28 Nisan 2009 Salı

Ece'ciğim bir yaşında..


Yazmalı,yazıp yazıp silmemeli,anlatmalı ama nasıl?..Nasıl anlatılır ki,ne söylenir ki,tarif edilebilir mi ki....Bir yıl..En güzel,en mutlu,en tedirgin,en heyecanlı,en meraklı,en zor,en uykusuz,en aşk dolu en sabır dolu desem..Yetmez ki anlatmaz ki..

Sen biliyorsun ya anneciğim..Seni öperken nasıl en içime sarmak istediğimi,güldüğünde içimde açan bahar çiçeklerini,ağladığında yüreğimin en ince telinin titrediğini,saçının teline zarar gelir diye nasıl yüreğimin hop oturup hop kalktığını,içimin nasıl sana aktığını,hastalağında canımı vermek istediğimi,sağlığına hergün şükrettiğimi,gecenin sessizliğinde uyurken koynumda nasıl sevdiğimi masumiyetini izlemeyi,omzumdayken boynumda hissettiğim nefesinin içimi nasıl ısıttığını..Sen biliyorsun anneciğim..Gerçek sevgiyi gerçek fedakarlığı seninle tattığımı,sevilmenin güzelliğini bu bir yılda anladığımı..Geçen sene bugünden beri hissettiklerimi,anlatamadıklarımı...Gözlerimden anlıyorsun,gözlerinden anlıyorum kuzucuğum...Sen anneni biliyorsun...

Baharda,baharlarla geldin,bahar getirdin evimize..Ömrün de bahar gibi olsun bebeğim..Hep yanımda ol,kanımda ol,canımda ol...Mutluluğum ol,aşkım ol,zorum ol,uykusuzluğum ol...Yeter ki sağlığınla hayatımızda ol..Ben sağlığını ve mutluluğunu istiyorum Rabbimden..Gerisi senin dilediğin gibi olsun kuzucuğum..Nice nice yaşlara..

19 Nisan 2009 Pazar

Zor günler..Ama olsun,sağlık olsun...

İyileşiyor meleğimiz,günden güne daha iyiye gidiyor..İnsanı kahreden 'belirsizlik'..Herşey tespit edilip tedavi süreci başlayınca,birazcık daha kolaylaşıyor herşey..Biz de ciğerlerindeki ödeme neden olan şeyin ne olduğunu öğrenince rahatladık biraz..Şimdi şüphelenilen hastalıkların adını almak istemiyorum ağzıma,Allah evlerden uzak etsin..Bir çeşit zatürre yeğenimin rahatsızılığı..Buna neden olan virüs muhtemelen kreşte bir çocuktan bulaşıp,zaten vücut direncinin düşük olduğu bir soğuk algınlığı döneminde önce boğaza yerleşip ordan ciğerlere inmiş ve ciğerlerde ödeme neden olmuş..Su boşaltılıdıkça solunum ve kan değerleri normale dönmeye başlamış..Şimdi antibiyotik tedavisi ile minik vücudunun bu savaşı kazanması ve virüsü vücuttan atmasını bekliyoruz..İki hafta kadar sürecek tedavi süreci..

Perşembe günü görebildim Aslıcığımı..Çocuk acilde yattığı için yanına sokmuyolar aslında ama çok kısacık girip çıktım yanına..Kötü değildi gördüğümde ama ben şimdiye kadar hiçbir yakınımı öyle acil yatağında,ağzında solunum maskesi,üzerinde serum,borular vs. ile görmedim ki..Çok dokundu o hali..O halinden ziyade uyur vaziyetteyken sol gözünün kenarından aşağıya doğru süzülmüş bir damla yaş..Herbir damlasına kurban olur teyzeciğin..Ağlamamış ama neye içlendi ki..Gözünü açıp kapadı beni görünce..Ne demek istedi ki??Dokundu o hali işte..Başucunda duran halasıyla sarılıp gizli gizli gözyaşı akıtıverdik..Allah'ım ilk ve son kez yaşatsın bunu..Düşmanımın başına bile vermesin...İnşallah bitecek,gidecek,bebeğim eski sağlığına geri kavuşacak..Dualarınıza,dileklerinize çok çok teşekkürler..

Haberi alır almaz Ankara'dan apar topar İstanbul'a gelen annemlerin eve de hırsız girmiş...Adamlar büyükçe bir arabayı kapıya dayayıp evi topyekün taşımaya gelmişler..Komşulara yakalanınca o ana kadar aldıklarını kapıp,ellerindekileri de can havliyle yollara döke saça gitmişler...Şaka gibi..Geldi mi üstüste geliyo ya böyle..Geçen sene benim eve hırsız girince evde kalan son değerli varlığım olan kanunumu annemlere yollamıştım..O da adamların ellerinden bıraktıkları arasında..Birkez daha hırsız elinden kurtulmayı başarmış kendisi..Allah'ım yaa..Tabi hiçbirimizin gözü görmedi gideni falan..Dilimizdedir hep söyleriz bu sefer gerçekten 'CANIMIZ SAĞOLSUN DA'..

