Acilden geldik az önce..
Ece kız rahatsızandı..Akşam üzeri yedirdiğim sebze çorbasından sonra (ilk defa içine pırasa koymuştum ve beş-altı tatlı kaşığı anca yedi aslında) üç defa istifra edip artık midede çıkaracak bişiy kalmadığı halde öğürüp öğürüp morarınca panikle arabaya attık kendimizi...Daha önce söylemiştim kontrol zamanları hep Ankara'da olduğumuz zamanlara denk gelince orda bir doktor edinmiştik kendimize..Ama kendisi izindeymiş tel.inden ulaşamadım..Burada da sürekli götürdüğümüz bir doktor yoktu..Bize en yakın sağlık merkezinin acilinde nöbetçi çocuk doktoru olmayınca diğer bir yakın hastaneye -Jo.hn Hop.kins'e- gittik..Yolda da öğürüp durunca ondan çok ben fenalaştım..Nasıl canından can gidiyomuş insanın bi kere daha anladım...
Muayene etti doktor çok şükür kötü bişiy çıkmadı...Ek gıdalara geçiş sürecinde yaşanabilecek bir durum olduğunu söyledi..Bir dil üstü hapı verdiler mideyi rahatlatması için..Yarım saat müşahede altında tuttular geldik..Ece hanım hapı alıp kendine gelince çakır keyif oldu zaten oralarda..Hemşirelerle oynaştı durdu...Pek sevdiler zor ayrıldık...
Ve fakat hastanenin emekli sandığı ile anlaşması sona ermiş..(Geçen sene vardı arada kontrole gitmiştim hamileyken) Tabi o sırada insanın gözü hiçbişey görmüyo ama bir muayene için abartı bir para ödedik..Bu durum çok düşündürdü beni...Allah korusun daha acil bişiy olsaydı acil müdahele gerektiren bir durum insanın parayı falan gözünün görmeyeceği bir durum altından kalkamayacağımız bir fatura çıkabilirdi önümüze..
Şimdi devlet hastanelerinin durumu malum..Dışarıdan özel muayenehanelerine gitmeyince -ki ben doğumumu bu şekilde gerçekleştirmiştim- çok ilgilenmiyor doktorlar..Özellerde de seçici olursak güç dayanmıyor malesef..Bebişe bir özel sigorta yaptırmanın gerekliliğini düşünmeye başladım..Bir özel sigorta ama ödeme gücümüzü geçmeyecek bir özel sigorta...Kaliteli bir hastahanede muayene ettirebileceğimiz bir özel sigorta..S.O.S o zaman???
Bir ilave: Ece gelir gelmez uyudu ve ilk defa hiç uyanmadı uykuya daldıktan sonra..Bir ilk gerçekten ama böyle olmamalıydı bunun ilki:(
29 Kasım 2008 Cumartesi
26 Kasım 2008 Çarşamba
Gecikmiş iki sobe...
Malum geçen yazı böyle terelellilerin geldiği br vakitte olunca,bizim gece cinleri (Bunların bi de gündüz gelenleri var ara ara) kafamın en tepesinde halaya durunca ne zamandır yazmak istediğim sobeler de içine girmediler..daha fazla geciktirmeden yazalım yapalım ödevimizi dedim..
Önce sevgili Hülya'nın sobesi ve bebemizin bizi mest eden halleri..Aslında her hali tabi ama en çok da..
- Emerken sanki dünyayı nasıl kurtarırımı düşünüyomuş gibi gayet ciddi bir edayla gözlerini açıp açıp kapamasına..
- Yanına yaklaştığımda onu almam için kollarını havaya kaldırıp kaldırıp hızla bacaklarına vuruşuna..
- Malum ihtiyacını görürken kızarıp kızarıp ıkınmasına...
- ce ee oynarken yüzüme kapattığım yastığın altından bakışına ve sırıtışına..
- Altını açınca kıkırdamasına ve ayaklarını havaya kaldırıp kaldırıp indirmesine...
- Ben yemek yerken elime aldığım lokmaların birdenbire nasıl kaybolduğuna ağzının açık kalmasına..(Tam anlamıyla ağzı açık izliyor yani..)
- Sabahları daha gözünü açmadan çenesinin açılmasına ve ardıardına sıraladığı bıcır bıcır konuşmalarına..
- Işıktan karanlığa geçiverince gözbebeklerinin kocaman kocaman açılıp yüzüne de en şaşkın ifadenin oturmasına (Ankaraya giderken Bolu tüneline girerken farketmiş ve gülmekten yerlere yatmıştım....Anlatmakla olmaz görmek lazım diycem ama o anı yakalamanın imkanı yok tabi...)
- Oynarken oynaşırken birdenbire çıkardığı zort sesiyle şok olmasına ve ardından dudağını büzüp ağlamasına
- Sinirlenince aaaaa-a deyip bağırıp bize aklınca kafa tutmasına (yerim ben senin sinirini üflesem uçarsın be yavrum bacak kadar boyunla dötündeki mokunla kime kafa tutuyon sen)

- Gülerken tombul yanacıklarından gözlerinin kaybolmasına..(Şekildeki gibi)mest oluyorum ölüyorum bitiyorum...
Foto bugünden..Bugün baktım hava güzel hazırladım kızı kendim de giydim kapşonlumu dışarı çıkalım dedim ilk defa yalnız olarak..Puseti indirdim merdivenlerden bi de baktım pusetin tekerlekleri yok..Bagajda kalmışlar..(Tekerleklerini çıkarmadam sığmıyo da bizim mini bagaja)Aradım kocayı dedim getir tekerlekleri ben niyetlendim hazırlandım giremem içeri..Adam şaşırdı önce sonra baktı kadının heyheyleri gelecek gene mecbur geldi işyerinden..(Çok uzak sayılmaz canım işyeri..)Gezdik azıcık dışarda uyudu böyle mest oldu...

