29 Şubat 2008 Cuma

Doğuma 10 Kala....

Maalesef ki 30. haftamıza fena halde hasta olarak başlamış bulunuyoruz efendim…Tam da ‘oh be bu kışı hastalıksız atlattık çok şükür’ derken biraz erken paçaları sıvadığımızı görmüş olduk…

Malum İstanbul’da bir haftadır bi bahar havasıdır gidiyor..Biz de haftasonu maaile toplanmış olaraktan bi sahil gezisi yapalım dedik..Ama biz hazırlanıp da evden çıkasıya kadar o güzelim güneş gitmiş ve yerini esintili bir soğuğa bırakmış oldu…Ama biz yine de bir sure gezelim dedik..İşte o gün şifayı kaptık…Pazartesi günü bi halsizlikle kalktım ama çok da umursamadım..Salı günü ateşim çıkmaya başladı..Bu arada baktım evde kendime bakacak halim yok kendimi şu anda ablamda (Avrupa yakasında) kalan anneciğin yanına attım..Salı gecesi ateşim çıktı ama alınca Parol’u biraz topladım..İnatla antibiyotik kullanmıyım diye doktora gitmiycektim ama baktım ateş düşçek gibi değil mecbur attık kendimizi hastaneye..Ve tam tahmin ettiğim gibi antibiyotiksiz geçmez dedi..Hamilelrinde kullanabildiği bi antibiyotik verdi..Pek içime sinmese de kullanıyorum…

Bi de ateşten midir nedendir bilmiyorum ama dişetlerim de beyaz yaralar çıktı ki yemek yemek eziyete dönüştü bu yaralarla…Dişsiz nineler gibi sadece süt ve su içebiliyor bi de ılık çorba yiyebiliyorum…Resmen yemek yerken hüngür hüngür ağlayasım geliyo yani o derece berbat yanıyor ağzım…Gargara kullanıyoruz ona da ama bi faydasını göremedik dahaL


Bu hastalık olayı bize iki yönden ders olmuş oluyor efendim..

1. Sen sağlıkta afiyette olduğuna şükretmeyip de aynalara bakıp bakıp ‘ay oram çıktı buram şişti yarım dünya gibi oldum bu iştahla gidersem yakında yuvarlancam’ diyip diyip durursan, tartıya her çıktığında Allah’ım nolur fazla çıkmasın kilom diye dua edersen böyle yemeden içmeden kesilir 4 günde 2 kilo verir oturur ağlarsın haline :(

2. Henüz doğumöncesi iznine 10 gün varken ‘artık öğrenci görmek istemiyorum okula gitmek istemiyorum psikolocim bozuk’ ayaklarına yatıp doktordan yok yere rapor alırsan Allah da seni böyle yatak döşşek yatırır sağlığım yerinde olsaydı da okula gitseydim diye düşündürür...


Neyse efendim böyle hastalıkla geçip dururken günler azcık da bebek hazırlıklarını tamamlıyoruz…Haftasonu henüz sağlıklı bir bayanken ben, annem ve kocişle gidip mobilya işini hallettik nihayet..Mart sonu gibi teslim etçeklermiş..Bu arada yaklaşık 3-4 aydır bi mobilya arayışı içinde olduğumuzdan dolayı bütün modellerden bi tiksinti gelmek üzere bana…Kız bebek mobilyası diyince ilk gösterilen perikızı modeli mesela…Her mağazada bulunuyo bundan…Bi de hem kız hem erkeğe kuzu modeli..Göre gore sıkıldım yani ve anladım ki bişey alırken öyle suyunu öıkaracak şekilde de gezmemek gerekiyor…

Bu arada tekstiller için de Kadıköy’de bir atölyeyle görüştüm..Huysuz’un bloğunu takip edenler bilir Sezin Hanımla..Gerçekten hem kendisi çok tatlı hem de yaptığı işler..Bikaç model beğendik bir ara gidip kesinleştiricez bakalım..

Şimdilik bizden haberler böyle…Günün yüzde seksenini uyuyarak geçiriyorum maalesef..Ve gözler gene kaymaya başladı..Bu hafta da böyle olsun bakalım..Allah kimseyi sağlığından mahrum bırakmasın…
Sağlıcakla ve afiyetle kalın..

22 Şubat 2008 Cuma

Tombik yanaklım,hokka burunlum,tatlı kızım...



