Odamız küçük olduğu için mobilyaları koyunca hareket etçek yer kalmıyo biraz..Bugün adamlar tekrar gelicek bazı eksikler için artık son şeklini vermem lazım..Bu arada tekstillerimizi de aldık Sezin Hanımdan..Ellerine emeğine sağlık çok cici olmuşlar.Hepsi çok içime sindi..İnşallah mobilya kokusu çıkıp temizlik yapılınca keyifle yereştiricem eşyalarını:)

 
Posted by Picasa


Bi süredir bu kanguru meselesine takılmış durumdayız kocişle..Geçenlerde İkea'da gezerken böyle gencecik, biri güsel öteki yakışıklı ve mini bebişli bir çiftte gördüm ösedim..(Bu arada kızın hiç yeni doğum yapmış bi hali yoktu annesi değilmiydi acep yoksa şu hamileliği 5-6 kiloyla tamamlayıp doğum sonrası da çubuk gibi salınan uzaydan gelmiş olabileceklerini düşündüğüm cinslerdenmiydi bilemiyorum)Çocuk daha 2,5-3 aylık oh misler gibi duruyodu kanguruda bizim çiftler de elele alışveriş yapıyolardı..Zaten aklımdaydı 9 ay biz taşıdık 9 ay da kocamız taşısın karnında diye düşünüyodum ama sakıncalı mıdır diye de şüphe ediyorum..Sanki çocuk asılmış gibi duruyor ya acaba çocuğun anotomik yapısını bozar mı bunları kullanmak..Zaten 2 aydan sonra ve günde yarım saatten daha az süreyle kullanılması gerktiğini biliyorum ama eğer kullanışsızsa para vermek de istemiyorum...Zira bunarın kaliteli olanları bazı pusetlerle aynı fiyatta:)Kullanan varsa ya da bilgisi olan yorumlarını bekliyorum bi zaamet...

Bu arada bugün ablamın uyarısıyla nette araştırma yaptığım PARABEN maddesi ile ilgli bir yazı buldum eğer o da ne ki diyosanız buyrun:

PARABEN ALARMI..ÇOCUĞUNUZUN VE SİZİN KULLANDIĞINIZ KOZMETİK ÜRÜNLERDE PARABEN MADDESİ VAR!!
Bebek ve yetişkinler için üretilmiş kozmetik ürünlerinde kullanılan Paraben adlı madde, ürünün güvenirliğini sürdürmesi ve uzun süre korunması içindir. Genellikle diğer koruyuculara göre çok daha ucuza mal edilebildiği için çoğu firma tarafından tercih edilen bu maddenin kanserojen olduğu çoğu labarotuar çalışmasıyla da ispatlanmıştır. Parabenler isim olarak kolaylıkla tanınmaktadır, methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben gibi çeşitleri bulunur.

Bu yil içinde yakin zamanda medyada yer alan, Ingiliz arastirmacilarin raporuna göre meme tümörlerinin örneklerinin içinde paraben oldugu saptanmistir.

Bundan dolayi, inandiricilik adina arastirmacilardan, Edinburgh’da üniversitede okuyan onkoloji uzmani Philippa Darbe yeni bir çalisma yapmistir. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde Paraben tespit etmistir. Bu da göstermektedir ki, onlar cildimize yaptigimiz bazi uygulamalardan kaynaklanmaktadir. En olasi aday mevcut deodorantlar, antiperspirantlar, kremler ve vücut sprayleridir. Paraben adı verilen bu madde hormonal etkileri arttırmakadır. Bu nedenle de özellikle östrojen hormonunun vücutta aşırı artımıyla ortaya çıkan meme kanserinin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.Göğüs dokusundaki yoğun yağ oranı vüuttaki toksik maddelerin burada toplanmasına ve göğüs kanserinin en yaygın kanser çeşidi olmasına sebep olmaktadır..

Bu çalışmayı yapanlar bu maddenin piyasadan kaldırılması için uyarıda bulunmuşlardır.



Bu yazıyı okur okumaz önce bebiş için aldığım ürünlere baktım..Benim aldğım markanın (şimdi marka ismi vermiyim başıma bela olmasın dava neyim açarlar gerçi adamlar oturup benim bloğu takip ediyolardır eminim emme olsun tedbiri elden bırakmayalım) tüm ürülerinde var maalesef:( Şampuandır, kremdir, bebe yağıdır, poposildir hepsinin içindekiler kısmında hem de bikaç tanesinin adı birden geçiyor..Kendim kullandığım şampuan duş jeli ve kremlerin bazılarında da çıktı maalesef..

Bu bebe ürünlerini Ankaradaki e-bebek'ten aldıydım değişim zamanı da geçmiştir..Aslında alırken epey terddüt ettim ama heralde aralarında pek de bir fark yoktur diyip şekilleri daha cicili bicili olan (ayıcıklı şampuan, ayıcıklı sabunluklu falan anladınız siz onu) markayı aldım..Artık bunların içindekilerle halı ve perdeleri yıkayıp kutularını da dekoratif amaçlı kullancaz napalım:(Sebamed ve Mustela markalarında bulunmuyomuş yeni alıcaklara duyurulur..

İşin kötüsü Paraben pek çok gıda maddesinde de koruyucu olarak kullanılıyor..Bazı çikolatalarda bile var mesela...Ya ben ne yiycez ne içicez ne sürücez şaşırdım artık hayatımızda var olan herşey kanser yapıyor..Yarın bu insanlnlar çıkıp nefes almak kansere neden oluyor diycekler napçaz o zaman hep beraber nefesimizi mi tutçaz..Allah sonumzu hayretsin..

Kalın sağlıcakla...

5 Mart 2008 Çarşamba

Hoşgelin Sağlığım, Güle Güle Hastalık:)))

31. haftamıza çok şükür ki sağlığımıza da kavuşmuş olarak başladık...Gerçi dişetlerim hala eskisi kadar performanslı yememe engel osa da ben bu halime çok şükür diyorum..Allah kimseyi sağlığından ve ağız tadından mahrum etmesin inşallah..Hele de böyle bir dönemde..En çok da bebişi kötü etkileyecek diye korktum ama çok şükür fazla uzamadan bitti de içim ferahladı birazcık..

Uzuuuun bir hafta boyunca karpuz misali yatıp durduktan sonra iyi hissettiğimiz ilk gün gene saldık dışarlara kendimzi....Malum insan evde olunca sanki daha bir hasta gibi hissediyo kendini....Mayıştıkça mayışası geliyo...Haftsonu ablamla Eminönü'ne gittik.Ne zamandır planladığım şu bebek şekerlerinin malzemelerini alıyım diye...İki saat gezip gördüğümüz her cici şeye saldırdıktan sonra neyi alsak neresine ne taksak neyle bağlasak derken karasız kalıp hiçbişey almadan döndük:) Yani o kadar çok alternatif vardı ve hepsi de o kadar güzeldi ki hemen alıp da sonra pişman olmak istemedim..Bi kere daha gitçez artık mecburen..Yalnız o kapı süslerinin sepetlerin altın yastıklarının filan fiyatarı dudaklarımı uçulattı hakkaten..Yani ben blogçulardan öğrenmesem abartısız beş katı para verip alıcaktım hepsini...Hem beğendiklerimin aynılarını gördüm oralarda..İşte insan biraz araştırıp almayınca kolayca düdükenebiliyor demek ki...


Ertesi gün de gene ablamlarla Kadir Has Çocuk dünyasına gittik..Alınacak ufak tefek eksikler kalmıştı..Kuzucuğa nihayet bir alt açma minderi bulabildim..Şimdiye kadar batıklarım ya çok sıradan ve sade ya da çok allı tüllü abartılı şeylerdi..Orda bulunca kaçırmadım...Bi de yumoş bi battaniye aldım gene bebiş için..Fiyatları da gayet makul geldi..Güle güle kulansın kızımız...






Bu sepetide malzeme sepeti olarak kullanırım diye almıştım..Bezi ıslak mendili pişik kremi falan elimin altında olsun diye sepete koyarım dedim...Önündeki kalpli inekcik de çok hoşuma gitti odasına koyarım diye düşündüm...Hırkamızla yeleğimiz de anneannemizden gene..





Bu arada bebek odsı için tekstil işini de hallettim nihayet..Dün Kadköy'e gittik Sezin Hanımın atölyesine..Daha önce de yazmıştım eski Piccolino mağazalarıın sahibi artık sadece tekstil üretiyorlar ama gerçekten çok titiz ve özenli çalışıyor tüm ayrıntıları müşterilerinin zevklerine göre ayarlayabiliyor..(İsteyenler için de adresini verebilirim...Huysuzun bloğunda da vardı gerçi...Tekstil almadan önce muhakkak bakılması gereken bi yer) İçinde çiçek kelebek ve kalp figürlerinin olduğu cıvıl cıvıl bi model çizdi bize..Yatak örtüleri, alt açması, cibinliği, perdesi ve kirli çamaşır torbası olucak takımın içinde..Bakalım nasıl bişeyler çıkıcak ortaya..Merakla bekliyoruz..


Vee son olarak bu haftadan itibaren tüm anne adaylarının çok sık gördüğü o meşhur doğum rüyalarımız da artmış bulunuyor efendim...Aman ne saçmalıklar görüyorum ne değişik rüyalar..Çeşit çeşit doğum şekilleri yani tabi ancak rüyalarda olcak cinslerden...Ama bu gece gördüğüm gerçekten korkuttu beni...Kalktığımda gerçekten ağlamıştım...Rüyamız şöyle: Ben doğum yapmışım ama doğum olayı ilginç evden çıkıyorum hastaneye gidiyorum bebişim orda hazır paketlenmiş vaziyette..Vezne gibi bi yerden alıyorum paketimi ve getiriyorum eve...Ailecek merak içinde inceliyoruz bebeği..Bebek o kadar güzel ki maşallah..Böyle yemyeşil gözler,siyah saç ve bembeyaz bir teni var..Hayran kalıyorum kendi bebeğime...Ama battaniyeyi bi açıyorum ki ayak kemiğinde bir yamukluk var böyle ayağı yamuk duruyor bebeğin ve üzerinde bi not var şu tarihte ameliyat edilecek diye...Ama diyorum ben ayrıntılı ultrasona girdim hiçbir sorun yoktu o zaman ayak kemiklerinde filan nerden çıktı bu şimdi..Salya sümük alıyorum tabi..Keşke diyorum çirkince bi kız olsaydı ama eli ayağı düzgün olsaydı...Ağlarken ağlarken uyanıverdim...Rüya olduğunu anlayınca da bir rahatlama tabi...Çok şükür dedim bi kez daha dua ettim sağlığı sıhhati yerinde olsun diye...Sanki gerçekten o acıyı yaşamış gibi oldum böyle canımdan can koptu...Allah kimseye yaşatmasın gerçeğini de herkesin yavrusuna sağlık versin..


31. haftamız da bööyle rüyalarla geçip gitmekte ve artık şafak yaklaşmakta hızla...Bakalım gelen günler neler getirecek...Önce sağlık getirsin diyorm tabi...Gerisi kolay...


Kalın sağlıcakla....












29 Şubat 2008 Cuma

Doğuma 10 Kala....

