21 Eylül 2010 Salı

azıcık geçmişten,bolca şimdiden...

Öyle bodoslama gireceğim,aklıma ne gelirse yazacağım,yoksa olmayacak,önce vakit bulamayacağım,sonra nerden başlasam diyeceğim yine yazmadan kapatacağım,sonunda bloğu kapatacağım,olmayacak,başlıyorum..

Bayram önce..Bence önce sağlıkla sonra kalabalık olunca güzel,bence Ankara'da güzel...Hele çoluklu çocuklu olunca daha güzelmiş...Onu giydirip süsleyince,sonra kuzenleriyle birlikte kapı kapı dolaşıp şeker toplamaya yollayınca güzel...Bir anne olarak 'nasıl kibar,teşekkür ede ede aldı şekerleri' sözlerini duyunca güzel...Onun amcalarla,teyzelerle,dayılarla,kuzenlerle olması ve bu kalabalık içinde şımarması,mutluluğu,herkesten yeni bişeyler öğrenmesi güzel..Sabah kalabalık aile kahvaltılarına oturması güzel,anne baklavasını sarmasını yemesi güzel...Daha nicelerine hep birlikte diye dua etmek,şükretmek güzel...Buruk olan ayrılması pek tabii ki..İki ay iki torunuyla olmaya alışmış annannenin gözüyaşlı el sallaması arkamızdan..Olsun,sağlık olsun...



Ve bayram sonrası,tekrar gelişini dört gözle bekleyeceğemiz güzelim yaz tatilimize nokta..Bugün okulların başlamasıyla çalışan anne-evde anneyi bekleyen kuzu moduna geri dönüş...Şikayet edersem ayıp olacak fakat,çünkü hiç haketmeyerek postalandığım bir okulda harika da bir progmamım oldu,dersim az,iki günüm boş...Beni oraya postalayan müdürüme müteşekkirim yani:) Şimdi bu güzel iki günü en güzel şekilde değerlendirmek üzere kafamda uçuşan bir sürü planlar,Ece'yle şunu da yaparız buraya da giderizler....Kafamda kuyrukları birbirne dolanan birsürü tilki...Bir de acaba'lar tabi...Acaba Ece'ye 3 yarım günlük (toplamda bu kadar çalışıyorum bu yıl,evet:) )bir kreş ayarlasam,babanneleri de buraya taşınmaktan kurtarsam mı düşünceleri...Sonra 'bir sene daha böyle geçsin nasılsa kreşe 2-3 yıl gidecek,evde olmanın tadını çıkarsın' diye onu kovan düşünceler..Ağırlık son yazdığımda tabi,ama sosyalleşmek lazım bu yıl biraz daha,bize daha çok tiyatro lazım,oyun grubu lazım,yeni mekan görmekler lazım orası kesin,bakacağız...

Sıra büyüyen Ece kıza gelsin mi gelsin artık...Aslı'yla beraber geçirdiği 2 aydan sonra çene -tam da beklediğimiz gibi,hiç şaşırmadık- bir düştü pir düştü toparlayamıyoruz...Azıcık sussa da kafamız dinlense diyecek moda geldik,yalan değil...Susmasın tabi de bazen insanın çenesi ağrıyor,beyni bulanıyor sorularına cevap yetiştirmekten,mantıklı açıklamalar düşünmekten...Bir de Aslı'yla tartışmakta epey ustalaştığı için acayip cevap verir oldu herşeye..En küçük bir eleştiri ya da ses yükseltmede şak diye yapıştırıyor acayip cevapları..Bir işine karıştırmadığı gibi siz ona bişeyin nedenini sorarsanız 'sanane' cevabını da alabiliyorsunuz bugünlerde, orası kötü...Ben de azıcık cıvık günümdeysem,böyle ergenlik dönemi kızıyla annesi arasındaki komik tartışmalardan yaşanabiliyor evde....