Bizim evde de durumlar pek parlak sayılmaz..Ece hanım babannesine alışsın diye dört beş gün önce çağırmıştım..Bikaç başbaşa bırakma denemesi yaptık ufaktan...(market,kuaför şu bu işleri için)Ece resmen dellendi...Babannesini görünce üç metre uzağa kaçıyor artık..Eteklerime yapıştı yani öyle bir durum..Herşeyin farkında yani..Biliyor yarın bırakıp gideceğimi..Zor bir gün bekliyor hepimizi..

Sevgiler herkese..

Kalın SAĞLICAKLA..

16 Nisan 2009 Perşembe

Ben bugün..

Bir yazı gördüm..İçim buruldu,tüylerim diken diken oldu..Ben de yazayım bloğum da dedim..Çok küçüçük bir destek vereyim tatlı Nehirciğe..Ece uyandı yazamadım..

Bir mim gördüm ben de ekleyeyim dedim bloğuma..Ece'm uyumadı mı uyumuyor işte..Açamadım bidaha bilgisayarı,yazamadım..

Sonra ablamdan bir telefon aldım,yüreğim yandı..İlk bebeğim,ilk göz ağrımız,güzeller güzelim,teyzesinin bitekçe yeğeni,hastanede..Neler dedi ablam..Aklımda bitek 'veremden şüphelendiler' kaldı..Kreşe başladığı günden bu yana,haftalardır öksürükle cebelleşen ve her doktora gittiğinde 'soğuk algınlığı' diye doktorluğu bilmeyen doktorlar tarafından eve gönderilen Aslıcığımı hastaneye kaldırmışlar gece..Tahliller,tetkikler..Acilen genel anestezi ve ciğerinden boşaltılan yarım kilo su..Sonuç:HIB virüsü..E bebekken yapılan onca aşı?Yüzde yüz koruma sağlamıyor..Bu bakteri menenjite sebep olup insanı ölüme kadar götürebilen bir bakteri..Nasıl oluyor da karşısında bu kadar aciz kalınabiliyor?
...



Şİmdi uyuyor iki bebeğim de..Biri beşiğinde,biri daha önce hiç bilmediği hastane yatağında..Ama ben uyuyamıyorum..

Hani hep kötü şeyler duyduğumuzda dışarıdan duyulmasa da içimizde 'bana ve sevdiklerime bişey olmaz' sesi vardır ya..Hani yakıştıramayız ya en bi canlarımıza..Ne boş...Hastalık da ölüm de burnumuzun dibinde..Bir gün,bir dakika,bir saniye sonra pat diye geliverebiliyor..Aynen öyle..

Allah'ım bütün hastalara,ama en çok da minik meleklere,o hastane yataklarına yakıştıramadığımız minicik canlara,güzel gülüşlü Nehirciğe,Ayşe'ye,Ali'ye adını bilmediğim birsürü meleğe ve biricik yeğenim,yeğenimden de öte ilk kızım Aslı Betülüme acil şifalar ver..Bizim yapabildiklerimiz sınırlı sen koru onları..

14 Nisan 2009 Salı

11 ay 17 günlükken sen..


*"Burnum nerde Ece'cim?" dediğimde iki cm'lik işaret parmağınla burnuma 'bıypp' yapıyorsun.."Parmağını yiycem Ece'nin" deyince parmağını seve seve ağzıma sokuyorsun..Dilini,saçını,kulaklarını,ellerini gösteriyorsun..

*Bezini popişine,şapkanı kafana,çoraplarını ayakkabılarını ayağına geçirmeye çalışıyorsun..Terliklerimizi alıp ayaklarımıza giydiriyorsun..


*Pisi kedi nerde dediğimizde hemen pisi kedi kitabını eline alıp 'pıtiii pıtiii' diye diye sayfalarını çeviriyorsun..

*Artık rahatlıkla ellerini tutunmadan uzun süre ayakta durup,-dün itibariyle- bir iki çekingen adım atıyorsun..

*Hiç oturmak istemiyorsun,ne zaman oturtsak paçalarımıza,koltuğa yapışıp kalkmaya çalışıyorsun..Kendi kendine oynasan da gözünün önünde olayım,yanından hiç ayrılmayayım istiyorsun..

*Sabahları işe gitmek için giyinen babaya kendi kendine el sallayıp,uyumaya devam ediyorsun..Zil veya kapı sesi duyduğunda elinde ne varsa fırlatıp çıldırmışçasına kanat çırpıyorsun..Yani gündüz babanı çok özlüyor,onun geldiğini anladığında sevinçten deliye dönüyorsun..

