14 Mart 2010 Pazar

Biraz da gezmelerden...

Çok zaman oldu buraya gittik şunu yaptık diye yazmayalı..Oysa ki bu blog bir günlüktü değil mi? E günlüğünde gittiği gördüğü yerler de olmalıydı ama tembel anne yazamadı pek çok şeyi atladı..Atlanmayacak olanlar vardı,onları bir toparlamalı..Güzel bir Cumartesi geçirdik annemler ve ablamlarla mesela..Sultanahmet,Eyüp,eski İstanbul,içinde olup da kıyısından baktığım özlediğim İstanbul..Ece kız da aralarda uyuyup gezme mekanlarına varınca uyanarak pek güzel uyum sağladı bize..(Tam da gezi esnasında zaten son günlerde Ecenin elinde can cekişen makinem de bozulunca fotoğraf çekilemedi malesef)..Ve asıl kaydetmek gereken....




İlk tiyatrosu Ece kızın.. Koca kış boyu defalarca niyetlenip de 3 ay sonra bugün gidebildiği..Aslında varmış bir hayır diyeyim,çok güzel çok yumuşak bir başlngıç oldu..Mohini'de gezinirken gördüm ilanı..Kurmalı Salyangoz Gezici Kukla Trubunun 'Kuklalarla Dört Mevsim' isimli oyunu varmış bugün Mohini'de..Planlı değildi yani,çıkalım bir bakalım dedik..Ece kızı atlı karıncadan inmeye de zor ikna ettik..Ama hiç pişman olmadı diyebilirim..Fotoğraf makinemin azizliğine uğramasaydm pek de güzel fotoğrafları olacaktı koyacak ama olmadı..3-4 yaş çocuklarının arasından kapıp kurulduğu minderdeki halini çekmeye değerdi mesela..Yarım saatlikti,konu anlayabileceği düzeyde sadeydi..Konuşma yoktu,müzik vardı fonda çok hafif..Ara ara anlattım neler olduğunu,yarım saat boyunca gözlerini ayırmadan izledi..Gelince de babannesine anlattı bıdır bıdır..Uykuya dalarken 'baba bidaaa kokla' diye söz aldı babsından.. Bundan sonra haftasonunun birgününü böyle birşeye ayırmalı dedim..Yaz gelince denizi,yeşilliği tabii ki değişmem hiçbirşeye ama yaz gelmeden kafamdaki gidilecek yerleri birer birer bitirmeli..

Bi de her Salı niyetlendiğim ama birtürlü yazamadığım minik,iki kişilik bir oyun grubumuz var bizim..Dersimin erken bittiği tek günde buluşuyoruz her hafta..Oyun grubunun sitesinde tanışıp,aynı yerde oturduğumuzu farkettik Remziye'yle..Ekim'di başladığımızda,hemen her hafta buluştuk..Sayının artmasını çok isterdim ama çemberi genişletemiyoruz pek fazla...Yakın olunca her saatte buluşmak mümkün,rahat oluyor..Evet henüz birlikte oynayabilecek yaşta değiller ama yine de çok şey kattığına inanıyorum Ece'ye..Bir sohbetimizde arkadaş kelimesi geçince ilk Ensar Bera geliyor aklına mesela..Özlüyor,gitmek istiyor,hoş gidince de çokca kız nazı yapıyor Ensar Bera'ya ama olsun:) Onlardan başka bize de çok iyi geliyor aslında..Ne çok konuşacak şeyi oluyor insanın kendisini anlayan,kaygıları,fikirleri ortak olan bir anne bulduğunda...Hele de bir blogger'sa muhabbete doyum olmuyor:))((Yüzüne karşı övmek gibi olmasın,pek de güzel yazar,insanın dönüp dönüp okuyası gelir arkadaşımı)Herşeyden,tanıdığımız herkesten,o haftanın tartışmalarından,oyunlardan,oyuncaklardan,odalardan konuşurken bir bakıyoruz gitme vakti gelmiş...



Son buluşmanın konusu 'AKTİVİTE' meselesiydi takdir edersiziniz..Aslında nasıl ve neden meseleye dönüştü anlayamadım..Herkesin söylediği aynı kapıya çıktı gibi..Hiç yorum yapmadım ama okudum tüm yazılanları..Üstünden çok sular aktı ama nacizane fikirlerimi buracığa ekleyeyim..Öncelikle karikatürleri pek beğendim ben,gayet samimi bir şekilde kaleme alınmış ve karikatürün içeriğinde vardır zaten hicvetmek..Hepsine de çok güldüm,kendimden de pek çok şey buldum..