Maalesef ki 30. haftamıza fena halde hasta olarak başlamış bulunuyoruz efendim…Tam da ‘oh be bu kışı hastalıksız atlattık çok şükür’ derken biraz erken paçaları sıvadığımızı görmüş olduk…

Malum İstanbul’da bir haftadır bi bahar havasıdır gidiyor..Biz de haftasonu maaile toplanmış olaraktan bi sahil gezisi yapalım dedik..Ama biz hazırlanıp da evden çıkasıya kadar o güzelim güneş gitmiş ve yerini esintili bir soğuğa bırakmış oldu…Ama biz yine de bir sure gezelim dedik..İşte o gün şifayı kaptık…Pazartesi günü bi halsizlikle kalktım ama çok da umursamadım..Salı günü ateşim çıkmaya başladı..Bu arada baktım evde kendime bakacak halim yok kendimi şu anda ablamda (Avrupa yakasında) kalan anneciğin yanına attım..Salı gecesi ateşim çıktı ama alınca Parol’u biraz topladım..İnatla antibiyotik kullanmıyım diye doktora gitmiycektim ama baktım ateş düşçek gibi değil mecbur attık kendimizi hastaneye..Ve tam tahmin ettiğim gibi antibiyotiksiz geçmez dedi..Hamilelrinde kullanabildiği bi antibiyotik verdi..Pek içime sinmese de kullanıyorum…

Bi de ateşten midir nedendir bilmiyorum ama dişetlerim de beyaz yaralar çıktı ki yemek yemek eziyete dönüştü bu yaralarla…Dişsiz nineler gibi sadece süt ve su içebiliyor bi de ılık çorba yiyebiliyorum…Resmen yemek yerken hüngür hüngür ağlayasım geliyo yani o derece berbat yanıyor ağzım…Gargara kullanıyoruz ona da ama bi faydasını göremedik dahaL


Bu hastalık olayı bize iki yönden ders olmuş oluyor efendim..

1. Sen sağlıkta afiyette olduğuna şükretmeyip de aynalara bakıp bakıp ‘ay oram çıktı buram şişti yarım dünya gibi oldum bu iştahla gidersem yakında yuvarlancam’ diyip diyip durursan, tartıya her çıktığında Allah’ım nolur fazla çıkmasın kilom diye dua edersen böyle yemeden içmeden kesilir 4 günde 2 kilo verir oturur ağlarsın haline :(

2. Henüz doğumöncesi iznine 10 gün varken ‘artık öğrenci görmek istemiyorum okula gitmek istemiyorum psikolocim bozuk’ ayaklarına yatıp doktordan yok yere rapor alırsan Allah da seni böyle yatak döşşek yatırır sağlığım yerinde olsaydı da okula gitseydim diye düşündürür...


Neyse efendim böyle hastalıkla geçip dururken günler azcık da bebek hazırlıklarını tamamlıyoruz…Haftasonu henüz sağlıklı bir bayanken ben, annem ve kocişle gidip mobilya işini hallettik nihayet..Mart sonu gibi teslim etçeklermiş..Bu arada yaklaşık 3-4 aydır bi mobilya arayışı içinde olduğumuzdan dolayı bütün modellerden bi tiksinti gelmek üzere bana…Kız bebek mobilyası diyince ilk gösterilen perikızı modeli mesela…Her mağazada bulunuyo bundan…Bi de hem kız hem erkeğe kuzu modeli..Göre gore sıkıldım yani ve anladım ki bişey alırken öyle suyunu öıkaracak şekilde de gezmemek gerekiyor…

Bu arada tekstiller için de Kadıköy’de bir atölyeyle görüştüm..Huysuz’un bloğunu takip edenler bilir Sezin Hanımla..Gerçekten hem kendisi çok tatlı hem de yaptığı işler..Bikaç model beğendik bir ara gidip kesinleştiricez bakalım..

Şimdilik bizden haberler böyle…Günün yüzde seksenini uyuyarak geçiriyorum maalesef..Ve gözler gene kaymaya başladı..Bu hafta da böyle olsun bakalım..Allah kimseyi sağlığından mahrum bırakmasın…
Sağlıcakla ve afiyetle kalın..

18 Şubat 2008 Pazartesi

İSTANBUL KARLAR ALTINDA...


Günlerdir ha geldi ha gelecek derken beklenen karlar geldi..Tabi ben kendi adıma çok memnunum okullar tatil olduğu için ama bu karda dışarıya çıkmak zorunda olanlara Allah yardım etsin efendim.İşte öğretmen olmanın en güzel taraflarından biri..İlk bize tatil oluyor kışın soğuğunda yazın sıcağında işe gitmek zorunda kalmıyoruz hehehe...Ya işte hem yan gelip yatıyoruz yılın yarısında hem de kucak dolusu(!) para alıyoruz böyle beleş bi iş..Demiyorum tabi diyenlere de sinir oluyorum evet çalışma saatleri açısından güzel gibi gözüküyor ama bu mesleği hakkıyla yapan insanlara haksızlık ediliyor bu sözlerle.Çünkü gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri insanı eğitmek..Hele de öğrenmeye niyeti dahi olmayan sadece evden uzaklaştırılmak ve baştan atılmak maksadıyla okula göderilen çocukları eğitmek..O 45 dakikalık bir ders saatini dolu dolu geçirmek niyetiyle giriyorsanız derse işte o zaman çok çaba sarfetmeniz gerekiyor...Yani kimi çalışanların 9'dan 5'e harcadığı enerjiyi gün oluyor iki ders saatinde tüketiyorum... Bu mevzu derin mevzu girersek çıkamayız ama hakkıyla yapılan her mesleğin zor olduğunu düşünüyorum..Helal para kazanmak hiçbir zaman kolay olamaz..


Neyse efendim üç gündür etraf bembeyaz evde perdeler açık...Zira manzara güzel..Haftasonu ablamlar da bizdeydi ki değmeyin keyfime..Tabii ki minik kuşum Aslı'm da geldi..Teyzeciğim doğdu doğalı ilk defa görüyor böyle karı..Şaşkın şaşkın bakıyor dışarıya..Neyse dışarı çıkardık bi on dakika tadını çıkarsın diye ama kardan adamdan bile korktu yavrum ya.. Bu da nerden çıktı der gibi bakıyo kardan adama...Yer onu teyzesi...



Bu arada biz de 28. haftamızı bitirmiş bulunuyoruz artık bebişimiz tam 29 haftalık..O yüzden bu hafta güzel bi hafta..Hani anne adaylarının bir oh çektiği bir hafta diyebiliriz..Yani bu haftadan sonra erken de doğsa(Allah korusun ama) sorunsuz yaşama şansı çok yüksek..Ama tabii ki Allah korusun diyorum inşallah tam zamanında 40haftayı doldurup sağlıklı sıhhatli doğsun bebişim..Bugün doktor kontrolümüz var ama iptal ettirsemmi diye düşünüyorum..Zira arabayı kardan çıkarmak pek mümkün olmayacak gibi..Kociş işe zor gitmiş sabah 15 dakikalık yolu 1 saatte gidebilmiş..Bakalım olmazsa yarına aldırırız...Bu kar devam ederse yarın da tatil gibi gözüküyo bize:))

Bu arada bugünlerde en büyük eğlencemiz çıkarıp çıkarıp bebek eşyalarımıza bakmak...Dün de ablamlarla bi fasıl geçtik..Hurçlara topladık eşyalarını..Bebiş için ilk aldığımız kıyafetlere baktık dün..




Kızımız olacağını öğrenir öğrenmez pembiş ayakkabılarıyla hastane çıkışlarını almıştık kocişle ilk olarak..O yüzden onların ayrı bir yeri var..Böyle özel anıları olan kıyaftlerini saklıycam bebişimin...İleride hatıra olarak kalsın kızıma..Tabi evde tıkıştıracak yer bulabilirsek..Zira hatıra manyağı olarak evi çöp eve döndürcem yakında...




Anne olacak olmak ve onun heyecanını duymak, onu beklemek çok güzel bi duygu tabi ama işin en eğlenceli yanlarındn biri de bu alışveriş meselesi heralde...Herşeyleri o kadar tatlı ki bu bebeklerin..İnsan ararken de alırken de eğleniyor..(Tabi kartlar da isyanlarda biraz)Bu arada bazı konularda eşimizle de fikir ayrılığına düşmüyor değiliz tabi..Hani bizde estetik erkeklerde sağlamlık ön plana çıkıyor ya birazcık..Mesela geçen bebek bakım çantasını alırken oldu..Bizimki bu çantayı pek sağlam buldu..






tamam hakkaten valiz gibi ama bana da fiyatı abartı geldi biraz..Yani altıüstü bebeğin bezini biberonunu kremini koycaksın abartmaya gerek yok dedim..Ama bir istisna daha gerçekleşti ve onun dediği oldu:)Neyse canım olsun o kadarcık..O da babası zira..

Bu arada daha alınacak bisürü şey var kafamda tamam dediklerim ve henüz karar veremedklerim...Mesela Hülya'nn sitesinde gördüğüm dönenceye bayıldım kesin alıcam..Bir anakucağı lazım evde kullanılmak üzere..Titreşimi falan olmasına gerek yok tek aradığım özellik tam yatabilen doğumdan itibaren kullanılabilir olması..Oto koltuğumuzu ablamdan aldık chicco kullanmıştı o..Ama puset konusunda yine kararsızım..Aradığım şey Micra'nın bagajına sığabilecek (yani en küçük olanından)doğumdan itibaren kullanılabilecek ve hafif bişey...Göğüs pompasına karar verdim Medela eektrikli ve pilli alıcam...Bi de en çok kararsız aldığım konu sterilizatör konusu...Alınmalı mı alınmamalı mı? Zira çocuğu bu kadar bakterilerden korumak lazım mı bilemiyorum..Ama şunu da biliyorum ki bebek biberonlarının kesinlikle bulaşık makinesinde yıkanmaması gerekiyor..Çünkü o yüksek buhar biberonun plastiğindeki zararlı bir maddenin çözünerek mamaya ve süte geçmesine neden oluyor..Zira bulaşık deterjanı da kullanmamak gerekiyor biberonlara...E geriye tek seçenek kalıyor galiba o da sterile etmek...Eğer almaya karar verisem Philips'in buharda pişirici+mama ısıtıcı+sterilizatör olanından alıcam..En azından verdiğim paraya değsin...

Bi de soğuk buhar makinesi şart gibi..Ama bunun için illa chicco gibi pahalı olanlarından alınması geekmiyo sanırım...Zira Sinbo ve Fakir gibi uyun fiyatlı markalar da aynı vazifeyi görüyor...Kullananlardan tecübeyle sabit...Dört senedir kullanan arkdaşım var çok memnun...İşte böyle efendim bunları da çözüme kavuşturursak düşüncek pek bişiy kalmıycak:)

Neyse efendim şimdilik durumlar budur bizde...Haftalar hızlı hızlı akıp giderken sağlık olsun da diyoruz gerisi kolay.Zira herşeye bi çare var...Allah önce sağlık ve ağız tadı versin efendim...Şimdi ne yapmak lazım bence bu kara en çok yakışıcak şey şöööyle tarçınlı mı tarçınlı ağız yakan bi saleptir..salepimizi yapıp camımızın önüne geçip biraz manzara izlemek vaktidir...Tavsiye edilir..

12 Şubat 2008 Salı

YİNE İSTANBUL...

Pazar günü yine kürkçü misali dönmüş bulunuyorum evime...Doğduğum ve büyüdüğüm Ankara'mı bırakıp doyduğum yere İstanbul'a geldim...Evimde olmayı seviyorum ama her defasında anneciğimi babacığımı Ankara'da bırakıp gelmek zor geliyo..Keşke onlar da burada olsalardı..Böyle hasret çekmeseyik keşke...Gerçi sık görüüyoruz onlar da geliyolar ben de gidiyorum ama bu zamanların sınırlı olması üzüyor insanı gene de...Neys şimdilik annemin 10 gün sonra yine gelecek olmsıyla teselli buluyorum...