*Çekmece,dolap,sepet dökmeye, tek tek incelemeye bayılıyorsun..Bulaşık makinesini açık,çamaşır makinesini çalışır vaziyette görmeyesin,önünden ayrılmak istemiyorsun..

*Kendi boyunun iki katı elektrikli gırgırı tek elinle tutup 'hıı ıh hıı ıh'diye diye evi süpürüyor,aynı vaziyet arada viledayı da hallediveriyorsun..(Armut dibine mi düşerdi?:) )

*İki tıngırtı duysan kafayı öne eğip iki yana sallamaya,el çırpmaya,göbüşünü ileri ileri attırmaya başlayıveriyorsun..Şu pek meşhur:) FP eğitici köpekçiğin orasına burasına basıp ama bir şekilde müziği bulup oynamaya başlıyorsun..(Ailecek favorimiz 'miniminnacık örümcek' bu arada)

*Ben yemeğini yedirirken kaşığı alıp kendin yemek! istiyorsun,bi ağzına bi benim ağzıma kaşığı dürtüp dürtüp seviniyorsun:))Eline verdiğimiz ekmeği,kurabiyeyi ağzını şaplata şaplata yeyip üzerine suyunu içiyorsun:)Gözünün önünde yediğimiz herşeye saldırıyorsun:)

*Saçını bana taratmıyorsun,kendin tarayıp (!) benim taktığım tokayı da saçlarını koparmak pahasına da olsa çıkarıyor,kendin takmaya çalışıyorsun..

*Bahçedeki çiçeklere 'dıy diuu'(cici) yapıp,boyunu aşan kırmızı gülü koklamak için kaldırılmayı buyruk veriyorsun:))

*Tabii ki tüm çocuklara gibi dışarı çıkmaya,gezmelere gitmeye bayılıyorsun..Montunu giydirirken heyecandan yerinde duramıyorsun..Parkı uzaktan görmek çığlık çığlığa olman için yeterli artık..Kız erkek tüm çocuklara a-ba diye bağırıp kendince laf atıyorsun..Salıncaktan ayrılırken mızırdanıyor,kucağımda parktan uzaklaşırken kendini geri geri attırıp gitmek istemediğini anlatıyorsun..Dışarda gördüğün çocukların,kedilerin arkasından gitmeye çalışıyorsun..

*Dışarda gördüğün yabancılara el sallayıp,pas verip, uzaktan 'del del' diye çağırıp, yanına geldiklerinde ağlıyorsun:D

*Telefon sesi duyduğunda,telefon gördüğünde,alo dediğimizde elini kulağına götürüp bıdır bıdır bişiyler anlatıyorsun..

*Uyurken annee diye,uyanıkken baba diye ağlıyorsun..

*Çok nazlısın,sesimizi azcık yükseltmemiz,kaş çatmamız yeterli dudağın büzülmesi için..Küsüyorsun,küstüğüne birsüre pas vermiyorsun:)

*Ve tabii ki tüm bebekler gibi,tüm çocuklar gibi çok tatlı çok şen çok masum kahkahalar atıp o anlarda 'hayatı burda durdurabilsem keşke' diye düşündürüyorsun..

Yazmakla biter mi bitmez tabi..Büyüyorsun,hergün yeni birşey öğreniyorsun,hergün yeni bir 'Ece' oluyorsun..Ben mi?Ben her haline hayran kalıp,Allah'a şükrediyor ve annelerin içine verdiği bu sevginin nasıl olup da her saniye her dakika biraz daha çoğaldığına ve bu kadar büyük bir sevgiyi nasıl kalbime sığdırabildiğime şaşıp kalıyorum...

Kızımla iş öncesi başbaşa geçireceğim son iki günüm..Perşembe günü babanne geliyor Ece'ye bakmaya,Pazartesi de Mummy iş başında..

7 Nisan 2009 Salı

Gecikmiş bir mim,gecikmiş bir Mesecina-Mummy buluşması

Günler önce Hülya sobelemişti beni..Mevzu bizim sıpaların bize benzeyen-benzemeyen yönleri:)

Fiziksel olarak -malesef- pek benzemiyoruz hatunla..Yani dışarda görüp de babasına benezetenlerin oranı oldukça fazla..Buraya kendisine en çok benzettiğim bebeklik fotomu koydum ki belki bir iki kişi de 'benziyosunuz' deyip moral verir diye..Şu anda benim bu fotoyla pek alakam olmasa da,resimleri renklendirdiğimizde farklar daha çok olsa da olsun,şuncacık da benziyor olalım...Tamam eller,ayaklar,göz rengi,yapısı,uzun kirpikleri ve belki-ama umarım ki değil:)- kaşlar babadan ama ağzı ve burnu ile yuvarlak yüz yapısı da benden bunu kimse inkar edemez;)



Gelelim karaktere..