Bu ara 'biliyor musun?' ve 'biliyorum' la pek sıkı fıkılar...Ne havadis verirse versin ne isterse istesin sonuna bir 'biliyor musun?' ekliyor mutlaka...'Bak öyle değil anne,bak nasıl yap biliyor musun böyle yap,böyle yapacaksın' şeklinde her bir işime de maydonoz olmak en sevdiği şey...Ve ne söylersek söyleyelim herşeyi 'biliyor' (!)...Kitap okurken her cümlemden sonra 'hııı biliyorum',sorduğu sorulara cevap verirken 'hı hı biliyorum zaten'...Eskasa bilmediği bişey çıkarsa da :) 'daha neleeeerrrr' diye bir tepki veriyor ki ben bu sevmediğim söz öbeğini hiç kullanmam mesela...

Oyunlarından bahsetmezsek olmaz...Yine Aslıcığın katkısı büyük bu konuda:) Evcilikle doktorculuk vazgeçilmezleriydi de zaten,yemekçilik,piknikçilik,dükkancılık şeklinde uzayıp giden -cilik oyunlarına acayip sarmış durumda...Kendi kendine oynuyor ama konuşmalarına bakarsanız ortamda bizim göremediğimiz pek çok kişi var...Amcalar,teyzeler,arkadaşlar....Birilerine kızıyor,birileriye gülüşüyor konuşuyor,hayali arkadaşlarıyla evde ne kadar oyuncağı varsa hepsininin bilimum parçalarını ortalığa döküp döküp poşetlere sepetlere çantalara doldurup pikniğe gidiyor falan filan,otur seyret böyle...Bu sırada evin hali savaş alanı tabi..Eskasa yere koyduğu bir minderi kaldırmaya falan niyetlenirsek 'ya bırak o bizim (biz?) bankımız,şimdi oraya oturcaz biz böhüüüüüüüüü' diye ağlamaya falan başlıyabiliyor,o yüzden oyun esnasında onun koyduğu hiçbişeyin yerini değiştirmemeye azami gayret gösteriyoruz...Güzel olan yanı her dakika 'anne hadi oyun oynayalım' diye yanımda bitmemesi...O oyununa dalmışken siz yanında uyuyabilirsiniz bile,problem yok:)

Bu ara okumaya merak salmışlığı var bir de :) Ortamda gördüğü her yazıyı merak ediyor..'Anne burda ne yazıyo? Bu k'mı, bu a'mı diye aslında -bence- neyi gösterdiğini de tam bilemeden harfleri soruyor...(hiçbir harfi tanımışlığı falan yok tabi henüz...) Kıyafetlerinin etiketlerini okutuyor..'2-3 yaş için' diye yazıyor annecim, '%100 pamuk' yazıyo annecim' gibi abuk muhabbetler dönüyor aramızda...'ama neden'lerin 'nasıl'ların üzerine iyi geliyor aslında kolaycacık yazanı okuyuvermek ama bu çene derse girip geldikten sonra bu kadar konuşmayı kaldırır mı onu göreceği artık ilerleyen günlerde:)

Yarın (aslında bugün)Salı, okul yok, güzel bişeymiş haftaiçi böyle hissetmek :)

Sevgiler..


7 yorum:

nohut oda dedi ki...

yenı egıtım ogretım yılınız hayırlı olsun sızınde..guzel bır yıl olur ınş
sevgıler

ElfAna dedi ki...

Iyi bir sene gecir:) Ece melekler gibi. Beyaz ne kadr yakismis:)

zssm dedi ki...

kutsal bir meslek...
peygamber mesleği...
yeni yılınız hayırlara vesile olsun...
eceye de beyaz çok yakışmış...
maşallah...

Utku'nun annesi dedi ki...

Bencede en güzeli aklına geleni geldiği gibi yazmak
kızlar çok şeker tıpkı prensesler gibi maşallah Allah bağışlasın
sevgiler

rukiye dedi ki...

bir sınıf öğretmeni olarak kıskandım sizi bencede tadını çıkarın boş vakitlerinizin

Bebek Mağazaları dedi ki...

kutsal bir meslek...
peygamber mesleği...
yeni yılınız hayırlara vesile olsun...