Neyse mevzuya dönelim..Bir de sevgili Güneş'in sobesi vardı..Garip hallerimle ilgili...Düşününce pek aklıma gelmedi aslında ama aklıma gelenleri sıralayayım bakiyim..Benim için gayet normal ama başkasına garip gelen haller şöyle bende efendim...
- Arabayı sola asla park edemem...Bu konuda tam özürlüyüm sola yanaşırken beynim tam anlamıyla duruyo ve direksiyonu ne yöne çevirmem gerektiğini anlayamıyorum (gerçekten!)..
- Beş dakika sonra yerinden alınıp kafamın altına konacak olan yastığı bile asıl yerine koyar düzeltir alacaksam da ondan sonra alırım..(Düzen takıntısı)
- Bir gömlek bile yamuk duruyosa gardrobun kapağını kapatamam (Düzen takıntısı)
- Kıyafetleri yerlerine renklerine göre gruplandırıp koyarım..
- Dışardan gelince eşofmanlarımı giymeden ve üzerimden çıkardıklarımı toplamadan tuvalete bile giremem..
- Evde asla ama asla eşofman dışında bişiyle -dışarı kyafetiyle yani-oturamam (Şöyle süslenip edip kocamı karşılamışlığım neyim yoktur yani...Temzmiyim misler gibi eşofmanlarımda temizmi yakışmış mı bana tamamdır..Abartmaya şımartmaya gerek yok bence kendilerini)
- Gene dışardan gelince evi toparlayıp herşeyi yerli yerine koymadan asla yemeğe girişemem..(Özellikle okuldan gelince çok sorun oluyodu bu..Halbuki koy yemeğini o pişerken topla evi di mi...Yok batıyo bana valla..)
-Saçlarımı dolayıp tepeme toplamadan hiçbir işe girişemem..( bu reklem filimlerindeki elinde vileda saçlar yapılı makyajlı cicili bicili giyinmiş tiplere ölüyorum bu nedenle...Biraz daha realist olalım ya böyle temizlik yapan var mı Allahınız aşkına??)
- Bir yemek pişirirken asla ikincisine başlayamam..Herşey ayrı ayrı olcak sonra kafam karışıyo..
- Yürüyüşe bile çantasız çıkamam asla elimi kolumu sallaya sallaya dolaşamam bir elim muhakkak çantada olmalı..
- Saatin olduğu bir odada uyuyamam (tık tık beynimi deliyo o ses)
- Gece evde yalnızsam asla duşa giremem..
Temizlik ve düzen konusunda herşeye takıntılıyım aslında genel anlamda..Bu da anneciğimden bana kalan bir miras heralde...gerçi bebek olunca biraz daha hafiflemek zorunda kalabliyo bu takıntılar ama bu defa bebekle ilgili yeni yeni takıntılar başlayabiliyo..(Bakınız 'Beynimi Kemiren Sorular'yazısı)
Hülya'ya ve Güneş'e teşekkür ediyor ve mızırdanmakta olan Ece hanımın yanına gidiyorum efendim..
Kalın sağlıcakla..
Önce sevgili Hülya'nın sobesi ve bebemizin bizi mest eden halleri..Aslında her hali tabi ama en çok da..
- Emerken sanki dünyayı nasıl kurtarırımı düşünüyomuş gibi gayet ciddi bir edayla gözlerini açıp açıp kapamasına..
- Yanına yaklaştığımda onu almam için kollarını havaya kaldırıp kaldırıp hızla bacaklarına vuruşuna..
- Malum ihtiyacını görürken kızarıp kızarıp ıkınmasına...
- ce ee oynarken yüzüme kapattığım yastığın altından bakışına ve sırıtışına..
- Altını açınca kıkırdamasına ve ayaklarını havaya kaldırıp kaldırıp indirmesine...
- Ben yemek yerken elime aldığım lokmaların birdenbire nasıl kaybolduğuna ağzının açık kalmasına..(Tam anlamıyla ağzı açık izliyor yani..)
- Sabahları daha gözünü açmadan çenesinin açılmasına ve ardıardına sıraladığı bıcır bıcır konuşmalarına..
- Işıktan karanlığa geçiverince gözbebeklerinin kocaman kocaman açılıp yüzüne de en şaşkın ifadenin oturmasına (Ankaraya giderken Bolu tüneline girerken farketmiş ve gülmekten yerlere yatmıştım....Anlatmakla olmaz görmek lazım diycem ama o anı yakalamanın imkanı yok tabi...)
- Oynarken oynaşırken birdenbire çıkardığı zort sesiyle şok olmasına ve ardından dudağını büzüp ağlamasına
- Sinirlenince aaaaa-a deyip bağırıp bize aklınca kafa tutmasına (yerim ben senin sinirini üflesem uçarsın be yavrum bacak kadar boyunla dötündeki mokunla kime kafa tutuyon sen)
- Gülerken tombul yanacıklarından gözlerinin kaybolmasına..(Şekildeki gibi)mest oluyorum ölüyorum bitiyorum...
Foto bugünden..Bugün baktım hava güzel hazırladım kızı kendim de giydim kapşonlumu dışarı çıkalım dedim ilk defa yalnız olarak..Puseti indirdim merdivenlerden bi de baktım pusetin tekerlekleri yok..Bagajda kalmışlar..(Tekerleklerini çıkarmadam sığmıyo da bizim mini bagaja)Aradım kocayı dedim getir tekerlekleri ben niyetlendim hazırlandım giremem içeri..Adam şaşırdı önce sonra baktı kadının heyheyleri gelecek gene mecbur geldi işyerinden..(Çok uzak sayılmaz canım işyeri..)Gezdik azıcık dışarda uyudu böyle mest oldu...
Neyse mevzuya dönelim..Bir de sevgili Güneş'in sobesi vardı..Garip hallerimle ilgili...Düşününce pek aklıma gelmedi aslında ama aklıma gelenleri sıralayayım bakiyim..Benim için gayet normal ama başkasına garip gelen haller şöyle bende efendim...
- Arabayı sola asla park edemem...Bu konuda tam özürlüyüm sola yanaşırken beynim tam anlamıyla duruyo ve direksiyonu ne yöne çevirmem gerektiğini anlayamıyorum (gerçekten!)..
- Beş dakika sonra yerinden alınıp kafamın altına konacak olan yastığı bile asıl yerine koyar düzeltir alacaksam da ondan sonra alırım..(Düzen takıntısı)
- Bir gömlek bile yamuk duruyosa gardrobun kapağını kapatamam (Düzen takıntısı)
- Kıyafetleri yerlerine renklerine göre gruplandırıp koyarım..
- Dışardan gelince eşofmanlarımı giymeden ve üzerimden çıkardıklarımı toplamadan tuvalete bile giremem..
- Evde asla ama asla eşofman dışında bişiyle -dışarı kyafetiyle yani-oturamam (Şöyle süslenip edip kocamı karşılamışlığım neyim yoktur yani...Temzmiyim misler gibi eşofmanlarımda temizmi yakışmış mı bana tamamdır..Abartmaya şımartmaya gerek yok bence kendilerini)
- Gene dışardan gelince evi toparlayıp herşeyi yerli yerine koymadan asla yemeğe girişemem..(Özellikle okuldan gelince çok sorun oluyodu bu..Halbuki koy yemeğini o pişerken topla evi di mi...Yok batıyo bana valla..)
-Saçlarımı dolayıp tepeme toplamadan hiçbir işe girişemem..( bu reklem filimlerindeki elinde vileda saçlar yapılı makyajlı cicili bicili giyinmiş tiplere ölüyorum bu nedenle...Biraz daha realist olalım ya böyle temizlik yapan var mı Allahınız aşkına??)
- Bir yemek pişirirken asla ikincisine başlayamam..Herşey ayrı ayrı olcak sonra kafam karışıyo..
- Yürüyüşe bile çantasız çıkamam asla elimi kolumu sallaya sallaya dolaşamam bir elim muhakkak çantada olmalı..
- Saatin olduğu bir odada uyuyamam (tık tık beynimi deliyo o ses)
- Gece evde yalnızsam asla duşa giremem..
Temizlik ve düzen konusunda herşeye takıntılıyım aslında genel anlamda..Bu da anneciğimden bana kalan bir miras heralde...gerçi bebek olunca biraz daha hafiflemek zorunda kalabliyo bu takıntılar ama bu defa bebekle ilgili yeni yeni takıntılar başlayabiliyo..(Bakınız 'Beynimi Kemiren Sorular'yazısı)
Hülya'ya ve Güneş'e teşekkür ediyor ve mızırdanmakta olan Ece hanımın yanına gidiyorum efendim..
Kalın sağlıcakla..
25 Kasım 2008 Salı
Şİkayet değil valla...
Annelik aşkların en gerçeği...
Annelik mutluluğun en yükseği...
Annelik inanılmaz huzur evet ama..
Annelik en çok da sabır heralde..
Yazmak istemiyorum böyle bir yazı..Şikayet etmek istemiyorum..Şükür evet binlerce şükür onun varlığına ve sağlığına..Ama içimi de dökmek istiyorum gidiyorum geliyorum..Evet herşey çok güzel Ece'yle..Şükür yememiz düzene girdi..Gündüzleri bir düzene oturttuk gibi..Ama ah bu geceler..Ah bu gece uykusuzlukları..Evet anneysem yaşamalıyım belki bu sıkıntıları evet uykusuz kalabilirim ama bu kadar mı...Bu kadarı anormal değil mi..
Gece 10:30 gibi uykusu geliyor genelde..Emziriyorum emerken iki de bir kafasını kaldırıp da dededede..babababa..gibi alıştırmalar yapmaya devam ettiği için uykuya dalamıyor..Doyduğuna emin olup yatırıyorum bambamına..
Şöyle basit,sallanan,yatak odamdan çıkmasını dört gözle beklediğim bişiy kendisi..Henüz ayrı odada yatmaya alıştıramadığım için kendi karyolasına geçiş yapamadık..Sallayarak uytuyorum dönüyorum oturma odasına..Başlıyorum beklemeye..Yaklaşık on dakika sonra mıyyykk sesi geliyor..Saymaya başlıyorum biiirr..Sallıyorum dalıyor geri geliyorum odaya..ve onbeş dakika geçmeden ikinci mıyyk..Bu durum 00:30'a kadar yaklaşık 13-15(abartmıyorum gerçekten) kere kocayla nöbetleşe sallama şeklinde devam ediyor..Bir o bir ben gidiyoruz yanına..İki saatin sonunda şansım varsa 15. sallamada dalıyor..Ohh TV karşısına geçip ayaklarımı uzatıp biraz internete girebilirim artık...Bir saatim var iyi değerlendiriyorum..
Bir saat sonra tekrar mıyyykk...Alıyorum emziriyorum yatırıp sallıyorum yine..Bir saat sonra tekrar ve tekrar ve tekrar..Sabaha karşı artık kafamı tutamayacak duruma gelince karyolaya alıp yatarak emziriyorum ve sabah 10 gibi belim sırtım donmuş bacaklarım kasılıp kalmış kolum uyuşmuş bir şekilde kalk borusu ötüyor..Üç aydır bu durum böyle sürüp gidiyor..
Ve geçen Cuma sabahı saat 05:30..Ece çığlık çığlığa ağlıyor...Sıçrıyorum yataktan...Ece sağımda yok..Ece solumda yok...Ece bambamında yok...Ece nerde..Ece yerde...Karyoladan düşmüş...Kendimce aldığım tedbirlere rağmen Ece bambamıyla karyolamızın arasına düşmüş...Kucağıma alıyorum hemen heryerine bakıyorum şişme kızarıklık yok..Beş saniye sürmüyor ağlamaktan gülmeye ve konuşmaya geçişi...Oh diyorum bişey yok..Allahtan karyolamız yüksek değil ve halının üzerine düşmüş..Yine de yarım saat kadar beklettim uyutmadım bişey olursa diye...Allah'tan ucuz atlattık ama sonsuz bir vicdan azabı duydum sonra...
Şimdi karyolaya almamaya çalışıyorum ama insanım sonuçta...Başım düşüyor uykusuz bir gecenin sonunda..Mecbur alıyorum yatağa..Ben yatağa aldıkça onun alışkanlığı da sürüp gidiyor...Bilyorum gece yanıma alayım diye ağlıyor onun için dalamıyor..
Şikayet değil gerçekten hadi benim uykusuzluğum bi kenara o uykusunu alamıyor gece bence..Çözmeli bu durumu ama nasıl..Sinirlerimin dayanmadığı anlar oluyor 'uyusun da büyüsün'lerin ağzımdan sinirlice çıktığı anlar hatta sesimin yükseldiği anlar..Sonra vicdan azabından kavrulup alıp koklayıp öpüp emzirdiğim anlar..
Şikayet değil...
Her saat pespembe değil bir bebekle...Sadece içimi döktüm o kadar...Başımı yastığa koyup şimdi uyanacak vesvesesinden uykum buhar olup uçunca iki mıyykk arasında yazdım gitti...
Annelik mutluluğun en yükseği...
Annelik inanılmaz huzur evet ama..
Annelik en çok da sabır heralde..
Yazmak istemiyorum böyle bir yazı..Şikayet etmek istemiyorum..Şükür evet binlerce şükür onun varlığına ve sağlığına..Ama içimi de dökmek istiyorum gidiyorum geliyorum..Evet herşey çok güzel Ece'yle..Şükür yememiz düzene girdi..Gündüzleri bir düzene oturttuk gibi..Ama ah bu geceler..Ah bu gece uykusuzlukları..Evet anneysem yaşamalıyım belki bu sıkıntıları evet uykusuz kalabilirim ama bu kadar mı...Bu kadarı anormal değil mi..
Gece 10:30 gibi uykusu geliyor genelde..Emziriyorum emerken iki de bir kafasını kaldırıp da dededede..babababa..gibi alıştırmalar yapmaya devam ettiği için uykuya dalamıyor..Doyduğuna emin olup yatırıyorum bambamına..

Şöyle basit,sallanan,yatak odamdan çıkmasını dört gözle beklediğim bişiy kendisi..Henüz ayrı odada yatmaya alıştıramadığım için kendi karyolasına geçiş yapamadık..Sallayarak uytuyorum dönüyorum oturma odasına..Başlıyorum beklemeye..Yaklaşık on dakika sonra mıyyykk sesi geliyor..Saymaya başlıyorum biiirr..Sallıyorum dalıyor geri geliyorum odaya..ve onbeş dakika geçmeden ikinci mıyyk..Bu durum 00:30'a kadar yaklaşık 13-15(abartmıyorum gerçekten) kere kocayla nöbetleşe sallama şeklinde devam ediyor..Bir o bir ben gidiyoruz yanına..İki saatin sonunda şansım varsa 15. sallamada dalıyor..Ohh TV karşısına geçip ayaklarımı uzatıp biraz internete girebilirim artık...Bir saatim var iyi değerlendiriyorum..
Bir saat sonra tekrar mıyyykk...Alıyorum emziriyorum yatırıp sallıyorum yine..Bir saat sonra tekrar ve tekrar ve tekrar..Sabaha karşı artık kafamı tutamayacak duruma gelince karyolaya alıp yatarak emziriyorum ve sabah 10 gibi belim sırtım donmuş bacaklarım kasılıp kalmış kolum uyuşmuş bir şekilde kalk borusu ötüyor..Üç aydır bu durum böyle sürüp gidiyor..
Ve geçen Cuma sabahı saat 05:30..Ece çığlık çığlığa ağlıyor...Sıçrıyorum yataktan...Ece sağımda yok..Ece solumda yok...Ece bambamında yok...Ece nerde..Ece yerde...Karyoladan düşmüş...Kendimce aldığım tedbirlere rağmen Ece bambamıyla karyolamızın arasına düşmüş...Kucağıma alıyorum hemen heryerine bakıyorum şişme kızarıklık yok..Beş saniye sürmüyor ağlamaktan gülmeye ve konuşmaya geçişi...Oh diyorum bişey yok..Allahtan karyolamız yüksek değil ve halının üzerine düşmüş..Yine de yarım saat kadar beklettim uyutmadım bişey olursa diye...Allah'tan ucuz atlattık ama sonsuz bir vicdan azabı duydum sonra...
Şimdi karyolaya almamaya çalışıyorum ama insanım sonuçta...Başım düşüyor uykusuz bir gecenin sonunda..Mecbur alıyorum yatağa..Ben yatağa aldıkça onun alışkanlığı da sürüp gidiyor...Bilyorum gece yanıma alayım diye ağlıyor onun için dalamıyor..
Şikayet değil gerçekten hadi benim uykusuzluğum bi kenara o uykusunu alamıyor gece bence..Çözmeli bu durumu ama nasıl..Sinirlerimin dayanmadığı anlar oluyor 'uyusun da büyüsün'lerin ağzımdan sinirlice çıktığı anlar hatta sesimin yükseldiği anlar..Sonra vicdan azabından kavrulup alıp koklayıp öpüp emzirdiğim anlar..
Şikayet değil...
Her saat pespembe değil bir bebekle...Sadece içimi döktüm o kadar...Başımı yastığa koyup şimdi uyanacak vesvesesinden uykum buhar olup uçunca iki mıyykk arasında yazdım gitti...
20 Kasım 2008 Perşembe
İLK'ler Haftası...
Ece kızım bu hafta dilli düdük..Ne zamandır ağız egzersizleri yapan ve hatta bunları pekiştirmek için uykusundan uyanan,emmeyi bırakan kızım bu hafta ilk anlamlı sözcüklerini arka arkaya sıralamaya başladı..Ama maalesef ve tekrar maalesef ki ilk anlamlı sözcüğü BABBA oldu:((B'nin üzerine basa basa inadına inadına babbba..Anne kızım an-ne?????Babbbbbaa..Çocuğum evladım ben an-ne...Iııhh..Babbbba..Nankör evlat dedim baban temizliyo dimi dötünü baban emziriyo baban gece uykularından oluyo dimi..Ve tam ümidi kesmişken bırakmışken artık yakasını dün yüzüme bakarak annne dedi kuzum..(Ağlarken ınnnee gibi bir ses çıkarıyodu ama ilk defa ağlamazken ilk defa karşımdayken ilk defa bana bakıyoken)Anne diyo..Dedde diyo...Del del diyo..Eeedduee gibi bişiy diyo(Ece olduğunu düşünüyoruz)Gün içinde sürekli çığlıklarıyla, mırıldanmalarıyla, gülmeleriyle, kıkırdamalarıyla evi dolduruyo..Sürekli konuşuyo saolsun sürekli bişiyler anlatıyo -çoğunu anlamlandıramadığımız- çok dertli çoookkk...:))