İşte karnımdaki mucize...Nihayet günlerdir ertelemek zorunda kaldığımız doktor kontrolümüze Çarşamba günü gitmiş ve kuzumuzu görmüş bulunuyoruz efendim...Şekilde görülen minik kuzu şu anda tam 1600gr'lık, hayata gelmek için gün sayan, içerde müthiş bir enerji ile ordan oraya kıpırdanıp duran ve şimdiden annesi ile babasına dil çıkararak ilk edepsizliğini :) de yapmış olan ECE kızdır efendim...



29+2 kontrolümüzde Allah'a çok şükür ki gayet güzel ve moralli geçti..Doktorumuz bizi güler yüzle karşıladıktan sonra önce şikayetlerimi sordu..Tabii ki en büyük şikayetimizden uykusuzlığumdan bahsettim biraz..Sırtımın, kaburgalarımın çürümüş gibi ağrıdığını, yatakta ordan oraya dönerekten sabahı ettiğimi anlattım ..Sonra kuzuyu görmek için ultrasonun başına geçtik tabi....



Önce ölçümlerimizi yaptı..Kilosu,boyu,kafa çapı vs. herşeyi normal dedi. Yine organlarını gösterdi bize..Kalbi, ciğerleri, böbrekleri, midesi vs. hepsi düzgün ve güzel çalışıyormuş..Sonra bebişe giden kan akımını izledi tabi bu sırada kalp atışları sesi geldi yavrucuğumun...Güp güp güp güp....Ve son olarak amniyos sıvısının miktarına baktı..Normal olduğunu söyledi..Henüz makat duruyormuş bu arada...Yani doğum pozisyonunan geçmemiş daha..Birkaç haftaya kadar geçer dedi..Sonra üç boyutlu ultrasondan biraz izleyelim bebişimizi dedi..Bu arada bizimki başladı şovuna..Eller kollar durmuyor kıpırkıpır kıpıranıyodu ki bizim doktordan biçığlık geldi..' A bakın gördünüzmü dil çıkardı dil çıkardı...' Ben görememiştim ama Allah'tan yakalamış o anı fotoğraflamış doktorumuz..Sonra bakınca hayretler içinde kaldım..Yalnız o ekrandaki benden çok doktorun çocuğu gibi bir seviyor bebişi...Ay yavrum yerim ben senin burnunu yanaklarını filan şeklinde epeyce bir sevdi..Her zaman böyle güzel görüntüler vermiyo bebekler dedi...Bizim ki fotojenik olcak heralde:p




Veee o müthiş an..Hadi çık bakalım dedi tartıya...Kilomuza bakalım...Çıkmasam ben falan derken kendimi tartıda buldum..orda bir 57 rakamı görüverdim ben ama benim kilom mu bilmiyom yani...Hayır benden önce çıkanın kilosonu gösteriyo belki..Bu dijitaller biraz şey oluyolar ya hani hata falan yapabiliyolar...Bu konuya fazla girmiyim ben zira 'kantarın topu fena halde kaçtı'...


Muhtemel doğum tarihimiz 28 Nisan..Bu tarihe göre de 3 Mart'ta başlıyordu doğum öncesi iznimiz ama ben 10 gün de rapor alaraktan okulla olan ilişiğimi Eylül'e kadar kesmiş bulunuyorum yani artık evdeyim...Oh be artık sabahın körü sürüklenerek kalkıp giyinmek yok..Okul yok zil yok öğrenciler yok..Stres yok kızmak yok sinirlenmek yok....Süpermiş valla ya..



Bunlar güzel haberlerimiz ama haftabaşında beni çok üzen bişey de oldu..Yakın arkadaşlarımdan birinin 11 haftalık bebişinin karnıında öldüğünü öğrendim ve çok üzüldüm..Hem de epeydir bekliyolardı bu bebişi...Çok mutlulardı..Şimdiden hayaller kurmuştuk bebişlerimizle ilgili..Ona gidicem birazdan ama ne denir bilmiyorum hiç..Ne desem yavan kalıcak biliyorum üzülme diyemiycem ağlama diyemiycem ne diycem ben arakadaşıma??...Daha üç ay önce başka bir arakadaşımın başına geldi benzeri..Gene böyle çaresiz hissettim kendimi...