-Korkaklık,ürkeklik ve temkinlilik durumu benden..Hiçbir zaman öyle gözü kara bir tip olmadım ben..Yani öyle ağaçlara tırmanıp duvarlardan atladığım bir çocukluk geçirmedim..Korkardım..Hala da öyle..Bişey yaparken hep kötü senaryolar gelir aklıma..Arabada,uçakta,vapurda abuk sabuk fealket senaryoları gelir gözümün önüne..E bu temkinlilik ve korkaklık nedeniyle yere çok erkenden sağlam basabilen bir bebek olmasına ve bence yürüyebilecek olmasına reğmen hala ellerimizi bırakabilmiş değil:))Ama en azından artık babası hapşurunca ağlamıyor bu bile iyi bir gelişme..

-Sabah uykusunu gece uykusuna tercih etme durumunun da benden olduğunu düşünüyorum...gerçekten ne kadar erken uyursa uyusun sabah çok erken kalktığında hiç keyfi olmuyor...Ve yine ne kadar uğraşırsam uğraşayım 22'den önce gece uykusuna geçmiyor..İki aylıkken de böyleydi şimdi de böyle..Hatunun vücut saati böyle işliyor:))

-Üstünü örtmeme ve dağınık uyuma babadan tabii ki..O yokken babasının üstünü örtmekten gına gelirdi,şimdi hanımın üstünü örtmeye çalışmaktan ve fakat örtememekten gına geliyor..Kendisini karyolaya alırsam da gecenin bir vakti çeneme tekme,gözüme yumruk yiyebiliyorum uykusunda..Bazen aramızda köprü oluşturuyor hanım..1-1 şeklinde uyanıyoruz sabah..

-Yemek durumu küllüm fiyasko...Ana da baba da yemek seçer hem de pek çok..Bizim kızın öyle her tada açık olmaması,her sebzeyi meyveyi yememesinin sorumluları biziz evet..Şu ara gene Tarhana çorbası-yoğurt-yoğurt çorbası döngüsünde yaşıyoruz sormayın:((

-Dışardaki ciddi tavırlar da benden yine..Yabancılara alışana kadar pek gülmez öyle..(Aslında 6. aya kadar böyle değildi ama son üç dört aydır durum bu)Ciddi ciddi izler,süzer,inceler..Isınırsa başlar gülücüklere..Ben de öyle hemen herkese ısınamam..Dışardan çok ciddi ve soğuk durduğumu söylerler..Ama tanıştığım insanlar da dış görüntümle kişiliğimin hiç ilgisinin olmadığını belirtirler..Bilemiycem artık..
- Bir de itiraf etmeli ki azıcık asabiyet durumlarını almış anasından..Hani Karadenizli ya baba tarafımız ordan diyolar..Bazen dişlerini gösterip,ellerini yumruk yapıp kendini titretebiliyo yani o derece...Bakmayın öyle hanımcık durduğuna:)

Valla aklıma gelenler bunlar Hülyacım..11 aylık ömrüne bakaraktan benzerlikler bu kadar...İlerde değişir mi bilinmez..

Ve diğer konu..Bir blog buluşması..Bloğu ilk açtığımda tanıdım onu..Beraber bekledik bebişlerimizin gelişini..Hazırlıkları beraber yaptık:)Onu aldık,bunu tavsiye ettik,yer tarif ettik,kilolar konusunda moral verdik birbirimize...Yaklaşık bir ay arayla anne olduk sonra..Daha az yazsa da hep okudum yazılarını,yazılarından içim ısındı ona..Bigün buluşalım dedik aylar önce..Araya başka başka şeyler girince bugüne nasip oldu bulşmak..Mesecina ve Tutiş kız bizdelerdi geçen Perşembe..Hiç yanılmamışım,hemen kaynayıverdi içim...

Hemen herşeyden kısa kısa konuştuk....Ordan oraya atladık..Kızları kendi hallerine saldık biraz..Bizim ki yine uzaydan gelmiş muamelesi yaptı kendilerine...İnceledi inceledi uzun uzadıya..Sonra sonra ısınmaya başladı ama vakit azdı..Talılar tatlısı Tutiş kızın pek yerinde durası yoktu...Pıtır pıtır emekledi ordan oraya..Tabi annesini de peşinde gezdirdi biraz..

Mesecina'cım ne iyi ettiniz de geldiniz..Ben çok sevindim seni tanıdığıma..İnce düşünceliliğiniz ve hediyeniz için teşekkürler tekrar..Yine gelin,hep gelin:))

Bahar geldi ohh ki ne ohhh,havalar ısınıyor,bebişimin doğumgünü yaklaşıyor,işten uzak son günlerimi yaşıyorum falan filan özetle...Şİmdilik herkese bol bol sevgiler bizden..