Ve bi haftadır neler yaptık...Perşembe günü eşim de geldi Ankara'ya..Beraber kayınvalidemlere gittik..Eşim babasını hastaneye götürdü o gün...Ben de onlarda oturdum..Sıkıldım her zamanki gibi..İşte kayınvaliem ördüklerini gösterdi bebek için..Şöyle böyle akşamı ettik..

Cuma günü anemle buluşup E-bebek mağazasına gitik..Bebek için banyo malzemelerini,kremlerini,yastığını,tırnak makası,fırça seti, sıcak su trbası,termometre gibi bakım eşyalarnı, beslenme gereçlerini filan aldık...Akşam da anemlere geçip orda yemek yedik...

Pazar günü sabah da İstanbul'a döndük..Dün okula başladım ama ben çok kopmuş bulunyorum okuldan.. ikinci dönem okula gitmemeye o kadar hazırlamıştım ki kendimi çok zor geliyo ders anlatmak...Motivasyonum sıfır yani...Bi de geceleri doğrudüzgün uyuyamadığım için sabah kalkmak çok zor oluyor..Gündüz halsiz hissediyorum kendimi uykusuzluktan...Neyse bu hafta doktor kotrolümüz var...Bakalım doğum öncesi iznim için gün alıcam ve o güne kadar da rapor yazdırmak istiyorum...

Dün eşimle gezdik biraz...Başbaşa olmayı özlemişim bitanemle..Kozyatağı Carrefour'a gittik bişeyler yedik...Joker'i gezdik biraz..Bebiş için malzeme çantamızı aldık..Bi de E- bebek'te bulamadığım Lansinosh göğüsucu kremiyle bebişe Dr.Brown biberonlardan aldım..Eksikler bayağı bir tamamlandı sanırım...Ama henüz odasını sipariş veremedik...Anneannemizi bekliyoruz onun için de...Bidahaki haftaya verilmiş olur inşallah...ve inşallah yetişir...


Bu arada bizim kız da kıpır kıpır...Ben yatıyorum o başlıyor şovuna..Gece gece bi enerji geliyor çocuğa..O kıpırdadıkça yani hareketleri gözle görülür hale gelince merakım daha da artıyor Hemen Mayıs olsun istiyorum kucağıma alıyım bebişimi..Merak ediyorum yüzünü gözünü..Neyse Allah sağlık sıhhat versin de bekleriz sabrederiz efendim...

Bizden habler böyle şimdilik...Gün saymaya devam.. 28+1...kaldı 12 hafta...

7 Şubat 2008 Perşembe

BİRİ BENİ DURDURSUN CANIM...

Efendim 27. haftanın da ortasına yaklaşmış bir hamile bayan olarak kendimden beklenmeyen bir performans ile iki gündür sabahın bir vaktinden akşamın bir körüne kadar o mağaza senin bu mağaza benim geziyorum ben gene..hani herkesin alışveriş yapmaya alışkın olduğu ve bişeyler alacağı zaman ilk oralara baktığı yerler vardır..İşte benim o mekanlarım Ankara'da kalmış..Yani ben burda daha rahatım alışveriş konusunda..(Aman pek marifet) İstanbul'da sanki beynim dönüyo benim..E İstanbul'a dönmeme 4 gün kala bu vakitleri değerlendiriyim dedim..


Dün Ankamall'ü turladık annemle..Ve çok möhim bir iş hallettim efendim...Sonunda hem de pek beğenerek pek severekten bir gecelik bulabildim kendime..(Arayanlara duyurulur: girlsstop ile Marks&Spencer mağazalarında spor ve modern gecelik ve sabahlıklar var efendim) Her ne kadar biraz fazlaca para bayılmış olsak da şöyle bi mantık kurdum ben: üç kuruşluk beğenmediğim bişey alıp da sonra evime yatıya gelen 50 yaş üstü bayanlara vereceğime, beş kuruşluk içime sinen bişiy alıyım tepe tepe kullanıyım dedim:)Tamam bu beş kuruşlar birleşip beşyüzleri bulduğunda ay sonları gelmiyor sabahlar olmuyor ama olsun..Napalım...Bu arada bu marks&spencer'ın bebe kıyafetleri ve battaniyeleri de oldukça güzel..İyi de indirim yapmışlar..Ben bir battaniye aldım kışlık olarak..


Neyse efendim bunun dışında tabi bir alışveriş merkezine gidilir de çiçeği (karnı desek daha mı doğru) burnunda bir anne olarak bebek mağazalarına bakılmaz mı..Baktık ama bakmakla kalsak iyi..Kahrolduk kahrolduk..İlk hevesle ne paralar verip aldığım Chicco'nun o hastane çıkışlarıyla başlayıp seri halinde bir yaşına kadar tüm parçalarını tamamladığım kuzulu takımının %50 indirime girdiğini görünce kahroldum..Şöyle söyliyim ki 150 milyonumu çöpe atmış bulunuyorum ben arkadaşlar...Neyse o kızgınlıkla ben indirimdekilerden body'ler, patikli altlar ve tulumları ile bornozunu da aldım çıktım ordan..(Tabi sponsorumuz hala anneannemiz bu arada)





Efendim sonraciğime görenler görmüştür görmeyenlere söylüyorum...Kidoo diye bir mağaza var Ankara'da..İstanbul'da da görmüştüm biyerde..Burada adidas, Nike, Puma gibi markaların bebek ürünleri de satılıyor..Böyle minicik nike spor ayakkabıları, minnoş eşofmanlar falan..Valla kaliteli mal almaya çalışırım ama hiçbir zaman öyle marka takıntım olmadı ama herşeyin miniği böyle pek hoş oluyo ya...tamam gereksiz biraz -hani 6 aylık çocuk giyip de böyle yürüyüşlere çıkcak değil- ama öyle görünce vitrinde annemle pek bi hoşumuza gitti..Dayanamadık bi eşofmanla bi de spor ayakkabı aldık Ece'ciğe...



Bu arada bu yazılarımı okuyan kocişim gene kızcak bana biliyorum çocuğu culcu çaputçu yapıcan, kendine benzeticen diye..Ama kız çocuğu ya ne biliyim hevesli olsun süse püse...Biz de bi tane var zaten ailemizin en küçük bireyi ablamın kızı benim tek ve biricik yeğenim dünyamın en şirin varlığı kelebeğim Aslı'm..(Şu aşağıda görünen şirin varlık...Tıpkı ben..öhöm öhöm...ya valla herkes bana benzetiyo ama napiyim yani:P ablamın annesi olduğuna kimse inanmıyo yanyana gezerken)Hem teyzesi gibi Terazi burcu hem de benden geri kalmayan kokoş bir annenin kızı olunca çocuk 2,5 yaşında oldu bir moda duayeni:P Ya inanmazsınız çocuk Toys'rus'da bir karış suratla dolaşıp tek bir oyuncağa bile kafasını çevirmeden geziyo ordan çık gir mothercare'e deliriyor yavrum...Eline teker teker alıyo o elbiseleri aynada üstüne tutuyo her birine uygun bi ayakkabı beğeniyo bir body ile kombinasyon yapıyo..."Esdaa teyse bak bu güsel, bak bu da güsel" diye diye geziniyo mağazanın içinde...




Neyse efendim artık Ankara'daki son günlerimiz...bebeğimizin kıyafet alışverişi tamam da bunun dışında heybemiz boş efenim...Yarın E-bebek'e gidilip banyo bakım beslenme ıvır zıvırları da alıncak inşallah...Ve İstanbul'a gidince oda işini de halletmem lazım...Ben tersten mi başladım ne odanın yetişmeme ihtimali olur mu acep...Neyse bu gecede kafamıza takıcak bişeyler bulduk...Yoksa sabah olmuyo malum...Yatakta sağdan sola soldan sağa dönüp dururkene bişiy düşünmek lazım geliyo...


Şimdilik bu kadar gevezelik yetsin bakalım...Abartmışım zati...Görmemişin biri anne olacakmış karalamış da karalamış yazısı olsun bu da efendim...Sağlıcakla...

1 Şubat 2008 Cuma

ECE'MİN CİCİLERİ...








Bloğumu yeni kurmuş olmamaın hevesiyle ve biraz da diğer blogçulardan özenerekten geçen gün aldığımız kıyafetlerinin fotoğraflarını çektim koydum siteme..Aslında onun için ilk aldıklarımızın fotolarını koysaydım heralda daha bir manidar olacaktı ama onlar İstanbul'da kalmış oldular...Neyse artık bu heves geçmezse benden İst.'a gidince de onları çeker koyarız inşallah...

Sağlığınla,bereketinle,hayrınla gel bebeğim...En güzel günlerinde giymek nasip olsun herşeylerini..

31 Ocak 2008 Perşembe

Ankara'da Zaman...

Çocukluğumun,gençliğimin,üniversite yıllarımın, sevdalı günlerimin, hasret dolu bekleyişlerimin, en mutlu günümün:düğünümün geçtiği güzel Ankara'mdayım yine...Ben içinde yaşarken bu şehri sevmiyordum ama öyle güzel anılarım var ki burda şehirler içinde yaşanılan hatıralarla canlanıyorlar insanların kafalarında..seviyorum burayı burda olmayı....

Neyse efendim bugün annemle soğuk moğuk demedik attık kendimizi Kızılay'lara...Amaç bebeğe bişiyler bakmak ama nerde görülmüş öyle iki kadının çarşıya çıkıp da tek reyona bakarak geri döndüğü..Bi kere kadının şanına yakışmaz...Tabiiki lüzumlu lüzusuz, gerekli gereksiz pek çok şeyi de inceleyerek akşamı ettik Kızılay'da...

Önce YKM'ye girip bebişime bişeyler baktık..Bir kot elbise, bir polar elbise, bir kapşonlu mont, minik pembe çoraplar ve atkı bere takımı alarak çıktık ordan..
Sonra Koray'a girdik..Bikaç çamaşır falan alındı doğum sonrası için..bi de gecelik baktık ama sadece baktık ve güldük geceliklere...yani ben güldüm..çünkü hepsi babannemin giydiklerini andırdı bana yani yine gecelik alamayaraktan çıktık ordan da..

Sonra bebişe yün alındı anneannesi tarafından (aslında deminkiler de annneanesi tarafından alındıydı..saolsun annnem hiç elimi cüzdanıma attırmıyo beraberken..Ya annemle alışverişe bayılıyorum ben ya:)) Neyse efendim her ne kadar hazırları artık insanın gözünü doyursa da yeterince anneannesinden kalan bikaç hatıra örmesi olsun istedim ben de..

Ve tabii ki Kızılay'a gidilir de o İzmir caddesinin köşesinde her daim sıcak simit satışı yapan yerden simit alınmaz mı orada yenmez mi artan kilolara inat..Yenir efendim hem de afiyetle..Ankara simidinin yerini tutan başka simit yoktur bence ve burayı simit konusunda tek geçerim..

Neyse şimdilik böyle geçmekte günlerimiz..Burada rahatım ama aklım da kocişte tabi..Özlüyorum ama hasretler de sevdaya dahil derler ya biraz özlemek de arttırıyo heralde be sevgiyi..Canım kocişim de haftaya burda olcak inşallah..zaten böyle bitiriyoz Şubat tatili denen olayı da..Sonra tekrar okul ve dersler...Tabi doğum iznine kadar..
Ece'nin cicileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ece'nin cicileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2010 Pazar

Büyüyen Ece Büyüyen Yatak..

Gerçekten tuhaf bir duygu şu çocuk büyütme işi..Ya da ben biraz histerikleştim anne olunca,bilemiyorum..Birşeyi ilk kez yaptığında,bebekliğe ait bazı şeyleri bıraktığında sevinen tarafım ağır basarken mutlaka tuhaf bir şekilde burulan bir yanım var...Bir hafta oluyor büyük yatağına geçiş yaptık biz..

