30 Nisan 2008 Çarşamba

MAŞALLAH:)


 
Posted by Picasa


Ece kızım 28 Nisan 2008'de saat 13:15'de 3300gr kilosu ve 50 cm boyu ile hayata merhaba dedi..Şimdi evimizde bu manzara, kulağımızda onun cılız ve narin sesi, bütün odalara dolmuş cennetten gelen mis kokusu var...Şükürer olsun onu bize sağlığıyla gönderene..

Mesaj yollayıp sevincime ortak olan, dualarıyla beni mutlu eden herkese teşekkürler..Hepinize Alah gönlünün dilediğini versin..

27 Nisan 2008 Pazar

SON GÜN: AREFE

Artık saatler var inşallah kızıma kavuşmaya, anne olmaya..Tam bir bayram öncesi gibi geçiyo bugün..Arefe günü gibi..Son hazırlıklar tamamlanıyor..Ev bi kez daha temizlendi elden geçti bu sabah..Annecim bayramlardaki gibi ev baklavası yapıyo..Yaprak çıkarılmış dün geceden..Ankarada her bayram baklavanın yanında yaprak sarma ikram edilir muhakkak..Bilmem başka yerlerde de var mı..İşte o yapraklar sarılacak tek tek az sonra..Akşama ablamlar da burada olcaklar inşallah..Bayram önesi gibi tatlı bi heyecan var bende de..İçim içime sığmıyo.Bayram öncesi başucuna asılan bayramlıklarına bakıp bakıp sevinen çocuklar gibi kızımın odasına gidiyorum ben de..Eşyalarına bakıyorum düzeltiyorum koyuyorum..Yarını düşünüyom.Doğumunu düşünüyorum heyecanlanıyorum..İnsan ömrünün başlangıç noktasını..

...............

Doğum..Ayrımak senden..Ayrılıkların ilki, en gerçeği..Aylardır içimde atan minik kalbinden ayrılmak..Kıpır kıpır ellerinden ayaklarından ayrılmak..Nefesinden soluğundan ayrılmak...Ayrılıkların ilki ama biliyorum değil sonuncusu..Daha sensiz geçireceğim ilk iş günüm var belki..Belki sensiz geçirmek zorunda kalacağım bir haftasonu..Okul hayatın belki..Üniversite için uçup gideceksin belki evinden..Evlenip ayrı yuva kuracaksın sonra..Hepsi ayrılık işte..Ama bu ayrılık daha başka..Sanki koparacaklar seni içimden..Canımdan can kanımdan kan verdiğim beslediğim büyüttüğüm okşadığım sevdiğim yerden alacaklar seni...

Doğum...Kavuşmak sana..Kavuşmaların ilki en güzeli..Önce cennetten getirdiğin mis kokuna kavuşmak..İçime çekmek kokunu...Sonra bakmak sana..Yüzünün her ayrıntısını ezberlemek bir dakikada..Ve ilk defa karşılıksız sevmek gerçek anlamda sevmek..Bu kadar masum bu kadar günahsız bir varlığa bu kadar yakın olabilmek ilk defa..Dünyada sahip oduğum herşeyden de çok sahiplenmek seni..Gözümden sakınmak..Dilimden sakınmak...Tırnağına bile gelmesin bir zarar diye ömrümü tüketmek..Bir insanın dünyada sahip olabileceği en değerli varlığa sahip olmak sana kavuşmak...

Hayatımıza şimdiye kadar kattığın ve şimdiden sonra katacağın tüm güzellikler için şükürler olsun..Blmem seni ekranda o ilk gördğümüz dakika başka bişeye değişilir mi?Duyduğumuz o kalp atışları ekranda görüp inanamadığımız o yüz, o eller başka bişeye değişilir mi??İçinde minicik bir canlının olduğunu bilmek senden ve sevdiğinden bi parça olduğunu bilmek bilmem dünyanın başka bir değeriyle değişilir mi??Değişilmez biiyorum çocuk sahibi olmak için yanıp tutuşan isanları, her türlü çileye katlananları şimdi daha iyi anlıyorum başka hiçbirşey insana böyle hissettiremez..Allahım kimseyi mahrum bırakmasın bu duygulardan..

Senin için birsürü isteğim bir sürü hayalim bir sürü duam var kızım..Ama şimdilik hepsi bi yana dursun..Allhımdan tek bişey istiyorum şimdi tek bir dua...Rabbim sağlıklı olsun bebeğim..Yarın bana verdiğin sağlıklı bebek için şükredeyim sana..Bizi evladımızın sağlığı le imtihan etme onunla sınama Allahım..Tek bişey istiyorum kendime gelip de gözümü açtığımda sağlıklı bi yavru olsun kucağımda..Başka hiçbir dileğim yok şimdlik Rabbim..Dua edin kabul edeyim diyosun dua ediyorum önce sağlığı için hayrı için..Nolur geri çevirme...

..........

Hamilelik günlerimin son yazısı olsun bu da..Allah annelik günlerimi de yazmayı nasib etsin inşallah..Kızımın sağlıklı, mutlu, hayırlı anılarını yazmayı nasib etsin inşallah..Bana ve şu anda bebek bekleyen herkese ve tabii ki tüm annelere...

Yarın sabah 08:00'de hastanede olacağız..Nasipse 08:30 gibi ameliyathaneye alacaklar beni..İnşallah 09:30 olmadan saatler, kızımı koynuma almış olurum ben de...Tabii ki önce Alah'ın izniyle sonra yakınlarımın,sevenlerimin ve sizin dualarınızla...

Dualarınızı eksik etmeyin...
Kalın sağlıcakla...

26 Nisan 2008 Cumartesi

İkiiii...

Çocuksuz hayatımızda son iki gün (inşallah)..Anladım ki bana rahatlık batıyo..Sıkılıyorum boş oturmaktan...Keşke yapıcak işlerim olsaydı daha..Hele havanın şu kapalı hali.Daha çok içimi sıkıyo..Kaç haftadır alıştık güneşli günlere uyanmaya..Tam kızım doğacakken neden kapandı bu havalar şimdi..Neyse pozitif düşünelim kızımız yağmurla bereketle gelecek inşallah:))

Dün bütün gün oturdum öylece televizon başında..Resmen elimi elimin üstüne koydum oturdum oturukça kurdum kurdukça korktum..Saçma sapan bisürü düşünce geldi aklıma doğumla ilgili gene..O yüzen bugün oturmamalıyım..

Son bi kez kuzu karnımızdayken bi Maltepe Karfur yapıyım..En azından bebiş acıktı mı altına mı yaptı aman üşütürsek mikrop kaptırırsak diye düşünmeden rahat rahat mağaza dolaşıyım son bi kez..Uzun bi süre yapamıycaz gibi gözüküyo zira..Gerçi artık insanlar korku dolu gözlerle bakıyolar göbeğime ama olsun aldırmıyorum..Hele çocuklar parmaklarıyla annelerine gösteriyolar beni..Haklılar naapsınlar kısacık ömürlerinde kaç kez görmüşlerdir böyle koca göbek...

Bu göbekle son bi gezmeye..Hamile kıyafetlerimi son bi kez daha giyeyim bakalım..Gerçi hiç özlemiycem kendilerini galiba..Çünkü böö geldi kendilerinden artık..Hele dikişleri patlamak üzere olan ama şu anda ayaklarımın girebildiği tek ayakabım olan beyaz babetlerden iğreniyorum..Eğer ayaklarım böyle kalmazsa doğumdan sonra onları Ümraniye çöplüğüne göndermek niyetindeyim...

Güzel bi haftasonu olsun herkes için...Kalın sağlıcakla..

25 Nisan 2008 Cuma

Üç Gün Daha..

Hamilelik hayatına devam..Kızımız bize üç gün daha süre verdi:) Annemle babam üç gün daha kafalarını dinlesinler dedi sonra ben bomba gibi düşücem zaten hayatlarına..Dün girdiğmiz NST'de yüksek bi sancı gözükmeyince doktor Pazartesiyi bekleme kararı alaraktan beni çok mutlu etti..İnşallah ben de son kez bağlanmış oldum Nst cihazına..Zira en sıkıcı bişey kendileri.20 dak. boyunca gözlerini tavana dikip öööyle beklemek...Tabii benden çok Nst hemşiresi sevindi bu duruma..Zira kadıncağız beni kapıda her gördüğünde 'yine mi sen, yine mi kabus dolu 20 dakika' der gibi bakıyodu suratıma.. 20 dakika boyunca o cihazı içerde fık fık oynan Ece hanımın kalbinde sabitleyebilme çabası mesleğinden edecekti kadını:))Diğer hastalara cihazı bağlayıp masada kitabını okumaya devam ederkene kendisi, benim başımda 20 dakika dikiliyodu kolay mı??

Yalnız ben cidden çok tırsak bi insamışım tahmin ettiğimden daha da tırsak..NST sonucunu doktora gösterirken ödüm koptu yürü ameliyathaneye diycek diye...Elim ayağım kesildi...Pazartesiye kaldı diye alnından mucckkk diye öpesim geldi kedisini...Ha kokunun ecele faydası varmı yok tabi üç gün sonra olan olcak ama ne biliyim üç gün kar ettim işte..