28 Nisan 2009 Salı

Ece'ciğim bir yaşında..


Yazmalı,yazıp yazıp silmemeli,anlatmalı ama nasıl?..Nasıl anlatılır ki,ne söylenir ki,tarif edilebilir mi ki....Bir yıl..En güzel,en mutlu,en tedirgin,en heyecanlı,en meraklı,en zor,en uykusuz,en aşk dolu en sabır dolu desem..Yetmez ki anlatmaz ki..

Sen biliyorsun ya anneciğim..Seni öperken nasıl en içime sarmak istediğimi,güldüğünde içimde açan bahar çiçeklerini,ağladığında yüreğimin en ince telinin titrediğini,saçının teline zarar gelir diye nasıl yüreğimin hop oturup hop kalktığını,içimin nasıl sana aktığını,hastalağında canımı vermek istediğimi,sağlığına hergün şükrettiğimi,gecenin sessizliğinde uyurken koynumda nasıl sevdiğimi masumiyetini izlemeyi,omzumdayken boynumda hissettiğim nefesinin içimi nasıl ısıttığını..Sen biliyorsun anneciğim..Gerçek sevgiyi gerçek fedakarlığı seninle tattığımı,sevilmenin güzelliğini bu bir yılda anladığımı..Geçen sene bugünden beri hissettiklerimi,anlatamadıklarımı...Gözlerimden anlıyorsun,gözlerinden anlıyorum kuzucuğum...Sen anneni biliyorsun...

Baharda,baharlarla geldin,bahar getirdin evimize..Ömrün de bahar gibi olsun bebeğim..Hep yanımda ol,kanımda ol,canımda ol...Mutluluğum ol,aşkım ol,zorum ol,uykusuzluğum ol...Yeter ki sağlığınla hayatımızda ol..Ben sağlığını ve mutluluğunu istiyorum Rabbimden..Gerisi senin dilediğin gibi olsun kuzucuğum..Nice nice yaşlara..

19 Nisan 2009 Pazar

Zor günler..Ama olsun,sağlık olsun...

İyileşiyor meleğimiz,günden güne daha iyiye gidiyor..İnsanı kahreden 'belirsizlik'..Herşey tespit edilip tedavi süreci başlayınca,birazcık daha kolaylaşıyor herşey..Biz de ciğerlerindeki ödeme neden olan şeyin ne olduğunu öğrenince rahatladık biraz..Şimdi şüphelenilen hastalıkların adını almak istemiyorum ağzıma,Allah evlerden uzak etsin..Bir çeşit zatürre yeğenimin rahatsızılığı..Buna neden olan virüs muhtemelen kreşte bir çocuktan bulaşıp,zaten vücut direncinin düşük olduğu bir soğuk algınlığı döneminde önce boğaza yerleşip ordan ciğerlere inmiş ve ciğerlerde ödeme neden olmuş..Su boşaltılıdıkça solunum ve kan değerleri normale dönmeye başlamış..Şimdi antibiyotik tedavisi ile minik vücudunun bu savaşı kazanması ve virüsü vücuttan atmasını bekliyoruz..İki hafta kadar sürecek tedavi süreci..

Perşembe günü görebildim Aslıcığımı..Çocuk acilde yattığı için yanına sokmuyolar aslında ama çok kısacık girip çıktım yanına..Kötü değildi gördüğümde ama ben şimdiye kadar hiçbir yakınımı öyle acil yatağında,ağzında solunum maskesi,üzerinde serum,borular vs. ile görmedim ki..Çok dokundu o hali..O halinden ziyade uyur vaziyetteyken sol gözünün kenarından aşağıya doğru süzülmüş bir damla yaş..Herbir damlasına kurban olur teyzeciğin..Ağlamamış ama neye içlendi ki..Gözünü açıp kapadı beni görünce..Ne demek istedi ki??Dokundu o hali işte..Başucunda duran halasıyla sarılıp gizli gizli gözyaşı akıtıverdik..Allah'ım ilk ve son kez yaşatsın bunu..Düşmanımın başına bile vermesin...İnşallah bitecek,gidecek,bebeğim eski sağlığına geri kavuşacak..Dualarınıza,dileklerinize çok çok teşekkürler..

Haberi alır almaz Ankara'dan apar topar İstanbul'a gelen annemlerin eve de hırsız girmiş...Adamlar büyükçe bir arabayı kapıya dayayıp evi topyekün taşımaya gelmişler..Komşulara yakalanınca o ana kadar aldıklarını kapıp,ellerindekileri de can havliyle yollara döke saça gitmişler...Şaka gibi..Geldi mi üstüste geliyo ya böyle..Geçen sene benim eve hırsız girince evde kalan son değerli varlığım olan kanunumu annemlere yollamıştım..O da adamların ellerinden bıraktıkları arasında..Birkez daha hırsız elinden kurtulmayı başarmış kendisi..Allah'ım yaa..Tabi hiçbirimizin gözü görmedi gideni falan..Dilimizdedir hep söyleriz bu sefer gerçekten 'CANIMIZ SAĞOLSUN DA'..