Henüz Montessori felsefesinden falan haberdar değildik odasını hazırlarken..Tabi karnında bebe olunca daha da bir cicişlenesi gelen klasik bir gebe gibi gayet de cici bici bir odası olsun istemiştim..Şimdi olsa ne kadar farklı olurdu bilemiyorum ama Allahtan parmaklıklar çıkınca alçak bir çocuk yatağına dönüşebilecek birşey almayı akıl etmişim...Parmaklık falan dinlemiyordu tabi uzunca bir süredir inip çıkıyordu yatağa...Hatta odasının en keyif aldığı bölümüydü diyebilirim parmaklıklı yatak..Son dönemde çok tehlikeli akrobatik! hareketler yapmaya başlayınca çıkardık parmaklıklarını,ayakucundaki komodin ve dolabı da yere indirince kendi boyuna göre iki eşya daha çıktı bize...Yatağın tek tarafına kenarlık takmak gerekince ikeaya gitmek de farz oldu...



Daha önce ikeadan aldığımız masayı ekleyip birkaç düzenleme yapmıştım odasında oyuncaklar için,birkaç raf ve oyuncak dolabı ekledik bu sefer de..Fikirler Ohdeedoh Milli Temsilcimiz (bugün de müşerref olup pek sevdiğim) Huysuz'dan tabii ki..




Ece'ye anlattım sen büyüdün artk diye babasının parmaklıkları çıkarmasını seyrederken..Bir haftadır ben büyüdüm diye geziyo ve çokça da koz olarak kullanıyo bunu şimdilerde..Ne alakaysa çorapsız gezmesinin gerekçesi de büyümüş olmasıymış..Popodaki beze laf yok tabi..Neyse diyecektim ki o çabuk alıştı ve hiç düşme vakası yaşamadık şimdilik ama benim alışmam pek kolay olmadı bu yatağından kalkıp gelip başıma dikilmelerine...Hortlak görmüş gibi yataktan fırladım üçüncü gece..Başıma gelip 'anne kalkkk' diye bağırıyor gece gece ve gelirken uykusu da iyice açılmış olduğu için oyun diye tutturuyor,beni kaldıramazsa babasına,ordan da ümit çıkmazsa babannesinin odasına gidiyor oynamak için..BU vakalar olurken saat sabaha karşı 4-5 civarı falan bu arada..Bunu bir alışkamlık haline getirmemesini ümit ediyoruz maaile şimdilik..

Bugün Montessori seminerine katıldık,çok da güzel geçti,tuttuğum karmakarışık notları okuyabilir ve düzenleyebilirsem yazacağım yarın (umarım)...Kuzucuk uyurken uyuyayım şimdi,nasılsa birkaç saate kalmaz uyanır,ben de onu koynuma alır kucuş kucuş da uyurum bir güzel..Miss...

7 Kasım 2008 Cuma

Değişmeler...Gelişmeler....

Yok ek gıdalar konusunda değişen Ece değil benim..Ece'de de azıcık birazcık ilerleme var aslında ama ben biraz daha ilk paniği atlatmış daha soğukkanlı durumdayım...(Bunda yorumlarıyla destek veren siz blog dostlarımın da katkısı var tabi...Üşenmeyip uzun uzun yorumlar yazan destek veren herkese çok teşekkürler...Takdir edersiniz zamansızlıktan herkese cevap yazamıyorum tek tek onun yerine sayfalarınızı ziyaret ediyorum..Affoluna..)Ya aslında ilk başlarda böyle tadımlık olacağını, altı ay sadece emmiş bir bebeğin hemen hapur hapur yemeyeceğini ve şimdilik asıl besinin anne sütü olduğunu biliyorum ama özellikle 'sen geç kalmışsın başlamakta, bu çocuk artık alışmaz' lafları beni panikletti birazcık..Dediğim gibi paniği atlattım daha sakinim bir kaşık da yese kar diyip kaldırıyorum masadan..Israr yok..

Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...

Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..


İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..

Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...

3 Kasım 2008 Pazartesi

Emzirmenin gözünü seveyim ben..

Dedim.. Diyorum 21 Ekim 2008'den beri..Ek gıdalar denilen tantanaya başladığımızdan beri..

Oysa....

Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...

1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)

2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)

3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)

4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..





Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...

Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...

Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..

Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???

20 Eylül 2008 Cumartesi

 
Posted by Picasa


Alsak mı almasak mı kullanırmıyız kullanmazmıyız sağlıklı mı değilmi napsak netsek derken Ece hanımın dördüncü ayı biterken bir kangurusu oldu:) Gerçi dokuz kiloya kadar kullanılabiliyomuş bizim tombul kuş da bu kiloya çok uzak değil şimdi ama olsun hevesimiz kalmasın dedik...Daha doğrusu son gittiğimiz Viaport gezisinde Ecem sivridötlüm gene pusette durmak istemeyince ve babasnın kollarını felç etme durumuna getirinceye kadar kucakta dolaşınca artık babası tutamadı kendini...Hemen oracıktaki bi bebe mağazasından alıp takıverdi kanguruyu..Önce pek garipsedi Ece bu kanguru işini...Şaşkın şaşın baktı biraz...Sona sevmiş olacak ki gıkını çıkarmadı ve hatta orda uyudu arabasına koyduk sonra...Şimdi gezerkenki halimiz komik..Ben puseti taşıyorum (her ihtimale kaşı yanımızda taşıyoz) babası kanguruyla Ece'yi..Zaten yeterince kalabalıktı alet edevat...Puset,kanguru,otokotuğu, malzeme çantası(içinde yazlık kışlık ikişer takım kıyafetten gaz damlasına ateşölçerden hiç kullanmadığı emziğine dair herşeyin bulunduğu),bi penye bi polar battaniye ve biz hep berabercek çıkıyoz gezmeye..Napalım herşey Ece için:) (Çaktrmayalım aslında tüm bu işkence bebeli belçikli tıçımızı kırıp eve oturamadığız için) Babası işten gelince evin önünde gezdiriyo azcık ben de işme bakıyorum birazcık...

Bu aralar biraz kafam dumanlı gibi...Bizim hanımın gece uykuları da sapıttı çünkü...Aslında ikinci aydan beri 22:30'da başlayan ve 7:30'a kadar süren düzenli bir gece uykumuz vardı..Fakat babanne anneanne otel arasıda gezerken bozuldu...Bunda özelikle beşik bulamadığız bu mekanlarda Ece'yi yanımda yatırmam ve yatarak emzirmem etkili oldu..Şimdi beşiğinde uyumak istemiyo hanım...İlla yanımda yatmak ve yatarak emmek ve tüm gece öylece kalmak istiyo..Yanıma alıyorum mecburen ama sabahı sabah ediyorum...Uyku ve uyanıklık arasına geziniyorum resmen...Sabaha uyuşmuş kol ve kasılmış bacaklar da cabası...Olsun napalım sağık olsun...

Bu arada bu hafta kendime ösgüvenmin gelmesi açısından doğumdan itibaren en bi güsel hafta dostlar...Pek mutluyum sormayın hiçbişey bozamıyo neşemi..Efendim ben şu beş ay önce doğum yapmış zat-ı muhterem 34 beden eliselerime sığabiliyoum artık:P ...Doğumdan hemen sonra eve gelip koştur koştur hangi bi salaklıkla olacağını düşünerek denediğim ve fakat iki omuzumdan dahi aşağı indiremediğim, o sinirle fırlatıverdiğim elbiselerimi denedim geçen gece...Eskiye göre biraz zorlayarak da olsa :) girdim içlerine..Eşim bayağı bi güldü 'bak giyme onu çıkamıycasın şimdi içinden valla yardım istersen makasla keser çıkarırım seni içlerinden' diye..Csaretimi kıramadı ama...Denedim ve giydim sonra da karşısına geçip iki göbek attırıverdim keyifle...Sinir oldu sinir...Çünkü eski kiloma dönmemi istemiyo kendisi...Neyse efedim mutluyum bugünlerde...Allah bozmaya...

Ece hanım Haftaya Salı Ankara yolcusu gene...Bayrama ailelerin yanına gidiyoruz...Bayramdan sonra Ece'yle iki hafta daha kalcam annemde...Babamızın pek hoşuna gitmese de bu durum biz iyi olalım diye onayladı...Velhasılı br süre daha Ankaralı olcek Ece hanım...

Şimdilik kalın sağlıcakla o zaman..

8 Eylül 2008 Pazartesi

Tanıştırayım..




Efendim kendisi hanımkızımızı beş dakikadan fazla oyalamayı başrabilmiş ilk oyuncak:)Kendsini bu sebepten takdir ediyoruz..Bebeciğimin elinden onca oyuncak geldi geçti ahancık da bu kıçıkırık ördek yavrusunu arkadaş edindi..Tabi ördek deyip geçmiyoruz pek fonksiyonlu bişi kendileri..Şöyle ki çıkı çıkı ses çıkarmak suretiyle benim sabi sübyanımın pek ilgisini çekiyo..Sonra bu ağız kısmı meme yerine konuyo culuk culuk emiliyo,üçgen kısım dişlik yerine damak kaşıyo falan filan...Ve fakat sonuç ne oluyo diye sorarsanız gene kavgayla bitiyo bu iki arkadaşın oyunları...Gene sinirden elleri kolları tireyen ve sesi çıkmayarak ama kıpkırmızı olarak ağlayan Ece ve evet kızım kendi kendine oyalanıyo işime koyulayım derken hayal kırıklığına uğramış Esra..


Bu sorunu nasıl çözücez bilmiyorum ciddi bir problem halini aldı Ece'nin bu oyucaklarla kavgası..Ya hiçbir oyuncağı tınlamıyo bizim ki..Hevesleniyoruz değişik şeyler alıyoruz eline veriyoruz tınnnn..Tıpkı şu oyun halısında ve başucuna konan oyun barında olduğu gibi..Ortadaki oyuncaklarla oynayacağı yere kenar sapını ağzına almaya çalışıyo yavru..Ya umursamıyo ya da ağzıma alayım derken sinirlenip ağlamaya başlıyo..Ne zamana kadar böyle olcak ne zaman oyuncaklarla oyalanıp bana fırsat tanıyacak merak ediyorum..




Orda burda gezerken hepten kucakkuşu mu oldu yoksa biz buldumcuk olup ilgi kumkuması mı yaptık çocuğu bilmiyorum hep oynamak konuşmak istiyo..Kendisine arkamızı dönmeyeceğiz hiç..Kendisinin uyandığını görmüş ve beşiğinden almamışsak o dudak hemen büzülüyo ve ağlama başlıyo..Çoook şımarttık çok...

Geçen hafta karma aşısı için buradaki sağlık ocağına götürdük Ece'yi..Doktorumuz Ankarada olduğu için ve bu ayki kontrol zamanı İst.da olduğumuz için orada boyuna kilosuna baktırdım..Dördüncü ay itibariyle 7200gr ve 66.5 cm olmuş Ece..(maşallah) Bakımlı bebekler grubuna giriyomuş o nasıl oluyosa..Sağlıkocağına girer girmez sağa sola gülücük dağıtmaya başladı gene..Tüm hemşireleri başına topladı..Bu ne kadar mutlu bi bebek dedi hemşireler mutlu kız koydular adını..Nazar değcek de bidaha gülmiycek diye korktum:) Elinde iğne olan hemşireye bile ve hatta iğneyi baldırına yerken bile gülüyodu safım..Tabi ilacı yiyince ağladı azıcık:( Sabahları çok mutlu oluyo özellikle...Keyfi yerindeyse sesli kahkahalar da atıyo ama çok nadir...Hep öyle sesli gülsün istiyorum bayılıyorum kahkahalarına...

