04 Aralık 2009 Cuma

Yazmalı artık...

Kaybolduk...

Açtık arayı epey günlükle..

Ama iyiyiz..

Hayat akıp giderken ve bir minik büyüyüp dururken başucumuzda buralar da boş kalmasın..Vakit bugündür..Annenin mecburi 'notlandırma!' işleri bitmiş,Pazar günkü veli toplantısına hazır,evdeki yeni düzen daha da oturmuş ve bayram rehavetiyle bayram sonrası işe dönüş stresini de atmışken Ece kızın günlüğüne de el atıp öyle koysun kafayı yastığa...




Arayı açınca toparlamak zor ouyor buralarda ya, biz sondan başlayalım.. Bayramdan...Ece kız ilk Kurban bayramı gibi ikincisini de İstanbul'da,ama teyze evinde annannelerle dayılarla geçirdi -ne mutlu tabii ki-..Baba Ankaradaydı babanne ve dedeyi getirmek için (nöbet değişimi), onu aradı birazcık,artık özlemini de belli ediyor,uykulardan uyanınca ilk onu sordu ama mutluydu genelde..



Aslıcıkla bol vakit geçirdi,bol taklitle şempanzeliğe soyunup koltuk sehpa üstlerinde gezinmeyi,kaydıraktan onun gibi yüzüstü kaymayı,merdivenleri bırakıp kaydırağa kaydırak kısmından çıkmayı,doktorculuk oynayıp hastanın göğsünü dinlemeyi, 'piş piş piş' diye diye (oyuncak) ocakta mamalar pişirmeyi öğrendi ablasından;) Eh ablasının durumu biraz 'bir minik cadıya katlanmak'tan ibaret şimdilik ama olsun o bekliyor Ece'nin büyümesini...Diyalogları pek komik,tiyatro gibiler biraraya gelince,otur seyret..Genelde oyuna oturduklarında Ece'den şöyle bir bağırtı kopuyor:

Ece:'aaaaaaaaa menimmm oooooooo'
Aslı:Ece,ablam bak ben sana bu küçük bebeği vermiştim ya ama..
Ece:I-ıııhhh menimm ooo..
Aslı:Tamam al hepsi senin olsun,o da bu da,ben fakir olayım zaten..??..:P
Ece:hı?
Aslı:Al senin olsun dedim ben fakir olayım
Ece:hı?
Aslı:Ya sen beni anlamıyomusun,duymuyomusun,neden hı hı diye sorup duruyosun,bana bak yüzüme bak,iyi dinle..
Ece:hı?

ve sabrı taşıp mekanı terkeden Aslı..:)))

Tabii ki Ece henüz paylaşmayı bilmeyecek kadar ve Aslı da yürüyebilen,bazı şeyleri söyleyebilen ve neredeyse onun boyutlarına yakın bir varlığın söylediği herşeyi anlayamayabileceğini bilemeyecek kadar küçük,ama bu diyaloglar da pek zevkli,özletecek cinsten..

....



19 aylık artık cimcime..Kızsal oyuncaklar şu ara en büyük zevki..Bebekler,mutfak eşyaları,ütüsü elinden düşürmedikleri..Bazen kendi kendine dalıyo oyuna,bebeğine bişeyler anlatıyo,yanına oturtup masal okuyo dönmeyen diliyle ve komik mimikleriyle...Olayları anlatıyor sadece 'anne böyle böyle böyleeeeee' kelimelerini kullanarak bazen..Hareketler dili oluyor..Şekilden şekile giriyor,oturuyor,kalkıyor,eller oraya buraya gidiyor anlatabilmek için..Bazen adını bildiği nesneleri bile söylemeyip hareketleriyle anlatmaya çalışıyor..Bu aya has bir özellik heralde..



Minik Herkül,en kaldıramayacağı şeyleri bile kaldırmaya çalışıp en kötü ihtimalle sürükleyerek o odadan o odaya taşıyor..Kendi sandalyeleri evin içinde seyehate çıkıyolar resmen, o nerede onlar orada,çanta gibi taşıyor onları..Canımıniçi diye sevdiğimde onu, 'iççiii' diye seviyor beni yanaklarımı sıka sıka..Nasılsın diye sorunca 'iyiii' diyor bugünlerde..Nerdesin deyip çağırdığımda 'anne gelldimmm' diye bağırıyo olduğu yerden..