Bizim evde de durumlar pek parlak sayılmaz..Ece hanım babannesine alışsın diye dört beş gün önce çağırmıştım..Bikaç başbaşa bırakma denemesi yaptık ufaktan...(market,kuaför şu bu işleri için)Ece resmen dellendi...Babannesini görünce üç metre uzağa kaçıyor artık..Eteklerime yapıştı yani öyle bir durum..Herşeyin farkında yani..Biliyor yarın bırakıp gideceğimi..Zor bir gün bekliyor hepimizi..

Sevgiler herkese..

Kalın SAĞLICAKLA..

16 Nisan 2009 Perşembe

Ben bugün..

Bir yazı gördüm..İçim buruldu,tüylerim diken diken oldu..Ben de yazayım bloğum da dedim..Çok küçüçük bir destek vereyim tatlı Nehirciğe..Ece uyandı yazamadım..

Bir mim gördüm ben de ekleyeyim dedim bloğuma..Ece'm uyumadı mı uyumuyor işte..Açamadım bidaha bilgisayarı,yazamadım..

Sonra ablamdan bir telefon aldım,yüreğim yandı..İlk bebeğim,ilk göz ağrımız,güzeller güzelim,teyzesinin bitekçe yeğeni,hastanede..Neler dedi ablam..Aklımda bitek 'veremden şüphelendiler' kaldı..Kreşe başladığı günden bu yana,haftalardır öksürükle cebelleşen ve her doktora gittiğinde 'soğuk algınlığı' diye doktorluğu bilmeyen doktorlar tarafından eve gönderilen Aslıcığımı hastaneye kaldırmışlar gece..Tahliller,tetkikler..Acilen genel anestezi ve ciğerinden boşaltılan yarım kilo su..Sonuç:HIB virüsü..E bebekken yapılan onca aşı?Yüzde yüz koruma sağlamıyor..Bu bakteri menenjite sebep olup insanı ölüme kadar götürebilen bir bakteri..Nasıl oluyor da karşısında bu kadar aciz kalınabiliyor?
...



Şİmdi uyuyor iki bebeğim de..Biri beşiğinde,biri daha önce hiç bilmediği hastane yatağında..Ama ben uyuyamıyorum..

Hani hep kötü şeyler duyduğumuzda dışarıdan duyulmasa da içimizde 'bana ve sevdiklerime bişey olmaz' sesi vardır ya..Hani yakıştıramayız ya en bi canlarımıza..Ne boş...Hastalık da ölüm de burnumuzun dibinde..Bir gün,bir dakika,bir saniye sonra pat diye geliverebiliyor..Aynen öyle..

Allah'ım bütün hastalara,ama en çok da minik meleklere,o hastane yataklarına yakıştıramadığımız minicik canlara,güzel gülüşlü Nehirciğe,Ayşe'ye,Ali'ye adını bilmediğim birsürü meleğe ve biricik yeğenim,yeğenimden de öte ilk kızım Aslı Betülüme acil şifalar ver..Bizim yapabildiklerimiz sınırlı sen koru onları..

14 Nisan 2009 Salı

11 ay 17 günlükken sen..


*"Burnum nerde Ece'cim?" dediğimde iki cm'lik işaret parmağınla burnuma 'bıypp' yapıyorsun.."Parmağını yiycem Ece'nin" deyince parmağını seve seve ağzıma sokuyorsun..Dilini,saçını,kulaklarını,ellerini gösteriyorsun..

*Bezini popişine,şapkanı kafana,çoraplarını ayakkabılarını ayağına geçirmeye çalışıyorsun..Terliklerimizi alıp ayaklarımıza giydiriyorsun..


*Pisi kedi nerde dediğimizde hemen pisi kedi kitabını eline alıp 'pıtiii pıtiii' diye diye sayfalarını çeviriyorsun..

*Artık rahatlıkla ellerini tutunmadan uzun süre ayakta durup,-dün itibariyle- bir iki çekingen adım atıyorsun..

*Hiç oturmak istemiyorsun,ne zaman oturtsak paçalarımıza,koltuğa yapışıp kalkmaya çalışıyorsun..Kendi kendine oynasan da gözünün önünde olayım,yanından hiç ayrılmayayım istiyorsun..

*Sabahları işe gitmek için giyinen babaya kendi kendine el sallayıp,uyumaya devam ediyorsun..Zil veya kapı sesi duyduğunda elinde ne varsa fırlatıp çıldırmışçasına kanat çırpıyorsun..Yani gündüz babanı çok özlüyor,onun geldiğini anladığında sevinçten deliye dönüyorsun..