Epeydir yazmak isteyip bilgisayarın başına oturup oturup Ece'nin uyanmalarıyla geri kalktığım yoğun bir hafta oldu bu hafta..Haftasonu havalar da güzelken dışarlardaydık..Cumartesi Kadıköy'e gittik..Maşallah cadde bebek arabasından geçilmiyodu gene...Sanki tüm genç nüfus berabercek doğurmuşuz yani o derece bebekli vardı caddede..Pazar günü buralardaydık evin çevresinde dolandırdık Ece'yi..Tuzla'nın tek sevdiğim yanı bahçeli evleriyle ve adım başı parklarıyla hala biraz yeşilliğin kaldığı nadir İst. ilçelerinden biri olması...En azından evden uzaklaşmadan sahil keyfi park bahçe keyfi yapılabiliyor rahatça...Ece kızım henüz sallanamasa da salıncaklarda, kayamasa da kaydıraklardan, sallananlara kayanlara laf attı birazcık....Onlar anlamasalar da:))Ve hafta başında evimizi temizleyip mamalar hazırlayıp süslenip misafir ağırladık kızımla..Şaka maka ne zormuş bebekle misafir ağırlamak..(Doğumdan beri ilk defa yalnız olarak misafir aldım da..Yuh biliyorum ama böyle:) )Bir yaşında bir erkek geldi bu eve..Ece'ye pek pas vermedi evi keşfetmekten ve yerinde durmadığı için beraber fotoğref çekemedik..Biz de yalnız çektik Ece'yi..

Neyse konu dağıldı diyecektim ki ben hafta içi yazacağım postta Ece'nin bu aralar ki huyzuluğundan, gece uykusuzluğundan, anlamdıramadığımız ağlamalarından bahsedecektim ...Ve tüm bunları dişe bağlayacaktım...Haklı çıktım..Ece kızım bugün altı ay yirmiüç günlükken ilk dişini çıkardı..Yine bir alt açma keyfi sırasında burnumu yemeye çalışırken farkettim..Ama görmek için epey uğraştım kucağıma yatırıp ağzını açıp dilini arkaya doğru ittirmek ve tükürüklerinden görmek biraz zor oldu ama gördüm..Aman karı koca bir mutluluk bizim evde sonra gece gece..Çocuğu yatırıp yatırıp tekrar bakmalar..Gördünmü babası bak tam şuracıkta bir beyaz noktacık..Dur annesi ya görünmüyo çek şu dili..Bu arada Ece ciyak ciyak bağırıyo tabi kuduruyo..Ya garipsemeyin hiç diş görmedinizmi demeyin valla insan çok merak ediyo..Neyse gördük rahatladık da yakasını bıraktık çocuğun..
Ya ne ilginç bu ANNE'lik dedim sonra kendi kendime...Hadi konuşmaya başlaması tamam da dişi çıkınca niye mutlu olur duygulanır ki bu anne kişisi..Dişsiz kalan olmamış nasılsa..Çıkıyo işte bir bir..
Bebeğinin emmesine,agulamasına,dönmesine,kıkırdamasına,gülmesine,kilo almasına,yemesine,içmesine,bakmasına,dudak bükmesine,el sallamasına,konuşmasına,geğirmesine,kaka yapmasına -ya kaka yapmasına var mı daha ötesi- sevinen psikopat nadide varlıklarız ya anneler olarak..Annelik işte...27 yaşıma kadar edindiğim en güzel sıfat bu heralde..Anne..
Bebeğim ilk kelimelerin ve dişin hayırlı olsun..Her İLK'in her günün güzel olsun..Senin gibi...Tatlı gülüşün gibi...
Dip notçuk: Yazılarımı etiketlendiriyim derken teknoloji fakiri olarak son iki yazımı silmiş bulunuyorum..Gogıldaki anlık görüntüden kopyaladım ama yorumlar gitti giden oldu malesef..Önceki yazılara bakıp de nerde benim yorumum diyen olursa diye...Herkeslerden özür:((

Epeydir yazmak isteyip bilgisayarın başına oturup oturup Ece'nin uyanmalarıyla geri kalktığım yoğun bir hafta oldu bu hafta..Haftasonu havalar da güzelken dışarlardaydık..Cumartesi Kadıköy'e gittik..Maşallah cadde bebek arabasından geçilmiyodu gene...Sanki tüm genç nüfus berabercek doğurmuşuz yani o derece bebekli vardı caddede..Pazar günü buralardaydık evin çevresinde dolandırdık Ece'yi..Tuzla'nın tek sevdiğim yanı bahçeli evleriyle ve adım başı parklarıyla hala biraz yeşilliğin kaldığı nadir İst. ilçelerinden biri olması...En azından evden uzaklaşmadan sahil keyfi park bahçe keyfi yapılabiliyor rahatça...Ece kızım henüz sallanamasa da salıncaklarda, kayamasa da kaydıraklardan, sallananlara kayanlara laf attı birazcık....Onlar anlamasalar da:))Ve hafta başında evimizi temizleyip mamalar hazırlayıp süslenip misafir ağırladık kızımla..Şaka maka ne zormuş bebekle misafir ağırlamak..(Doğumdan beri ilk defa yalnız olarak misafir aldım da..Yuh biliyorum ama böyle:) )Bir yaşında bir erkek geldi bu eve..Ece'ye pek pas vermedi evi keşfetmekten ve yerinde durmadığı için beraber fotoğref çekemedik..Biz de yalnız çektik Ece'yi..

