37. haftaya başlarken Ece Hanım dün ilk NST deneyimimizi de yaşamış olduk..Ama bizi çok uğraştırdı sıpa..Saat 11:30 gibi girdim NST odasına.İşte malum makineyi bağladılar karnıma..Önce hemşire hanım yarım saat kadar bağlı kalıcaksınız makineye dedi kendisinin ayrılabileceğini ümit ederekten..Ama tam kalkıcakken kalp atışı gitti bebeğin..Kadın tekrar oturdu ayarladı makineyi kalkacakken ses gene bozuldu..Ufladı pufladı..Bu bebek bize pozisyon vermiycek bugün anlaşılan dedi..Neyse 12'ye kadar benimle aletin başında uğraştıktan sonra açmısın dedi..Dedim kahvaltı yaptıydım ama hastaneye varana kadar acıktım gene..Neyse bişeyler yememi söyledi..Gittik oturduk bi yere tıkındık tatı matlı yedik gene bağlandık...Baktım bizim hemşire gene pofur pofur...'Ya bu ne hareketli bebek Alah sana kolaylık versin valla' dedi..Saol dedim ben de..Neyse saat 13:30 falandı biz odadan çıktık zar zor..Çok şükür sancım yokmuş kalp atışları da iyimiş bebeğin..
Bu rada dün KELEBEK'çim (valla link vermeyi bilsem attırıvercem ama teknoloji özürlü biri olarak zor öğrenmişim şu blog olayını beni zorlamayın sağ tarafta var kendileri tıklatıverin bi zaamet )beni sobelemiş...İlk sobem bu mutluyum gururluyum efenim..Konu: 'Hamileliğin nelerini özleyeceğim nelerini özelemeyeceğim?'..Yalnız ben düşündüm de şöyle bir özliyceğim pek az şey var galiba ben hamileliği pek sevmemişim:)Bi bakalım..
Önce hamileliğimden özlemeyeceklerimi yazıyım zira bissürüler kendileri:
1. Hamileliğimin ilk dönemlerinde en şidetlisinden yaşadğım mide bulantılarım..Herşeyden herkesten (kendimden dahi) midemin bulanması..Herşeyin heryerin iğrenç kokması..Evime ve kapalı alanlara girmenin işkence haline gelmesi..Hatta öyle ki o dönemde kullandığım parfümler ve oda spraylerini görmek dahi istemyorum şu anda...
2. Sık sık aşındırdığımız ve hala da aşındırmakta olduğumuz hastane yolları..Özellikle vermekten nefret ettiğim kan ve idrar tahlilleri..Kan vermek için iki de bir postu deldirme korkusu..26 yaşında bir kadın olabilirim ama hala korkuyorum iğneden napıyım...Onlar o kanı alırken benim canım çekiliyo valla...Hatta eşim yanımda olmasaydı ağlayabilirdim her defasında:))
3. Aynalara bakmanın özellikle son iki ayda işkence haline gelmesi..Yıllardır çıtı pıtı bir bayan olarak yaşadıktan sonra aynada gördüğüm kocakarı görüntülü şahısa bitürlü alışamamak..Giydiklerimi kendime yakıştıramamak...Aynaya bakıp da 'hmm güzel oldum' diyememek:)Kelebeğin de dediği gibi bikaç çeşit elbiseye mahkum kalmak hatta son bir aydır bir ayakkabı ile idare etmek zorunda kalmak..(Israrla almıycam büyük aykkabı bu ayaklar ya küçülecek ya küçülecek kardeşim)
4 Özellikle son aylarda uyumak için sağa ve sola dönmekten başka alternatifinin olmaması..Yüzüstü yatıp kollarımı yastığın altına sokarak uyuyamamak..Yatakta senden ve eşinden başka üçdört tane küçük yastık, katlanmış battaniye gibi bilimum ıvır zıvırın da bulunması...