*Çekmece,dolap,sepet dökmeye, tek tek incelemeye bayılıyorsun..Bulaşık makinesini açık,çamaşır makinesini çalışır vaziyette görmeyesin,önünden ayrılmak istemiyorsun..

*Kendi boyunun iki katı elektrikli gırgırı tek elinle tutup 'hıı ıh hıı ıh'diye diye evi süpürüyor,aynı vaziyet arada viledayı da hallediveriyorsun..(Armut dibine mi düşerdi?:) )

*İki tıngırtı duysan kafayı öne eğip iki yana sallamaya,el çırpmaya,göbüşünü ileri ileri attırmaya başlayıveriyorsun..Şu pek meşhur:) FP eğitici köpekçiğin orasına burasına basıp ama bir şekilde müziği bulup oynamaya başlıyorsun..(Ailecek favorimiz 'miniminnacık örümcek' bu arada)

*Ben yemeğini yedirirken kaşığı alıp kendin yemek! istiyorsun,bi ağzına bi benim ağzıma kaşığı dürtüp dürtüp seviniyorsun:))Eline verdiğimiz ekmeği,kurabiyeyi ağzını şaplata şaplata yeyip üzerine suyunu içiyorsun:)Gözünün önünde yediğimiz herşeye saldırıyorsun:)

*Saçını bana taratmıyorsun,kendin tarayıp (!) benim taktığım tokayı da saçlarını koparmak pahasına da olsa çıkarıyor,kendin takmaya çalışıyorsun..

*Bahçedeki çiçeklere 'dıy diuu'(cici) yapıp,boyunu aşan kırmızı gülü koklamak için kaldırılmayı buyruk veriyorsun:))

*Tabii ki tüm çocuklara gibi dışarı çıkmaya,gezmelere gitmeye bayılıyorsun..Montunu giydirirken heyecandan yerinde duramıyorsun..Parkı uzaktan görmek çığlık çığlığa olman için yeterli artık..Kız erkek tüm çocuklara a-ba diye bağırıp kendince laf atıyorsun..Salıncaktan ayrılırken mızırdanıyor,kucağımda parktan uzaklaşırken kendini geri geri attırıp gitmek istemediğini anlatıyorsun..Dışarda gördüğün çocukların,kedilerin arkasından gitmeye çalışıyorsun..

*Dışarda gördüğün yabancılara el sallayıp,pas verip, uzaktan 'del del' diye çağırıp, yanına geldiklerinde ağlıyorsun:D

*Telefon sesi duyduğunda,telefon gördüğünde,alo dediğimizde elini kulağına götürüp bıdır bıdır bişiyler anlatıyorsun..

*Uyurken annee diye,uyanıkken baba diye ağlıyorsun..

*Çok nazlısın,sesimizi azcık yükseltmemiz,kaş çatmamız yeterli dudağın büzülmesi için..Küsüyorsun,küstüğüne birsüre pas vermiyorsun:)

*Ve tabii ki tüm bebekler gibi,tüm çocuklar gibi çok tatlı çok şen çok masum kahkahalar atıp o anlarda 'hayatı burda durdurabilsem keşke' diye düşündürüyorsun..

Yazmakla biter mi bitmez tabi..Büyüyorsun,hergün yeni birşey öğreniyorsun,hergün yeni bir 'Ece' oluyorsun..Ben mi?Ben her haline hayran kalıp,Allah'a şükrediyor ve annelerin içine verdiği bu sevginin nasıl olup da her saniye her dakika biraz daha çoğaldığına ve bu kadar büyük bir sevgiyi nasıl kalbime sığdırabildiğime şaşıp kalıyorum...

Kızımla iş öncesi başbaşa geçireceğim son iki günüm..Perşembe günü babanne geliyor Ece'ye bakmaya,Pazartesi de Mummy iş başında..

7 Nisan 2009 Salı

Gecikmiş bir mim,gecikmiş bir Mesecina-Mummy buluşması

Günler önce Hülya sobelemişti beni..Mevzu bizim sıpaların bize benzeyen-benzemeyen yönleri:)

Fiziksel olarak -malesef- pek benzemiyoruz hatunla..Yani dışarda görüp de babasına benezetenlerin oranı oldukça fazla..Buraya kendisine en çok benzettiğim bebeklik fotomu koydum ki belki bir iki kişi de 'benziyosunuz' deyip moral verir diye..Şu anda benim bu fotoyla pek alakam olmasa da,resimleri renklendirdiğimizde farklar daha çok olsa da olsun,şuncacık da benziyor olalım...Tamam eller,ayaklar,göz rengi,yapısı,uzun kirpikleri ve belki-ama umarım ki değil:)- kaşlar babadan ama ağzı ve burnu ile yuvarlak yüz yapısı da benden bunu kimse inkar edemez;)



Gelelim karaktere..