Şikayet etmek ayıp mı bilmem ama azıcık fazlaca yapış yapış geziyoruz bu ay..Yanından ayrılırsam kıyamet kopuyor..Bi elimle soru,plan vs. hazırlayıp bir elimle Ece'yle bebek giydirmek,kule yapmak konularında günbegün aşıyorum kendimi..Hatta emzirirken yazılı okuyabilmek gibi bir kabiliyetim de var bugün itibariyle:P E bazen bunalan anne kızına patlayıp ağlatabiliyor da tabi bu durumda,bebekli hayatın gerçeği!!

Nasıl post post yazasım var başka konularda, yazmamışım ya günlerdir..Minik bir oyun grubumuz var mesela bir aydır devam ettiğimiz,tam bir ay önce yazıp resim koymaya üşendiğim için yayınlayamadığım 18.ay geleneksel:) Ya-pa ziyareti ile ilgili bir yazım var bekleyen,yine doğal beslenme ve doğal temzliğe kafayı takmışlığımla ilgili yazacaklarım var,bu konuda bir mutluluğum var 20 Aralıkta Kartala Ekolojik pazar açılacağı için....

Ama uyku da var..Sabah ilk saat dersi de var..

Şİmdilik kalsınlar kursağımda:))

SEvgiler bizden...

08 Kasım 2009 Pazar

18 aylık derken.......

Daha doğrusu diyemeden bloğuna, 19 aylık olacak nerdeyse..Yok artık aylara çok da takılmıyorum öyle, ama hani bi dönem daha bitti ya..12-18 ay kapandı...18-24 ay'dayız, yani 2 yaşına doğru tam gazız...

Biraz bitse mi bu blog işi derken,kime ne benim kızımdan hallerimden derken, biraz Ece ile papaz durumlarındayken, ve yine ve yine fazlaca meşgulken,olmaz olası yazılılar başlamış,sınıf sınıf kağıtlarım önüme yığılmışken,yani hayattan bir şikayet modundayken, şu hiç gitmeyesi pastırma yazı gününde çekilmiş bu fotoğraflara bakınca koysam ya dedim bloğuna,anlatsam biraz da kızçemi...Hatıra mı,ona şuna gösterme mi,öylesine mi neyse ne dedim beaa bilgisayarımı kapatmadan,uykuya dalmadan gireyim yeni kayıt'a...



Yağmurlu yağışlı günlerde eve takılmış,bunalmış,hırçınlaşmış Ece'den sonra dün sahil parkının, bugün o güzeller güzeli korunun en mutlu kızıydı kızçem..Gözü,eli hep kapılarda pencerelerde geçirdi o pat diye indiriveren soğuklarda..Buna bakan kişi değişmesi (babanne gitti annanne geldi)+iki azı diş+hafif üşütme ve sümüklülük durumları da ekleniverince benim o sakin kızım gitti,yerine geldi bir cadıcık...Hiç yapmadığı hareketler,kızınca kendini ordan oraya atmalar,vurmalar,yolmalar ve bilimum hiç alışkın olmadığımız tavırlar..Dedim yaklaşan 'terrible two' denen meretin ayak sesleri mi yoksa..Bikaç gündür içgüveyisinden halliceyiz,Aslı ablamızı da aldık geldik bugün teyzsesinden,bir haftalığına beraber takılsınlar..Değişiklik olur...



18 aylığız..Acayip memekoliğiz..İlk günlere döndük dönecez yani..Okuldan gelince ayrılamıyoruz,yapışıyoruz,aradan 10 dak. geçmeden yine istiyoruz,anneyi çıldırtıyoruz,fıttırtıyoruz,rayından çıkarıyoruz,düüüt düt öttürüyoruz bazı günler...O ayrılamadığı naneler lohusalık günlerindeki ölçülerine geri dönecekler diye korkuyorum...