Cihaza bağlıyken hep doğumu düşündüm...Bilimum doğum şekillerini geçirdim aklımdan...Normal doğum yapabilirmiydim acaba dedim..Sonra o ilk hastaneye gidişim geldi aklıma..Kese görünmeyip de dış gebelikten şüphelenilince yapılan ilk alttan muayene..Öküz mü öküz bi erkek doktorun önünde bacakları iki yana açtırılmış koyun gibi beklerken ve kendisine hiçbir açıklama yapılmazken, zaten dış gebeliğin ne olduğnu bile bilmeyen ve acaba bana ne yapçaklar diye bekleyen bu bünye yok dedi o zaman kimse beni bidaha şu pozisyona sokamaz...O ana kadar doğum hakkında hiçbir sabit fikri olmayan ben o gün vazgeçtim normal doğumdan...Biliyorum en sağlıklısı en güzeli..Adı üstünde yani normal doğum ama ben yapamam..

Epiduralli sezaryen olsam dedim orda yatarken...O neşter karnıma batırlırken, organlarım tek tek çıkarılıp karnımın üstüne konurken benim gözüm açık olursa pisikopata bağlarım heralde dedim sonra...Zira hamile kaldığımı öğrenince o kadar çok doğum videosu izledim ki internetten (halt varmış gibi) ne yaptıkları mıh gibi aklımda yani...Herşeyi hssediyomuşum gibi gelir valla..Sonra lohusalık depresyonlarından kurtulmaya çalışırken eklenir bi de şizofrenlik...Yok dedim en iyisi ben baygınken olsun bitsin herbişeycik..Belki çocuğumun ilk ağlamasını duyamam ama olsun o sağlıkla doğsun annesinin psikolojisi de yerinde kalsın da napalım...

Sezaryende en büyük korkum ayılınca artık içi boş olan ama hala yerinde duran bi göbek görmek...Zira bu konuda da birine çok şaşırmışlığım var da şom ağzlılığımdan korkuyom gene..Hani ayak meselesinde anlattıydım birinin şişmiş ayaklarına şaşırıp da bende de aynılarının nasıl ortaya çıktığını...Ramazan bayramıydı Ankaraya gitmiştik daha ikibuçuk aylık hamileyim...Mide özsuyuna kadar çıkrıp da artık midemde çıkarcak bişey kalmadığı halde öğürmeye devam edince tansiyonum yerlerde sürünüp bayılınca orda acile kaldırdılar beni...Neyse bayram ya hastanede bikaç kişiyiz serum yerken bi kadıncağız geldi yanıma..İşte geçmiş olsun kaç aylık falan filan..Ben de dedim sizi de Allah kurtarsın benim şimdiki karnımdan pek de küçük olmayan karnına bakarak...Kadın anlamadı ama bişiy de diyemedi gülümsedi geçti..Neyse serumları yedik kalktık ayağa giderken odasına bakıyorum kadın demez mi gel gel bebeğime bak diye..Allah Allah dedim ne bebeği bu karnındaki ikinci çocuk mu acep diye düşünüyom ben hala ayıkmadım...Meğer kadın o sabah sezaryen olmuşmuş..Geçmiş olsun Allah bağışlasın dedim ağzım açık çıktım ordan..Şimdi hep öylece kalır mı bende de göbek diye şom ağızlılığım gene beni bulur mu diye korkuyorum..Bakalım görcez anyayı konyayı üç güne kadar...

Bu arada Pazartesi bi panikle herbi işimi bitirdim ben de iyi oldu..Yoksa herzamanki gibi yumurta gelip dayanıncaya kadar bekliycekmişim..O gece oturdum Mabelden aldığım çikolatalara kocacığın yaptığı çıktıları yapıştırdım..Epey uğraştırdı..Hatta bi ara yok böyle olmıycak olduğu gibi verelim dedim ama sora evliliğimi tehlikeye atmıyım dedim zira bir aydır ambalajlı çikolata diye kafasının etini yemişim adamın...Zurnanın son deliği Tuzladan Bağdat caddesine sırf çikolata için üç defa götürtmüşüm boğabilirdi beni..Neyse sabaha kadar oturdum 70 kare yaprak çikolatanın kendi etiketini çıkarıp, çıktılardan muntazaman kestiğim bizim etiketleri yapıştırdım sonra..

Hastane valzimi haırladım ..Yalnız bi valiz üç çanta oldular benimkiler abarttım mı acep diye düşündüm..Aman ya bana ne sırtımda taşımıycam ya..Ona da kafa yoramam şimdi..Ve dün itibariyle elimi elimin üstüne koydum bekliyorum bakalım..Gerçi pek sıkıcı oluyomuş böyle haftalar süren bi koşturmacadan sonra oturmak ama herkes tadını çıkar dediğine göre vardır bi bldikleri...Çıkaralım bakalım..

Kalın sağlıcakla..Dualarınızı da kesmeyin...İhtiyacım olucak en çok da Pazartesi'ye....

22 Nisan 2008 Salı

ECE BEBEĞİN İKİNCİ YUVASI...

 
Posted by Picasa


Bi nohut kadardın annenin rahmine ilk yerleştiğinde..Sonra kese oldun, pıt pıt atan minik bir kalp oldun..İçimde vücut buldun..Önce kıpırdayan oldun, duyan oldun, hisseden oldun, gören oldun sonra..İlk yuvanda minik bir insan oldun...Sen büyürken orda biz de dışarda dört gözle bekledik seni..Hazırlandık gelişine özenle..Her anne baba gibi herşeyin en güzeli senin olsun istedik..

Beyaz olsun dedik ikinci yuvası.Beyaz olsun ki hayatı da tertemiz, berrak, saf olsun..Pembeler de bol olsun içinde..Ömrüne bayram şekerleri gibi güzellik katsın neşe katsın hani..Ama yeşillerden lilalardan mahrum kalmasın ,tüm güzellikler birarada olsun odasındaki gibi..En çok kalpler olsun dedik yuvasında..Çokça sevsin çokca sevilsin hayatında diye..Renk renk çiçekler sonra..Ne kadar çetin geçerse geçsin kışları, her baharda açsın ömründe rengarenk çiçeklerden..Kokladıkça onları yeniden bağlansın hayata tüm zorluklarına rağmen..Bi de klebekler olsun isedik..Kısacık ömrüne dünyanın tüm güzelliklerini sığdıran o kelebeler gibi kıymetini bilsin zamanının hayatının..Boşa harcamasın ziyan etmesin ömrünü..Her güzellikten önce tabii ki dua ettik hep sağlığı sıhhati yerinde olsun diye..

En tatlı heyecanlarla hazırlıklarını tamamlarken yalnız kalmadık tabi..Öncelikle heves edip alamzsak üzülürüz diye bu odayı Ece'mize alan, hamileliğimi başından beri de hep yanımda olmaya çalışan anneme,kendi kızında bile yapamadığı kadar uğraşıp çarşı pazar bizimle dolaşan, temizlikten yerleştirmeye herşeyimize koşturan ve odamızın tekstillerini hedİye eden ablama,haftasonlarının o çekilmez trafiklerinde sırf isteklerimizi karşılayablmek için bizi hiç hoşlanmadıkarı halde o çarşı senin bu AVM benim gezdiren enişte beyle kocacığımıza teşekkür ediyoruz...Allah onlardan razı olsun..Herşeyi de gönüllerine göre versin inşallah..

................

Dünkü NST ve doktor kontrolümüzde sancı çıkınca doktor Perşmebe günü de alabilirim bebeği dedi..Ben kendimi haftaya Pazartesi'ye alıştırmıştım..Epeyce tutuştum tabi..NST'ye bağlanıp bağlanıp da sancı çıkmayınca bir rahattım ki sanki 38+1'de değilmişim gibi...Gerçi hazırlıklarımız tamam bugünde hastane çantasını hazır edicem inşallah ama yine de tırstım hemen iki gün sonrası diye..Herbişey hazır da ben hazır değilim heralde...Gerçi hazır olunuyo mu bilmiyorum anneliğe..Bebiş 3.300 gr civarında gelişimini tamamlamış dedi..Maşallah senden beklenmiycek kiloda dedi..(Tabi ilk hallerimi hatırlayaraktan diyo bunu herlade..O çıtıpıtpı minyonkadını:(( )Ben de 61 kilo olarak kendimi aşmışım bu arada..

Belki bundan sonraki yazı bir anne yazısı da olabilir yani..Perşembe günü doğuma gider gibi gitçez biz.. Perşembe doğum olmaz da Pazartesi'ye kalırsa aynı heyecanı iki defa yaşıycam yani ben..Öff belirsizlikten nefret ederim ama herşeyim de son ana kadar muallak olur nedense...Neyse sağlıklı sıhhatli kucağımıza alalım da Ece kızımızı gerisi önemli değil artık...

Şimdilik herkeslerden dua bekliyorum..Kalın sağlıcakla..

15 Nisan 2008 Salı

Hazrlıklar tam gaz...

 
Posted by Picasa


Bunlar da benimkiler..Artık bir anne-bebek blog geleneği haline dönüşen bebek şekeri olayına ben de dahil olayım dedim:) Geçen haftasonu gitmiştik Eminönü'ne..Ablamlarla buluştuk önce Gülhane Parkında..Kahvaltımızı yaptık biraz teyzoşu oynattık sonra onu iki bacanağa teslim edip biz daldık Tahtakale'ye...Geçen gidişimizde hava kapalı olduğu için sakin sayılırdı ama bu sefer mahşeri bir kalabalık..Ben sandım ki bedava bişiy filan dağıtıyolar..Böyle insanlarla resmen kucak kucağa yürüdük yani..Hani dükkana varana kadar kaç kişiyi öpmüşümdür bilemiyorum artık..Neyse zar zor vardığımız dükkanda bi de herşeyi beğenip de karar vermede zorlanınca epeyce uzadı gene iş...Sonunda ikiye indirdik iki çeşit şeker yaptık böyle..Ordaki süslenmiş sepetler de çok abartı gelince gözüme azcık farklı olsun diye bebek arabası şeklindeki sepeti alıp içine yerleştirdim şekerleri...Yalnız kesesi biblosu tüyü kılı bi de şekerleri ekleyince üstüne bunlar hazırların parasını buldular yahu...Hani ben düşünüyodum ki insanlar ekonomik olsun diye böyle uğraşıyolar ama pek ekonomik olmadı benimkler..Hayır yoksa bu kısmı ben mi uydurduydum acep..Yani kendi emeğimiz olsun diye mi kendimiz hazırladık bebek şekerlerini...Yoksa ben ekonomi yapçam diye kazıklandım mı her zamanki gibi...Amaan neyse işte gerçekten de yapması çok zevkli oldu ama ortaya çıkan şey de güzel olunca değdi yorgunluğa....