Aktivite konusundaki eleştirilere gelince Montessori ile blog sayesinde ilk kez tanışan herkesin de bir aktivite telaşına kapılması pek normal bence..Bloglara ve grubun sayfasına ilk baktığınızda hemen aktiviteler takılıyor gözünüze,çünkü fotoğraflananlar onlar..Burada yazanların da suçu yok,çünkü anladıkları ve çocuklarına uyguladıları felsefeyi fotoğraflayabilme şansları yok...Ya da olamıyor diyeyim,insan günlük hayatta çocuğunda uyguladığı,uygulamaya çalıştığı felsefesini böyle paragraf paragraf yazamayabiliyor,ama aktivite mi dedin ver eline mercimekle iki kaşık çek fotsunu koy bloğa işte sana yazı...(BU ben, kimse üstüne alınmasın nolur)Doğal olarak işin içine iyice girip birkaç kitap devirip felsefeyi ucundan anlamaya başlayana kadar bu geçici telaş hali oluyor insanda..Ama işin içine girince aktivitenin çok da alt sıralarda olduğunu görüyorsunuz..Yani işin felsefe kısmı bir şekilde kişiye kalıyor,bize yansıyan ise aktiviteler oluyor..Tabii ki esas olan felsefe olmakla birlikte ona hazırlanmış bazı şeyler de sunmanın hiçbir sakıncası yok bence..Ben de hazırlayıp koyuyorum çoğu zaman bir tepsiyi masasına...İlgilenirse çöküveriyorum yanına,şöyle bir evirip çevirip hiç ilgilenmediği oluyor kaldırıyorum ortadan..Bu ona zorla birşey yaptırmak değil,olamaz bence...Zevk alıyorsa yapmaktan neden olmasın,neden hazırlamayayım..Pek tabii ki kendi bulup oynadığı birsürü şey de oluyor,pek tabii ki onlardan da çok şey öğteniyor,seçim hakkı olduktan sonra engellenmedikten sonra hiç problem değil bence..

Bir de bizde çok bilinmeyen ve çok sık uygulanmayan homeschooling olayı var ki o aktiviteden falan çok ayrı tutulması gereken bişey bence..Ben hayranım şunun gibi kadınlara mesela..Çok planlı,donanımlı olmak lazım cesaret edemiyorum şu anda ama pek çok güzel fikirler alıp,güzel planlar da yapıyorum ilerisi için..Bakalım..

Nerden nereye geldik,diyeceğim oydu ki seviyoruz biz kızmla oyun grubumuzu..Güzel şeyler paylaşıyoruz,zevk alıyoruz...Ordan oraya pek dağınık oldu bir post ama fırsat bu fırsat oturabilmişken başına yazayım istedim..Hatırlansınlar,dursunlar şuracıkta..

Sevgiler herkeslere..

3 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

eveet işte tam olarak söylediğim buydu esracım. işin felsefesini es geçip en kolay yönteme, aktiviteye odaklanmak, hem başka anneler üzerinde gereksiz baskı ve suçluluk oluşturuyor hem de ister istemez çocukları karşılaştırıyorlar.. (bu ben değilim. ben saldım çayıra modeli anneyimuzunca bir süredir)
ben artık çocukların hayat bilgisi edinimini, halka dizmenin, eşleştirme ya da gruplama yapmanın çok çok önünde görüyorum ki eminim montessori de çocukları günlük yaşama adapte etmenin önemini anlatmıştır.

ElfAna dedi ki...

Tabii uzun uzun felsefeden bahsedilmeyince insanin ilk aklina gelen, ilk gordugu sadece aktivite fotograflari oluyor. Dogru bir tespit.
Ensar Bera' yla su anda birlikte oynamasalardagoz ucuyla birbirlerini kontrol ediyorlardir. Benim oglum cook uzun bir sure bireysel oyunu tercih etti:)

sirâr dedi ki...

Esra'cım gözlerim dolu, yanaklarım kızarmış, kalbim pıt pıt atarak okudum...Çoook teşekkürler.
*Oldukça net ve öz olmuş son nokta.Eline sağlık.
*Bizsiz taa mohinilere nasıl gidersiniz, borcunuz var artık.
*Böyle daldan dala da olsa sık sık uğra buraya, bizi yazılarından mahrum bırakma.
Olur mu ? :=))

14 Mart 2010 Pazar

Biraz da gezmelerden...