Biz aynı okulda öğretmenlik yapan ve çok iyi anlaşan, yaşları birbirine yakın ve aynı zamanlarda evlenmiş dört arkadaşız. B.ciğimiz geçen sene bu zamanlarda öğrendi hamile olduğunu ve Kasım'da sağlıkla kucağına aldı oğluşunu...Allah ona güzel ömürler versin..O hamileliğin sonlarındayken benim hamile olduğum çıktı ortaya..Benim hamileliğim de sorunlu başladı biraz..daha doğrusu hatalı doktordan kaynaklanan sorunlar yaşadım..Önce dış gebelik hikayesi...Doktora ne hayallerle gittiğimiz ilk gün ağlayarak çıktım kapıdan..Ultrason koltuğuna yatarken ve o soğuk jel karnıma sıkılırken aklımdan geçenlerle kalktıktan sonra duyduklarım çıok farklıydı..Bana göre doktor benim fasulye kadar bile olmayan yavruşumu gösterip bak işte bebişimiz burda diycekti..Biz de eşimle gülerek bakıcaktık birbirmize..Elimize ilk resmini verceklerdi fasulyemizin ona bakıp bakıp sevicektik.. Artık çok dikkatli olcaksın şunları yiyeceksin bunlardan uzak duracaksın diycekti..Ama öyle omadı..Kalkar kalkmaz doktor buz gibi bir ifadeyle kese filan görünmüyor dış gebelik olması yüksek bir ihitmal yarın hastaneye gelin şunları şunları yaptırın eğer öyleyse almamız lazım şöyle de böyle de diye bissürü şey sıraladı..Daha dış gebeliğin ne olduğunu bile bilmeyen ben öyle donup kaldım ki hiçbişey bile soramadan çıktım kapıdan ağlayarak...Bilmiyorum ben mi çok hassaslık ettim ama o çubuktaki çizgiyi görür görmez anne hissettim kendimi ben..O gece uyumadan aklımda bebeğimi doğurdum,büyüttüm,okuttum,mezun ettim,evlendirdim...O gece o hisleri tattıktan sonra doktorun söyledikleri tokat gibi geldi bana...Neyse ki ertesi gün öyle olmadığı anlaşıldı...



Buna rağmen hangi akla hizmet bilmiyorum ama ben o doktora gitmeye devam ettim...Sevmeye sevmeye güvenmeye güvenmeye gittim ben ama Allah beni bir kez daha uyardı galiba...İkili testimizi atlayan aptal doktorumuz üçlü testimizin değerlerini de yanlış girince bebeğimin down sendromlu olma ihtimali 299'da 1 çıktı ki riskli gruba çok yakındı...Yine testleri götürdüğüm gün ilk günkü kabusumdan kat kat fazlasını yaşadım..Testleri koyduk doktorun önüne..Gene surat buz gibi ama gayet hissiz bir şekilde..Test sonucunuz kötü dedi...'KÖTÜ'...Neydi bu kötünün anlamı şimdi..ne kadar kötü..Amniyosentez dedi doktor..Hemen fiyat konuşmaya başladı...Ben 1,5'a yaparım ama devlet hastanelerinde ücretsiz..İstediğin yerde yaptır sonucu ben göreyim...O an boğasım geldi kadını..Benim tek derdim parasıydı orda sanki..Çocuğun düşme ihtimali, amniyosentez yapıldıktan sonra bekleyeceğim sürede neler yaşayacağım, down sendromlu ise karşı karşya kalacağım durum, bissürü bissürü şey umrunda bile olmadı onun...sadece parasını söyledi ve bide öyle çıkarsa tabi ki aldıracaksın kolaymı o çocuklarla yaşamak dedi..Ne kadar basitti onun için...Ama aptal ben gene ağlamaktan tek kelime bile edemeden çıktım ordan..Halbuki ne çok şey söylemek isterdim oanda..O karnımda 16 haftayı doldurana kadar ben neler yaşadım biliyomusun sen..Bulantılarımdan kusmalarımdan baygınlıklarımdan ya hislerimden haberin oldu mu senin...İçimde atan o kalbten, artık elleri kolları ayakları herşeyi olan minik bi bedenden nasıl vazgeçerim ben...O geceyi hayatım boyunca unutamayacağım....Sabaha kadar kafamdan geçenler, ıpıslak olmuş yastığım, Kahrolmuş ama beni üzmemek için gözünden tek damla bile akıtamayan eşim herşey dün yaşanmış gibi aklımda..Ama Allah'a şükür ki sadece tek gecelikti kabusum..Ertesi gün gittiğimiz hastanede öğrendik doktorumuzn yaptığı aptalca hatayı...Belki de kasıtlıydı bilemiyorum belki de alacağı üç kuruşu düşündü bilmiyorum...Ne olursa olsun hakkımı helal etmiyorum ona ben...Neyse ki yeni testimizin sonucu güzel çıktı ve artık doktorumuzu değiştirdik...O günden beri herşey güzel gidiyor çok şükür bende de...