Neyse konu dağıldı diyecektim ki ben hafta içi yazacağım postta Ece'nin bu aralar ki huyzuluğundan, gece uykusuzluğundan, anlamdıramadığımız ağlamalarından bahsedecektim ...Ve tüm bunları dişe bağlayacaktım...Haklı çıktım..Ece kızım bugün altı ay yirmiüç günlükken ilk dişini çıkardı..Yine bir alt açma keyfi sırasında burnumu yemeye çalışırken farkettim..Ama görmek için epey uğraştım kucağıma yatırıp ağzını açıp dilini arkaya doğru ittirmek ve tükürüklerinden görmek biraz zor oldu ama gördüm..Aman karı koca bir mutluluk bizim evde sonra gece gece..Çocuğu yatırıp yatırıp tekrar bakmalar..Gördünmü babası bak tam şuracıkta bir beyaz noktacık..Dur annesi ya görünmüyo çek şu dili..Bu arada Ece ciyak ciyak bağırıyo tabi kuduruyo..Ya garipsemeyin hiç diş görmedinizmi demeyin valla insan çok merak ediyo..Neyse gördük rahatladık da yakasını bıraktık çocuğun..
Ya ne ilginç bu ANNE'lik dedim sonra kendi kendime...Hadi konuşmaya başlaması tamam da dişi çıkınca niye mutlu olur duygulanır ki bu anne kişisi..Dişsiz kalan olmamış nasılsa..Çıkıyo işte bir bir..
Bebeğinin emmesine,agulamasına,dönmesine,kıkırdamasına,gülmesine,kilo almasına,yemesine,içmesine,bakmasına,dudak bükmesine,el sallamasına,konuşmasına,geğirmesine,kaka yapmasına -ya kaka yapmasına var mı daha ötesi- sevinen psikopat nadide varlıklarız ya anneler olarak..Annelik işte...27 yaşıma kadar edindiğim en güzel sıfat bu heralde..Anne..
Bebeğim ilk kelimelerin ve dişin hayırlı olsun..Her İLK'in her günün güzel olsun..Senin gibi...Tatlı gülüşün gibi...
Dip notçuk: Yazılarımı etiketlendiriyim derken teknoloji fakiri olarak son iki yazımı silmiş bulunuyorum..Gogıldaki anlık görüntüden kopyaladım ama yorumlar gitti giden oldu malesef..Önceki yazılara bakıp de nerde benim yorumum diyen olursa diye...Herkeslerden özür:((
Etiketler:
7.ay,
Ece'li gezmeler,
Ece'nin gelişimi,
Ece'nin ilkleri
14 Kasım 2008 Cuma
Ve Mummy Kararları....
Öncelikle Çocuk yetiştirmeyle ilgili her konuda bir değil birden fazla doğru olduğuna ve ne kadar irdelersen bu doğrular içinde o kadar çok boğulup o kadar çok karasız kalındığına...Sonracığıma...
1.Sterilizatör kullanmamaya ve bulaşıklarını beyaz sabunla ya da (pigeon isimli bebek deterjanı ile) yıkayıp arada sırada kaynatmaya...
2. Sadece kahvaltıda kullanacağım iki kaşık sade tahıl maması için vicdan azabı duymamaya...
3. Evde pastörize günlük sütten mayaladığım yoğurdumu gönül rahatlığıyla bebeğime yedirmeye..
4. Sebze Çorbasını şimdilik tencerede yapmaya, ileride farklı sebzelere geçince buharda pişirmeye..
5. Tuzsuz peynir aramaya son vermeye..Güvendiğim bir peyniri ılık suda bekletip tuzsuz peynir elde etmeye..
6. Ek gıdalar konusunu bir daha gogılda aratmamaya ve daha fazla kafa yormamaya..
KARAR VERMİŞ BULUNUYORUM..
Bunun için mutluyum ama daha önemli bir sebep mutlu olmak için bugünün Cuma olması..E şimdilik çalışmasamda çalışan bi kocam var onun haftasonu bizim uzaklara attalarımız demek...
Güzel bir haftasonu olsun..
P.S.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir.Yorum yapan herkese özürlerimle..
1.Sterilizatör kullanmamaya ve bulaşıklarını beyaz sabunla ya da (pigeon isimli bebek deterjanı ile) yıkayıp arada sırada kaynatmaya...
2. Sadece kahvaltıda kullanacağım iki kaşık sade tahıl maması için vicdan azabı duymamaya...
3. Evde pastörize günlük sütten mayaladığım yoğurdumu gönül rahatlığıyla bebeğime yedirmeye..
4. Sebze Çorbasını şimdilik tencerede yapmaya, ileride farklı sebzelere geçince buharda pişirmeye..
5. Tuzsuz peynir aramaya son vermeye..Güvendiğim bir peyniri ılık suda bekletip tuzsuz peynir elde etmeye..
6. Ek gıdalar konusunu bir daha gogılda aratmamaya ve daha fazla kafa yormamaya..
KARAR VERMİŞ BULUNUYORUM..
Bunun için mutluyum ama daha önemli bir sebep mutlu olmak için bugünün Cuma olması..E şimdilik çalışmasamda çalışan bi kocam var onun haftasonu bizim uzaklara attalarımız demek...
Güzel bir haftasonu olsun..
P.S.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir.Yorum yapan herkese özürlerimle..
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin ek gıdaları
10 Kasım 2008 Pazartesi
Beynimi kemiren sorular...
Bu aralar kafamda bissürü şey var...Dedim ya emzirme dönemi heralde annelerin en rahat dönemiymiş...Biliyorsun ki midesine giden şey senden, en temiz, en katkısız, en güzel şey...Şimdi verdiğim herşeyden şüpheliyim sanki...Bu durum ciddi bir psikopatlığa doğru gidiyor...Ve gelgelelim sorulara...
1.Malum bizim kız şimdiye kadar biberon,emzik gibi alet edevatı reddettiği için sterilizatör kullanmamıştım..Şİmdi onun bardak ve tabağını yağ değdirmediysem sıcak suyla yıkayıp haftada bir iki kere de kaynatıyorum..(gerçi bu plastikleri kaynatınca da kanserojen maddeler açığa çıkıyor diyo bazıları bu da bir paşka meselem)Ve fakat zeytinyağı girince çorbaya, bu tabak ve kaşıkları neyle yıkayacağımı şaşırıyorum...Bulaşık deterjanı kullanmak istemiyorum makineye koymak istemiyorum...Bi arkadaşım tülbente saf sabun sürüp yıkadığını söylüyo..Öyle mi yapsam...Bi de organik denilen daha az kimyasal katkılı olduğunu düşündüğüm deterjanlar var bunlardan mı alsam kararsızım....????...
2.Bu hafta kahvaltıya başlıyoruz...Kahvaltının tahıl kısmını nasıl halledeğimi düşünüyorum...Cici bebe ve bebek ekmeği kullanmak istemiyorum...İçinde mineral ve vitamin katkısı daha yerinde olur diye hazır kutu mama almaya karar verdim...Ama içinde tahıldan başka hiçbişey olsun istemiyorum...Yani süt,meyve,pekmez ve penir gibi katkılı mamalar almak yerine bunları kendi evimden katıştırmak daha güzel geliyor..Aynı zamanda organik kutu mama olsun istiyorum..He.ro Ba.by organikler var ama dört çeşidi de süt katkılı...Bi de Ber.ke.r organik mama var sadece tahıl olan ama bunu da hiçbiyerde bulamadım..Velhasıl bugün kahvaltıya başlayamadım...Bu meseleyi çözmem lazım...
3. Geçen hafta yoğurda başladık..Çok sevdi çok güzel yiyor (maşallah!) Ve fakat aklıma takılan şey şu...Hani bu bebelere bir yıla kadar inek sütü verilmemesi gerekirdi..E biz inek sütüne mayalıyoz bu yoğurdu...Bunda bi tezatlık yok mu?? Bu arada organik bir yoğurt aldım fakat maya tutturamayınca Sü.ta.ş B.aby.mix ile mayaladım...Daha iyi bir fikri olan var mı???
4.Çorbasını yaparken tencerenin ağzı açık pirirsen vitamini buhar olup uçuyo kapağını kapatırsan malum taşıyo...E bir kaşıkçık şeyi koca düdüklü tenceye koyamıyorum...Buharlı pişirici mi almak lazım acaba??Kullanan var mı?Kullanımı kolay mı?
5.kahvaltısına tuzsuz peynir koyacakık ama tuzsuz peynir bulamıyorum...az tuzlu var ama tuzsuz yok...Labne de koyabilirsin demişti doktor ama katkılı diye koymak istemyorum...
( 6.Sizce ben kafayı mı yiyorum??)
.
.
.
Biliyorum bu soruları doktora da sorabilirdim...Ama şimdiki annelerin çocuk doktoruna yakın bilgili onlardan daha tecrübeli olduklarını düşünüyorum...O zaman pamuk eller klavyeye...Hadi aydınlatın bakiyim şu acemi anneyi...
p.s.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir..Yorum yapan herkese özürlerimle...
1.Malum bizim kız şimdiye kadar biberon,emzik gibi alet edevatı reddettiği için sterilizatör kullanmamıştım..Şİmdi onun bardak ve tabağını yağ değdirmediysem sıcak suyla yıkayıp haftada bir iki kere de kaynatıyorum..(gerçi bu plastikleri kaynatınca da kanserojen maddeler açığa çıkıyor diyo bazıları bu da bir paşka meselem)Ve fakat zeytinyağı girince çorbaya, bu tabak ve kaşıkları neyle yıkayacağımı şaşırıyorum...Bulaşık deterjanı kullanmak istemiyorum makineye koymak istemiyorum...Bi arkadaşım tülbente saf sabun sürüp yıkadığını söylüyo..Öyle mi yapsam...Bi de organik denilen daha az kimyasal katkılı olduğunu düşündüğüm deterjanlar var bunlardan mı alsam kararsızım....????...
2.Bu hafta kahvaltıya başlıyoruz...Kahvaltının tahıl kısmını nasıl halledeğimi düşünüyorum...Cici bebe ve bebek ekmeği kullanmak istemiyorum...İçinde mineral ve vitamin katkısı daha yerinde olur diye hazır kutu mama almaya karar verdim...Ama içinde tahıldan başka hiçbişey olsun istemiyorum...Yani süt,meyve,pekmez ve penir gibi katkılı mamalar almak yerine bunları kendi evimden katıştırmak daha güzel geliyor..Aynı zamanda organik kutu mama olsun istiyorum..He.ro Ba.by organikler var ama dört çeşidi de süt katkılı...Bi de Ber.ke.r organik mama var sadece tahıl olan ama bunu da hiçbiyerde bulamadım..Velhasıl bugün kahvaltıya başlayamadım...Bu meseleyi çözmem lazım...
3. Geçen hafta yoğurda başladık..Çok sevdi çok güzel yiyor (maşallah!) Ve fakat aklıma takılan şey şu...Hani bu bebelere bir yıla kadar inek sütü verilmemesi gerekirdi..E biz inek sütüne mayalıyoz bu yoğurdu...Bunda bi tezatlık yok mu?? Bu arada organik bir yoğurt aldım fakat maya tutturamayınca Sü.ta.ş B.aby.mix ile mayaladım...Daha iyi bir fikri olan var mı???
4.Çorbasını yaparken tencerenin ağzı açık pirirsen vitamini buhar olup uçuyo kapağını kapatırsan malum taşıyo...E bir kaşıkçık şeyi koca düdüklü tenceye koyamıyorum...Buharlı pişirici mi almak lazım acaba??Kullanan var mı?Kullanımı kolay mı?
5.kahvaltısına tuzsuz peynir koyacakık ama tuzsuz peynir bulamıyorum...az tuzlu var ama tuzsuz yok...Labne de koyabilirsin demişti doktor ama katkılı diye koymak istemyorum...
( 6.Sizce ben kafayı mı yiyorum??)
.
.
.
Biliyorum bu soruları doktora da sorabilirdim...Ama şimdiki annelerin çocuk doktoruna yakın bilgili onlardan daha tecrübeli olduklarını düşünüyorum...O zaman pamuk eller klavyeye...Hadi aydınlatın bakiyim şu acemi anneyi...
p.s.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir..Yorum yapan herkese özürlerimle...
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin ek gıdaları
7 Kasım 2008 Cuma
Değişmeler...Gelişmeler....
Yok ek gıdalar konusunda değişen Ece değil benim..Ece'de de azıcık birazcık ilerleme var aslında ama ben biraz daha ilk paniği atlatmış daha soğukkanlı durumdayım...(Bunda yorumlarıyla destek veren siz blog dostlarımın da katkısı var tabi...Üşenmeyip uzun uzun yorumlar yazan destek veren herkese çok teşekkürler...Takdir edersiniz zamansızlıktan herkese cevap yazamıyorum tek tek onun yerine sayfalarınızı ziyaret ediyorum..Affoluna..)Ya aslında ilk başlarda böyle tadımlık olacağını, altı ay sadece emmiş bir bebeğin hemen hapur hapur yemeyeceğini ve şimdilik asıl besinin anne sütü olduğunu biliyorum ama özellikle 'sen geç kalmışsın başlamakta, bu çocuk artık alışmaz' lafları beni panikletti birazcık..Dediğim gibi paniği atlattım daha sakinim bir kaşık da yese kar diyip kaldırıyorum masadan..Israr yok..
Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...
Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..

İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..
Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...
Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...
Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..

İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..
Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin cicileri,
Ece'nin ek gıdaları,
Ece'nin gelişimi,
Oyun/oyuncak
3 Kasım 2008 Pazartesi
Emzirmenin gözünü seveyim ben..
Dedim.. Diyorum 21 Ekim 2008'den beri..Ek gıdalar denilen tantanaya başladığımızdan beri..
Oysa....
Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...
1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)
2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)
3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)
4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..

Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...
Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...
Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..
Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???
Oysa....
Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...
1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)
2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)
3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)
4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..

Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...
Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...
Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..
Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
29 Kasım 2008 Cumartesi
İlk Acil Deneyimi..:(
Acilden geldik az önce..
Ece kız rahatsızandı..Akşam üzeri yedirdiğim sebze çorbasından sonra (ilk defa içine pırasa koymuştum ve beş-altı tatlı kaşığı anca yedi aslında) üç defa istifra edip artık midede çıkaracak bişiy kalmadığı halde öğürüp öğürüp morarınca panikle arabaya attık kendimizi...Daha önce söylemiştim kontrol zamanları hep Ankara'da olduğumuz zamanlara denk gelince orda bir doktor edinmiştik kendimize..Ama kendisi izindeymiş tel.inden ulaşamadım..Burada da sürekli götürdüğümüz bir doktor yoktu..Bize en yakın sağlık merkezinin acilinde nöbetçi çocuk doktoru olmayınca diğer bir yakın hastaneye -Jo.hn Hop.kins'e- gittik..Yolda da öğürüp durunca ondan çok ben fenalaştım..Nasıl canından can gidiyomuş insanın bi kere daha anladım...
Muayene etti doktor çok şükür kötü bişiy çıkmadı...Ek gıdalara geçiş sürecinde yaşanabilecek bir durum olduğunu söyledi..Bir dil üstü hapı verdiler mideyi rahatlatması için..Yarım saat müşahede altında tuttular geldik..Ece hanım hapı alıp kendine gelince çakır keyif oldu zaten oralarda..Hemşirelerle oynaştı durdu...Pek sevdiler zor ayrıldık...
Ve fakat hastanenin emekli sandığı ile anlaşması sona ermiş..(Geçen sene vardı arada kontrole gitmiştim hamileyken) Tabi o sırada insanın gözü hiçbişey görmüyo ama bir muayene için abartı bir para ödedik..Bu durum çok düşündürdü beni...Allah korusun daha acil bişiy olsaydı acil müdahele gerektiren bir durum insanın parayı falan gözünün görmeyeceği bir durum altından kalkamayacağımız bir fatura çıkabilirdi önümüze..
Şimdi devlet hastanelerinin durumu malum..Dışarıdan özel muayenehanelerine gitmeyince -ki ben doğumumu bu şekilde gerçekleştirmiştim- çok ilgilenmiyor doktorlar..Özellerde de seçici olursak güç dayanmıyor malesef..Bebişe bir özel sigorta yaptırmanın gerekliliğini düşünmeye başladım..Bir özel sigorta ama ödeme gücümüzü geçmeyecek bir özel sigorta...Kaliteli bir hastahanede muayene ettirebileceğimiz bir özel sigorta..S.O.S o zaman???
Bir ilave: Ece gelir gelmez uyudu ve ilk defa hiç uyanmadı uykuya daldıktan sonra..Bir ilk gerçekten ama böyle olmamalıydı bunun ilki:(
Ece kız rahatsızandı..Akşam üzeri yedirdiğim sebze çorbasından sonra (ilk defa içine pırasa koymuştum ve beş-altı tatlı kaşığı anca yedi aslında) üç defa istifra edip artık midede çıkaracak bişiy kalmadığı halde öğürüp öğürüp morarınca panikle arabaya attık kendimizi...Daha önce söylemiştim kontrol zamanları hep Ankara'da olduğumuz zamanlara denk gelince orda bir doktor edinmiştik kendimize..Ama kendisi izindeymiş tel.inden ulaşamadım..Burada da sürekli götürdüğümüz bir doktor yoktu..Bize en yakın sağlık merkezinin acilinde nöbetçi çocuk doktoru olmayınca diğer bir yakın hastaneye -Jo.hn Hop.kins'e- gittik..Yolda da öğürüp durunca ondan çok ben fenalaştım..Nasıl canından can gidiyomuş insanın bi kere daha anladım...
Muayene etti doktor çok şükür kötü bişiy çıkmadı...Ek gıdalara geçiş sürecinde yaşanabilecek bir durum olduğunu söyledi..Bir dil üstü hapı verdiler mideyi rahatlatması için..Yarım saat müşahede altında tuttular geldik..Ece hanım hapı alıp kendine gelince çakır keyif oldu zaten oralarda..Hemşirelerle oynaştı durdu...Pek sevdiler zor ayrıldık...
Ve fakat hastanenin emekli sandığı ile anlaşması sona ermiş..(Geçen sene vardı arada kontrole gitmiştim hamileyken) Tabi o sırada insanın gözü hiçbişey görmüyo ama bir muayene için abartı bir para ödedik..Bu durum çok düşündürdü beni...Allah korusun daha acil bişiy olsaydı acil müdahele gerektiren bir durum insanın parayı falan gözünün görmeyeceği bir durum altından kalkamayacağımız bir fatura çıkabilirdi önümüze..
Şimdi devlet hastanelerinin durumu malum..Dışarıdan özel muayenehanelerine gitmeyince -ki ben doğumumu bu şekilde gerçekleştirmiştim- çok ilgilenmiyor doktorlar..Özellerde de seçici olursak güç dayanmıyor malesef..Bebişe bir özel sigorta yaptırmanın gerekliliğini düşünmeye başladım..Bir özel sigorta ama ödeme gücümüzü geçmeyecek bir özel sigorta...Kaliteli bir hastahanede muayene ettirebileceğimiz bir özel sigorta..S.O.S o zaman???
Bir ilave: Ece gelir gelmez uyudu ve ilk defa hiç uyanmadı uykuya daldıktan sonra..Bir ilk gerçekten ama böyle olmamalıydı bunun ilki:(
Etiketler:
8.ay,
Ece'nin doktor kontrolü,
Ece'nin ilkleri
26 Kasım 2008 Çarşamba
Gecikmiş iki sobe...
Malum geçen yazı böyle terelellilerin geldiği br vakitte olunca,bizim gece cinleri (Bunların bi de gündüz gelenleri var ara ara) kafamın en tepesinde halaya durunca ne zamandır yazmak istediğim sobeler de içine girmediler..daha fazla geciktirmeden yazalım yapalım ödevimizi dedim..
Önce sevgili Hülya'nın sobesi ve bebemizin bizi mest eden halleri..Aslında her hali tabi ama en çok da..
- Emerken sanki dünyayı nasıl kurtarırımı düşünüyomuş gibi gayet ciddi bir edayla gözlerini açıp açıp kapamasına..
- Yanına yaklaştığımda onu almam için kollarını havaya kaldırıp kaldırıp hızla bacaklarına vuruşuna..
- Malum ihtiyacını görürken kızarıp kızarıp ıkınmasına...
- ce ee oynarken yüzüme kapattığım yastığın altından bakışına ve sırıtışına..
- Altını açınca kıkırdamasına ve ayaklarını havaya kaldırıp kaldırıp indirmesine...
- Ben yemek yerken elime aldığım lokmaların birdenbire nasıl kaybolduğuna ağzının açık kalmasına..(Tam anlamıyla ağzı açık izliyor yani..)
- Sabahları daha gözünü açmadan çenesinin açılmasına ve ardıardına sıraladığı bıcır bıcır konuşmalarına..
- Işıktan karanlığa geçiverince gözbebeklerinin kocaman kocaman açılıp yüzüne de en şaşkın ifadenin oturmasına (Ankaraya giderken Bolu tüneline girerken farketmiş ve gülmekten yerlere yatmıştım....Anlatmakla olmaz görmek lazım diycem ama o anı yakalamanın imkanı yok tabi...)
- Oynarken oynaşırken birdenbire çıkardığı zort sesiyle şok olmasına ve ardından dudağını büzüp ağlamasına
- Sinirlenince aaaaa-a deyip bağırıp bize aklınca kafa tutmasına (yerim ben senin sinirini üflesem uçarsın be yavrum bacak kadar boyunla dötündeki mokunla kime kafa tutuyon sen)