Bebekli yemekşenliği Hülyamızın (kendisine teşekkür ettim burdan bidaha) fikri ve yardımlarıyla çikolata hazırlıycaktım bi de...Ama bunun için ambalajlı madlen gerekiyo ki pek çok yerde bulamadım..Bağdat caddesindeki Mabel'e gitmem gerekiyo..Şayet doğurmadan gidebiirsem babamızın hazırladığı bu çıktılar da bebek çikolatası olarak kullanılcak inşallah...




Yalnız doğum odası süsleri hakketen diğer lüküs mağazalarla karşılaştılamayacak kadar ucuzmuş...Ağzım açık kaldı yani..Dedim insanlar ne para kırıyolar bu işten...Resmen Eminönünden alınan o malzemeler (ki tıpatıp aynıları) abartısız 7-8 katı fiyata satılıyor bu lüküs mağazalarda..Bi de bi kapı süsü aldım ama eşimin arkadaşları da bitane hediye etiler şimdi iki tane kapı süsü oldu pek kısmetli kızımızın:)...Bi de yine fotoğraftaki bebek günlüğü hediye geldi nasıl doldurulacağını bilemediğim...Zira o kadar ayrıntı ki kendisi ilk agulaması ilk tepkisi hoşlandığı ilk oyuncak ilk kıkırdaması fikirdemesi derken çocuğa bakmayı bırakıp elinde kalem bunu dolduracaksın oturup..Anca yani..Neyse hatırladığımz kadarıyla yazarız artık...

Bu arada artık iki haftam kaldı doğuma..Hızla yapılacaklar listesini bitirmeye çalışıyoruz..Ben son ay öyle bir elim diğerinin üstünde oturup beklemiyim diye biraz ağrdan almıştım ama bu seferde yetiştiremiycem yapılacakları diye tutuştum biraz...Saolsun annemle ablam hızır gibi yetiştiler...Geçen Perşembe bebişin kıyafetlerini yıkadım...Cuma günü ütüyle geçti.Annem burdaydı ama kendim başlayıp baktım zevkli de gidince kendim bitirdim...İlk ütü zevkli geldi böyle koklaya koklaya yapmak ama sonra sinir bozucu olabilir diye düşünüyorum mini mini insanın eline zor gelen şeyler ütülemek..

Cumartesi temizlik başladı sonra...Camlar silindi perdeler yıkandı dip köşe süpürüldü silindi dolaplar düzenlendi ne var ne yok atıldı makineye yıkandı..üçbuçuk kişilik ekiple (ablam,annem,yardımcı aldığımız Emine hanım ve yarım insan ben) üç günde kırklandı ev...Misler gibi oldu...Ama uzun sürmiycek biiyorum maalesef temizlemesi çok zor kirletmesi pek kolay oluyo...

Hastane valizi hazırlama işi var yapılacaklar arasında...Niyeyse elim gitmiyo sanki hazırlayınca o gece sancım tutçakmış da doğurcakmışım gibi hssediyorum..Gerçi arık 37+2'deyiz..Yani doğursak da sorun yaşamayız inşallah ama vaktinden önce gelmesin istiyorum şöyle en azından bikaç güncük de boş oturup bebişin gelişine hazırlayayım kendimi..Zira doğumdan sonrası heyecanlandırdığı kadar korkutuyor da beni..Lohusa depresyonlarına girmekten korkuyorum mesela, iyi bir anne olamamaktan, bebişe bakamamaktan, daha erkenmiş eski günlerimi bana geri verin demekten...Bu korkuları atmam için bikaç gün de sakin kalmam lazım...

Bu günlerde Sezen Aksu'nun bi şarkısı dolandı dilime..Aman bi duygulanıyorum bu şarkıyı dinlerken böyle gözlerim doluyo..Hani bıraksalar hüngür hüngür ağlıycam yani..
'A nenni nenni kınalı kuzum büyüdün de adam mı oldun..
Yanağı pembem, dudağı kirazım, gözü okyanusum iyi ki doğdun'

Hayır yeni mi çıktı bu şarkı yoksa yıllardır vardı da ben yeni mi dikkat ettim hani algıda seçcilik mi etkili oldu...Ayy zeklerim değişiyo arık heralde aşk şarkılarından böyle anne şakılarına mı geçmeye başlıyorum ne..Yarın öbürgün Küçük Emrah acıların çocuğu filmlerine falan takılcam heralde oraya doğru gidiyo bu iş...

Kalın sağlıcakla...

8 Nisan 2008 Salı

Kıpırdak Ece Bebe ve Çekilemeyen NST...

37. haftaya başlarken Ece Hanım dün ilk NST deneyimimizi de yaşamış olduk..Ama bizi çok uğraştırdı sıpa..Saat 11:30 gibi girdim NST odasına.İşte malum makineyi bağladılar karnıma..Önce hemşire hanım yarım saat kadar bağlı kalıcaksınız makineye dedi kendisinin ayrılabileceğini ümit ederekten..Ama tam kalkıcakken kalp atışı gitti bebeğin..Kadın tekrar oturdu ayarladı makineyi kalkacakken ses gene bozuldu..Ufladı pufladı..Bu bebek bize pozisyon vermiycek bugün anlaşılan dedi..Neyse 12'ye kadar benimle aletin başında uğraştıktan sonra açmısın dedi..Dedim kahvaltı yaptıydım ama hastaneye varana kadar acıktım gene..Neyse bişeyler yememi söyledi..Gittik oturduk bi yere tıkındık tatı matlı yedik gene bağlandık...Baktım bizim hemşire gene pofur pofur...'Ya bu ne hareketli bebek Alah sana kolaylık versin valla' dedi..Saol dedim ben de..Neyse saat 13:30 falandı biz odadan çıktık zar zor..Çok şükür sancım yokmuş kalp atışları da iyimiş bebeğin..

Bu rada dün KELEBEK'çim (valla link vermeyi bilsem attırıvercem ama teknoloji özürlü biri olarak zor öğrenmişim şu blog olayını beni zorlamayın sağ tarafta var kendileri tıklatıverin bi zaamet )beni sobelemiş...İlk sobem bu mutluyum gururluyum efenim..Konu: 'Hamileliğin nelerini özleyeceğim nelerini özelemeyeceğim?'..Yalnız ben düşündüm de şöyle bir özliyceğim pek az şey var galiba ben hamileliği pek sevmemişim:)Bi bakalım..

Önce hamileliğimden özlemeyeceklerimi yazıyım zira bissürüler kendileri:

1. Hamileliğimin ilk dönemlerinde en şidetlisinden yaşadğım mide bulantılarım..Herşeyden herkesten (kendimden dahi) midemin bulanması..Herşeyin heryerin iğrenç kokması..Evime ve kapalı alanlara girmenin işkence haline gelmesi..Hatta öyle ki o dönemde kullandığım parfümler ve oda spraylerini görmek dahi istemyorum şu anda...

2. Sık sık aşındırdığımız ve hala da aşındırmakta olduğumuz hastane yolları..Özellikle vermekten nefret ettiğim kan ve idrar tahlilleri..Kan vermek için iki de bir postu deldirme korkusu..26 yaşında bir kadın olabilirim ama hala korkuyorum iğneden napıyım...Onlar o kanı alırken benim canım çekiliyo valla...Hatta eşim yanımda olmasaydı ağlayabilirdim her defasında:))

3. Aynalara bakmanın özellikle son iki ayda işkence haline gelmesi..Yıllardır çıtı pıtı bir bayan olarak yaşadıktan sonra aynada gördüğüm kocakarı görüntülü şahısa bitürlü alışamamak..Giydiklerimi kendime yakıştıramamak...Aynaya bakıp da 'hmm güzel oldum' diyememek:)Kelebeğin de dediği gibi bikaç çeşit elbiseye mahkum kalmak hatta son bir aydır bir ayakkabı ile idare etmek zorunda kalmak..(Israrla almıycam büyük aykkabı bu ayaklar ya küçülecek ya küçülecek kardeşim)

4 Özellikle son aylarda uyumak için sağa ve sola dönmekten başka alternatifinin olmaması..Yüzüstü yatıp kollarımı yastığın altına sokarak uyuyamamak..Yatakta senden ve eşinden başka üçdört tane küçük yastık, katlanmış battaniye gibi bilimum ıvır zıvırın da bulunması...

5. Yine son aylarda geçerli olmak üzere tek başıma pek bir yere gidememek..(Şööyle alışveriş merkezlerine doğru salınmaktır kastım) Aman yorulursun aman sancın mancın tutar aman bayılırsın başın döner gibi bilimum bahanelerle kocacığım tarafından uzak yerlere gitmemin engellenmesi..Araba kullanmamın yasaklanması otobüse binmenin zaten lafının bile edilememesi...

Daha var ama sıkmayalım biraz da özleyeceklerimden bahsedelim bakalım...