-Korkaklık,ürkeklik ve temkinlilik durumu benden..Hiçbir zaman öyle gözü kara bir tip olmadım ben..Yani öyle ağaçlara tırmanıp duvarlardan atladığım bir çocukluk geçirmedim..Korkardım..Hala da öyle..Bişey yaparken hep kötü senaryolar gelir aklıma..Arabada,uçakta,vapurda abuk sabuk fealket senaryoları gelir gözümün önüne..E bu temkinlilik ve korkaklık nedeniyle yere çok erkenden sağlam basabilen bir bebek olmasına ve bence yürüyebilecek olmasına reğmen hala ellerimizi bırakabilmiş değil:))Ama en azından artık babası hapşurunca ağlamıyor bu bile iyi bir gelişme..

-Sabah uykusunu gece uykusuna tercih etme durumunun da benden olduğunu düşünüyorum...gerçekten ne kadar erken uyursa uyusun sabah çok erken kalktığında hiç keyfi olmuyor...Ve yine ne kadar uğraşırsam uğraşayım 22'den önce gece uykusuna geçmiyor..İki aylıkken de böyleydi şimdi de böyle..Hatunun vücut saati böyle işliyor:))

-Üstünü örtmeme ve dağınık uyuma babadan tabii ki..O yokken babasının üstünü örtmekten gına gelirdi,şimdi hanımın üstünü örtmeye çalışmaktan ve fakat örtememekten gına geliyor..Kendisini karyolaya alırsam da gecenin bir vakti çeneme tekme,gözüme yumruk yiyebiliyorum uykusunda..Bazen aramızda köprü oluşturuyor hanım..1-1 şeklinde uyanıyoruz sabah..

-Yemek durumu küllüm fiyasko...Ana da baba da yemek seçer hem de pek çok..Bizim kızın öyle her tada açık olmaması,her sebzeyi meyveyi yememesinin sorumluları biziz evet..Şu ara gene Tarhana çorbası-yoğurt-yoğurt çorbası döngüsünde yaşıyoruz sormayın:((

-Dışardaki ciddi tavırlar da benden yine..Yabancılara alışana kadar pek gülmez öyle..(Aslında 6. aya kadar böyle değildi ama son üç dört aydır durum bu)Ciddi ciddi izler,süzer,inceler..Isınırsa başlar gülücüklere..Ben de öyle hemen herkese ısınamam..Dışardan çok ciddi ve soğuk durduğumu söylerler..Ama tanıştığım insanlar da dış görüntümle kişiliğimin hiç ilgisinin olmadığını belirtirler..Bilemiycem artık..
- Bir de itiraf etmeli ki azıcık asabiyet durumlarını almış anasından..Hani Karadenizli ya baba tarafımız ordan diyolar..Bazen dişlerini gösterip,ellerini yumruk yapıp kendini titretebiliyo yani o derece...Bakmayın öyle hanımcık durduğuna:)

Valla aklıma gelenler bunlar Hülyacım..11 aylık ömrüne bakaraktan benzerlikler bu kadar...İlerde değişir mi bilinmez..

Ve diğer konu..Bir blog buluşması..Bloğu ilk açtığımda tanıdım onu..Beraber bekledik bebişlerimizin gelişini..Hazırlıkları beraber yaptık:)Onu aldık,bunu tavsiye ettik,yer tarif ettik,kilolar konusunda moral verdik birbirimize...Yaklaşık bir ay arayla anne olduk sonra..Daha az yazsa da hep okudum yazılarını,yazılarından içim ısındı ona..Bigün buluşalım dedik aylar önce..Araya başka başka şeyler girince bugüne nasip oldu bulşmak..Mesecina ve Tutiş kız bizdelerdi geçen Perşembe..Hiç yanılmamışım,hemen kaynayıverdi içim...

Hemen herşeyden kısa kısa konuştuk....Ordan oraya atladık..Kızları kendi hallerine saldık biraz..Bizim ki yine uzaydan gelmiş muamelesi yaptı kendilerine...İnceledi inceledi uzun uzadıya..Sonra sonra ısınmaya başladı ama vakit azdı..Talılar tatlısı Tutiş kızın pek yerinde durası yoktu...Pıtır pıtır emekledi ordan oraya..Tabi annesini de peşinde gezdirdi biraz..

Mesecina'cım ne iyi ettiniz de geldiniz..Ben çok sevindim seni tanıdığıma..İnce düşünceliliğiniz ve hediyeniz için teşekkürler tekrar..Yine gelin,hep gelin:))

Bahar geldi ohh ki ne ohhh,havalar ısınıyor,bebişimin doğumgünü yaklaşıyor,işten uzak son günlerimi yaşıyorum falan filan özetle...Şİmdilik herkese bol bol sevgiler bizden..