- Gülerken tombul yanacıklarından gözlerinin kaybolmasına..(Şekildeki gibi)mest oluyorum ölüyorum bitiyorum...
Foto bugünden..Bugün baktım hava güzel hazırladım kızı kendim de giydim kapşonlumu dışarı çıkalım dedim ilk defa yalnız olarak..Puseti indirdim merdivenlerden bi de baktım pusetin tekerlekleri yok..Bagajda kalmışlar..(Tekerleklerini çıkarmadam sığmıyo da bizim mini bagaja)Aradım kocayı dedim getir tekerlekleri ben niyetlendim hazırlandım giremem içeri..Adam şaşırdı önce sonra baktı kadının heyheyleri gelecek gene mecbur geldi işyerinden..(Çok uzak sayılmaz canım işyeri..)Gezdik azıcık dışarda uyudu böyle mest oldu...

Neyse mevzuya dönelim..Bir de sevgili Güneş'in sobesi vardı..Garip hallerimle ilgili...Düşününce pek aklıma gelmedi aslında ama aklıma gelenleri sıralayayım bakiyim..Benim için gayet normal ama başkasına garip gelen haller şöyle bende efendim...
- Arabayı sola asla park edemem...Bu konuda tam özürlüyüm sola yanaşırken beynim tam anlamıyla duruyo ve direksiyonu ne yöne çevirmem gerektiğini anlayamıyorum (gerçekten!)..
- Beş dakika sonra yerinden alınıp kafamın altına konacak olan yastığı bile asıl yerine koyar düzeltir alacaksam da ondan sonra alırım..(Düzen takıntısı)
- Bir gömlek bile yamuk duruyosa gardrobun kapağını kapatamam (Düzen takıntısı)
- Kıyafetleri yerlerine renklerine göre gruplandırıp koyarım..
- Dışardan gelince eşofmanlarımı giymeden ve üzerimden çıkardıklarımı toplamadan tuvalete bile giremem..
- Evde asla ama asla eşofman dışında bişiyle -dışarı kyafetiyle yani-oturamam (Şöyle süslenip edip kocamı karşılamışlığım neyim yoktur yani...Temzmiyim misler gibi eşofmanlarımda temizmi yakışmış mı bana tamamdır..Abartmaya şımartmaya gerek yok bence kendilerini)
- Gene dışardan gelince evi toparlayıp herşeyi yerli yerine koymadan asla yemeğe girişemem..(Özellikle okuldan gelince çok sorun oluyodu bu..Halbuki koy yemeğini o pişerken topla evi di mi...Yok batıyo bana valla..)
-Saçlarımı dolayıp tepeme toplamadan hiçbir işe girişemem..( bu reklem filimlerindeki elinde vileda saçlar yapılı makyajlı cicili bicili giyinmiş tiplere ölüyorum bu nedenle...Biraz daha realist olalım ya böyle temizlik yapan var mı Allahınız aşkına??)
- Bir yemek pişirirken asla ikincisine başlayamam..Herşey ayrı ayrı olcak sonra kafam karışıyo..
- Yürüyüşe bile çantasız çıkamam asla elimi kolumu sallaya sallaya dolaşamam bir elim muhakkak çantada olmalı..
- Saatin olduğu bir odada uyuyamam (tık tık beynimi deliyo o ses)
- Gece evde yalnızsam asla duşa giremem..
Temizlik ve düzen konusunda herşeye takıntılıyım aslında genel anlamda..Bu da anneciğimden bana kalan bir miras heralde...gerçi bebek olunca biraz daha hafiflemek zorunda kalabliyo bu takıntılar ama bu defa bebekle ilgili yeni yeni takıntılar başlayabiliyo..(Bakınız 'Beynimi Kemiren Sorular'yazısı)
Hülya'ya ve Güneş'e teşekkür ediyor ve mızırdanmakta olan Ece hanımın yanına gidiyorum efendim..
Kalın sağlıcakla..
Önce sevgili Hülya'nın sobesi ve bebemizin bizi mest eden halleri..Aslında her hali tabi ama en çok da..
- Emerken sanki dünyayı nasıl kurtarırımı düşünüyomuş gibi gayet ciddi bir edayla gözlerini açıp açıp kapamasına..
- Yanına yaklaştığımda onu almam için kollarını havaya kaldırıp kaldırıp hızla bacaklarına vuruşuna..
- Malum ihtiyacını görürken kızarıp kızarıp ıkınmasına...
- ce ee oynarken yüzüme kapattığım yastığın altından bakışına ve sırıtışına..
- Altını açınca kıkırdamasına ve ayaklarını havaya kaldırıp kaldırıp indirmesine...
- Ben yemek yerken elime aldığım lokmaların birdenbire nasıl kaybolduğuna ağzının açık kalmasına..(Tam anlamıyla ağzı açık izliyor yani..)
- Sabahları daha gözünü açmadan çenesinin açılmasına ve ardıardına sıraladığı bıcır bıcır konuşmalarına..
- Işıktan karanlığa geçiverince gözbebeklerinin kocaman kocaman açılıp yüzüne de en şaşkın ifadenin oturmasına (Ankaraya giderken Bolu tüneline girerken farketmiş ve gülmekten yerlere yatmıştım....Anlatmakla olmaz görmek lazım diycem ama o anı yakalamanın imkanı yok tabi...)
- Oynarken oynaşırken birdenbire çıkardığı zort sesiyle şok olmasına ve ardından dudağını büzüp ağlamasına
- Sinirlenince aaaaa-a deyip bağırıp bize aklınca kafa tutmasına (yerim ben senin sinirini üflesem uçarsın be yavrum bacak kadar boyunla dötündeki mokunla kime kafa tutuyon sen)
- Gülerken tombul yanacıklarından gözlerinin kaybolmasına..(Şekildeki gibi)mest oluyorum ölüyorum bitiyorum...
Foto bugünden..Bugün baktım hava güzel hazırladım kızı kendim de giydim kapşonlumu dışarı çıkalım dedim ilk defa yalnız olarak..Puseti indirdim merdivenlerden bi de baktım pusetin tekerlekleri yok..Bagajda kalmışlar..(Tekerleklerini çıkarmadam sığmıyo da bizim mini bagaja)Aradım kocayı dedim getir tekerlekleri ben niyetlendim hazırlandım giremem içeri..Adam şaşırdı önce sonra baktı kadının heyheyleri gelecek gene mecbur geldi işyerinden..(Çok uzak sayılmaz canım işyeri..)Gezdik azıcık dışarda uyudu böyle mest oldu...
Neyse mevzuya dönelim..Bir de sevgili Güneş'in sobesi vardı..Garip hallerimle ilgili...Düşününce pek aklıma gelmedi aslında ama aklıma gelenleri sıralayayım bakiyim..Benim için gayet normal ama başkasına garip gelen haller şöyle bende efendim...
- Arabayı sola asla park edemem...Bu konuda tam özürlüyüm sola yanaşırken beynim tam anlamıyla duruyo ve direksiyonu ne yöne çevirmem gerektiğini anlayamıyorum (gerçekten!)..
- Beş dakika sonra yerinden alınıp kafamın altına konacak olan yastığı bile asıl yerine koyar düzeltir alacaksam da ondan sonra alırım..(Düzen takıntısı)
- Bir gömlek bile yamuk duruyosa gardrobun kapağını kapatamam (Düzen takıntısı)
- Kıyafetleri yerlerine renklerine göre gruplandırıp koyarım..
- Dışardan gelince eşofmanlarımı giymeden ve üzerimden çıkardıklarımı toplamadan tuvalete bile giremem..
- Evde asla ama asla eşofman dışında bişiyle -dışarı kyafetiyle yani-oturamam (Şöyle süslenip edip kocamı karşılamışlığım neyim yoktur yani...Temzmiyim misler gibi eşofmanlarımda temizmi yakışmış mı bana tamamdır..Abartmaya şımartmaya gerek yok bence kendilerini)
- Gene dışardan gelince evi toparlayıp herşeyi yerli yerine koymadan asla yemeğe girişemem..(Özellikle okuldan gelince çok sorun oluyodu bu..Halbuki koy yemeğini o pişerken topla evi di mi...Yok batıyo bana valla..)
-Saçlarımı dolayıp tepeme toplamadan hiçbir işe girişemem..( bu reklem filimlerindeki elinde vileda saçlar yapılı makyajlı cicili bicili giyinmiş tiplere ölüyorum bu nedenle...Biraz daha realist olalım ya böyle temizlik yapan var mı Allahınız aşkına??)
- Bir yemek pişirirken asla ikincisine başlayamam..Herşey ayrı ayrı olcak sonra kafam karışıyo..
- Yürüyüşe bile çantasız çıkamam asla elimi kolumu sallaya sallaya dolaşamam bir elim muhakkak çantada olmalı..
- Saatin olduğu bir odada uyuyamam (tık tık beynimi deliyo o ses)
- Gece evde yalnızsam asla duşa giremem..
Temizlik ve düzen konusunda herşeye takıntılıyım aslında genel anlamda..Bu da anneciğimden bana kalan bir miras heralde...gerçi bebek olunca biraz daha hafiflemek zorunda kalabliyo bu takıntılar ama bu defa bebekle ilgili yeni yeni takıntılar başlayabiliyo..(Bakınız 'Beynimi Kemiren Sorular'yazısı)
Hülya'ya ve Güneş'e teşekkür ediyor ve mızırdanmakta olan Ece hanımın yanına gidiyorum efendim..
Kalın sağlıcakla..
25 Kasım 2008 Salı
Şİkayet değil valla...
Annelik aşkların en gerçeği...
Annelik mutluluğun en yükseği...
Annelik inanılmaz huzur evet ama..
Annelik en çok da sabır heralde..
Yazmak istemiyorum böyle bir yazı..Şikayet etmek istemiyorum..Şükür evet binlerce şükür onun varlığına ve sağlığına..Ama içimi de dökmek istiyorum gidiyorum geliyorum..Evet herşey çok güzel Ece'yle..Şükür yememiz düzene girdi..Gündüzleri bir düzene oturttuk gibi..Ama ah bu geceler..Ah bu gece uykusuzlukları..Evet anneysem yaşamalıyım belki bu sıkıntıları evet uykusuz kalabilirim ama bu kadar mı...Bu kadarı anormal değil mi..
Gece 10:30 gibi uykusu geliyor genelde..Emziriyorum emerken iki de bir kafasını kaldırıp da dededede..babababa..gibi alıştırmalar yapmaya devam ettiği için uykuya dalamıyor..Doyduğuna emin olup yatırıyorum bambamına..
Şöyle basit,sallanan,yatak odamdan çıkmasını dört gözle beklediğim bişiy kendisi..Henüz ayrı odada yatmaya alıştıramadığım için kendi karyolasına geçiş yapamadık..Sallayarak uytuyorum dönüyorum oturma odasına..Başlıyorum beklemeye..Yaklaşık on dakika sonra mıyyykk sesi geliyor..Saymaya başlıyorum biiirr..Sallıyorum dalıyor geri geliyorum odaya..ve onbeş dakika geçmeden ikinci mıyyk..Bu durum 00:30'a kadar yaklaşık 13-15(abartmıyorum gerçekten) kere kocayla nöbetleşe sallama şeklinde devam ediyor..Bir o bir ben gidiyoruz yanına..İki saatin sonunda şansım varsa 15. sallamada dalıyor..Ohh TV karşısına geçip ayaklarımı uzatıp biraz internete girebilirim artık...Bir saatim var iyi değerlendiriyorum..
Bir saat sonra tekrar mıyyykk...Alıyorum emziriyorum yatırıp sallıyorum yine..Bir saat sonra tekrar ve tekrar ve tekrar..Sabaha karşı artık kafamı tutamayacak duruma gelince karyolaya alıp yatarak emziriyorum ve sabah 10 gibi belim sırtım donmuş bacaklarım kasılıp kalmış kolum uyuşmuş bir şekilde kalk borusu ötüyor..Üç aydır bu durum böyle sürüp gidiyor..
Ve geçen Cuma sabahı saat 05:30..Ece çığlık çığlığa ağlıyor...Sıçrıyorum yataktan...Ece sağımda yok..Ece solumda yok...Ece bambamında yok...Ece nerde..Ece yerde...Karyoladan düşmüş...Kendimce aldığım tedbirlere rağmen Ece bambamıyla karyolamızın arasına düşmüş...Kucağıma alıyorum hemen heryerine bakıyorum şişme kızarıklık yok..Beş saniye sürmüyor ağlamaktan gülmeye ve konuşmaya geçişi...Oh diyorum bişey yok..Allahtan karyolamız yüksek değil ve halının üzerine düşmüş..Yine de yarım saat kadar beklettim uyutmadım bişey olursa diye...Allah'tan ucuz atlattık ama sonsuz bir vicdan azabı duydum sonra...
Şimdi karyolaya almamaya çalışıyorum ama insanım sonuçta...Başım düşüyor uykusuz bir gecenin sonunda..Mecbur alıyorum yatağa..Ben yatağa aldıkça onun alışkanlığı da sürüp gidiyor...Bilyorum gece yanıma alayım diye ağlıyor onun için dalamıyor..
Şikayet değil gerçekten hadi benim uykusuzluğum bi kenara o uykusunu alamıyor gece bence..Çözmeli bu durumu ama nasıl..Sinirlerimin dayanmadığı anlar oluyor 'uyusun da büyüsün'lerin ağzımdan sinirlice çıktığı anlar hatta sesimin yükseldiği anlar..Sonra vicdan azabından kavrulup alıp koklayıp öpüp emzirdiğim anlar..
Şikayet değil...
Her saat pespembe değil bir bebekle...Sadece içimi döktüm o kadar...Başımı yastığa koyup şimdi uyanacak vesvesesinden uykum buhar olup uçunca iki mıyykk arasında yazdım gitti...
Annelik mutluluğun en yükseği...
Annelik inanılmaz huzur evet ama..
Annelik en çok da sabır heralde..
Yazmak istemiyorum böyle bir yazı..Şikayet etmek istemiyorum..Şükür evet binlerce şükür onun varlığına ve sağlığına..Ama içimi de dökmek istiyorum gidiyorum geliyorum..Evet herşey çok güzel Ece'yle..Şükür yememiz düzene girdi..Gündüzleri bir düzene oturttuk gibi..Ama ah bu geceler..Ah bu gece uykusuzlukları..Evet anneysem yaşamalıyım belki bu sıkıntıları evet uykusuz kalabilirim ama bu kadar mı...Bu kadarı anormal değil mi..
Gece 10:30 gibi uykusu geliyor genelde..Emziriyorum emerken iki de bir kafasını kaldırıp da dededede..babababa..gibi alıştırmalar yapmaya devam ettiği için uykuya dalamıyor..Doyduğuna emin olup yatırıyorum bambamına..