1. Bi kere tabii ki yakınlar tarafından gösterilen ilgi ve alaka...Canının çektiği herşeyin yapılması...Hele ki geceleri köşelide daldığı tatlı uykusundan uyandırıldığı halde kızmayarak hatta seve seve özsüte dondurma almaya giden kocacığın bu halleri..Uzanabieceğim bir yerde dahi olsa tabak çanak alırken sırf o da yerinden kalksın diye sık sık mutfağa çağrıldığı halde kızmaması..

2. En nefret ettiğim ev işi olan yemek yapma olayından mümkün olduğunca uzak kalabilmek..İlk başlarda mide bulantısı nedeniyle zaten giremediğim mutfaktan, bisüre de annemin bende kalmasıyla uzak yaşamam..Sonra bunu alışkanlık haline getirerek yoruldum ayakta duramıyoum ayaklarına yatıp kocacığa apeatif bişeyler yaptırmak..A bugün canım şunu çekiyor deyip dışardan yemek (bliyorum pek sağlıklı değil ama)Böyle böyle son aya kadar toplam 15 kere bile yemek yapmamış olmak...

3. Günde iki saat olmak üzere haftada toplam sekiz saat derse girerek (bir günde boş)ve nöbet tutmayarak (hepinizin aklında vardır liseden bi nöbetçi öğretmen mevzuu..Koridorda korkuluk gibi dikilerek oğlum kızım koşma bağırma etme eyleme diye kulak tırmalayan o kişi de o görevi zevkle yapmamıştır emin olun...Bikere herkes öğretmenler odasında çayını yudumlayıp aç midesini doldururken orda sap gibi dikilmek iğrenç bişeydir...Yorgun bir dersten çıkıp aynı yorgunlukla derse girmek de cabası..)öğretmenlik hayatımın en kıyak senesin yaşamış olmak...Bu da sevgili müdürümün bana lütfudur ki kendsini saygı ve minnet ile yad ediyorum burdan...

4. Düğüne hazırlanır gibi bebişin dünyaya gelişine hazırlanmak..Herşeyini özenle seçmek almak düzenlemek..Eve gelip aldıklarını bir bir sevmek..Kıyafetlerini sevip mutlu olmak.. içlerinde onu hayal etmek..Onun mini mini ellerini ayaklarını düşünmek ve mutlu olmak..

4. Ve hamileliğimin en çok özleyeceğim tarafı kızımın bana bir el mesafesi kadar yakın olması...Elimi karnıma koyup onu sevmek..İçimde onu hissetmek dünyanın en garip ama en harika duygusu olsa gerek..İçinizde atan o minnacık kalbin size verdiği mutluluk...Belki de gerisi hikaye özleyeceğim tek şey budur hamileliğimden...Onun tekmeleri kıpırdanışları kalp atışları hıçkırıkları..Bidaha hiç olamayacağı kadar size yakın olması....

Tabii ki iyi ya da kötü hamleliğimde ne yaşadıydsam hiçbirinden şikayet edemem çünkü ben anne olacağım bana kızımı getirecek inşallah..Allah herkese rahat hamilelikler ve sağlıklı bebekler nasib etsin...

Maalesef elimizde hamileiğinin sonuna yaklaşmış bir blogçu olmadığından ben de hamileliğinden özledikleri ve özlemedikleri şeyler konusunda çiçeği burnunda annemiz :) sevgili HUYSUZ VE TATLI'yı sobeliyorum gene link veremeyerekten:)...Efekuş'tan vakit bulur bulmaz yazsın baklalım bize...

Kalın sağlıcakla..

3 Nisan 2008 Perşembe

Nisan gelmiş hoşgelmiş..

36. haftayı da devirmeye çalışırken artık (inşallah) kızımızın geleceği Nisan ayına da girmiş bulunuyoruz..Muhtemel doğum 28 Nisan olarak söylendiğine göre 25'den gerisayım başladı....Yani inşallah öyledir..Bahar gelmiş deyip kendini dışarlara atma sakın kızım daha annenin yapacak çok işi var..

Ece Hanımın odası geldi geçen hafta..Ama henüz mobilyaların yeri konusunda kararsızım..Yer bolluğundan değil maalesef yer darlığından..Odamız küçük olduğu için mobilyaları koyunca hareket etçek yer kalmıyo biraz..Bugün adamlar tekrar gelicek bazı eksikler için artık son şeklini vermem lazım..Bu arada tekstillerimizi de aldık Sezin Hanımdan..Ellerine emeğine sağlık çok cici olmuşlar.Hepsi çok içime sindi..İnşallah mobilya kokusu çıkıp temizlik yapılınca keyifle yereştiricem eşyalarını:)

 
Posted by Picasa


Bi süredir bu kanguru meselesine takılmış durumdayız kocişle..Geçenlerde İkea'da gezerken böyle gencecik, biri güsel öteki yakışıklı ve mini bebişli bir çiftte gördüm ösedim..(Bu arada kızın hiç yeni doğum yapmış bi hali yoktu annesi değilmiydi acep yoksa şu hamileliği 5-6 kiloyla tamamlayıp doğum sonrası da çubuk gibi salınan uzaydan gelmiş olabileceklerini düşündüğüm cinslerdenmiydi bilemiyorum)Çocuk daha 2,5-3 aylık oh misler gibi duruyodu kanguruda bizim çiftler de elele alışveriş yapıyolardı..Zaten aklımdaydı 9 ay biz taşıdık 9 ay da kocamız taşısın karnında diye düşünüyodum ama sakıncalı mıdır diye de şüphe ediyorum..Sanki çocuk asılmış gibi duruyor ya acaba çocuğun anotomik yapısını bozar mı bunları kullanmak..Zaten 2 aydan sonra ve günde yarım saatten daha az süreyle kullanılması gerktiğini biliyorum ama eğer kullanışsızsa para vermek de istemiyorum...Zira bunarın kaliteli olanları bazı pusetlerle aynı fiyatta:)Kullanan varsa ya da bilgisi olan yorumlarını bekliyorum bi zaamet...

Bu arada bugün ablamın uyarısıyla nette araştırma yaptığım PARABEN maddesi ile ilgli bir yazı buldum eğer o da ne ki diyosanız buyrun:

PARABEN ALARMI..ÇOCUĞUNUZUN VE SİZİN KULLANDIĞINIZ KOZMETİK ÜRÜNLERDE PARABEN MADDESİ VAR!!
Bebek ve yetişkinler için üretilmiş kozmetik ürünlerinde kullanılan Paraben adlı madde, ürünün güvenirliğini sürdürmesi ve uzun süre korunması içindir. Genellikle diğer koruyuculara göre çok daha ucuza mal edilebildiği için çoğu firma tarafından tercih edilen bu maddenin kanserojen olduğu çoğu labarotuar çalışmasıyla da ispatlanmıştır. Parabenler isim olarak kolaylıkla tanınmaktadır, methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben gibi çeşitleri bulunur.

Bu yil içinde yakin zamanda medyada yer alan, Ingiliz arastirmacilarin raporuna göre meme tümörlerinin örneklerinin içinde paraben oldugu saptanmistir.

Bundan dolayi, inandiricilik adina arastirmacilardan, Edinburgh’da üniversitede okuyan onkoloji uzmani Philippa Darbe yeni bir çalisma yapmistir. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde Paraben tespit etmistir. Bu da göstermektedir ki, onlar cildimize yaptigimiz bazi uygulamalardan kaynaklanmaktadir. En olasi aday mevcut deodorantlar, antiperspirantlar, kremler ve vücut sprayleridir. Paraben adı verilen bu madde hormonal etkileri arttırmakadır. Bu nedenle de özellikle östrojen hormonunun vücutta aşırı artımıyla ortaya çıkan meme kanserinin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.Göğüs dokusundaki yoğun yağ oranı vüuttaki toksik maddelerin burada toplanmasına ve göğüs kanserinin en yaygın kanser çeşidi olmasına sebep olmaktadır..

Bu çalışmayı yapanlar bu maddenin piyasadan kaldırılması için uyarıda bulunmuşlardır.



Bu yazıyı okur okumaz önce bebiş için aldığım ürünlere baktım..Benim aldğım markanın (şimdi marka ismi vermiyim başıma bela olmasın dava neyim açarlar gerçi adamlar oturup benim bloğu takip ediyolardır eminim emme olsun tedbiri elden bırakmayalım) tüm ürülerinde var maalesef:( Şampuandır, kremdir, bebe yağıdır, poposildir hepsinin içindekiler kısmında hem de bikaç tanesinin adı birden geçiyor..Kendim kullandığım şampuan duş jeli ve kremlerin bazılarında da çıktı maalesef..

Bu bebe ürünlerini Ankaradaki e-bebek'ten aldıydım değişim zamanı da geçmiştir..Aslında alırken epey terddüt ettim ama heralde aralarında pek de bir fark yoktur diyip şekilleri daha cicili bicili olan (ayıcıklı şampuan, ayıcıklı sabunluklu falan anladınız siz onu) markayı aldım..Artık bunların içindekilerle halı ve perdeleri yıkayıp kutularını da dekoratif amaçlı kullancaz napalım:(Sebamed ve Mustela markalarında bulunmuyomuş yeni alıcaklara duyurulur..

İşin kötüsü Paraben pek çok gıda maddesinde de koruyucu olarak kullanılıyor..Bazı çikolatalarda bile var mesela...Ya ben ne yiycez ne içicez ne sürücez şaşırdım artık hayatımızda var olan herşey kanser yapıyor..Yarın bu insanlnlar çıkıp nefes almak kansere neden oluyor diycekler napçaz o zaman hep beraber nefesimizi mi tutçaz..Allah sonumzu hayretsin..

Kalın sağlıcakla...