David üçe ilave olarak ferro sanol'a başladık bu ay..Günde yedi damla vercekmişiz..Fakat ağzına verilen yedi damlanın dört damlasını dışarı çıkardı Ece..Resmen iğreniyo bu demir damlasından...Çok iğrenince bi de ben bakayım tadına dedim..Hakkaten iğrençti sanki bildiğiniz Allah'ın demirini yalarmış gibi oldum..Bi de melen bişey ki çıkmıyo lekesi..Bulaştığı yerde koyulaşıp kalıyo öylece..Bikaç kıyafeti gümlettik bile...

Bu arada okullar açıldı bugün...Bense okullar açıkken evde olmanın keyfini çıkardım..Okulun ilk günü çok stresli olur genelde öğretmenler için..Programlar nasıl oldu hangi sınıflar bana verildi boş günüm var mı nöbet günüm ne zaman vs vs...Ben bugün hiçbirini düşünmedim...Pek rahattım evde...Bakalım özleyecekmiyim çalışma hayatını..Bakalım Ece'yle başbaşa nasıl geçecek günler...Söylemiştim şimdiye kadar Ece'yle sadece üç hafta başbaşa kaldık...Onun dşında genelde annemleydim..Şimdi annem gitti Ankaraya yine..Ece'yle kaldık başbaşa...Umrım evine adapte olması ve uykularının bir düzen bulması için iyi bir fırsat olur..

Kalın sağlıcakla...

22 Nisan 2008 Salı

ECE BEBEĞİN İKİNCİ YUVASI...

 
Posted by Picasa


Bi nohut kadardın annenin rahmine ilk yerleştiğinde..Sonra kese oldun, pıt pıt atan minik bir kalp oldun..İçimde vücut buldun..Önce kıpırdayan oldun, duyan oldun, hisseden oldun, gören oldun sonra..İlk yuvanda minik bir insan oldun...Sen büyürken orda biz de dışarda dört gözle bekledik seni..Hazırlandık gelişine özenle..Her anne baba gibi herşeyin en güzeli senin olsun istedik..

Beyaz olsun dedik ikinci yuvası.Beyaz olsun ki hayatı da tertemiz, berrak, saf olsun..Pembeler de bol olsun içinde..Ömrüne bayram şekerleri gibi güzellik katsın neşe katsın hani..Ama yeşillerden lilalardan mahrum kalmasın ,tüm güzellikler birarada olsun odasındaki gibi..En çok kalpler olsun dedik yuvasında..Çokça sevsin çokca sevilsin hayatında diye..Renk renk çiçekler sonra..Ne kadar çetin geçerse geçsin kışları, her baharda açsın ömründe rengarenk çiçeklerden..Kokladıkça onları yeniden bağlansın hayata tüm zorluklarına rağmen..Bi de klebekler olsun isedik..Kısacık ömrüne dünyanın tüm güzelliklerini sığdıran o kelebeler gibi kıymetini bilsin zamanının hayatının..Boşa harcamasın ziyan etmesin ömrünü..Her güzellikten önce tabii ki dua ettik hep sağlığı sıhhati yerinde olsun diye..

En tatlı heyecanlarla hazırlıklarını tamamlarken yalnız kalmadık tabi..Öncelikle heves edip alamzsak üzülürüz diye bu odayı Ece'mize alan, hamileliğimi başından beri de hep yanımda olmaya çalışan anneme,kendi kızında bile yapamadığı kadar uğraşıp çarşı pazar bizimle dolaşan, temizlikten yerleştirmeye herşeyimize koşturan ve odamızın tekstillerini hedİye eden ablama,haftasonlarının o çekilmez trafiklerinde sırf isteklerimizi karşılayablmek için bizi hiç hoşlanmadıkarı halde o çarşı senin bu AVM benim gezdiren enişte beyle kocacığımıza teşekkür ediyoruz...Allah onlardan razı olsun..Herşeyi de gönüllerine göre versin inşallah..

................

Dünkü NST ve doktor kontrolümüzde sancı çıkınca doktor Perşmebe günü de alabilirim bebeği dedi..Ben kendimi haftaya Pazartesi'ye alıştırmıştım..Epeyce tutuştum tabi..NST'ye bağlanıp bağlanıp da sancı çıkmayınca bir rahattım ki sanki 38+1'de değilmişim gibi...Gerçi hazırlıklarımız tamam bugünde hastane çantasını hazır edicem inşallah ama yine de tırstım hemen iki gün sonrası diye..Herbişey hazır da ben hazır değilim heralde...Gerçi hazır olunuyo mu bilmiyorum anneliğe..Bebiş 3.300 gr civarında gelişimini tamamlamış dedi..Maşallah senden beklenmiycek kiloda dedi..(Tabi ilk hallerimi hatırlayaraktan diyo bunu herlade..O çıtıpıtpı minyonkadını:(( )Ben de 61 kilo olarak kendimi aşmışım bu arada..

Belki bundan sonraki yazı bir anne yazısı da olabilir yani..Perşembe günü doğuma gider gibi gitçez biz.. Perşembe doğum olmaz da Pazartesi'ye kalırsa aynı heyecanı iki defa yaşıycam yani ben..Öff belirsizlikten nefret ederim ama herşeyim de son ana kadar muallak olur nedense...Neyse sağlıklı sıhhatli kucağımıza alalım da Ece kızımızı gerisi önemli değil artık...

Şimdilik herkeslerden dua bekliyorum..Kalın sağlıcakla..

15 Nisan 2008 Salı

Hazrlıklar tam gaz...

 
Posted by Picasa


Bunlar da benimkiler..Artık bir anne-bebek blog geleneği haline dönüşen bebek şekeri olayına ben de dahil olayım dedim:) Geçen haftasonu gitmiştik Eminönü'ne..Ablamlarla buluştuk önce Gülhane Parkında..Kahvaltımızı yaptık biraz teyzoşu oynattık sonra onu iki bacanağa teslim edip biz daldık Tahtakale'ye...Geçen gidişimizde hava kapalı olduğu için sakin sayılırdı ama bu sefer mahşeri bir kalabalık..Ben sandım ki bedava bişiy filan dağıtıyolar..Böyle insanlarla resmen kucak kucağa yürüdük yani..Hani dükkana varana kadar kaç kişiyi öpmüşümdür bilemiyorum artık..Neyse zar zor vardığımız dükkanda bi de herşeyi beğenip de karar vermede zorlanınca epeyce uzadı gene iş...Sonunda ikiye indirdik iki çeşit şeker yaptık böyle..Ordaki süslenmiş sepetler de çok abartı gelince gözüme azcık farklı olsun diye bebek arabası şeklindeki sepeti alıp içine yerleştirdim şekerleri...Yalnız kesesi biblosu tüyü kılı bi de şekerleri ekleyince üstüne bunlar hazırların parasını buldular yahu...Hani ben düşünüyodum ki insanlar ekonomik olsun diye böyle uğraşıyolar ama pek ekonomik olmadı benimkler..Hayır yoksa bu kısmı ben mi uydurduydum acep..Yani kendi emeğimiz olsun diye mi kendimiz hazırladık bebek şekerlerini...Yoksa ben ekonomi yapçam diye kazıklandım mı her zamanki gibi...Amaan neyse işte gerçekten de yapması çok zevkli oldu ama ortaya çıkan şey de güzel olunca değdi yorgunluğa....

Bebekli yemekşenliği Hülyamızın (kendisine teşekkür ettim burdan bidaha) fikri ve yardımlarıyla çikolata hazırlıycaktım bi de...Ama bunun için ambalajlı madlen gerekiyo ki pek çok yerde bulamadım..Bağdat caddesindeki Mabel'e gitmem gerekiyo..Şayet doğurmadan gidebiirsem babamızın hazırladığı bu çıktılar da bebek çikolatası olarak kullanılcak inşallah...




Yalnız doğum odası süsleri hakketen diğer lüküs mağazalarla karşılaştılamayacak kadar ucuzmuş...Ağzım açık kaldı yani..Dedim insanlar ne para kırıyolar bu işten...Resmen Eminönünden alınan o malzemeler (ki tıpatıp aynıları) abartısız 7-8 katı fiyata satılıyor bu lüküs mağazalarda..Bi de bi kapı süsü aldım ama eşimin arkadaşları da bitane hediye etiler şimdi iki tane kapı süsü oldu pek kısmetli kızımızın:)...Bi de yine fotoğraftaki bebek günlüğü hediye geldi nasıl doldurulacağını bilemediğim...Zira o kadar ayrıntı ki kendisi ilk agulaması ilk tepkisi hoşlandığı ilk oyuncak ilk kıkırdaması fikirdemesi derken çocuğa bakmayı bırakıp elinde kalem bunu dolduracaksın oturup..Anca yani..Neyse hatırladığımz kadarıyla yazarız artık...

Bu arada artık iki haftam kaldı doğuma..Hızla yapılacaklar listesini bitirmeye çalışıyoruz..Ben son ay öyle bir elim diğerinin üstünde oturup beklemiyim diye biraz ağrdan almıştım ama bu seferde yetiştiremiycem yapılacakları diye tutuştum biraz...Saolsun annemle ablam hızır gibi yetiştiler...Geçen Perşembe bebişin kıyafetlerini yıkadım...Cuma günü ütüyle geçti.Annem burdaydı ama kendim başlayıp baktım zevkli de gidince kendim bitirdim...İlk ütü zevkli geldi böyle koklaya koklaya yapmak ama sonra sinir bozucu olabilir diye düşünüyorum mini mini insanın eline zor gelen şeyler ütülemek..

Cumartesi temizlik başladı sonra...Camlar silindi perdeler yıkandı dip köşe süpürüldü silindi dolaplar düzenlendi ne var ne yok atıldı makineye yıkandı..üçbuçuk kişilik ekiple (ablam,annem,yardımcı aldığımız Emine hanım ve yarım insan ben) üç günde kırklandı ev...Misler gibi oldu...Ama uzun sürmiycek biiyorum maalesef temizlemesi çok zor kirletmesi pek kolay oluyo...

Hastane valizi hazırlama işi var yapılacaklar arasında...Niyeyse elim gitmiyo sanki hazırlayınca o gece sancım tutçakmış da doğurcakmışım gibi hssediyorum..Gerçi arık 37+2'deyiz..Yani doğursak da sorun yaşamayız inşallah ama vaktinden önce gelmesin istiyorum şöyle en azından bikaç güncük de boş oturup bebişin gelişine hazırlayayım kendimi..Zira doğumdan sonrası heyecanlandırdığı kadar korkutuyor da beni..Lohusa depresyonlarına girmekten korkuyorum mesela, iyi bir anne olamamaktan, bebişe bakamamaktan, daha erkenmiş eski günlerimi bana geri verin demekten...Bu korkuları atmam için bikaç gün de sakin kalmam lazım...

Bu günlerde Sezen Aksu'nun bi şarkısı dolandı dilime..Aman bi duygulanıyorum bu şarkıyı dinlerken böyle gözlerim doluyo..Hani bıraksalar hüngür hüngür ağlıycam yani..
'A nenni nenni kınalı kuzum büyüdün de adam mı oldun..
Yanağı pembem, dudağı kirazım, gözü okyanusum iyi ki doğdun'

Hayır yeni mi çıktı bu şarkı yoksa yıllardır vardı da ben yeni mi dikkat ettim hani algıda seçcilik mi etkili oldu...Ayy zeklerim değişiyo arık heralde aşk şarkılarından böyle anne şakılarına mı geçmeye başlıyorum ne..Yarın öbürgün Küçük Emrah acıların çocuğu filmlerine falan takılcam heralde oraya doğru gidiyo bu iş...

Kalın sağlıcakla...

3 Nisan 2008 Perşembe

Nisan gelmiş hoşgelmiş..