Şöyle basit,sallanan,yatak odamdan çıkmasını dört gözle beklediğim bişiy kendisi..Henüz ayrı odada yatmaya alıştıramadığım için kendi karyolasına geçiş yapamadık..Sallayarak uytuyorum dönüyorum oturma odasına..Başlıyorum beklemeye..Yaklaşık on dakika sonra mıyyykk sesi geliyor..Saymaya başlıyorum biiirr..Sallıyorum dalıyor geri geliyorum odaya..ve onbeş dakika geçmeden ikinci mıyyk..Bu durum 00:30'a kadar yaklaşık 13-15(abartmıyorum gerçekten) kere kocayla nöbetleşe sallama şeklinde devam ediyor..Bir o bir ben gidiyoruz yanına..İki saatin sonunda şansım varsa 15. sallamada dalıyor..Ohh TV karşısına geçip ayaklarımı uzatıp biraz internete girebilirim artık...Bir saatim var iyi değerlendiriyorum..
Bir saat sonra tekrar mıyyykk...Alıyorum emziriyorum yatırıp sallıyorum yine..Bir saat sonra tekrar ve tekrar ve tekrar..Sabaha karşı artık kafamı tutamayacak duruma gelince karyolaya alıp yatarak emziriyorum ve sabah 10 gibi belim sırtım donmuş bacaklarım kasılıp kalmış kolum uyuşmuş bir şekilde kalk borusu ötüyor..Üç aydır bu durum böyle sürüp gidiyor..
Ve geçen Cuma sabahı saat 05:30..Ece çığlık çığlığa ağlıyor...Sıçrıyorum yataktan...Ece sağımda yok..Ece solumda yok...Ece bambamında yok...Ece nerde..Ece yerde...Karyoladan düşmüş...Kendimce aldığım tedbirlere rağmen Ece bambamıyla karyolamızın arasına düşmüş...Kucağıma alıyorum hemen heryerine bakıyorum şişme kızarıklık yok..Beş saniye sürmüyor ağlamaktan gülmeye ve konuşmaya geçişi...Oh diyorum bişey yok..Allahtan karyolamız yüksek değil ve halının üzerine düşmüş..Yine de yarım saat kadar beklettim uyutmadım bişey olursa diye...Allah'tan ucuz atlattık ama sonsuz bir vicdan azabı duydum sonra...
Şimdi karyolaya almamaya çalışıyorum ama insanım sonuçta...Başım düşüyor uykusuz bir gecenin sonunda..Mecbur alıyorum yatağa..Ben yatağa aldıkça onun alışkanlığı da sürüp gidiyor...Bilyorum gece yanıma alayım diye ağlıyor onun için dalamıyor..
Şikayet değil gerçekten hadi benim uykusuzluğum bi kenara o uykusunu alamıyor gece bence..Çözmeli bu durumu ama nasıl..Sinirlerimin dayanmadığı anlar oluyor 'uyusun da büyüsün'lerin ağzımdan sinirlice çıktığı anlar hatta sesimin yükseldiği anlar..Sonra vicdan azabından kavrulup alıp koklayıp öpüp emzirdiğim anlar..
Şikayet değil...
Her saat pespembe değil bir bebekle...Sadece içimi döktüm o kadar...Başımı yastığa koyup şimdi uyanacak vesvesesinden uykum buhar olup uçunca iki mıyykk arasında yazdım gitti...
20 Kasım 2008 Perşembe
İLK'ler Haftası...
Ece kızım bu hafta dilli düdük..Ne zamandır ağız egzersizleri yapan ve hatta bunları pekiştirmek için uykusundan uyanan,emmeyi bırakan kızım bu hafta ilk anlamlı sözcüklerini arka arkaya sıralamaya başladı..Ama maalesef ve tekrar maalesef ki ilk anlamlı sözcüğü BABBA oldu:((B'nin üzerine basa basa inadına inadına babbba..Anne kızım an-ne?????Babbbbbaa..Çocuğum evladım ben an-ne...Iııhh..Babbbba..Nankör evlat dedim baban temizliyo dimi dötünü baban emziriyo baban gece uykularından oluyo dimi..Ve tam ümidi kesmişken bırakmışken artık yakasını dün yüzüme bakarak annne dedi kuzum..(Ağlarken ınnnee gibi bir ses çıkarıyodu ama ilk defa ağlamazken ilk defa karşımdayken ilk defa bana bakıyoken)Anne diyo..Dedde diyo...Del del diyo..Eeedduee gibi bişiy diyo(Ece olduğunu düşünüyoruz)Gün içinde sürekli çığlıklarıyla, mırıldanmalarıyla, gülmeleriyle, kıkırdamalarıyla evi dolduruyo..Sürekli konuşuyo saolsun sürekli bişiyler anlatıyo -çoğunu anlamlandıramadığımız- çok dertli çoookkk...:))

Epeydir yazmak isteyip bilgisayarın başına oturup oturup Ece'nin uyanmalarıyla geri kalktığım yoğun bir hafta oldu bu hafta..Haftasonu havalar da güzelken dışarlardaydık..Cumartesi Kadıköy'e gittik..Maşallah cadde bebek arabasından geçilmiyodu gene...Sanki tüm genç nüfus berabercek doğurmuşuz yani o derece bebekli vardı caddede..Pazar günü buralardaydık evin çevresinde dolandırdık Ece'yi..Tuzla'nın tek sevdiğim yanı bahçeli evleriyle ve adım başı parklarıyla hala biraz yeşilliğin kaldığı nadir İst. ilçelerinden biri olması...En azından evden uzaklaşmadan sahil keyfi park bahçe keyfi yapılabiliyor rahatça...Ece kızım henüz sallanamasa da salıncaklarda, kayamasa da kaydıraklardan, sallananlara kayanlara laf attı birazcık....Onlar anlamasalar da:))Ve hafta başında evimizi temizleyip mamalar hazırlayıp süslenip misafir ağırladık kızımla..Şaka maka ne zormuş bebekle misafir ağırlamak..(Doğumdan beri ilk defa yalnız olarak misafir aldım da..Yuh biliyorum ama böyle:) )Bir yaşında bir erkek geldi bu eve..Ece'ye pek pas vermedi evi keşfetmekten ve yerinde durmadığı için beraber fotoğref çekemedik..Biz de yalnız çektik Ece'yi..