5. Yine son aylarda geçerli olmak üzere tek başıma pek bir yere gidememek..(Şööyle alışveriş merkezlerine doğru salınmaktır kastım) Aman yorulursun aman sancın mancın tutar aman bayılırsın başın döner gibi bilimum bahanelerle kocacığım tarafından uzak yerlere gitmemin engellenmesi..Araba kullanmamın yasaklanması otobüse binmenin zaten lafının bile edilememesi...
Daha var ama sıkmayalım biraz da özleyeceklerimden bahsedelim bakalım...
1. Bi kere tabii ki yakınlar tarafından gösterilen ilgi ve alaka...Canının çektiği herşeyin yapılması...Hele ki geceleri köşelide daldığı tatlı uykusundan uyandırıldığı halde kızmayarak hatta seve seve özsüte dondurma almaya giden kocacığın bu halleri..Uzanabieceğim bir yerde dahi olsa tabak çanak alırken sırf o da yerinden kalksın diye sık sık mutfağa çağrıldığı halde kızmaması..
2. En nefret ettiğim ev işi olan yemek yapma olayından mümkün olduğunca uzak kalabilmek..İlk başlarda mide bulantısı nedeniyle zaten giremediğim mutfaktan, bisüre de annemin bende kalmasıyla uzak yaşamam..Sonra bunu alışkanlık haline getirerek yoruldum ayakta duramıyoum ayaklarına yatıp kocacığa apeatif bişeyler yaptırmak..A bugün canım şunu çekiyor deyip dışardan yemek (bliyorum pek sağlıklı değil ama)Böyle böyle son aya kadar toplam 15 kere bile yemek yapmamış olmak...
3. Günde iki saat olmak üzere haftada toplam sekiz saat derse girerek (bir günde boş)ve nöbet tutmayarak (hepinizin aklında vardır liseden bi nöbetçi öğretmen mevzuu..Koridorda korkuluk gibi dikilerek oğlum kızım koşma bağırma etme eyleme diye kulak tırmalayan o kişi de o görevi zevkle yapmamıştır emin olun...Bikere herkes öğretmenler odasında çayını yudumlayıp aç midesini doldururken orda sap gibi dikilmek iğrenç bişeydir...Yorgun bir dersten çıkıp aynı yorgunlukla derse girmek de cabası..)öğretmenlik hayatımın en kıyak senesin yaşamış olmak...Bu da sevgili müdürümün bana lütfudur ki kendsini saygı ve minnet ile yad ediyorum burdan...
4. Düğüne hazırlanır gibi bebişin dünyaya gelişine hazırlanmak..Herşeyini özenle seçmek almak düzenlemek..Eve gelip aldıklarını bir bir sevmek..Kıyafetlerini sevip mutlu olmak.. içlerinde onu hayal etmek..Onun mini mini ellerini ayaklarını düşünmek ve mutlu olmak..
4. Ve hamileliğimin en çok özleyeceğim tarafı kızımın bana bir el mesafesi kadar yakın olması...Elimi karnıma koyup onu sevmek..İçimde onu hissetmek dünyanın en garip ama en harika duygusu olsa gerek..İçinizde atan o minnacık kalbin size verdiği mutluluk...Belki de gerisi hikaye özleyeceğim tek şey budur hamileliğimden...Onun tekmeleri kıpırdanışları kalp atışları hıçkırıkları..Bidaha hiç olamayacağı kadar size yakın olması....
Tabii ki iyi ya da kötü hamleliğimde ne yaşadıydsam hiçbirinden şikayet edemem çünkü ben anne olacağım bana kızımı getirecek inşallah..Allah herkese rahat hamilelikler ve sağlıklı bebekler nasib etsin...
Maalesef elimizde hamileiğinin sonuna yaklaşmış bir blogçu olmadığından ben de hamileliğinden özledikleri ve özlemedikleri şeyler konusunda çiçeği burnunda annemiz :) sevgili HUYSUZ VE TATLI'yı sobeliyorum gene link veremeyerekten:)...Efekuş'tan vakit bulur bulmaz yazsın baklalım bize...
Kalın sağlıcakla..