36. haftayı da devirmeye çalışırken artık (inşallah) kızımızın geleceği Nisan ayına da girmiş bulunuyoruz..Muhtemel doğum 28 Nisan olarak söylendiğine göre 25'den gerisayım başladı....Yani inşallah öyledir..Bahar gelmiş deyip kendini dışarlara atma sakın kızım daha annenin yapacak çok işi var..

Ece Hanımın odası geldi geçen hafta..Ama henüz mobilyaların yeri konusunda kararsızım..Yer bolluğundan değil maalesef yer darlığından..Odamız küçük olduğu için mobilyaları koyunca hareket etçek yer kalmıyo biraz..Bugün adamlar tekrar gelicek bazı eksikler için artık son şeklini vermem lazım..Bu arada tekstillerimizi de aldık Sezin Hanımdan..Ellerine emeğine sağlık çok cici olmuşlar.Hepsi çok içime sindi..İnşallah mobilya kokusu çıkıp temizlik yapılınca keyifle yereştiricem eşyalarını:)

 
Posted by Picasa


Bi süredir bu kanguru meselesine takılmış durumdayız kocişle..Geçenlerde İkea'da gezerken böyle gencecik, biri güsel öteki yakışıklı ve mini bebişli bir çiftte gördüm ösedim..(Bu arada kızın hiç yeni doğum yapmış bi hali yoktu annesi değilmiydi acep yoksa şu hamileliği 5-6 kiloyla tamamlayıp doğum sonrası da çubuk gibi salınan uzaydan gelmiş olabileceklerini düşündüğüm cinslerdenmiydi bilemiyorum)Çocuk daha 2,5-3 aylık oh misler gibi duruyodu kanguruda bizim çiftler de elele alışveriş yapıyolardı..Zaten aklımdaydı 9 ay biz taşıdık 9 ay da kocamız taşısın karnında diye düşünüyodum ama sakıncalı mıdır diye de şüphe ediyorum..Sanki çocuk asılmış gibi duruyor ya acaba çocuğun anotomik yapısını bozar mı bunları kullanmak..Zaten 2 aydan sonra ve günde yarım saatten daha az süreyle kullanılması gerktiğini biliyorum ama eğer kullanışsızsa para vermek de istemiyorum...Zira bunarın kaliteli olanları bazı pusetlerle aynı fiyatta:)Kullanan varsa ya da bilgisi olan yorumlarını bekliyorum bi zaamet...

Bu arada bugün ablamın uyarısıyla nette araştırma yaptığım PARABEN maddesi ile ilgli bir yazı buldum eğer o da ne ki diyosanız buyrun:

PARABEN ALARMI..ÇOCUĞUNUZUN VE SİZİN KULLANDIĞINIZ KOZMETİK ÜRÜNLERDE PARABEN MADDESİ VAR!!
Bebek ve yetişkinler için üretilmiş kozmetik ürünlerinde kullanılan Paraben adlı madde, ürünün güvenirliğini sürdürmesi ve uzun süre korunması içindir. Genellikle diğer koruyuculara göre çok daha ucuza mal edilebildiği için çoğu firma tarafından tercih edilen bu maddenin kanserojen olduğu çoğu labarotuar çalışmasıyla da ispatlanmıştır. Parabenler isim olarak kolaylıkla tanınmaktadır, methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben gibi çeşitleri bulunur.

Bu yil içinde yakin zamanda medyada yer alan, Ingiliz arastirmacilarin raporuna göre meme tümörlerinin örneklerinin içinde paraben oldugu saptanmistir.

Bundan dolayi, inandiricilik adina arastirmacilardan, Edinburgh’da üniversitede okuyan onkoloji uzmani Philippa Darbe yeni bir çalisma yapmistir. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde Paraben tespit etmistir. Bu da göstermektedir ki, onlar cildimize yaptigimiz bazi uygulamalardan kaynaklanmaktadir. En olasi aday mevcut deodorantlar, antiperspirantlar, kremler ve vücut sprayleridir. Paraben adı verilen bu madde hormonal etkileri arttırmakadır. Bu nedenle de özellikle östrojen hormonunun vücutta aşırı artımıyla ortaya çıkan meme kanserinin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.Göğüs dokusundaki yoğun yağ oranı vüuttaki toksik maddelerin burada toplanmasına ve göğüs kanserinin en yaygın kanser çeşidi olmasına sebep olmaktadır..

Bu çalışmayı yapanlar bu maddenin piyasadan kaldırılması için uyarıda bulunmuşlardır.



Bu yazıyı okur okumaz önce bebiş için aldığım ürünlere baktım..Benim aldğım markanın (şimdi marka ismi vermiyim başıma bela olmasın dava neyim açarlar gerçi adamlar oturup benim bloğu takip ediyolardır eminim emme olsun tedbiri elden bırakmayalım) tüm ürülerinde var maalesef:( Şampuandır, kremdir, bebe yağıdır, poposildir hepsinin içindekiler kısmında hem de bikaç tanesinin adı birden geçiyor..Kendim kullandığım şampuan duş jeli ve kremlerin bazılarında da çıktı maalesef..

Bu bebe ürünlerini Ankaradaki e-bebek'ten aldıydım değişim zamanı da geçmiştir..Aslında alırken epey terddüt ettim ama heralde aralarında pek de bir fark yoktur diyip şekilleri daha cicili bicili olan (ayıcıklı şampuan, ayıcıklı sabunluklu falan anladınız siz onu) markayı aldım..Artık bunların içindekilerle halı ve perdeleri yıkayıp kutularını da dekoratif amaçlı kullancaz napalım:(Sebamed ve Mustela markalarında bulunmuyomuş yeni alıcaklara duyurulur..

İşin kötüsü Paraben pek çok gıda maddesinde de koruyucu olarak kullanılıyor..Bazı çikolatalarda bile var mesela...Ya ben ne yiycez ne içicez ne sürücez şaşırdım artık hayatımızda var olan herşey kanser yapıyor..Yarın bu insanlnlar çıkıp nefes almak kansere neden oluyor diycekler napçaz o zaman hep beraber nefesimizi mi tutçaz..Allah sonumzu hayretsin..

Kalın sağlıcakla...

5 Mart 2008 Çarşamba

Hoşgelin Sağlığım, Güle Güle Hastalık:)))

31. haftamıza çok şükür ki sağlığımıza da kavuşmuş olarak başladık...Gerçi dişetlerim hala eskisi kadar performanslı yememe engel osa da ben bu halime çok şükür diyorum..Allah kimseyi sağlığından ve ağız tadından mahrum etmesin inşallah..Hele de böyle bir dönemde..En çok da bebişi kötü etkileyecek diye korktum ama çok şükür fazla uzamadan bitti de içim ferahladı birazcık..

Uzuuuun bir hafta boyunca karpuz misali yatıp durduktan sonra iyi hissettiğimiz ilk gün gene saldık dışarlara kendimzi....Malum insan evde olunca sanki daha bir hasta gibi hissediyo kendini....Mayıştıkça mayışası geliyo...Haftsonu ablamla Eminönü'ne gittik.Ne zamandır planladığım şu bebek şekerlerinin malzemelerini alıyım diye...İki saat gezip gördüğümüz her cici şeye saldırdıktan sonra neyi alsak neresine ne taksak neyle bağlasak derken karasız kalıp hiçbişey almadan döndük:) Yani o kadar çok alternatif vardı ve hepsi de o kadar güzeldi ki hemen alıp da sonra pişman olmak istemedim..Bi kere daha gitçez artık mecburen..Yalnız o kapı süslerinin sepetlerin altın yastıklarının filan fiyatarı dudaklarımı uçulattı hakkaten..Yani ben blogçulardan öğrenmesem abartısız beş katı para verip alıcaktım hepsini...Hem beğendiklerimin aynılarını gördüm oralarda..İşte insan biraz araştırıp almayınca kolayca düdükenebiliyor demek ki...


Ertesi gün de gene ablamlarla Kadir Has Çocuk dünyasına gittik..Alınacak ufak tefek eksikler kalmıştı..Kuzucuğa nihayet bir alt açma minderi bulabildim..Şimdiye kadar batıklarım ya çok sıradan ve sade ya da çok allı tüllü abartılı şeylerdi..Orda bulunca kaçırmadım...Bi de yumoş bi battaniye aldım gene bebiş için..Fiyatları da gayet makul geldi..Güle güle kulansın kızımız...






Bu sepetide malzeme sepeti olarak kullanırım diye almıştım..Bezi ıslak mendili pişik kremi falan elimin altında olsun diye sepete koyarım dedim...Önündeki kalpli inekcik de çok hoşuma gitti odasına koyarım diye düşündüm...Hırkamızla yeleğimiz de anneannemizden gene..





Bu arada bebek odsı için tekstil işini de hallettim nihayet..Dün Kadköy'e gittik Sezin Hanımın atölyesine..Daha önce de yazmıştım eski Piccolino mağazalarıın sahibi artık sadece tekstil üretiyorlar ama gerçekten çok titiz ve özenli çalışıyor tüm ayrıntıları müşterilerinin zevklerine göre ayarlayabiliyor..(İsteyenler için de adresini verebilirim...Huysuzun bloğunda da vardı gerçi...Tekstil almadan önce muhakkak bakılması gereken bi yer) İçinde çiçek kelebek ve kalp figürlerinin olduğu cıvıl cıvıl bi model çizdi bize..Yatak örtüleri, alt açması, cibinliği, perdesi ve kirli çamaşır torbası olucak takımın içinde..Bakalım nasıl bişeyler çıkıcak ortaya..Merakla bekliyoruz..


Vee son olarak bu haftadan itibaren tüm anne adaylarının çok sık gördüğü o meşhur doğum rüyalarımız da artmış bulunuyor efendim...Aman ne saçmalıklar görüyorum ne değişik rüyalar..Çeşit çeşit doğum şekilleri yani tabi ancak rüyalarda olcak cinslerden...Ama bu gece gördüğüm gerçekten korkuttu beni...Kalktığımda gerçekten ağlamıştım...Rüyamız şöyle: Ben doğum yapmışım ama doğum olayı ilginç evden çıkıyorum hastaneye gidiyorum bebişim orda hazır paketlenmiş vaziyette..Vezne gibi bi yerden alıyorum paketimi ve getiriyorum eve...Ailecek merak içinde inceliyoruz bebeği..Bebek o kadar güzel ki maşallah..Böyle yemyeşil gözler,siyah saç ve bembeyaz bir teni var..Hayran kalıyorum kendi bebeğime...Ama battaniyeyi bi açıyorum ki ayak kemiğinde bir yamukluk var böyle ayağı yamuk duruyor bebeğin ve üzerinde bi not var şu tarihte ameliyat edilecek diye...Ama diyorum ben ayrıntılı ultrasona girdim hiçbir sorun yoktu o zaman ayak kemiklerinde filan nerden çıktı bu şimdi..Salya sümük alıyorum tabi..Keşke diyorum çirkince bi kız olsaydı ama eli ayağı düzgün olsaydı...Ağlarken ağlarken uyanıverdim...Rüya olduğunu anlayınca da bir rahatlama tabi...Çok şükür dedim bi kez daha dua ettim sağlığı sıhhati yerinde olsun diye...Sanki gerçekten o acıyı yaşamış gibi oldum böyle canımdan can koptu...Allah kimseye yaşatmasın gerçeğini de herkesin yavrusuna sağlık versin..


31. haftamız da bööyle rüyalarla geçip gitmekte ve artık şafak yaklaşmakta hızla...Bakalım gelen günler neler getirecek...Önce sağlık getirsin diyorm tabi...Gerisi kolay...


Kalın sağlıcakla....












29 Şubat 2008 Cuma

Doğuma 10 Kala....