Üçüncü gebelik haberi de diğer arkadaşım E.'den geldi Kasım'da..Ama ağlayarak söylüyordu...Meğerse gebe olduğunu bilmeden aldığı antibiyotikler nedeniyle kahrolmuş aldığı habere arkadaşım...Ve maalesef yine doktor hatası..E. gebe kalmadan önceki muayene süreci için gitmiş hastaneye..Rahminde iltihap var demiş doktor ve test bile yapma gereği duymadan dayamış antbiyotikleri..3 hafta kullan gel demiş arakadaşıma...Arkadaşım 3 hafta sonra gitmiş ki 6 haftalık hamile..Dünyası başına yıkılmış..Ve girdiği heyet bebeğin alınması gerektiğini çünkü kullandığı haplardan birinin direk kemik gelişimini etkileyeceğini söylemiş.Onun da Kasım'da alındı 7 haftalık bebeği...


Ve bu dördüncü hamişimiz N.imiz de Ocak'ta öğrenmişti hamileliğini...Ne zamandır istediğini bildiğimizden çok sevindik ama buraya kadarmış...Böyle bir tesadüfler silsilesi yaşadık bu sene dört arkadaş...Umarım diğer iki arkadaşımız da bundan sonraki bebeklerini sağlıkla alırlar kucaklarına...Allah ne kadarlık olursa olsun kimseye yaşatmasın bebeklerinden ayrılma acısını..



Neyse ben gideyim artık acısını hafifletemesem de yanında olayım arkadaşımın...


Sağlıcakla....















18 Şubat 2008 Pazartesi

İSTANBUL KARLAR ALTINDA...


Günlerdir ha geldi ha gelecek derken beklenen karlar geldi..Tabi ben kendi adıma çok memnunum okullar tatil olduğu için ama bu karda dışarıya çıkmak zorunda olanlara Allah yardım etsin efendim.İşte öğretmen olmanın en güzel taraflarından biri..İlk bize tatil oluyor kışın soğuğunda yazın sıcağında işe gitmek zorunda kalmıyoruz hehehe...Ya işte hem yan gelip yatıyoruz yılın yarısında hem de kucak dolusu(!) para alıyoruz böyle beleş bi iş..Demiyorum tabi diyenlere de sinir oluyorum evet çalışma saatleri açısından güzel gibi gözüküyor ama bu mesleği hakkıyla yapan insanlara haksızlık ediliyor bu sözlerle.Çünkü gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri insanı eğitmek..Hele de öğrenmeye niyeti dahi olmayan sadece evden uzaklaştırılmak ve baştan atılmak maksadıyla okula göderilen çocukları eğitmek..O 45 dakikalık bir ders saatini dolu dolu geçirmek niyetiyle giriyorsanız derse işte o zaman çok çaba sarfetmeniz gerekiyor...Yani kimi çalışanların 9'dan 5'e harcadığı enerjiyi gün oluyor iki ders saatinde tüketiyorum... Bu mevzu derin mevzu girersek çıkamayız ama hakkıyla yapılan her mesleğin zor olduğunu düşünüyorum..Helal para kazanmak hiçbir zaman kolay olamaz..


Neyse efendim üç gündür etraf bembeyaz evde perdeler açık...Zira manzara güzel..Haftasonu ablamlar da bizdeydi ki değmeyin keyfime..Tabii ki minik kuşum Aslı'm da geldi..Teyzeciğim doğdu doğalı ilk defa görüyor böyle karı..Şaşkın şaşkın bakıyor dışarıya..Neyse dışarı çıkardık bi on dakika tadını çıkarsın diye ama kardan adamdan bile korktu yavrum ya.. Bu da nerden çıktı der gibi bakıyo kardan adama...Yer onu teyzesi...