30 Nisan 2008 Çarşamba

MAŞALLAH:)


 
Posted by Picasa


Ece kızım 28 Nisan 2008'de saat 13:15'de 3300gr kilosu ve 50 cm boyu ile hayata merhaba dedi..Şimdi evimizde bu manzara, kulağımızda onun cılız ve narin sesi, bütün odalara dolmuş cennetten gelen mis kokusu var...Şükürer olsun onu bize sağlığıyla gönderene..

Mesaj yollayıp sevincime ortak olan, dualarıyla beni mutlu eden herkese teşekkürler..Hepinize Alah gönlünün dilediğini versin..

27 Nisan 2008 Pazar

SON GÜN: AREFE

Artık saatler var inşallah kızıma kavuşmaya, anne olmaya..Tam bir bayram öncesi gibi geçiyo bugün..Arefe günü gibi..Son hazırlıklar tamamlanıyor..Ev bi kez daha temizlendi elden geçti bu sabah..Annecim bayramlardaki gibi ev baklavası yapıyo..Yaprak çıkarılmış dün geceden..Ankarada her bayram baklavanın yanında yaprak sarma ikram edilir muhakkak..Bilmem başka yerlerde de var mı..İşte o yapraklar sarılacak tek tek az sonra..Akşama ablamlar da burada olcaklar inşallah..Bayram önesi gibi tatlı bi heyecan var bende de..İçim içime sığmıyo.Bayram öncesi başucuna asılan bayramlıklarına bakıp bakıp sevinen çocuklar gibi kızımın odasına gidiyorum ben de..Eşyalarına bakıyorum düzeltiyorum koyuyorum..Yarını düşünüyom.Doğumunu düşünüyorum heyecanlanıyorum..İnsan ömrünün başlangıç noktasını..

...............

Doğum..Ayrımak senden..Ayrılıkların ilki, en gerçeği..Aylardır içimde atan minik kalbinden ayrılmak..Kıpır kıpır ellerinden ayaklarından ayrılmak..Nefesinden soluğundan ayrılmak...Ayrılıkların ilki ama biliyorum değil sonuncusu..Daha sensiz geçireceğim ilk iş günüm var belki..Belki sensiz geçirmek zorunda kalacağım bir haftasonu..Okul hayatın belki..Üniversite için uçup gideceksin belki evinden..Evlenip ayrı yuva kuracaksın sonra..Hepsi ayrılık işte..Ama bu ayrılık daha başka..Sanki koparacaklar seni içimden..Canımdan can kanımdan kan verdiğim beslediğim büyüttüğüm okşadığım sevdiğim yerden alacaklar seni...

Doğum...Kavuşmak sana..Kavuşmaların ilki en güzeli..Önce cennetten getirdiğin mis kokuna kavuşmak..İçime çekmek kokunu...Sonra bakmak sana..Yüzünün her ayrıntısını ezberlemek bir dakikada..Ve ilk defa karşılıksız sevmek gerçek anlamda sevmek..Bu kadar masum bu kadar günahsız bir varlığa bu kadar yakın olabilmek ilk defa..Dünyada sahip oduğum herşeyden de çok sahiplenmek seni..Gözümden sakınmak..Dilimden sakınmak...Tırnağına bile gelmesin bir zarar diye ömrümü tüketmek..Bir insanın dünyada sahip olabileceği en değerli varlığa sahip olmak sana kavuşmak...

Hayatımıza şimdiye kadar kattığın ve şimdiden sonra katacağın tüm güzellikler için şükürler olsun..Blmem seni ekranda o ilk gördğümüz dakika başka bişeye değişilir mi?Duyduğumuz o kalp atışları ekranda görüp inanamadığımız o yüz, o eller başka bişeye değişilir mi??İçinde minicik bir canlının olduğunu bilmek senden ve sevdiğinden bi parça olduğunu bilmek bilmem dünyanın başka bir değeriyle değişilir mi??Değişilmez biiyorum çocuk sahibi olmak için yanıp tutuşan isanları, her türlü çileye katlananları şimdi daha iyi anlıyorum başka hiçbirşey insana böyle hissettiremez..Allahım kimseyi mahrum bırakmasın bu duygulardan..

Senin için birsürü isteğim bir sürü hayalim bir sürü duam var kızım..Ama şimdilik hepsi bi yana dursun..Allhımdan tek bişey istiyorum şimdi tek bir dua...Rabbim sağlıklı olsun bebeğim..Yarın bana verdiğin sağlıklı bebek için şükredeyim sana..Bizi evladımızın sağlığı le imtihan etme onunla sınama Allahım..Tek bişey istiyorum kendime gelip de gözümü açtığımda sağlıklı bi yavru olsun kucağımda..Başka hiçbir dileğim yok şimdlik Rabbim..Dua edin kabul edeyim diyosun dua ediyorum önce sağlığı için hayrı için..Nolur geri çevirme...

..........

Hamilelik günlerimin son yazısı olsun bu da..Allah annelik günlerimi de yazmayı nasib etsin inşallah..Kızımın sağlıklı, mutlu, hayırlı anılarını yazmayı nasib etsin inşallah..Bana ve şu anda bebek bekleyen herkese ve tabii ki tüm annelere...

Yarın sabah 08:00'de hastanede olacağız..Nasipse 08:30 gibi ameliyathaneye alacaklar beni..İnşallah 09:30 olmadan saatler, kızımı koynuma almış olurum ben de...Tabii ki önce Alah'ın izniyle sonra yakınlarımın,sevenlerimin ve sizin dualarınızla...

Dualarınızı eksik etmeyin...
Kalın sağlıcakla...

26 Nisan 2008 Cumartesi

İkiiii...

Çocuksuz hayatımızda son iki gün (inşallah)..Anladım ki bana rahatlık batıyo..Sıkılıyorum boş oturmaktan...Keşke yapıcak işlerim olsaydı daha..Hele havanın şu kapalı hali.Daha çok içimi sıkıyo..Kaç haftadır alıştık güneşli günlere uyanmaya..Tam kızım doğacakken neden kapandı bu havalar şimdi..Neyse pozitif düşünelim kızımız yağmurla bereketle gelecek inşallah:))

Dün bütün gün oturdum öylece televizon başında..Resmen elimi elimin üstüne koydum oturdum oturukça kurdum kurdukça korktum..Saçma sapan bisürü düşünce geldi aklıma doğumla ilgili gene..O yüzen bugün oturmamalıyım..

Son bi kez kuzu karnımızdayken bi Maltepe Karfur yapıyım..En azından bebiş acıktı mı altına mı yaptı aman üşütürsek mikrop kaptırırsak diye düşünmeden rahat rahat mağaza dolaşıyım son bi kez..Uzun bi süre yapamıycaz gibi gözüküyo zira..Gerçi artık insanlar korku dolu gözlerle bakıyolar göbeğime ama olsun aldırmıyorum..Hele çocuklar parmaklarıyla annelerine gösteriyolar beni..Haklılar naapsınlar kısacık ömürlerinde kaç kez görmüşlerdir böyle koca göbek...

Bu göbekle son bi gezmeye..Hamile kıyafetlerimi son bi kez daha giyeyim bakalım..Gerçi hiç özlemiycem kendilerini galiba..Çünkü böö geldi kendilerinden artık..Hele dikişleri patlamak üzere olan ama şu anda ayaklarımın girebildiği tek ayakabım olan beyaz babetlerden iğreniyorum..Eğer ayaklarım böyle kalmazsa doğumdan sonra onları Ümraniye çöplüğüne göndermek niyetindeyim...

Güzel bi haftasonu olsun herkes için...Kalın sağlıcakla..

25 Nisan 2008 Cuma

Üç Gün Daha..

Hamilelik hayatına devam..Kızımız bize üç gün daha süre verdi:) Annemle babam üç gün daha kafalarını dinlesinler dedi sonra ben bomba gibi düşücem zaten hayatlarına..Dün girdiğmiz NST'de yüksek bi sancı gözükmeyince doktor Pazartesiyi bekleme kararı alaraktan beni çok mutlu etti..İnşallah ben de son kez bağlanmış oldum Nst cihazına..Zira en sıkıcı bişey kendileri.20 dak. boyunca gözlerini tavana dikip öööyle beklemek...Tabii benden çok Nst hemşiresi sevindi bu duruma..Zira kadıncağız beni kapıda her gördüğünde 'yine mi sen, yine mi kabus dolu 20 dakika' der gibi bakıyodu suratıma.. 20 dakika boyunca o cihazı içerde fık fık oynan Ece hanımın kalbinde sabitleyebilme çabası mesleğinden edecekti kadını:))Diğer hastalara cihazı bağlayıp masada kitabını okumaya devam ederkene kendisi, benim başımda 20 dakika dikiliyodu kolay mı??

Yalnız ben cidden çok tırsak bi insamışım tahmin ettiğimden daha da tırsak..NST sonucunu doktora gösterirken ödüm koptu yürü ameliyathaneye diycek diye...Elim ayağım kesildi...Pazartesiye kaldı diye alnından mucckkk diye öpesim geldi kedisini...Ha kokunun ecele faydası varmı yok tabi üç gün sonra olan olcak ama ne biliyim üç gün kar ettim işte..

Cihaza bağlıyken hep doğumu düşündüm...Bilimum doğum şekillerini geçirdim aklımdan...Normal doğum yapabilirmiydim acaba dedim..Sonra o ilk hastaneye gidişim geldi aklıma..Kese görünmeyip de dış gebelikten şüphelenilince yapılan ilk alttan muayene..Öküz mü öküz bi erkek doktorun önünde bacakları iki yana açtırılmış koyun gibi beklerken ve kendisine hiçbir açıklama yapılmazken, zaten dış gebeliğin ne olduğnu bile bilmeyen ve acaba bana ne yapçaklar diye bekleyen bu bünye yok dedi o zaman kimse beni bidaha şu pozisyona sokamaz...O ana kadar doğum hakkında hiçbir sabit fikri olmayan ben o gün vazgeçtim normal doğumdan...Biliyorum en sağlıklısı en güzeli..Adı üstünde yani normal doğum ama ben yapamam..