Bebekkoliğiz..Bu ara elinde mor giysili kel kafalı bi bebeğiyle tombul bacak bir kızı taşımaya çalışan zavallı minyon bir kadın görür iseniz o benimdir..Hanım bebeği olmadan tuvalete bile gitmiyor,yemek yemiyor ve uyumuyor..Acayip bir bağlanma gerçekleşti -normalmidir acep??!!?- kendi aldığı bir bebek ile arasında..Evin içinde mütemadiyen uykusu olduğunu düşündüğü bebeğine ninni söyleyerek dolaşıyor...'eeeeeeeee bebeeee,bebe eeeeeee,hu bebeeeeeee,bebe huuuuuu' sözler bundan ibaret sonra başa dönüyo ve gün içinde bilmem kaç milyon kere tekrarlanıyo:))

Daha önce de dediğim gibi tüm değişiklikler ve diş durumundan dolayı asabiyiz birazcık..Tabii ki fıkır fıkırız,kıpır kıpırız,hep telaşlı hep biyerlere yetişecekmiş modundayız evde,bu yüzden de üç aydır aynı kiloda sayanız..1,5 yaş çocuğuyuz,meraklıyız,hevesliyiz herbişeye..
Ömür boyu geçmese şu hayata karşı hevesleri...Elbette kullanmadığımız kelime çok da anlatamadığımız yok gibi, 'bu bu bu' ve 'böyle böyle böyle'lerle...Anlayamadığımız oluyo bazen,elleri kolları yüzü halden hale giriyo anlatabilmek için,kızıyo tabi niye anlayamıyosunuz diye...Bir asabiyet bir asabiyet,ergenlikleri nasıl olur kardeşim bunların..Ta ötelere gidiyorum evet ama çok çabuk geçmiyo mu hayat..İki yaşına merdiven dayadı bile tinimini hanım...Sağlıklı mutlu büyüsün herbiri..SEvgiler bizden...

25 Ekim 2009 Pazar

'Yorum'

Ece'nin doğumuyla başlayan, bir kitabı bazen haftalarca oradan oraya süründürerek bitirebilme döneminden sonra, bir anda üç kitap bitirebilmenin sevindirikliğini paylaşmıştım,kitapların blog dünyasında ve nette pek meşhur ve değinilmiş oldumasından -ve o günki ruh halimden- dolayı yorumlamak gelmemişti içimden,şimdi Ece uyudu çizittireyim üç beş şey dedim..


Anne iş'te kitabını geçen sene almış idim:)Sene-i devriye olmadan el atabildim..Aslında kitap genel olarak çocuklarla doğru iletişim üzerine..Yani öyle çalışan anneye bir dolu öneri içeren bir kitap gibi değil-bence- ..Ya da ben öyle hayal ediyodum da öyle çıkmadı diyeyim..Çalışan annenin kapacağı çok güzel noktalar da var elbet;

*çocuğa işe giderken -başlangıç aşamasında özellikle- mutlaka açıklama yapmak,gidip geleceğini,gitmesi gerektiğini anlatmak,mutlaka vedalaşarak çıkmak,uykudaysa uyandırmamak! ama uyku vakitlerini ona göre ayarlamak..

*eve geldikten sonra sadece ve sadece onunla iletişim halinde -ruhen ve bedenen- olacağınız bir zaman dilimi yaratmak -hani kaliteli zaman dedikleri-

*eve geldikten sonra bebeğin bakım ve beslenme işlerini bizzat yapmak (daha çok aile büyükleri tarafından bakılan bebekler için önemli)

*işe gidişi vicdan olayına döndürmemek,bebeğin sizin yokluğunuzda bağlandığı kişiye olan bu bağlılığından kaygı duymamak ve bebeğe bakan kişiyi -bebek için güveni temsil eden o yüzü- değiştirmemek..

aklımda kalan güzel noktalar..Bazı yerler,bazı fikirler çok sık tekrarlanmış,ama genel olarak dili sıkmayan sade ve akıcı..Hala çalışıp okumayan varsa tavsiye olunur..



Bu kitabı da tavsiye edilmeseydi hiç okumazdım heralde..İçinde sanat geçen başlıklara pek uzağım..Terazi burcuymuşum,sanatçı kişilikmişim küllüm yalan,sanatla tek ilişkim bir buçuk yıl aldığım ve devam ettiremediğim kanun dersinden ibaret..İlkokulda 4 olan tek notumdu Resim ve işeğitimi:P Öncelikle kitabın genel verdiği mantığın çok güzel ama uygulama kısmının biraz fazlaca profosyonel olduğunu söylemeliyim..Yazar çocuklarda sanat (özellikle resim ) eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunu fazlaca detaylandırmış,tek renkle başlayıp diğer renklere sırayla nasıl geçileceği,hangi malzemenin hangi dönemde kullanılacağı ve ne tür çalışmalar yaptırabileceği konusu,yani teknik kısım oldukça ayrıntı..Resim öğretmenlerinin ancak uygulayabileceği cinsten..