Maalesef ki 30. haftamıza fena halde hasta olarak başlamış bulunuyoruz efendim…Tam da ‘oh be bu kışı hastalıksız atlattık çok şükür’ derken biraz erken paçaları sıvadığımızı görmüş olduk…

Malum İstanbul’da bir haftadır bi bahar havasıdır gidiyor..Biz de haftasonu maaile toplanmış olaraktan bi sahil gezisi yapalım dedik..Ama biz hazırlanıp da evden çıkasıya kadar o güzelim güneş gitmiş ve yerini esintili bir soğuğa bırakmış oldu…Ama biz yine de bir sure gezelim dedik..İşte o gün şifayı kaptık…Pazartesi günü bi halsizlikle kalktım ama çok da umursamadım..Salı günü ateşim çıkmaya başladı..Bu arada baktım evde kendime bakacak halim yok kendimi şu anda ablamda (Avrupa yakasında) kalan anneciğin yanına attım..Salı gecesi ateşim çıktı ama alınca Parol’u biraz topladım..İnatla antibiyotik kullanmıyım diye doktora gitmiycektim ama baktım ateş düşçek gibi değil mecbur attık kendimizi hastaneye..Ve tam tahmin ettiğim gibi antibiyotiksiz geçmez dedi..Hamilelrinde kullanabildiği bi antibiyotik verdi..Pek içime sinmese de kullanıyorum…

Bi de ateşten midir nedendir bilmiyorum ama dişetlerim de beyaz yaralar çıktı ki yemek yemek eziyete dönüştü bu yaralarla…Dişsiz nineler gibi sadece süt ve su içebiliyor bi de ılık çorba yiyebiliyorum…Resmen yemek yerken hüngür hüngür ağlayasım geliyo yani o derece berbat yanıyor ağzım…Gargara kullanıyoruz ona da ama bi faydasını göremedik dahaL


Bu hastalık olayı bize iki yönden ders olmuş oluyor efendim..

1. Sen sağlıkta afiyette olduğuna şükretmeyip de aynalara bakıp bakıp ‘ay oram çıktı buram şişti yarım dünya gibi oldum bu iştahla gidersem yakında yuvarlancam’ diyip diyip durursan, tartıya her çıktığında Allah’ım nolur fazla çıkmasın kilom diye dua edersen böyle yemeden içmeden kesilir 4 günde 2 kilo verir oturur ağlarsın haline :(

2. Henüz doğumöncesi iznine 10 gün varken ‘artık öğrenci görmek istemiyorum okula gitmek istemiyorum psikolocim bozuk’ ayaklarına yatıp doktordan yok yere rapor alırsan Allah da seni böyle yatak döşşek yatırır sağlığım yerinde olsaydı da okula gitseydim diye düşündürür...


Neyse efendim böyle hastalıkla geçip dururken günler azcık da bebek hazırlıklarını tamamlıyoruz…Haftasonu henüz sağlıklı bir bayanken ben, annem ve kocişle gidip mobilya işini hallettik nihayet..Mart sonu gibi teslim etçeklermiş..Bu arada yaklaşık 3-4 aydır bi mobilya arayışı içinde olduğumuzdan dolayı bütün modellerden bi tiksinti gelmek üzere bana…Kız bebek mobilyası diyince ilk gösterilen perikızı modeli mesela…Her mağazada bulunuyo bundan…Bi de hem kız hem erkeğe kuzu modeli..Göre gore sıkıldım yani ve anladım ki bişey alırken öyle suyunu öıkaracak şekilde de gezmemek gerekiyor…

Bu arada tekstiller için de Kadıköy’de bir atölyeyle görüştüm..Huysuz’un bloğunu takip edenler bilir Sezin Hanımla..Gerçekten hem kendisi çok tatlı hem de yaptığı işler..Bikaç model beğendik bir ara gidip kesinleştiricez bakalım..

Şimdilik bizden haberler böyle…Günün yüzde seksenini uyuyarak geçiriyorum maalesef..Ve gözler gene kaymaya başladı..Bu hafta da böyle olsun bakalım..Allah kimseyi sağlığından mahrum bırakmasın…
Sağlıcakla ve afiyetle kalın..

18 Şubat 2008 Pazartesi

İSTANBUL KARLAR ALTINDA...


Günlerdir ha geldi ha gelecek derken beklenen karlar geldi..Tabi ben kendi adıma çok memnunum okullar tatil olduğu için ama bu karda dışarıya çıkmak zorunda olanlara Allah yardım etsin efendim.İşte öğretmen olmanın en güzel taraflarından biri..İlk bize tatil oluyor kışın soğuğunda yazın sıcağında işe gitmek zorunda kalmıyoruz hehehe...Ya işte hem yan gelip yatıyoruz yılın yarısında hem de kucak dolusu(!) para alıyoruz böyle beleş bi iş..Demiyorum tabi diyenlere de sinir oluyorum evet çalışma saatleri açısından güzel gibi gözüküyor ama bu mesleği hakkıyla yapan insanlara haksızlık ediliyor bu sözlerle.Çünkü gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri insanı eğitmek..Hele de öğrenmeye niyeti dahi olmayan sadece evden uzaklaştırılmak ve baştan atılmak maksadıyla okula göderilen çocukları eğitmek..O 45 dakikalık bir ders saatini dolu dolu geçirmek niyetiyle giriyorsanız derse işte o zaman çok çaba sarfetmeniz gerekiyor...Yani kimi çalışanların 9'dan 5'e harcadığı enerjiyi gün oluyor iki ders saatinde tüketiyorum... Bu mevzu derin mevzu girersek çıkamayız ama hakkıyla yapılan her mesleğin zor olduğunu düşünüyorum..Helal para kazanmak hiçbir zaman kolay olamaz..


Neyse efendim üç gündür etraf bembeyaz evde perdeler açık...Zira manzara güzel..Haftasonu ablamlar da bizdeydi ki değmeyin keyfime..Tabii ki minik kuşum Aslı'm da geldi..Teyzeciğim doğdu doğalı ilk defa görüyor böyle karı..Şaşkın şaşkın bakıyor dışarıya..Neyse dışarı çıkardık bi on dakika tadını çıkarsın diye ama kardan adamdan bile korktu yavrum ya.. Bu da nerden çıktı der gibi bakıyo kardan adama...Yer onu teyzesi...



Bu arada biz de 28. haftamızı bitirmiş bulunuyoruz artık bebişimiz tam 29 haftalık..O yüzden bu hafta güzel bi hafta..Hani anne adaylarının bir oh çektiği bir hafta diyebiliriz..Yani bu haftadan sonra erken de doğsa(Allah korusun ama) sorunsuz yaşama şansı çok yüksek..Ama tabii ki Allah korusun diyorum inşallah tam zamanında 40haftayı doldurup sağlıklı sıhhatli doğsun bebişim..Bugün doktor kontrolümüz var ama iptal ettirsemmi diye düşünüyorum..Zira arabayı kardan çıkarmak pek mümkün olmayacak gibi..Kociş işe zor gitmiş sabah 15 dakikalık yolu 1 saatte gidebilmiş..Bakalım olmazsa yarına aldırırız...Bu kar devam ederse yarın da tatil gibi gözüküyo bize:))

Bu arada bugünlerde en büyük eğlencemiz çıkarıp çıkarıp bebek eşyalarımıza bakmak...Dün de ablamlarla bi fasıl geçtik..Hurçlara topladık eşyalarını..Bebiş için ilk aldığımız kıyafetlere baktık dün..




Kızımız olacağını öğrenir öğrenmez pembiş ayakkabılarıyla hastane çıkışlarını almıştık kocişle ilk olarak..O yüzden onların ayrı bir yeri var..Böyle özel anıları olan kıyaftlerini saklıycam bebişimin...İleride hatıra olarak kalsın kızıma..Tabi evde tıkıştıracak yer bulabilirsek..Zira hatıra manyağı olarak evi çöp eve döndürcem yakında...




Anne olacak olmak ve onun heyecanını duymak, onu beklemek çok güzel bi duygu tabi ama işin en eğlenceli yanlarındn biri de bu alışveriş meselesi heralde...Herşeyleri o kadar tatlı ki bu bebeklerin..İnsan ararken de alırken de eğleniyor..(Tabi kartlar da isyanlarda biraz)Bu arada bazı konularda eşimizle de fikir ayrılığına düşmüyor değiliz tabi..Hani bizde estetik erkeklerde sağlamlık ön plana çıkıyor ya birazcık..Mesela geçen bebek bakım çantasını alırken oldu..Bizimki bu çantayı pek sağlam buldu..






tamam hakkaten valiz gibi ama bana da fiyatı abartı geldi biraz..Yani altıüstü bebeğin bezini biberonunu kremini koycaksın abartmaya gerek yok dedim..Ama bir istisna daha gerçekleşti ve onun dediği oldu:)Neyse canım olsun o kadarcık..O da babası zira..

Bu arada daha alınacak bisürü şey var kafamda tamam dediklerim ve henüz karar veremedklerim...Mesela Hülya'nn sitesinde gördüğüm dönenceye bayıldım kesin alıcam..Bir anakucağı lazım evde kullanılmak üzere..Titreşimi falan olmasına gerek yok tek aradığım özellik tam yatabilen doğumdan itibaren kullanılabilir olması..Oto koltuğumuzu ablamdan aldık chicco kullanmıştı o..Ama puset konusunda yine kararsızım..Aradığım şey Micra'nın bagajına sığabilecek (yani en küçük olanından)doğumdan itibaren kullanılabilecek ve hafif bişey...Göğüs pompasına karar verdim Medela eektrikli ve pilli alıcam...Bi de en çok kararsız aldığım konu sterilizatör konusu...Alınmalı mı alınmamalı mı? Zira çocuğu bu kadar bakterilerden korumak lazım mı bilemiyorum..Ama şunu da biliyorum ki bebek biberonlarının kesinlikle bulaşık makinesinde yıkanmaması gerekiyor..Çünkü o yüksek buhar biberonun plastiğindeki zararlı bir maddenin çözünerek mamaya ve süte geçmesine neden oluyor..Zira bulaşık deterjanı da kullanmamak gerekiyor biberonlara...E geriye tek seçenek kalıyor galiba o da sterile etmek...Eğer almaya karar verisem Philips'in buharda pişirici+mama ısıtıcı+sterilizatör olanından alıcam..En azından verdiğim paraya değsin...

Bi de soğuk buhar makinesi şart gibi..Ama bunun için illa chicco gibi pahalı olanlarından alınması geekmiyo sanırım...Zira Sinbo ve Fakir gibi uyun fiyatlı markalar da aynı vazifeyi görüyor...Kullananlardan tecübeyle sabit...Dört senedir kullanan arkdaşım var çok memnun...İşte böyle efendim bunları da çözüme kavuşturursak düşüncek pek bişiy kalmıycak:)

Neyse efendim şimdilik durumlar budur bizde...Haftalar hızlı hızlı akıp giderken sağlık olsun da diyoruz gerisi kolay.Zira herşeye bi çare var...Allah önce sağlık ve ağız tadı versin efendim...Şimdi ne yapmak lazım bence bu kara en çok yakışıcak şey şöööyle tarçınlı mı tarçınlı ağız yakan bi saleptir..salepimizi yapıp camımızın önüne geçip biraz manzara izlemek vaktidir...Tavsiye edilir..

12 Şubat 2008 Salı

YİNE İSTANBUL...