Epiduralli sezaryen olsam dedim orda yatarken...O neşter karnıma batırlırken, organlarım tek tek çıkarılıp karnımın üstüne konurken benim gözüm açık olursa pisikopata bağlarım heralde dedim sonra...Zira hamile kaldığımı öğrenince o kadar çok doğum videosu izledim ki internetten (halt varmış gibi) ne yaptıkları mıh gibi aklımda yani...Herşeyi hssediyomuşum gibi gelir valla..Sonra lohusalık depresyonlarından kurtulmaya çalışırken eklenir bi de şizofrenlik...Yok dedim en iyisi ben baygınken olsun bitsin herbişeycik..Belki çocuğumun ilk ağlamasını duyamam ama olsun o sağlıkla doğsun annesinin psikolojisi de yerinde kalsın da napalım...

Sezaryende en büyük korkum ayılınca artık içi boş olan ama hala yerinde duran bi göbek görmek...Zira bu konuda da birine çok şaşırmışlığım var da şom ağzlılığımdan korkuyom gene..Hani ayak meselesinde anlattıydım birinin şişmiş ayaklarına şaşırıp da bende de aynılarının nasıl ortaya çıktığını...Ramazan bayramıydı Ankaraya gitmiştik daha ikibuçuk aylık hamileyim...Mide özsuyuna kadar çıkrıp da artık midemde çıkarcak bişey kalmadığı halde öğürmeye devam edince tansiyonum yerlerde sürünüp bayılınca orda acile kaldırdılar beni...Neyse bayram ya hastanede bikaç kişiyiz serum yerken bi kadıncağız geldi yanıma..İşte geçmiş olsun kaç aylık falan filan..Ben de dedim sizi de Allah kurtarsın benim şimdiki karnımdan pek de küçük olmayan karnına bakarak...Kadın anlamadı ama bişiy de diyemedi gülümsedi geçti..Neyse serumları yedik kalktık ayağa giderken odasına bakıyorum kadın demez mi gel gel bebeğime bak diye..Allah Allah dedim ne bebeği bu karnındaki ikinci çocuk mu acep diye düşünüyom ben hala ayıkmadım...Meğer kadın o sabah sezaryen olmuşmuş..Geçmiş olsun Allah bağışlasın dedim ağzım açık çıktım ordan..Şimdi hep öylece kalır mı bende de göbek diye şom ağızlılığım gene beni bulur mu diye korkuyorum..Bakalım görcez anyayı konyayı üç güne kadar...

Bu arada Pazartesi bi panikle herbi işimi bitirdim ben de iyi oldu..Yoksa herzamanki gibi yumurta gelip dayanıncaya kadar bekliycekmişim..O gece oturdum Mabelden aldığım çikolatalara kocacığın yaptığı çıktıları yapıştırdım..Epey uğraştırdı..Hatta bi ara yok böyle olmıycak olduğu gibi verelim dedim ama sora evliliğimi tehlikeye atmıyım dedim zira bir aydır ambalajlı çikolata diye kafasının etini yemişim adamın...Zurnanın son deliği Tuzladan Bağdat caddesine sırf çikolata için üç defa götürtmüşüm boğabilirdi beni..Neyse sabaha kadar oturdum 70 kare yaprak çikolatanın kendi etiketini çıkarıp, çıktılardan muntazaman kestiğim bizim etiketleri yapıştırdım sonra..

Hastane valzimi haırladım ..Yalnız bi valiz üç çanta oldular benimkiler abarttım mı acep diye düşündüm..Aman ya bana ne sırtımda taşımıycam ya..Ona da kafa yoramam şimdi..Ve dün itibariyle elimi elimin üstüne koydum bekliyorum bakalım..Gerçi pek sıkıcı oluyomuş böyle haftalar süren bi koşturmacadan sonra oturmak ama herkes tadını çıkar dediğine göre vardır bi bldikleri...Çıkaralım bakalım..

Kalın sağlıcakla..Dualarınızı da kesmeyin...İhtiyacım olucak en çok da Pazartesi'ye....

22 Nisan 2008 Salı

ECE BEBEĞİN İKİNCİ YUVASI...

 
Posted by Picasa


Bi nohut kadardın annenin rahmine ilk yerleştiğinde..Sonra kese oldun, pıt pıt atan minik bir kalp oldun..İçimde vücut buldun..Önce kıpırdayan oldun, duyan oldun, hisseden oldun, gören oldun sonra..İlk yuvanda minik bir insan oldun...Sen büyürken orda biz de dışarda dört gözle bekledik seni..Hazırlandık gelişine özenle..Her anne baba gibi herşeyin en güzeli senin olsun istedik..

Beyaz olsun dedik ikinci yuvası.Beyaz olsun ki hayatı da tertemiz, berrak, saf olsun..Pembeler de bol olsun içinde..Ömrüne bayram şekerleri gibi güzellik katsın neşe katsın hani..Ama yeşillerden lilalardan mahrum kalmasın ,tüm güzellikler birarada olsun odasındaki gibi..En çok kalpler olsun dedik yuvasında..Çokça sevsin çokca sevilsin hayatında diye..Renk renk çiçekler sonra..Ne kadar çetin geçerse geçsin kışları, her baharda açsın ömründe rengarenk çiçeklerden..Kokladıkça onları yeniden bağlansın hayata tüm zorluklarına rağmen..Bi de klebekler olsun isedik..Kısacık ömrüne dünyanın tüm güzelliklerini sığdıran o kelebeler gibi kıymetini bilsin zamanının hayatının..Boşa harcamasın ziyan etmesin ömrünü..Her güzellikten önce tabii ki dua ettik hep sağlığı sıhhati yerinde olsun diye..

En tatlı heyecanlarla hazırlıklarını tamamlarken yalnız kalmadık tabi..Öncelikle heves edip alamzsak üzülürüz diye bu odayı Ece'mize alan, hamileliğimi başından beri de hep yanımda olmaya çalışan anneme,kendi kızında bile yapamadığı kadar uğraşıp çarşı pazar bizimle dolaşan, temizlikten yerleştirmeye herşeyimize koşturan ve odamızın tekstillerini hedİye eden ablama,haftasonlarının o çekilmez trafiklerinde sırf isteklerimizi karşılayablmek için bizi hiç hoşlanmadıkarı halde o çarşı senin bu AVM benim gezdiren enişte beyle kocacığımıza teşekkür ediyoruz...Allah onlardan razı olsun..Herşeyi de gönüllerine göre versin inşallah..

................

Dünkü NST ve doktor kontrolümüzde sancı çıkınca doktor Perşmebe günü de alabilirim bebeği dedi..Ben kendimi haftaya Pazartesi'ye alıştırmıştım..Epeyce tutuştum tabi..NST'ye bağlanıp bağlanıp da sancı çıkmayınca bir rahattım ki sanki 38+1'de değilmişim gibi...Gerçi hazırlıklarımız tamam bugünde hastane çantasını hazır edicem inşallah ama yine de tırstım hemen iki gün sonrası diye..Herbişey hazır da ben hazır değilim heralde...Gerçi hazır olunuyo mu bilmiyorum anneliğe..Bebiş 3.300 gr civarında gelişimini tamamlamış dedi..Maşallah senden beklenmiycek kiloda dedi..(Tabi ilk hallerimi hatırlayaraktan diyo bunu herlade..O çıtıpıtpı minyonkadını:(( )Ben de 61 kilo olarak kendimi aşmışım bu arada..

Belki bundan sonraki yazı bir anne yazısı da olabilir yani..Perşembe günü doğuma gider gibi gitçez biz.. Perşembe doğum olmaz da Pazartesi'ye kalırsa aynı heyecanı iki defa yaşıycam yani ben..Öff belirsizlikten nefret ederim ama herşeyim de son ana kadar muallak olur nedense...Neyse sağlıklı sıhhatli kucağımıza alalım da Ece kızımızı gerisi önemli değil artık...

Şimdilik herkeslerden dua bekliyorum..Kalın sağlıcakla..

15 Nisan 2008 Salı

Hazrlıklar tam gaz...

 
Posted by Picasa


Bunlar da benimkiler..Artık bir anne-bebek blog geleneği haline dönüşen bebek şekeri olayına ben de dahil olayım dedim:) Geçen haftasonu gitmiştik Eminönü'ne..Ablamlarla buluştuk önce Gülhane Parkında..Kahvaltımızı yaptık biraz teyzoşu oynattık sonra onu iki bacanağa teslim edip biz daldık Tahtakale'ye...Geçen gidişimizde hava kapalı olduğu için sakin sayılırdı ama bu sefer mahşeri bir kalabalık..Ben sandım ki bedava bişiy filan dağıtıyolar..Böyle insanlarla resmen kucak kucağa yürüdük yani..Hani dükkana varana kadar kaç kişiyi öpmüşümdür bilemiyorum artık..Neyse zar zor vardığımız dükkanda bi de herşeyi beğenip de karar vermede zorlanınca epeyce uzadı gene iş...Sonunda ikiye indirdik iki çeşit şeker yaptık böyle..Ordaki süslenmiş sepetler de çok abartı gelince gözüme azcık farklı olsun diye bebek arabası şeklindeki sepeti alıp içine yerleştirdim şekerleri...Yalnız kesesi biblosu tüyü kılı bi de şekerleri ekleyince üstüne bunlar hazırların parasını buldular yahu...Hani ben düşünüyodum ki insanlar ekonomik olsun diye böyle uğraşıyolar ama pek ekonomik olmadı benimkler..Hayır yoksa bu kısmı ben mi uydurduydum acep..Yani kendi emeğimiz olsun diye mi kendimiz hazırladık bebek şekerlerini...Yoksa ben ekonomi yapçam diye kazıklandım mı her zamanki gibi...Amaan neyse işte gerçekten de yapması çok zevkli oldu ama ortaya çıkan şey de güzel olunca değdi yorgunluğa....