Kardeşim dedi ki...

iki melek gördüm ikiside birbirinden tatlı

21 Eylül 2010 Salı

azıcık geçmişten,bolca şimdiden...

Öyle bodoslama gireceğim,aklıma ne gelirse yazacağım,yoksa olmayacak,önce vakit bulamayacağım,sonra nerden başlasam diyeceğim yine yazmadan kapatacağım,sonunda bloğu kapatacağım,olmayacak,başlıyorum..

Bayram önce..Bence önce sağlıkla sonra kalabalık olunca güzel,bence Ankara'da güzel...Hele çoluklu çocuklu olunca daha güzelmiş...Onu giydirip süsleyince,sonra kuzenleriyle birlikte kapı kapı dolaşıp şeker toplamaya yollayınca güzel...Bir anne olarak 'nasıl kibar,teşekkür ede ede aldı şekerleri' sözlerini duyunca güzel...Onun amcalarla,teyzelerle,dayılarla,kuzenlerle olması ve bu kalabalık içinde şımarması,mutluluğu,herkesten yeni bişeyler öğrenmesi güzel..Sabah kalabalık aile kahvaltılarına oturması güzel,anne baklavasını sarmasını yemesi güzel...Daha nicelerine hep birlikte diye dua etmek,şükretmek güzel...Buruk olan ayrılması pek tabii ki..İki ay iki torunuyla olmaya alışmış annannenin gözüyaşlı el sallaması arkamızdan..Olsun,sağlık olsun...



Ve bayram sonrası,tekrar gelişini dört gözle bekleyeceğemiz güzelim yaz tatilimize nokta..Bugün okulların başlamasıyla çalışan anne-evde anneyi bekleyen kuzu moduna geri dönüş...Şikayet edersem ayıp olacak fakat,çünkü hiç haketmeyerek postalandığım bir okulda harika da bir progmamım oldu,dersim az,iki günüm boş...Beni oraya postalayan müdürüme müteşekkirim yani:) Şimdi bu güzel iki günü en güzel şekilde değerlendirmek üzere kafamda uçuşan bir sürü planlar,Ece'yle şunu da yaparız buraya da giderizler....Kafamda kuyrukları birbirne dolanan birsürü tilki...Bir de acaba'lar tabi...Acaba Ece'ye 3 yarım günlük (toplamda bu kadar çalışıyorum bu yıl,evet:) )bir kreş ayarlasam,babanneleri de buraya taşınmaktan kurtarsam mı düşünceleri...Sonra 'bir sene daha böyle geçsin nasılsa kreşe 2-3 yıl gidecek,evde olmanın tadını çıkarsın' diye onu kovan düşünceler..Ağırlık son yazdığımda tabi,ama sosyalleşmek lazım bu yıl biraz daha,bize daha çok tiyatro lazım,oyun grubu lazım,yeni mekan görmekler lazım orası kesin,bakacağız...

Sıra büyüyen Ece kıza gelsin mi gelsin artık...Aslı'yla beraber geçirdiği 2 aydan sonra çene -tam da beklediğimiz gibi,hiç şaşırmadık- bir düştü pir düştü toparlayamıyoruz...Azıcık sussa da kafamız dinlense diyecek moda geldik,yalan değil...Susmasın tabi de bazen insanın çenesi ağrıyor,beyni bulanıyor sorularına cevap yetiştirmekten,mantıklı açıklamalar düşünmekten...Bir de Aslı'yla tartışmakta epey ustalaştığı için acayip cevap verir oldu herşeye..En küçük bir eleştiri ya da ses yükseltmede şak diye yapıştırıyor acayip cevapları..Bir işine karıştırmadığı gibi siz ona bişeyin nedenini sorarsanız 'sanane' cevabını da alabiliyorsunuz bugünlerde, orası kötü...Ben de azıcık cıvık günümdeysem,böyle ergenlik dönemi kızıyla annesi arasındaki komik tartışmalardan yaşanabiliyor evde....