Pazar günü yine kürkçü misali dönmüş bulunuyorum evime...Doğduğum ve büyüdüğüm Ankara'mı bırakıp doyduğum yere İstanbul'a geldim...Evimde olmayı seviyorum ama her defasında anneciğimi babacığımı Ankara'da bırakıp gelmek zor geliyo..Keşke onlar da burada olsalardı..Böyle hasret çekmeseyik keşke...Gerçi sık görüüyoruz onlar da geliyolar ben de gidiyorum ama bu zamanların sınırlı olması üzüyor insanı gene de...Neys şimdilik annemin 10 gün sonra yine gelecek olmsıyla teselli buluyorum...

Ve bi haftadır neler yaptık...Perşembe günü eşim de geldi Ankara'ya..Beraber kayınvalidemlere gittik..Eşim babasını hastaneye götürdü o gün...Ben de onlarda oturdum..Sıkıldım her zamanki gibi..İşte kayınvaliem ördüklerini gösterdi bebek için..Şöyle böyle akşamı ettik..

Cuma günü anemle buluşup E-bebek mağazasına gitik..Bebek için banyo malzemelerini,kremlerini,yastığını,tırnak makası,fırça seti, sıcak su trbası,termometre gibi bakım eşyalarnı, beslenme gereçlerini filan aldık...Akşam da anemlere geçip orda yemek yedik...

Pazar günü sabah da İstanbul'a döndük..Dün okula başladım ama ben çok kopmuş bulunyorum okuldan.. ikinci dönem okula gitmemeye o kadar hazırlamıştım ki kendimi çok zor geliyo ders anlatmak...Motivasyonum sıfır yani...Bi de geceleri doğrudüzgün uyuyamadığım için sabah kalkmak çok zor oluyor..Gündüz halsiz hissediyorum kendimi uykusuzluktan...Neyse bu hafta doktor kotrolümüz var...Bakalım doğum öncesi iznim için gün alıcam ve o güne kadar da rapor yazdırmak istiyorum...

Dün eşimle gezdik biraz...Başbaşa olmayı özlemişim bitanemle..Kozyatağı Carrefour'a gittik bişeyler yedik...Joker'i gezdik biraz..Bebiş için malzeme çantamızı aldık..Bi de E- bebek'te bulamadığım Lansinosh göğüsucu kremiyle bebişe Dr.Brown biberonlardan aldım..Eksikler bayağı bir tamamlandı sanırım...Ama henüz odasını sipariş veremedik...Anneannemizi bekliyoruz onun için de...Bidahaki haftaya verilmiş olur inşallah...ve inşallah yetişir...


Bu arada bizim kız da kıpır kıpır...Ben yatıyorum o başlıyor şovuna..Gece gece bi enerji geliyor çocuğa..O kıpırdadıkça yani hareketleri gözle görülür hale gelince merakım daha da artıyor Hemen Mayıs olsun istiyorum kucağıma alıyım bebişimi..Merak ediyorum yüzünü gözünü..Neyse Allah sağlık sıhhat versin de bekleriz sabrederiz efendim...

Bizden habler böyle şimdilik...Gün saymaya devam.. 28+1...kaldı 12 hafta...

7 Şubat 2008 Perşembe

BİRİ BENİ DURDURSUN CANIM...

Efendim 27. haftanın da ortasına yaklaşmış bir hamile bayan olarak kendimden beklenmeyen bir performans ile iki gündür sabahın bir vaktinden akşamın bir körüne kadar o mağaza senin bu mağaza benim geziyorum ben gene..hani herkesin alışveriş yapmaya alışkın olduğu ve bişeyler alacağı zaman ilk oralara baktığı yerler vardır..İşte benim o mekanlarım Ankara'da kalmış..Yani ben burda daha rahatım alışveriş konusunda..(Aman pek marifet) İstanbul'da sanki beynim dönüyo benim..E İstanbul'a dönmeme 4 gün kala bu vakitleri değerlendiriyim dedim..


Dün Ankamall'ü turladık annemle..Ve çok möhim bir iş hallettim efendim...Sonunda hem de pek beğenerek pek severekten bir gecelik bulabildim kendime..(Arayanlara duyurulur: girlsstop ile Marks&Spencer mağazalarında spor ve modern gecelik ve sabahlıklar var efendim) Her ne kadar biraz fazlaca para bayılmış olsak da şöyle bi mantık kurdum ben: üç kuruşluk beğenmediğim bişey alıp da sonra evime yatıya gelen 50 yaş üstü bayanlara vereceğime, beş kuruşluk içime sinen bişiy alıyım tepe tepe kullanıyım dedim:)Tamam bu beş kuruşlar birleşip beşyüzleri bulduğunda ay sonları gelmiyor sabahlar olmuyor ama olsun..Napalım...Bu arada bu marks&spencer'ın bebe kıyafetleri ve battaniyeleri de oldukça güzel..İyi de indirim yapmışlar..Ben bir battaniye aldım kışlık olarak..


Neyse efendim bunun dışında tabi bir alışveriş merkezine gidilir de çiçeği (karnı desek daha mı doğru) burnunda bir anne olarak bebek mağazalarına bakılmaz mı..Baktık ama bakmakla kalsak iyi..Kahrolduk kahrolduk..İlk hevesle ne paralar verip aldığım Chicco'nun o hastane çıkışlarıyla başlayıp seri halinde bir yaşına kadar tüm parçalarını tamamladığım kuzulu takımının %50 indirime girdiğini görünce kahroldum..Şöyle söyliyim ki 150 milyonumu çöpe atmış bulunuyorum ben arkadaşlar...Neyse o kızgınlıkla ben indirimdekilerden body'ler, patikli altlar ve tulumları ile bornozunu da aldım çıktım ordan..(Tabi sponsorumuz hala anneannemiz bu arada)





Efendim sonraciğime görenler görmüştür görmeyenlere söylüyorum...Kidoo diye bir mağaza var Ankara'da..İstanbul'da da görmüştüm biyerde..Burada adidas, Nike, Puma gibi markaların bebek ürünleri de satılıyor..Böyle minicik nike spor ayakkabıları, minnoş eşofmanlar falan..Valla kaliteli mal almaya çalışırım ama hiçbir zaman öyle marka takıntım olmadı ama herşeyin miniği böyle pek hoş oluyo ya...tamam gereksiz biraz -hani 6 aylık çocuk giyip de böyle yürüyüşlere çıkcak değil- ama öyle görünce vitrinde annemle pek bi hoşumuza gitti..Dayanamadık bi eşofmanla bi de spor ayakkabı aldık Ece'ciğe...



Bu arada bu yazılarımı okuyan kocişim gene kızcak bana biliyorum çocuğu culcu çaputçu yapıcan, kendine benzeticen diye..Ama kız çocuğu ya ne biliyim hevesli olsun süse püse...Biz de bi tane var zaten ailemizin en küçük bireyi ablamın kızı benim tek ve biricik yeğenim dünyamın en şirin varlığı kelebeğim Aslı'm..(Şu aşağıda görünen şirin varlık...Tıpkı ben..öhöm öhöm...ya valla herkes bana benzetiyo ama napiyim yani:P ablamın annesi olduğuna kimse inanmıyo yanyana gezerken)Hem teyzesi gibi Terazi burcu hem de benden geri kalmayan kokoş bir annenin kızı olunca çocuk 2,5 yaşında oldu bir moda duayeni:P Ya inanmazsınız çocuk Toys'rus'da bir karış suratla dolaşıp tek bir oyuncağa bile kafasını çevirmeden geziyo ordan çık gir mothercare'e deliriyor yavrum...Eline teker teker alıyo o elbiseleri aynada üstüne tutuyo her birine uygun bi ayakkabı beğeniyo bir body ile kombinasyon yapıyo..."Esdaa teyse bak bu güsel, bak bu da güsel" diye diye geziniyo mağazanın içinde...




Neyse efendim artık Ankara'daki son günlerimiz...bebeğimizin kıyafet alışverişi tamam da bunun dışında heybemiz boş efenim...Yarın E-bebek'e gidilip banyo bakım beslenme ıvır zıvırları da alıncak inşallah...Ve İstanbul'a gidince oda işini de halletmem lazım...Ben tersten mi başladım ne odanın yetişmeme ihtimali olur mu acep...Neyse bu gecede kafamıza takıcak bişeyler bulduk...Yoksa sabah olmuyo malum...Yatakta sağdan sola soldan sağa dönüp dururkene bişiy düşünmek lazım geliyo...


Şimdilik bu kadar gevezelik yetsin bakalım...Abartmışım zati...Görmemişin biri anne olacakmış karalamış da karalamış yazısı olsun bu da efendim...Sağlıcakla...

1 Şubat 2008 Cuma

ECE'MİN CİCİLERİ...








Bloğumu yeni kurmuş olmamaın hevesiyle ve biraz da diğer blogçulardan özenerekten geçen gün aldığımız kıyafetlerinin fotoğraflarını çektim koydum siteme..Aslında onun için ilk aldıklarımızın fotolarını koysaydım heralda daha bir manidar olacaktı ama onlar İstanbul'da kalmış oldular...Neyse artık bu heves geçmezse benden İst.'a gidince de onları çeker koyarız inşallah...

Sağlığınla,bereketinle,hayrınla gel bebeğim...En güzel günlerinde giymek nasip olsun herşeylerini..

31 Ocak 2008 Perşembe

Ankara'da Zaman...

Çocukluğumun,gençliğimin,üniversite yıllarımın, sevdalı günlerimin, hasret dolu bekleyişlerimin, en mutlu günümün:düğünümün geçtiği güzel Ankara'mdayım yine...Ben içinde yaşarken bu şehri sevmiyordum ama öyle güzel anılarım var ki burda şehirler içinde yaşanılan hatıralarla canlanıyorlar insanların kafalarında..seviyorum burayı burda olmayı....

Neyse efendim bugün annemle soğuk moğuk demedik attık kendimizi Kızılay'lara...Amaç bebeğe bişiyler bakmak ama nerde görülmüş öyle iki kadının çarşıya çıkıp da tek reyona bakarak geri döndüğü..Bi kere kadının şanına yakışmaz...Tabiiki lüzumlu lüzusuz, gerekli gereksiz pek çok şeyi de inceleyerek akşamı ettik Kızılay'da...

Önce YKM'ye girip bebişime bişeyler baktık..Bir kot elbise, bir polar elbise, bir kapşonlu mont, minik pembe çoraplar ve atkı bere takımı alarak çıktık ordan..
Sonra Koray'a girdik..Bikaç çamaşır falan alındı doğum sonrası için..bi de gecelik baktık ama sadece baktık ve güldük geceliklere...yani ben güldüm..çünkü hepsi babannemin giydiklerini andırdı bana yani yine gecelik alamayaraktan çıktık ordan da..

Sonra bebişe yün alındı anneannesi tarafından (aslında deminkiler de annneanesi tarafından alındıydı..saolsun annnem hiç elimi cüzdanıma attırmıyo beraberken..Ya annemle alışverişe bayılıyorum ben ya:)) Neyse efendim her ne kadar hazırları artık insanın gözünü doyursa da yeterince anneannesinden kalan bikaç hatıra örmesi olsun istedim ben de..

Ve tabii ki Kızılay'a gidilir de o İzmir caddesinin köşesinde her daim sıcak simit satışı yapan yerden simit alınmaz mı orada yenmez mi artan kilolara inat..Yenir efendim hem de afiyetle..Ankara simidinin yerini tutan başka simit yoktur bence ve burayı simit konusunda tek geçerim..

Neyse şimdilik böyle geçmekte günlerimiz..Burada rahatım ama aklım da kocişte tabi..Özlüyorum ama hasretler de sevdaya dahil derler ya biraz özlemek de arttırıyo heralde be sevgiyi..Canım kocişim de haftaya burda olcak inşallah..zaten böyle bitiriyoz Şubat tatili denen olayı da..Sonra tekrar okul ve dersler...Tabi doğum iznine kadar..