Bebekli yemekşenliği Hülyamızın (kendisine teşekkür ettim burdan bidaha) fikri ve yardımlarıyla çikolata hazırlıycaktım bi de...Ama bunun için ambalajlı madlen gerekiyo ki pek çok yerde bulamadım..Bağdat caddesindeki Mabel'e gitmem gerekiyo..Şayet doğurmadan gidebiirsem babamızın hazırladığı bu çıktılar da bebek çikolatası olarak kullanılcak inşallah...




Yalnız doğum odası süsleri hakketen diğer lüküs mağazalarla karşılaştılamayacak kadar ucuzmuş...Ağzım açık kaldı yani..Dedim insanlar ne para kırıyolar bu işten...Resmen Eminönünden alınan o malzemeler (ki tıpatıp aynıları) abartısız 7-8 katı fiyata satılıyor bu lüküs mağazalarda..Bi de bi kapı süsü aldım ama eşimin arkadaşları da bitane hediye etiler şimdi iki tane kapı süsü oldu pek kısmetli kızımızın:)...Bi de yine fotoğraftaki bebek günlüğü hediye geldi nasıl doldurulacağını bilemediğim...Zira o kadar ayrıntı ki kendisi ilk agulaması ilk tepkisi hoşlandığı ilk oyuncak ilk kıkırdaması fikirdemesi derken çocuğa bakmayı bırakıp elinde kalem bunu dolduracaksın oturup..Anca yani..Neyse hatırladığımz kadarıyla yazarız artık...

Bu arada artık iki haftam kaldı doğuma..Hızla yapılacaklar listesini bitirmeye çalışıyoruz..Ben son ay öyle bir elim diğerinin üstünde oturup beklemiyim diye biraz ağrdan almıştım ama bu seferde yetiştiremiycem yapılacakları diye tutuştum biraz...Saolsun annemle ablam hızır gibi yetiştiler...Geçen Perşembe bebişin kıyafetlerini yıkadım...Cuma günü ütüyle geçti.Annem burdaydı ama kendim başlayıp baktım zevkli de gidince kendim bitirdim...İlk ütü zevkli geldi böyle koklaya koklaya yapmak ama sonra sinir bozucu olabilir diye düşünüyorum mini mini insanın eline zor gelen şeyler ütülemek..

Cumartesi temizlik başladı sonra...Camlar silindi perdeler yıkandı dip köşe süpürüldü silindi dolaplar düzenlendi ne var ne yok atıldı makineye yıkandı..üçbuçuk kişilik ekiple (ablam,annem,yardımcı aldığımız Emine hanım ve yarım insan ben) üç günde kırklandı ev...Misler gibi oldu...Ama uzun sürmiycek biiyorum maalesef temizlemesi çok zor kirletmesi pek kolay oluyo...

Hastane valizi hazırlama işi var yapılacaklar arasında...Niyeyse elim gitmiyo sanki hazırlayınca o gece sancım tutçakmış da doğurcakmışım gibi hssediyorum..Gerçi arık 37+2'deyiz..Yani doğursak da sorun yaşamayız inşallah ama vaktinden önce gelmesin istiyorum şöyle en azından bikaç güncük de boş oturup bebişin gelişine hazırlayayım kendimi..Zira doğumdan sonrası heyecanlandırdığı kadar korkutuyor da beni..Lohusa depresyonlarına girmekten korkuyorum mesela, iyi bir anne olamamaktan, bebişe bakamamaktan, daha erkenmiş eski günlerimi bana geri verin demekten...Bu korkuları atmam için bikaç gün de sakin kalmam lazım...

Bu günlerde Sezen Aksu'nun bi şarkısı dolandı dilime..Aman bi duygulanıyorum bu şarkıyı dinlerken böyle gözlerim doluyo..Hani bıraksalar hüngür hüngür ağlıycam yani..
'A nenni nenni kınalı kuzum büyüdün de adam mı oldun..
Yanağı pembem, dudağı kirazım, gözü okyanusum iyi ki doğdun'

Hayır yeni mi çıktı bu şarkı yoksa yıllardır vardı da ben yeni mi dikkat ettim hani algıda seçcilik mi etkili oldu...Ayy zeklerim değişiyo arık heralde aşk şarkılarından böyle anne şakılarına mı geçmeye başlıyorum ne..Yarın öbürgün Küçük Emrah acıların çocuğu filmlerine falan takılcam heralde oraya doğru gidiyo bu iş...

Kalın sağlıcakla...

8 Nisan 2008 Salı

Kıpırdak Ece Bebe ve Çekilemeyen NST...

37. haftaya başlarken Ece Hanım dün ilk NST deneyimimizi de yaşamış olduk..Ama bizi çok uğraştırdı sıpa..Saat 11:30 gibi girdim NST odasına.İşte malum makineyi bağladılar karnıma..Önce hemşire hanım yarım saat kadar bağlı kalıcaksınız makineye dedi kendisinin ayrılabileceğini ümit ederekten..Ama tam kalkıcakken kalp atışı gitti bebeğin..Kadın tekrar oturdu ayarladı makineyi kalkacakken ses gene bozuldu..Ufladı pufladı..Bu bebek bize pozisyon vermiycek bugün anlaşılan dedi..Neyse 12'ye kadar benimle aletin başında uğraştıktan sonra açmısın dedi..Dedim kahvaltı yaptıydım ama hastaneye varana kadar acıktım gene..Neyse bişeyler yememi söyledi..Gittik oturduk bi yere tıkındık tatı matlı yedik gene bağlandık...Baktım bizim hemşire gene pofur pofur...'Ya bu ne hareketli bebek Alah sana kolaylık versin valla' dedi..Saol dedim ben de..Neyse saat 13:30 falandı biz odadan çıktık zar zor..Çok şükür sancım yokmuş kalp atışları da iyimiş bebeğin..

Bu rada dün KELEBEK'çim (valla link vermeyi bilsem attırıvercem ama teknoloji özürlü biri olarak zor öğrenmişim şu blog olayını beni zorlamayın sağ tarafta var kendileri tıklatıverin bi zaamet )beni sobelemiş...İlk sobem bu mutluyum gururluyum efenim..Konu: 'Hamileliğin nelerini özleyeceğim nelerini özelemeyeceğim?'..Yalnız ben düşündüm de şöyle bir özliyceğim pek az şey var galiba ben hamileliği pek sevmemişim:)Bi bakalım..

Önce hamileliğimden özlemeyeceklerimi yazıyım zira bissürüler kendileri:

1. Hamileliğimin ilk dönemlerinde en şidetlisinden yaşadğım mide bulantılarım..Herşeyden herkesten (kendimden dahi) midemin bulanması..Herşeyin heryerin iğrenç kokması..Evime ve kapalı alanlara girmenin işkence haline gelmesi..Hatta öyle ki o dönemde kullandığım parfümler ve oda spraylerini görmek dahi istemyorum şu anda...

2. Sık sık aşındırdığımız ve hala da aşındırmakta olduğumuz hastane yolları..Özellikle vermekten nefret ettiğim kan ve idrar tahlilleri..Kan vermek için iki de bir postu deldirme korkusu..26 yaşında bir kadın olabilirim ama hala korkuyorum iğneden napıyım...Onlar o kanı alırken benim canım çekiliyo valla...Hatta eşim yanımda olmasaydı ağlayabilirdim her defasında:))

3. Aynalara bakmanın özellikle son iki ayda işkence haline gelmesi..Yıllardır çıtı pıtı bir bayan olarak yaşadıktan sonra aynada gördüğüm kocakarı görüntülü şahısa bitürlü alışamamak..Giydiklerimi kendime yakıştıramamak...Aynaya bakıp da 'hmm güzel oldum' diyememek:)Kelebeğin de dediği gibi bikaç çeşit elbiseye mahkum kalmak hatta son bir aydır bir ayakkabı ile idare etmek zorunda kalmak..(Israrla almıycam büyük aykkabı bu ayaklar ya küçülecek ya küçülecek kardeşim)

4 Özellikle son aylarda uyumak için sağa ve sola dönmekten başka alternatifinin olmaması..Yüzüstü yatıp kollarımı yastığın altına sokarak uyuyamamak..Yatakta senden ve eşinden başka üçdört tane küçük yastık, katlanmış battaniye gibi bilimum ıvır zıvırın da bulunması...

5. Yine son aylarda geçerli olmak üzere tek başıma pek bir yere gidememek..(Şööyle alışveriş merkezlerine doğru salınmaktır kastım) Aman yorulursun aman sancın mancın tutar aman bayılırsın başın döner gibi bilimum bahanelerle kocacığım tarafından uzak yerlere gitmemin engellenmesi..Araba kullanmamın yasaklanması otobüse binmenin zaten lafının bile edilememesi...

Daha var ama sıkmayalım biraz da özleyeceklerimden bahsedelim bakalım...