Bu ara 'biliyor musun?' ve 'biliyorum' la pek sıkı fıkılar...Ne havadis verirse versin ne isterse istesin sonuna bir 'biliyor musun?' ekliyor mutlaka...'Bak öyle değil anne,bak nasıl yap biliyor musun böyle yap,böyle yapacaksın' şeklinde her bir işime de maydonoz olmak en sevdiği şey...Ve ne söylersek söyleyelim herşeyi 'biliyor' (!)...Kitap okurken her cümlemden sonra 'hııı biliyorum',sorduğu sorulara cevap verirken 'hı hı biliyorum zaten'...Eskasa bilmediği bişey çıkarsa da :) 'daha neleeeerrrr' diye bir tepki veriyor ki ben bu sevmediğim söz öbeğini hiç kullanmam mesela...

Oyunlarından bahsetmezsek olmaz...Yine Aslıcığın katkısı büyük bu konuda:) Evcilikle doktorculuk vazgeçilmezleriydi de zaten,yemekçilik,piknikçilik,dükkancılık şeklinde uzayıp giden -cilik oyunlarına acayip sarmış durumda...Kendi kendine oynuyor ama konuşmalarına bakarsanız ortamda bizim göremediğimiz pek çok kişi var...Amcalar,teyzeler,arkadaşlar....Birilerine kızıyor,birileriye gülüşüyor konuşuyor,hayali arkadaşlarıyla evde ne kadar oyuncağı varsa hepsininin bilimum parçalarını ortalığa döküp döküp poşetlere sepetlere çantalara doldurup pikniğe gidiyor falan filan,otur seyret böyle...Bu sırada evin hali savaş alanı tabi..Eskasa yere koyduğu bir minderi kaldırmaya falan niyetlenirsek 'ya bırak o bizim (biz?) bankımız,şimdi oraya oturcaz biz böhüüüüüüüüü' diye ağlamaya falan başlıyabiliyor,o yüzden oyun esnasında onun koyduğu hiçbişeyin yerini değiştirmemeye azami gayret gösteriyoruz...Güzel olan yanı her dakika 'anne hadi oyun oynayalım' diye yanımda bitmemesi...O oyununa dalmışken siz yanında uyuyabilirsiniz bile,problem yok:)

Bu ara okumaya merak salmışlığı var bir de :) Ortamda gördüğü her yazıyı merak ediyor..'Anne burda ne yazıyo? Bu k'mı, bu a'mı diye aslında -bence- neyi gösterdiğini de tam bilemeden harfleri soruyor...(hiçbir harfi tanımışlığı falan yok tabi henüz...) Kıyafetlerinin etiketlerini okutuyor..'2-3 yaş için' diye yazıyor annecim, '%100 pamuk' yazıyo annecim' gibi abuk muhabbetler dönüyor aramızda...'ama neden'lerin 'nasıl'ların üzerine iyi geliyor aslında kolaycacık yazanı okuyuvermek ama bu çene derse girip geldikten sonra bu kadar konuşmayı kaldırır mı onu göreceği artık ilerleyen günlerde:)

Yarın (aslında bugün)Salı, okul yok, güzel bişeymiş haftaiçi böyle hissetmek :)

Sevgiler..


7 yorum:

nohut oda dedi ki...

yenı egıtım ogretım yılınız hayırlı olsun sızınde..guzel bır yıl olur ınş
sevgıler

ElfAna dedi ki...

Iyi bir sene gecir:) Ece melekler gibi. Beyaz ne kadr yakismis:)

zssm dedi ki...

kutsal bir meslek...
peygamber mesleği...
yeni yılınız hayırlara vesile olsun...
eceye de beyaz çok yakışmış...
maşallah...

Utku'nun annesi dedi ki...

Bencede en güzeli aklına geleni geldiği gibi yazmak
kızlar çok şeker tıpkı prensesler gibi maşallah Allah bağışlasın
sevgiler

rukiye dedi ki...

bir sınıf öğretmeni olarak kıskandım sizi bencede tadını çıkarın boş vakitlerinizin

Bebek Mağazaları dedi ki...

kutsal bir meslek...
peygamber mesleği...
yeni yılınız hayırlara vesile olsun...

Kardeşim dedi ki...

iki melek gördüm ikiside birbirinden tatlı