Ama sanata genel bakış ve çocuklardaki sanatı ve doğal olarak yaratıcılığı engellememek için dikkat edilmesi gerekenler çok güzel anlatılmış..Mesela 'çocuğunuzun yaratıcılığını öldürmek istiyorsanız eline küçük yaşta boyama kitapları verin' gibi bir anafikir var bir yerde..Nasıl yani dedim,hani pek yararlıdır,sınırlı boyamadır,el-göz koordinasyonu filan..Yok,üç buçuk yaşına kadar çizilmiş resimleri boyamaları,sizin istediğiniz bir objenin resmini yapması,ya da onun yaptığı resimlerin bir nesneye benzetilip temalandırılmaya çalışılması,onun yanına oturup bir nesnenin fotoğrafını yapmanız ve ona göstermeniz yaratıcılığa ve sanat isteğine büyük bir darbe yazara göre..

Kitabı okurken hep ilkokul çocuklarının ve bittabiiki kendimin doğa resimleri geldi aklıma..Hadi doğa resmi yapalım der öğretmen..Tüm sınıf eline kahverengi boyayı alır önce..İki üçgene benzer şekil kağıdın üst kısmına,ortasında güneş ve mutlaka ama mutlaka o iki dağın arasından akan nehir..Bir iki ağaç ve kırmızı çatılı bir ev de kondurdum mu al sana doğa..Ve sonuç:Resim yapmaya bir dönemden sonra uyuz olan öğrenciler..Çok kabiliyetli olabilirdim,harcadılar beni:P

Ve aylar önce okuduğum 'Annelik Sanatı' (M.Montessori) kitabının diğer tercümesini (Çocuk Eğitimi) okudum yine..Blogları takip edenler kitabı çok duymuşlardır ve çoğu okumuşlardır..Çok özetlendi..En iyi özetlemelerden biri bu yazı idi...Kesinlikle ikinci okuduğum tercüme çok daha iyiydi..



Ve şu anda elimdeki kitap..Türkçe kaynağın az olduğu bir alanda yazılan kapsamlıca kitaplardan biri...Bu kitapta özellikle -farklı olarak- materyallere ve uygulanışına çok yer verilmiş..Hepsinin ayrı ayrı anlatımı var..Henüz yarılamadım kitabı,ilk yarısında Montessori'nin hayatına,felsefenin ortaya çıkışına kapsamlıca yer verilmiş olduğu için biraz sıkıcı,ama (2-3 yaş sonrası)etkinlikler kısmı için sürekli el altında bulunudurulabilecek bir kitap..


Okumak,bilmek güzel,öğrenmek heyecan verici,elifi elifine uygulamalıyım diye kasmak ise hayatı zorlayıcı,ilişkiyi kısıtlayıcı bence..Çünkü siz öğrenmeye çalışırken o 'büyüyor' bi tarafta..'Dur bi dakka büyüme de şu konuyu da öğreneyim' deme şansı yok..Bazen çok hazırlıksız yakalanmışım gibi geliyor anneliğe..Ama sonra 'annelik'in hazırlığı yok diye düşünüyorum..O öğrenme için en gerekli olan 'güdülenmişlik düzeyi' var ya,çocuğunuz olmadan ona sahip olamıyorsunuz çocuk bakımı ve eğitimi konusu için..Anne olunca bakımından beslenmesine, sağlığından eğitimine herşeyi öğrenmeye aç oluyor insan..Algılar hep o yönde çalışıyor sanki..Öğrenmeye ve uygulamaya çalışmak onu ihmal etmeden,kendini de strese sokmadan..O 'denge' çok önemli,tutturması çok zor..Öğrenebildiklerime ters düşmeden ve onu engellemeden büyütebilmeyi diliyorum ben sadece...

Sevgiler bizden..