1. Bi kere tabii ki yakınlar tarafından gösterilen ilgi ve alaka...Canının çektiği herşeyin yapılması...Hele ki geceleri köşelide daldığı tatlı uykusundan uyandırıldığı halde kızmayarak hatta seve seve özsüte dondurma almaya giden kocacığın bu halleri..Uzanabieceğim bir yerde dahi olsa tabak çanak alırken sırf o da yerinden kalksın diye sık sık mutfağa çağrıldığı halde kızmaması..

2. En nefret ettiğim ev işi olan yemek yapma olayından mümkün olduğunca uzak kalabilmek..İlk başlarda mide bulantısı nedeniyle zaten giremediğim mutfaktan, bisüre de annemin bende kalmasıyla uzak yaşamam..Sonra bunu alışkanlık haline getirerek yoruldum ayakta duramıyoum ayaklarına yatıp kocacığa apeatif bişeyler yaptırmak..A bugün canım şunu çekiyor deyip dışardan yemek (bliyorum pek sağlıklı değil ama)Böyle böyle son aya kadar toplam 15 kere bile yemek yapmamış olmak...

3. Günde iki saat olmak üzere haftada toplam sekiz saat derse girerek (bir günde boş)ve nöbet tutmayarak (hepinizin aklında vardır liseden bi nöbetçi öğretmen mevzuu..Koridorda korkuluk gibi dikilerek oğlum kızım koşma bağırma etme eyleme diye kulak tırmalayan o kişi de o görevi zevkle yapmamıştır emin olun...Bikere herkes öğretmenler odasında çayını yudumlayıp aç midesini doldururken orda sap gibi dikilmek iğrenç bişeydir...Yorgun bir dersten çıkıp aynı yorgunlukla derse girmek de cabası..)öğretmenlik hayatımın en kıyak senesin yaşamış olmak...Bu da sevgili müdürümün bana lütfudur ki kendsini saygı ve minnet ile yad ediyorum burdan...

4. Düğüne hazırlanır gibi bebişin dünyaya gelişine hazırlanmak..Herşeyini özenle seçmek almak düzenlemek..Eve gelip aldıklarını bir bir sevmek..Kıyafetlerini sevip mutlu olmak.. içlerinde onu hayal etmek..Onun mini mini ellerini ayaklarını düşünmek ve mutlu olmak..

4. Ve hamileliğimin en çok özleyeceğim tarafı kızımın bana bir el mesafesi kadar yakın olması...Elimi karnıma koyup onu sevmek..İçimde onu hissetmek dünyanın en garip ama en harika duygusu olsa gerek..İçinizde atan o minnacık kalbin size verdiği mutluluk...Belki de gerisi hikaye özleyeceğim tek şey budur hamileliğimden...Onun tekmeleri kıpırdanışları kalp atışları hıçkırıkları..Bidaha hiç olamayacağı kadar size yakın olması....

Tabii ki iyi ya da kötü hamleliğimde ne yaşadıydsam hiçbirinden şikayet edemem çünkü ben anne olacağım bana kızımı getirecek inşallah..Allah herkese rahat hamilelikler ve sağlıklı bebekler nasib etsin...

Maalesef elimizde hamileiğinin sonuna yaklaşmış bir blogçu olmadığından ben de hamileliğinden özledikleri ve özlemedikleri şeyler konusunda çiçeği burnunda annemiz :) sevgili HUYSUZ VE TATLI'yı sobeliyorum gene link veremeyerekten:)...Efekuş'tan vakit bulur bulmaz yazsın baklalım bize...

Kalın sağlıcakla..

3 Nisan 2008 Perşembe

Nisan gelmiş hoşgelmiş..

36. haftayı da devirmeye çalışırken artık (inşallah) kızımızın geleceği Nisan ayına da girmiş bulunuyoruz..Muhtemel doğum 28 Nisan olarak söylendiğine göre 25'den gerisayım başladı....Yani inşallah öyledir..Bahar gelmiş deyip kendini dışarlara atma sakın kızım daha annenin yapacak çok işi var..

Ece Hanımın odası geldi geçen hafta..Ama henüz mobilyaların yeri konusunda kararsızım..Yer bolluğundan değil maalesef yer darlığından..Odamız küçük olduğu için mobilyaları koyunca hareket etçek yer kalmıyo biraz..Bugün adamlar tekrar gelicek bazı eksikler için artık son şeklini vermem lazım..Bu arada tekstillerimizi de aldık Sezin Hanımdan..Ellerine emeğine sağlık çok cici olmuşlar.Hepsi çok içime sindi..İnşallah mobilya kokusu çıkıp temizlik yapılınca keyifle yereştiricem eşyalarını:)

 
Posted by Picasa


Bi süredir bu kanguru meselesine takılmış durumdayız kocişle..Geçenlerde İkea'da gezerken böyle gencecik, biri güsel öteki yakışıklı ve mini bebişli bir çiftte gördüm ösedim..(Bu arada kızın hiç yeni doğum yapmış bi hali yoktu annesi değilmiydi acep yoksa şu hamileliği 5-6 kiloyla tamamlayıp doğum sonrası da çubuk gibi salınan uzaydan gelmiş olabileceklerini düşündüğüm cinslerdenmiydi bilemiyorum)Çocuk daha 2,5-3 aylık oh misler gibi duruyodu kanguruda bizim çiftler de elele alışveriş yapıyolardı..Zaten aklımdaydı 9 ay biz taşıdık 9 ay da kocamız taşısın karnında diye düşünüyodum ama sakıncalı mıdır diye de şüphe ediyorum..Sanki çocuk asılmış gibi duruyor ya acaba çocuğun anotomik yapısını bozar mı bunları kullanmak..Zaten 2 aydan sonra ve günde yarım saatten daha az süreyle kullanılması gerktiğini biliyorum ama eğer kullanışsızsa para vermek de istemiyorum...Zira bunarın kaliteli olanları bazı pusetlerle aynı fiyatta:)Kullanan varsa ya da bilgisi olan yorumlarını bekliyorum bi zaamet...

Bu arada bugün ablamın uyarısıyla nette araştırma yaptığım PARABEN maddesi ile ilgli bir yazı buldum eğer o da ne ki diyosanız buyrun:

PARABEN ALARMI..ÇOCUĞUNUZUN VE SİZİN KULLANDIĞINIZ KOZMETİK ÜRÜNLERDE PARABEN MADDESİ VAR!!
Bebek ve yetişkinler için üretilmiş kozmetik ürünlerinde kullanılan Paraben adlı madde, ürünün güvenirliğini sürdürmesi ve uzun süre korunması içindir. Genellikle diğer koruyuculara göre çok daha ucuza mal edilebildiği için çoğu firma tarafından tercih edilen bu maddenin kanserojen olduğu çoğu labarotuar çalışmasıyla da ispatlanmıştır. Parabenler isim olarak kolaylıkla tanınmaktadır, methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben gibi çeşitleri bulunur.

Bu yil içinde yakin zamanda medyada yer alan, Ingiliz arastirmacilarin raporuna göre meme tümörlerinin örneklerinin içinde paraben oldugu saptanmistir.

Bundan dolayi, inandiricilik adina arastirmacilardan, Edinburgh’da üniversitede okuyan onkoloji uzmani Philippa Darbe yeni bir çalisma yapmistir. Kimyasal olarak 20 tümörün 18’inde Paraben tespit etmistir. Bu da göstermektedir ki, onlar cildimize yaptigimiz bazi uygulamalardan kaynaklanmaktadir. En olasi aday mevcut deodorantlar, antiperspirantlar, kremler ve vücut sprayleridir. Paraben adı verilen bu madde hormonal etkileri arttırmakadır. Bu nedenle de özellikle östrojen hormonunun vücutta aşırı artımıyla ortaya çıkan meme kanserinin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.Göğüs dokusundaki yoğun yağ oranı vüuttaki toksik maddelerin burada toplanmasına ve göğüs kanserinin en yaygın kanser çeşidi olmasına sebep olmaktadır..

Bu çalışmayı yapanlar bu maddenin piyasadan kaldırılması için uyarıda bulunmuşlardır.



Bu yazıyı okur okumaz önce bebiş için aldığım ürünlere baktım..Benim aldğım markanın (şimdi marka ismi vermiyim başıma bela olmasın dava neyim açarlar gerçi adamlar oturup benim bloğu takip ediyolardır eminim emme olsun tedbiri elden bırakmayalım) tüm ürülerinde var maalesef:( Şampuandır, kremdir, bebe yağıdır, poposildir hepsinin içindekiler kısmında hem de bikaç tanesinin adı birden geçiyor..Kendim kullandığım şampuan duş jeli ve kremlerin bazılarında da çıktı maalesef..

Bu bebe ürünlerini Ankaradaki e-bebek'ten aldıydım değişim zamanı da geçmiştir..Aslında alırken epey terddüt ettim ama heralde aralarında pek de bir fark yoktur diyip şekilleri daha cicili bicili olan (ayıcıklı şampuan, ayıcıklı sabunluklu falan anladınız siz onu) markayı aldım..Artık bunların içindekilerle halı ve perdeleri yıkayıp kutularını da dekoratif amaçlı kullancaz napalım:(Sebamed ve Mustela markalarında bulunmuyomuş yeni alıcaklara duyurulur..

İşin kötüsü Paraben pek çok gıda maddesinde de koruyucu olarak kullanılıyor..Bazı çikolatalarda bile var mesela...Ya ben ne yiycez ne içicez ne sürücez şaşırdım artık hayatımızda var olan herşey kanser yapıyor..Yarın bu insanlnlar çıkıp nefes almak kansere neden oluyor diycekler napçaz o zaman hep beraber nefesimizi mi tutçaz..Allah sonumzu hayretsin..

Kalın sağlıcakla...