Bu arada biz de 28. haftamızı bitirmiş bulunuyoruz artık bebişimiz tam 29 haftalık..O yüzden bu hafta güzel bi hafta..Hani anne adaylarının bir oh çektiği bir hafta diyebiliriz..Yani bu haftadan sonra erken de doğsa(Allah korusun ama) sorunsuz yaşama şansı çok yüksek..Ama tabii ki Allah korusun diyorum inşallah tam zamanında 40haftayı doldurup sağlıklı sıhhatli doğsun bebişim..Bugün doktor kontrolümüz var ama iptal ettirsemmi diye düşünüyorum..Zira arabayı kardan çıkarmak pek mümkün olmayacak gibi..Kociş işe zor gitmiş sabah 15 dakikalık yolu 1 saatte gidebilmiş..Bakalım olmazsa yarına aldırırız...Bu kar devam ederse yarın da tatil gibi gözüküyo bize:))

Bu arada bugünlerde en büyük eğlencemiz çıkarıp çıkarıp bebek eşyalarımıza bakmak...Dün de ablamlarla bi fasıl geçtik..Hurçlara topladık eşyalarını..Bebiş için ilk aldığımız kıyafetlere baktık dün..




Kızımız olacağını öğrenir öğrenmez pembiş ayakkabılarıyla hastane çıkışlarını almıştık kocişle ilk olarak..O yüzden onların ayrı bir yeri var..Böyle özel anıları olan kıyaftlerini saklıycam bebişimin...İleride hatıra olarak kalsın kızıma..Tabi evde tıkıştıracak yer bulabilirsek..Zira hatıra manyağı olarak evi çöp eve döndürcem yakında...




Anne olacak olmak ve onun heyecanını duymak, onu beklemek çok güzel bi duygu tabi ama işin en eğlenceli yanlarındn biri de bu alışveriş meselesi heralde...Herşeyleri o kadar tatlı ki bu bebeklerin..İnsan ararken de alırken de eğleniyor..(Tabi kartlar da isyanlarda biraz)Bu arada bazı konularda eşimizle de fikir ayrılığına düşmüyor değiliz tabi..Hani bizde estetik erkeklerde sağlamlık ön plana çıkıyor ya birazcık..Mesela geçen bebek bakım çantasını alırken oldu..Bizimki bu çantayı pek sağlam buldu..






tamam hakkaten valiz gibi ama bana da fiyatı abartı geldi biraz..Yani altıüstü bebeğin bezini biberonunu kremini koycaksın abartmaya gerek yok dedim..Ama bir istisna daha gerçekleşti ve onun dediği oldu:)Neyse canım olsun o kadarcık..O da babası zira..

Bu arada daha alınacak bisürü şey var kafamda tamam dediklerim ve henüz karar veremedklerim...Mesela Hülya'nn sitesinde gördüğüm dönenceye bayıldım kesin alıcam..Bir anakucağı lazım evde kullanılmak üzere..Titreşimi falan olmasına gerek yok tek aradığım özellik tam yatabilen doğumdan itibaren kullanılabilir olması..Oto koltuğumuzu ablamdan aldık chicco kullanmıştı o..Ama puset konusunda yine kararsızım..Aradığım şey Micra'nın bagajına sığabilecek (yani en küçük olanından)doğumdan itibaren kullanılabilecek ve hafif bişey...Göğüs pompasına karar verdim Medela eektrikli ve pilli alıcam...Bi de en çok kararsız aldığım konu sterilizatör konusu...Alınmalı mı alınmamalı mı? Zira çocuğu bu kadar bakterilerden korumak lazım mı bilemiyorum..Ama şunu da biliyorum ki bebek biberonlarının kesinlikle bulaşık makinesinde yıkanmaması gerekiyor..Çünkü o yüksek buhar biberonun plastiğindeki zararlı bir maddenin çözünerek mamaya ve süte geçmesine neden oluyor..Zira bulaşık deterjanı da kullanmamak gerekiyor biberonlara...E geriye tek seçenek kalıyor galiba o da sterile etmek...Eğer almaya karar verisem Philips'in buharda pişirici+mama ısıtıcı+sterilizatör olanından alıcam..En azından verdiğim paraya değsin...

Bi de soğuk buhar makinesi şart gibi..Ama bunun için illa chicco gibi pahalı olanlarından alınması geekmiyo sanırım...Zira Sinbo ve Fakir gibi uyun fiyatlı markalar da aynı vazifeyi görüyor...Kullananlardan tecübeyle sabit...Dört senedir kullanan arkdaşım var çok memnun...İşte böyle efendim bunları da çözüme kavuşturursak düşüncek pek bişiy kalmıycak:)

Neyse efendim şimdilik durumlar budur bizde...Haftalar hızlı hızlı akıp giderken sağlık olsun da diyoruz gerisi kolay.Zira herşeye bi çare var...Allah önce sağlık ve ağız tadı versin efendim...Şimdi ne yapmak lazım bence bu kara en çok yakışıcak şey şöööyle tarçınlı mı tarçınlı ağız yakan bi saleptir..salepimizi yapıp camımızın önüne geçip biraz manzara izlemek vaktidir...Tavsiye edilir..