Neyse konu dağıldı diyecektim ki ben hafta içi yazacağım postta Ece'nin bu aralar ki huyzuluğundan, gece uykusuzluğundan, anlamdıramadığımız ağlamalarından bahsedecektim ...Ve tüm bunları dişe bağlayacaktım...Haklı çıktım..Ece kızım bugün altı ay yirmiüç günlükken ilk dişini çıkardı..Yine bir alt açma keyfi sırasında burnumu yemeye çalışırken farkettim..Ama görmek için epey uğraştım kucağıma yatırıp ağzını açıp dilini arkaya doğru ittirmek ve tükürüklerinden görmek biraz zor oldu ama gördüm..Aman karı koca bir mutluluk bizim evde sonra gece gece..Çocuğu yatırıp yatırıp tekrar bakmalar..Gördünmü babası bak tam şuracıkta bir beyaz noktacık..Dur annesi ya görünmüyo çek şu dili..Bu arada Ece ciyak ciyak bağırıyo tabi kuduruyo..Ya garipsemeyin hiç diş görmedinizmi demeyin valla insan çok merak ediyo..Neyse gördük rahatladık da yakasını bıraktık çocuğun..
Ya ne ilginç bu ANNE'lik dedim sonra kendi kendime...Hadi konuşmaya başlaması tamam da dişi çıkınca niye mutlu olur duygulanır ki bu anne kişisi..Dişsiz kalan olmamış nasılsa..Çıkıyo işte bir bir..
Bebeğinin emmesine,agulamasına,dönmesine,kıkırdamasına,gülmesine,kilo almasına,yemesine,içmesine,bakmasına,dudak bükmesine,el sallamasına,konuşmasına,geğirmesine,kaka yapmasına -ya kaka yapmasına var mı daha ötesi- sevinen psikopat nadide varlıklarız ya anneler olarak..Annelik işte...27 yaşıma kadar edindiğim en güzel sıfat bu heralde..Anne..
Bebeğim ilk kelimelerin ve dişin hayırlı olsun..Her İLK'in her günün güzel olsun..Senin gibi...Tatlı gülüşün gibi...
Dip notçuk: Yazılarımı etiketlendiriyim derken teknoloji fakiri olarak son iki yazımı silmiş bulunuyorum..Gogıldaki anlık görüntüden kopyaladım ama yorumlar gitti giden oldu malesef..Önceki yazılara bakıp de nerde benim yorumum diyen olursa diye...Herkeslerden özür:((

Epeydir yazmak isteyip bilgisayarın başına oturup oturup Ece'nin uyanmalarıyla geri kalktığım yoğun bir hafta oldu bu hafta..Haftasonu havalar da güzelken dışarlardaydık..Cumartesi Kadıköy'e gittik..Maşallah cadde bebek arabasından geçilmiyodu gene...Sanki tüm genç nüfus berabercek doğurmuşuz yani o derece bebekli vardı caddede..Pazar günü buralardaydık evin çevresinde dolandırdık Ece'yi..Tuzla'nın tek sevdiğim yanı bahçeli evleriyle ve adım başı parklarıyla hala biraz yeşilliğin kaldığı nadir İst. ilçelerinden biri olması...En azından evden uzaklaşmadan sahil keyfi park bahçe keyfi yapılabiliyor rahatça...Ece kızım henüz sallanamasa da salıncaklarda, kayamasa da kaydıraklardan, sallananlara kayanlara laf attı birazcık....Onlar anlamasalar da:))Ve hafta başında evimizi temizleyip mamalar hazırlayıp süslenip misafir ağırladık kızımla..Şaka maka ne zormuş bebekle misafir ağırlamak..(Doğumdan beri ilk defa yalnız olarak misafir aldım da..Yuh biliyorum ama böyle:) )Bir yaşında bir erkek geldi bu eve..Ece'ye pek pas vermedi evi keşfetmekten ve yerinde durmadığı için beraber fotoğref çekemedik..Biz de yalnız çektik Ece'yi..

Neyse konu dağıldı diyecektim ki ben hafta içi yazacağım postta Ece'nin bu aralar ki huyzuluğundan, gece uykusuzluğundan, anlamdıramadığımız ağlamalarından bahsedecektim ...Ve tüm bunları dişe bağlayacaktım...Haklı çıktım..Ece kızım bugün altı ay yirmiüç günlükken ilk dişini çıkardı..Yine bir alt açma keyfi sırasında burnumu yemeye çalışırken farkettim..Ama görmek için epey uğraştım kucağıma yatırıp ağzını açıp dilini arkaya doğru ittirmek ve tükürüklerinden görmek biraz zor oldu ama gördüm..Aman karı koca bir mutluluk bizim evde sonra gece gece..Çocuğu yatırıp yatırıp tekrar bakmalar..Gördünmü babası bak tam şuracıkta bir beyaz noktacık..Dur annesi ya görünmüyo çek şu dili..Bu arada Ece ciyak ciyak bağırıyo tabi kuduruyo..Ya garipsemeyin hiç diş görmedinizmi demeyin valla insan çok merak ediyo..Neyse gördük rahatladık da yakasını bıraktık çocuğun..
Ya ne ilginç bu ANNE'lik dedim sonra kendi kendime...Hadi konuşmaya başlaması tamam da dişi çıkınca niye mutlu olur duygulanır ki bu anne kişisi..Dişsiz kalan olmamış nasılsa..Çıkıyo işte bir bir..
Bebeğinin emmesine,agulamasına,dönmesine,kıkırdamasına,gülmesine,kilo almasına,yemesine,içmesine,bakmasına,dudak bükmesine,el sallamasına,konuşmasına,geğirmesine,kaka yapmasına -ya kaka yapmasına var mı daha ötesi- sevinen psikopat nadide varlıklarız ya anneler olarak..Annelik işte...27 yaşıma kadar edindiğim en güzel sıfat bu heralde..Anne..
Bebeğim ilk kelimelerin ve dişin hayırlı olsun..Her İLK'in her günün güzel olsun..Senin gibi...Tatlı gülüşün gibi...
Dip notçuk: Yazılarımı etiketlendiriyim derken teknoloji fakiri olarak son iki yazımı silmiş bulunuyorum..Gogıldaki anlık görüntüden kopyaladım ama yorumlar gitti giden oldu malesef..Önceki yazılara bakıp de nerde benim yorumum diyen olursa diye...Herkeslerden özür:((
Etiketler:
7.ay,
Ece'li gezmeler,
Ece'nin gelişimi,
Ece'nin ilkleri
14 Kasım 2008 Cuma
Ve Mummy Kararları....
Öncelikle Çocuk yetiştirmeyle ilgili her konuda bir değil birden fazla doğru olduğuna ve ne kadar irdelersen bu doğrular içinde o kadar çok boğulup o kadar çok karasız kalındığına...Sonracığıma...
1.Sterilizatör kullanmamaya ve bulaşıklarını beyaz sabunla ya da (pigeon isimli bebek deterjanı ile) yıkayıp arada sırada kaynatmaya...
2. Sadece kahvaltıda kullanacağım iki kaşık sade tahıl maması için vicdan azabı duymamaya...
3. Evde pastörize günlük sütten mayaladığım yoğurdumu gönül rahatlığıyla bebeğime yedirmeye..
4. Sebze Çorbasını şimdilik tencerede yapmaya, ileride farklı sebzelere geçince buharda pişirmeye..
5. Tuzsuz peynir aramaya son vermeye..Güvendiğim bir peyniri ılık suda bekletip tuzsuz peynir elde etmeye..
6. Ek gıdalar konusunu bir daha gogılda aratmamaya ve daha fazla kafa yormamaya..
KARAR VERMİŞ BULUNUYORUM..
Bunun için mutluyum ama daha önemli bir sebep mutlu olmak için bugünün Cuma olması..E şimdilik çalışmasamda çalışan bi kocam var onun haftasonu bizim uzaklara attalarımız demek...
Güzel bir haftasonu olsun..
P.S.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir.Yorum yapan herkese özürlerimle..
1.Sterilizatör kullanmamaya ve bulaşıklarını beyaz sabunla ya da (pigeon isimli bebek deterjanı ile) yıkayıp arada sırada kaynatmaya...
2. Sadece kahvaltıda kullanacağım iki kaşık sade tahıl maması için vicdan azabı duymamaya...
3. Evde pastörize günlük sütten mayaladığım yoğurdumu gönül rahatlığıyla bebeğime yedirmeye..
4. Sebze Çorbasını şimdilik tencerede yapmaya, ileride farklı sebzelere geçince buharda pişirmeye..
5. Tuzsuz peynir aramaya son vermeye..Güvendiğim bir peyniri ılık suda bekletip tuzsuz peynir elde etmeye..
6. Ek gıdalar konusunu bir daha gogılda aratmamaya ve daha fazla kafa yormamaya..
KARAR VERMİŞ BULUNUYORUM..
Bunun için mutluyum ama daha önemli bir sebep mutlu olmak için bugünün Cuma olması..E şimdilik çalışmasamda çalışan bi kocam var onun haftasonu bizim uzaklara attalarımız demek...
Güzel bir haftasonu olsun..
P.S.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir.Yorum yapan herkese özürlerimle..
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin ek gıdaları
10 Kasım 2008 Pazartesi
Beynimi kemiren sorular...
Bu aralar kafamda bissürü şey var...Dedim ya emzirme dönemi heralde annelerin en rahat dönemiymiş...Biliyorsun ki midesine giden şey senden, en temiz, en katkısız, en güzel şey...Şimdi verdiğim herşeyden şüpheliyim sanki...Bu durum ciddi bir psikopatlığa doğru gidiyor...Ve gelgelelim sorulara...
1.Malum bizim kız şimdiye kadar biberon,emzik gibi alet edevatı reddettiği için sterilizatör kullanmamıştım..Şİmdi onun bardak ve tabağını yağ değdirmediysem sıcak suyla yıkayıp haftada bir iki kere de kaynatıyorum..(gerçi bu plastikleri kaynatınca da kanserojen maddeler açığa çıkıyor diyo bazıları bu da bir paşka meselem)Ve fakat zeytinyağı girince çorbaya, bu tabak ve kaşıkları neyle yıkayacağımı şaşırıyorum...Bulaşık deterjanı kullanmak istemiyorum makineye koymak istemiyorum...Bi arkadaşım tülbente saf sabun sürüp yıkadığını söylüyo..Öyle mi yapsam...Bi de organik denilen daha az kimyasal katkılı olduğunu düşündüğüm deterjanlar var bunlardan mı alsam kararsızım....????...
2.Bu hafta kahvaltıya başlıyoruz...Kahvaltının tahıl kısmını nasıl halledeğimi düşünüyorum...Cici bebe ve bebek ekmeği kullanmak istemiyorum...İçinde mineral ve vitamin katkısı daha yerinde olur diye hazır kutu mama almaya karar verdim...Ama içinde tahıldan başka hiçbişey olsun istemiyorum...Yani süt,meyve,pekmez ve penir gibi katkılı mamalar almak yerine bunları kendi evimden katıştırmak daha güzel geliyor..Aynı zamanda organik kutu mama olsun istiyorum..He.ro Ba.by organikler var ama dört çeşidi de süt katkılı...Bi de Ber.ke.r organik mama var sadece tahıl olan ama bunu da hiçbiyerde bulamadım..Velhasıl bugün kahvaltıya başlayamadım...Bu meseleyi çözmem lazım...
3. Geçen hafta yoğurda başladık..Çok sevdi çok güzel yiyor (maşallah!) Ve fakat aklıma takılan şey şu...Hani bu bebelere bir yıla kadar inek sütü verilmemesi gerekirdi..E biz inek sütüne mayalıyoz bu yoğurdu...Bunda bi tezatlık yok mu?? Bu arada organik bir yoğurt aldım fakat maya tutturamayınca Sü.ta.ş B.aby.mix ile mayaladım...Daha iyi bir fikri olan var mı???
4.Çorbasını yaparken tencerenin ağzı açık pirirsen vitamini buhar olup uçuyo kapağını kapatırsan malum taşıyo...E bir kaşıkçık şeyi koca düdüklü tenceye koyamıyorum...Buharlı pişirici mi almak lazım acaba??Kullanan var mı?Kullanımı kolay mı?
5.kahvaltısına tuzsuz peynir koyacakık ama tuzsuz peynir bulamıyorum...az tuzlu var ama tuzsuz yok...Labne de koyabilirsin demişti doktor ama katkılı diye koymak istemyorum...
( 6.Sizce ben kafayı mı yiyorum??)
.
.
.
Biliyorum bu soruları doktora da sorabilirdim...Ama şimdiki annelerin çocuk doktoruna yakın bilgili onlardan daha tecrübeli olduklarını düşünüyorum...O zaman pamuk eller klavyeye...Hadi aydınlatın bakiyim şu acemi anneyi...
p.s.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir..Yorum yapan herkese özürlerimle...
1.Malum bizim kız şimdiye kadar biberon,emzik gibi alet edevatı reddettiği için sterilizatör kullanmamıştım..Şİmdi onun bardak ve tabağını yağ değdirmediysem sıcak suyla yıkayıp haftada bir iki kere de kaynatıyorum..(gerçi bu plastikleri kaynatınca da kanserojen maddeler açığa çıkıyor diyo bazıları bu da bir paşka meselem)Ve fakat zeytinyağı girince çorbaya, bu tabak ve kaşıkları neyle yıkayacağımı şaşırıyorum...Bulaşık deterjanı kullanmak istemiyorum makineye koymak istemiyorum...Bi arkadaşım tülbente saf sabun sürüp yıkadığını söylüyo..Öyle mi yapsam...Bi de organik denilen daha az kimyasal katkılı olduğunu düşündüğüm deterjanlar var bunlardan mı alsam kararsızım....????...
2.Bu hafta kahvaltıya başlıyoruz...Kahvaltının tahıl kısmını nasıl halledeğimi düşünüyorum...Cici bebe ve bebek ekmeği kullanmak istemiyorum...İçinde mineral ve vitamin katkısı daha yerinde olur diye hazır kutu mama almaya karar verdim...Ama içinde tahıldan başka hiçbişey olsun istemiyorum...Yani süt,meyve,pekmez ve penir gibi katkılı mamalar almak yerine bunları kendi evimden katıştırmak daha güzel geliyor..Aynı zamanda organik kutu mama olsun istiyorum..He.ro Ba.by organikler var ama dört çeşidi de süt katkılı...Bi de Ber.ke.r organik mama var sadece tahıl olan ama bunu da hiçbiyerde bulamadım..Velhasıl bugün kahvaltıya başlayamadım...Bu meseleyi çözmem lazım...
3. Geçen hafta yoğurda başladık..Çok sevdi çok güzel yiyor (maşallah!) Ve fakat aklıma takılan şey şu...Hani bu bebelere bir yıla kadar inek sütü verilmemesi gerekirdi..E biz inek sütüne mayalıyoz bu yoğurdu...Bunda bi tezatlık yok mu?? Bu arada organik bir yoğurt aldım fakat maya tutturamayınca Sü.ta.ş B.aby.mix ile mayaladım...Daha iyi bir fikri olan var mı???
4.Çorbasını yaparken tencerenin ağzı açık pirirsen vitamini buhar olup uçuyo kapağını kapatırsan malum taşıyo...E bir kaşıkçık şeyi koca düdüklü tenceye koyamıyorum...Buharlı pişirici mi almak lazım acaba??Kullanan var mı?Kullanımı kolay mı?
5.kahvaltısına tuzsuz peynir koyacakık ama tuzsuz peynir bulamıyorum...az tuzlu var ama tuzsuz yok...Labne de koyabilirsin demişti doktor ama katkılı diye koymak istemyorum...
( 6.Sizce ben kafayı mı yiyorum??)
.
.
.
Biliyorum bu soruları doktora da sorabilirdim...Ama şimdiki annelerin çocuk doktoruna yakın bilgili onlardan daha tecrübeli olduklarını düşünüyorum...O zaman pamuk eller klavyeye...Hadi aydınlatın bakiyim şu acemi anneyi...
p.s.: Bu yazının yorumları yazar tarafından tamamen bir hata sonucu silinmiştir..Yorum yapan herkese özürlerimle...
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin ek gıdaları
7 Kasım 2008 Cuma
Değişmeler...Gelişmeler....
Yok ek gıdalar konusunda değişen Ece değil benim..Ece'de de azıcık birazcık ilerleme var aslında ama ben biraz daha ilk paniği atlatmış daha soğukkanlı durumdayım...(Bunda yorumlarıyla destek veren siz blog dostlarımın da katkısı var tabi...Üşenmeyip uzun uzun yorumlar yazan destek veren herkese çok teşekkürler...Takdir edersiniz zamansızlıktan herkese cevap yazamıyorum tek tek onun yerine sayfalarınızı ziyaret ediyorum..Affoluna..)Ya aslında ilk başlarda böyle tadımlık olacağını, altı ay sadece emmiş bir bebeğin hemen hapur hapur yemeyeceğini ve şimdilik asıl besinin anne sütü olduğunu biliyorum ama özellikle 'sen geç kalmışsın başlamakta, bu çocuk artık alışmaz' lafları beni panikletti birazcık..Dediğim gibi paniği atlattım daha sakinim bir kaşık da yese kar diyip kaldırıyorum masadan..Israr yok..
Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...
Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..

İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..
Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...
Sabah meyve püresini veiyorum yine...Muz denedim geçen..Sevdi sanırım çünkü kaşığı yaklaştırınca heyecanla ağzını açtı..Öğlen sebze çorbasını yediriyorum..Dün kendimize yaptığım mercimek çorbasından tuz ve baharat koymadan ayırdım, denedim..Sebzeye nazaran daha güzel yedi...Bugün de bu menüye yorğurdu ekliyoruz..Bu arada evde ancak üçüncü denemede başarılı oldu yoğurdum...İlk ikisi sütten öteye geçemedi malesef..Pı.nar organik sütle mayaladım..Bakalım sevecek mi bizim hatun kişi...
Ececik artık o bebeklik oyuncaklarına pas vermemeye başladı..Çıngıraklara dişliklere burun kıvırıyodu resmen eline verince..Biz de kendisine bikaç oyunca sipariş verdik internetten..Lamaze'in sevimli ahtapotu bir tanesi..Ahtapotun her bacağı bir nota...Bir nevi müzik alet gibi..Tabi henüz kendisi sıkamıyo ama babasıyla imece usulü yaptığımız müzüğü dinliyo bebemiz..Şimdi okullu olduk şarkısını çaldık dün pek heyecanlandı:))Bu arada manzara gayet komik...Ahtapot ortada bi yanda ben bi yanda babası'Hadi sen mavi ayağına bas ben kırmızıya,tamam başlıyoruz, bak yanlış bastın işte' şeklinde kendimizi kaptırıyoz bayağı..

İkincisi Lamaze yumuşak küp...Küpün içinde üçgen,kare,silindir ve yuvarlak parçaları var...Bunlar delikten içeri geçiriliyo..Ben yerine koyuyorum Ece içine atıyo şimdilik..Diğeri de The First Years sıralaycı..İpi çekilince ilerleyen minik bir kelebek..Amaç bebeyi emeklemeye teşvik...Ama bizimkini pek teşvik edemiyo...Emeklemesi için yatması gerek...Ama bizim hatun hacıyatmaz...Artık desteksiz de oturabildiği için kesinlikle yatıramıyoz kendisini..Çok sinirleniyo yüzükoyun yatınca..Eskaza yüzüstü yatmışsa ileri değil ama geri geri gidiyo..Yüzüstünden sırtüstüne de dönmeyi beceriyo artık...Tabi böyle hareketlendikçe altını bağlamak da zorlaşıyo her geçen gün..
Şimdilik haberler böyle Ece hanımdan..O uyanmadan kısacık öğle uykusundan çorbasını hazır etmeli...Hadi kalın sağlıcakla...
Etiketler:
7.ay,
Ece'nin cicileri,
Ece'nin ek gıdaları,
Ece'nin gelişimi,
Oyun/oyuncak
3 Kasım 2008 Pazartesi
Emzirmenin gözünü seveyim ben..
Dedim.. Diyorum 21 Ekim 2008'den beri..Ek gıdalar denilen tantanaya başladığımızdan beri..
Oysa....
Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...
1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)
2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)
3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)
4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..

Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...
Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...
Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..
Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???
Oysa....
Oysa herbişiyi araştırdıydım...Herbişiy tamamdı bence...Bizim kızçe de bir aydır biz yemekteykene ağzını kuş gibi açıp durduğu için hazır olmalıydı ek gıdaya geçmeye..Doktorun her dediğine de uydumdu...
1. Bebek mama sandalyesinde yemeğini yiyecek. (Evde bir o eksikti zaten...Bebe hanımın eşyaları yüzünden popomuzu nereye döndürsek bişeye çarpıyo..Bigün evcek alt komşuya misafir olacaz bu ev bu kadar yükü kaldırmaz......)
2.Önünde yediğinden bir parça olacak.(Tamamdır önüne bir parça elma kondurduk)
3.Bebek bir buçuk saattir emmemiş olacak,uykusunu almış oacak. (Oldu günün en çakır keyif olduğu zamanını da seçtik)
4.Bebeğe mama verilmesi bir merasim gibi olmayacak. Elde oyuncak,tv karsında vs. olmayacak. (gayet aristokratik pek bi ciddi işe başladık)..

Ve 13. günündeyiz bir arpa boyu yol katedemedik anacım..Bi kere bebemiz mama sandalyesi denen aletten pek hoşlanmadı..İçinde kaykılıp duruyo ordan alalım diye..Önüne koduğumuz elma paçasıylan damaklarını kaşıtmaya çalışıyo fekat kaşığa pas vermiyo..Kaşıkla ağzına verdiğim püreyi evet ittirmiyo püskürtmüyo ama ağzını bilerek açık tutmak suretiyle yanlardan dışarı akışını sağlıyo..E biz de dalsın yutsun diye karşısında türlü şaklabanlıklar yapıyoz tabi mecburen...Bi takla atmadğımız kaldı yarın onu da deneyecez..Karı koca bir buçuk saat Bebe.lac reklamının ham ham şarkısını söyleyerek dans bile ediyoruz...Komşular kayışı kopardığımızı düşünebilirler...
Elma, havuç ve armut püresi verdim önce üçer gün deneyerek...Armutu eh işte fakat diğerlerini hiç sevmedi...Bu hafta seze çorbasını ekledik menüye..Bundan da pek hoşnut değil şimdilik..Ben acele mi ediyorum acaba...Böyle böyle mi alşacak..Yoksa bizim tosuncuk iştahsız olup boğumcukları tombul yanacıkları kayıp mı olacak...
Bugün mızmız günü gene...Sabah kontroldeydik aşılarını vuruldu..Kilosu 8700 boyu 70 cm. olmuş..Ama bundan sonraki ay böyle olmayacak heralde..
Of of hatta ofsssss...Zamanı geri almak istiyorum ya...Neden altı aylık omasını bekledim ki...Kas kafa otur tv. karşısına uzat ayağını sabahtan akşama kadar emzir işte..Rahatık battı di mi??Al bu da sana kapak olsun...Yorgunum ve korkuyoum...Bu çocuk yemek yemeyen iştahsız bi tip mi olcek??Napsak netsek???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)