Çok zaman oldu buraya gittik şunu yaptık diye yazmayalı..Oysa ki bu blog bir günlüktü değil mi? E günlüğünde gittiği gördüğü yerler de olmalıydı ama tembel anne yazamadı pek çok şeyi atladı..Atlanmayacak olanlar vardı,onları bir toparlamalı..Güzel bir Cumartesi geçirdik annemler ve ablamlarla mesela..Sultanahmet,Eyüp,eski İstanbul,içinde olup da kıyısından baktığım özlediğim İstanbul..Ece kız da aralarda uyuyup gezme mekanlarına varınca uyanarak pek güzel uyum sağladı bize..(Tam da gezi esnasında zaten son günlerde Ecenin elinde can cekişen makinem de bozulunca fotoğraf çekilemedi malesef)..Ve asıl kaydetmek gereken....




İlk tiyatrosu Ece kızın.. Koca kış boyu defalarca niyetlenip de 3 ay sonra bugün gidebildiği..Aslında varmış bir hayır diyeyim,çok güzel çok yumuşak bir başlngıç oldu..Mohini'de gezinirken gördüm ilanı..Kurmalı Salyangoz Gezici Kukla Trubunun 'Kuklalarla Dört Mevsim' isimli oyunu varmış bugün Mohini'de..Planlı değildi yani,çıkalım bir bakalım dedik..Ece kızı atlı karıncadan inmeye de zor ikna ettik..Ama hiç pişman olmadı diyebilirim..Fotoğraf makinemin azizliğine uğramasaydm pek de güzel fotoğrafları olacaktı koyacak ama olmadı..3-4 yaş çocuklarının arasından kapıp kurulduğu minderdeki halini çekmeye değerdi mesela..Yarım saatlikti,konu anlayabileceği düzeyde sadeydi..Konuşma yoktu,müzik vardı fonda çok hafif..Ara ara anlattım neler olduğunu,yarım saat boyunca gözlerini ayırmadan izledi..Gelince de babannesine anlattı bıdır bıdır..Uykuya dalarken 'baba bidaaa kokla' diye söz aldı babsından.. Bundan sonra haftasonunun birgününü böyle birşeye ayırmalı dedim..Yaz gelince denizi,yeşilliği tabii ki değişmem hiçbirşeye ama yaz gelmeden kafamdaki gidilecek yerleri birer birer bitirmeli..

Bi de her Salı niyetlendiğim ama birtürlü yazamadığım minik,iki kişilik bir oyun grubumuz var bizim..Dersimin erken bittiği tek günde buluşuyoruz her hafta..Oyun grubunun sitesinde tanışıp,aynı yerde oturduğumuzu farkettik Remziye'yle..Ekim'di başladığımızda,hemen her hafta buluştuk..Sayının artmasını çok isterdim ama çemberi genişletemiyoruz pek fazla...Yakın olunca her saatte buluşmak mümkün,rahat oluyor..Evet henüz birlikte oynayabilecek yaşta değiller ama yine de çok şey kattığına inanıyorum Ece'ye..Bir sohbetimizde arkadaş kelimesi geçince ilk Ensar Bera geliyor aklına mesela..Özlüyor,gitmek istiyor,hoş gidince de çokca kız nazı yapıyor Ensar Bera'ya ama olsun:) Onlardan başka bize de çok iyi geliyor aslında..Ne çok konuşacak şeyi oluyor insanın kendisini anlayan,kaygıları,fikirleri ortak olan bir anne bulduğunda...Hele de bir blogger'sa muhabbete doyum olmuyor:))((Yüzüne karşı övmek gibi olmasın,pek de güzel yazar,insanın dönüp dönüp okuyası gelir arkadaşımı)Herşeyden,tanıdığımız herkesten,o haftanın tartışmalarından,oyunlardan,oyuncaklardan,odalardan konuşurken bir bakıyoruz gitme vakti gelmiş...



Son buluşmanın konusu 'AKTİVİTE' meselesiydi takdir edersiziniz..Aslında nasıl ve neden meseleye dönüştü anlayamadım..Herkesin söylediği aynı kapıya çıktı gibi..Hiç yorum yapmadım ama okudum tüm yazılanları..Üstünden çok sular aktı ama nacizane fikirlerimi buracığa ekleyeyim..Öncelikle karikatürleri pek beğendim ben,gayet samimi bir şekilde kaleme alınmış ve karikatürün içeriğinde vardır zaten hicvetmek..Hepsine de çok güldüm,kendimden de pek çok şey buldum..