12 Şubat 2008 Salı

YİNE İSTANBUL...

Pazar günü yine kürkçü misali dönmüş bulunuyorum evime...Doğduğum ve büyüdüğüm Ankara'mı bırakıp doyduğum yere İstanbul'a geldim...Evimde olmayı seviyorum ama her defasında anneciğimi babacığımı Ankara'da bırakıp gelmek zor geliyo..Keşke onlar da burada olsalardı..Böyle hasret çekmeseyik keşke...Gerçi sık görüüyoruz onlar da geliyolar ben de gidiyorum ama bu zamanların sınırlı olması üzüyor insanı gene de...Neys şimdilik annemin 10 gün sonra yine gelecek olmsıyla teselli buluyorum...

Ve bi haftadır neler yaptık...Perşembe günü eşim de geldi Ankara'ya..Beraber kayınvalidemlere gittik..Eşim babasını hastaneye götürdü o gün...Ben de onlarda oturdum..Sıkıldım her zamanki gibi..İşte kayınvaliem ördüklerini gösterdi bebek için..Şöyle böyle akşamı ettik..

Cuma günü anemle buluşup E-bebek mağazasına gitik..Bebek için banyo malzemelerini,kremlerini,yastığını,tırnak makası,fırça seti, sıcak su trbası,termometre gibi bakım eşyalarnı, beslenme gereçlerini filan aldık...Akşam da anemlere geçip orda yemek yedik...

Pazar günü sabah da İstanbul'a döndük..Dün okula başladım ama ben çok kopmuş bulunyorum okuldan.. ikinci dönem okula gitmemeye o kadar hazırlamıştım ki kendimi çok zor geliyo ders anlatmak...Motivasyonum sıfır yani...Bi de geceleri doğrudüzgün uyuyamadığım için sabah kalkmak çok zor oluyor..Gündüz halsiz hissediyorum kendimi uykusuzluktan...Neyse bu hafta doktor kotrolümüz var...Bakalım doğum öncesi iznim için gün alıcam ve o güne kadar da rapor yazdırmak istiyorum...

Dün eşimle gezdik biraz...Başbaşa olmayı özlemişim bitanemle..Kozyatağı Carrefour'a gittik bişeyler yedik...Joker'i gezdik biraz..Bebiş için malzeme çantamızı aldık..Bi de E- bebek'te bulamadığım Lansinosh göğüsucu kremiyle bebişe Dr.Brown biberonlardan aldım..Eksikler bayağı bir tamamlandı sanırım...Ama henüz odasını sipariş veremedik...Anneannemizi bekliyoruz onun için de...Bidahaki haftaya verilmiş olur inşallah...ve inşallah yetişir...


Bu arada bizim kız da kıpır kıpır...Ben yatıyorum o başlıyor şovuna..Gece gece bi enerji geliyor çocuğa..O kıpırdadıkça yani hareketleri gözle görülür hale gelince merakım daha da artıyor Hemen Mayıs olsun istiyorum kucağıma alıyım bebişimi..Merak ediyorum yüzünü gözünü..Neyse Allah sağlık sıhhat versin de bekleriz sabrederiz efendim...

Bizden habler böyle şimdilik...Gün saymaya devam.. 28+1...kaldı 12 hafta...

7 Şubat 2008 Perşembe

BİRİ BENİ DURDURSUN CANIM...

Efendim 27. haftanın da ortasına yaklaşmış bir hamile bayan olarak kendimden beklenmeyen bir performans ile iki gündür sabahın bir vaktinden akşamın bir körüne kadar o mağaza senin bu mağaza benim geziyorum ben gene..hani herkesin alışveriş yapmaya alışkın olduğu ve bişeyler alacağı zaman ilk oralara baktığı yerler vardır..İşte benim o mekanlarım Ankara'da kalmış..Yani ben burda daha rahatım alışveriş konusunda..(Aman pek marifet) İstanbul'da sanki beynim dönüyo benim..E İstanbul'a dönmeme 4 gün kala bu vakitleri değerlendiriyim dedim..