Aktivite konusundaki eleştirilere gelince Montessori ile blog sayesinde ilk kez tanışan herkesin de bir aktivite telaşına kapılması pek normal bence..Bloglara ve grubun sayfasına ilk baktığınızda hemen aktiviteler takılıyor gözünüze,çünkü fotoğraflananlar onlar..Burada yazanların da suçu yok,çünkü anladıkları ve çocuklarına uyguladıları felsefeyi fotoğraflayabilme şansları yok...Ya da olamıyor diyeyim,insan günlük hayatta çocuğunda uyguladığı,uygulamaya çalıştığı felsefesini böyle paragraf paragraf yazamayabiliyor,ama aktivite mi dedin ver eline mercimekle iki kaşık çek fotsunu koy bloğa işte sana yazı...(BU ben, kimse üstüne alınmasın nolur)Doğal olarak işin içine iyice girip birkaç kitap devirip felsefeyi ucundan anlamaya başlayana kadar bu geçici telaş hali oluyor insanda..Ama işin içine girince aktivitenin çok da alt sıralarda olduğunu görüyorsunuz..Yani işin felsefe kısmı bir şekilde kişiye kalıyor,bize yansıyan ise aktiviteler oluyor..Tabii ki esas olan felsefe olmakla birlikte ona hazırlanmış bazı şeyler de sunmanın hiçbir sakıncası yok bence..Ben de hazırlayıp koyuyorum çoğu zaman bir tepsiyi masasına...İlgilenirse çöküveriyorum yanına,şöyle bir evirip çevirip hiç ilgilenmediği oluyor kaldırıyorum ortadan..Bu ona zorla birşey yaptırmak değil,olamaz bence...Zevk alıyorsa yapmaktan neden olmasın,neden hazırlamayayım..Pek tabii ki kendi bulup oynadığı birsürü şey de oluyor,pek tabii ki onlardan da çok şey öğteniyor,seçim hakkı olduktan sonra engellenmedikten sonra hiç problem değil bence..

Bir de bizde çok bilinmeyen ve çok sık uygulanmayan homeschooling olayı var ki o aktiviteden falan çok ayrı tutulması gereken bişey bence..Ben hayranım şunun gibi kadınlara mesela..Çok planlı,donanımlı olmak lazım cesaret edemiyorum şu anda ama pek çok güzel fikirler alıp,güzel planlar da yapıyorum ilerisi için..Bakalım..

Nerden nereye geldik,diyeceğim oydu ki seviyoruz biz kızmla oyun grubumuzu..Güzel şeyler paylaşıyoruz,zevk alıyoruz...Ordan oraya pek dağınık oldu bir post ama fırsat bu fırsat oturabilmişken başına yazayım istedim..Hatırlansınlar,dursunlar şuracıkta..

Sevgiler herkeslere..

3 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

eveet işte tam olarak söylediğim buydu esracım. işin felsefesini es geçip en kolay yönteme, aktiviteye odaklanmak, hem başka anneler üzerinde gereksiz baskı ve suçluluk oluşturuyor hem de ister istemez çocukları karşılaştırıyorlar.. (bu ben değilim. ben saldım çayıra modeli anneyimuzunca bir süredir)
ben artık çocukların hayat bilgisi edinimini, halka dizmenin, eşleştirme ya da gruplama yapmanın çok çok önünde görüyorum ki eminim montessori de çocukları günlük yaşama adapte etmenin önemini anlatmıştır.

ElfAna dedi ki...

Tabii uzun uzun felsefeden bahsedilmeyince insanin ilk aklina gelen, ilk gordugu sadece aktivite fotograflari oluyor. Dogru bir tespit.
Ensar Bera' yla su anda birlikte oynamasalardagoz ucuyla birbirlerini kontrol ediyorlardir. Benim oglum cook uzun bir sure bireysel oyunu tercih etti:)

sirâr dedi ki...

Esra'cım gözlerim dolu, yanaklarım kızarmış, kalbim pıt pıt atarak okudum...Çoook teşekkürler.
*Oldukça net ve öz olmuş son nokta.Eline sağlık.
*Bizsiz taa mohinilere nasıl gidersiniz, borcunuz var artık.
*Böyle daldan dala da olsa sık sık uğra buraya, bizi yazılarından mahrum bırakma.
Olur mu ? :=))