Dün Ankamall'ü turladık annemle..Ve çok möhim bir iş hallettim efendim...Sonunda hem de pek beğenerek pek severekten bir gecelik bulabildim kendime..(Arayanlara duyurulur: girlsstop ile Marks&Spencer mağazalarında spor ve modern gecelik ve sabahlıklar var efendim) Her ne kadar biraz fazlaca para bayılmış olsak da şöyle bi mantık kurdum ben: üç kuruşluk beğenmediğim bişey alıp da sonra evime yatıya gelen 50 yaş üstü bayanlara vereceğime, beş kuruşluk içime sinen bişiy alıyım tepe tepe kullanıyım dedim:)Tamam bu beş kuruşlar birleşip beşyüzleri bulduğunda ay sonları gelmiyor sabahlar olmuyor ama olsun..Napalım...Bu arada bu marks&spencer'ın bebe kıyafetleri ve battaniyeleri de oldukça güzel..İyi de indirim yapmışlar..Ben bir battaniye aldım kışlık olarak..


Neyse efendim bunun dışında tabi bir alışveriş merkezine gidilir de çiçeği (karnı desek daha mı doğru) burnunda bir anne olarak bebek mağazalarına bakılmaz mı..Baktık ama bakmakla kalsak iyi..Kahrolduk kahrolduk..İlk hevesle ne paralar verip aldığım Chicco'nun o hastane çıkışlarıyla başlayıp seri halinde bir yaşına kadar tüm parçalarını tamamladığım kuzulu takımının %50 indirime girdiğini görünce kahroldum..Şöyle söyliyim ki 150 milyonumu çöpe atmış bulunuyorum ben arkadaşlar...Neyse o kızgınlıkla ben indirimdekilerden body'ler, patikli altlar ve tulumları ile bornozunu da aldım çıktım ordan..(Tabi sponsorumuz hala anneannemiz bu arada)





Efendim sonraciğime görenler görmüştür görmeyenlere söylüyorum...Kidoo diye bir mağaza var Ankara'da..İstanbul'da da görmüştüm biyerde..Burada adidas, Nike, Puma gibi markaların bebek ürünleri de satılıyor..Böyle minicik nike spor ayakkabıları, minnoş eşofmanlar falan..Valla kaliteli mal almaya çalışırım ama hiçbir zaman öyle marka takıntım olmadı ama herşeyin miniği böyle pek hoş oluyo ya...tamam gereksiz biraz -hani 6 aylık çocuk giyip de böyle yürüyüşlere çıkcak değil- ama öyle görünce vitrinde annemle pek bi hoşumuza gitti..Dayanamadık bi eşofmanla bi de spor ayakkabı aldık Ece'ciğe...



Bu arada bu yazılarımı okuyan kocişim gene kızcak bana biliyorum çocuğu culcu çaputçu yapıcan, kendine benzeticen diye..Ama kız çocuğu ya ne biliyim hevesli olsun süse püse...Biz de bi tane var zaten ailemizin en küçük bireyi ablamın kızı benim tek ve biricik yeğenim dünyamın en şirin varlığı kelebeğim Aslı'm..(Şu aşağıda görünen şirin varlık...Tıpkı ben..öhöm öhöm...ya valla herkes bana benzetiyo ama napiyim yani:P ablamın annesi olduğuna kimse inanmıyo yanyana gezerken)Hem teyzesi gibi Terazi burcu hem de benden geri kalmayan kokoş bir annenin kızı olunca çocuk 2,5 yaşında oldu bir moda duayeni:P Ya inanmazsınız çocuk Toys'rus'da bir karış suratla dolaşıp tek bir oyuncağa bile kafasını çevirmeden geziyo ordan çık gir mothercare'e deliriyor yavrum...Eline teker teker alıyo o elbiseleri aynada üstüne tutuyo her birine uygun bi ayakkabı beğeniyo bir body ile kombinasyon yapıyo..."Esdaa teyse bak bu güsel, bak bu da güsel" diye diye geziniyo mağazanın içinde...




Neyse efendim artık Ankara'daki son günlerimiz...bebeğimizin kıyafet alışverişi tamam da bunun dışında heybemiz boş efenim...Yarın E-bebek'e gidilip banyo bakım beslenme ıvır zıvırları da alıncak inşallah...Ve İstanbul'a gidince oda işini de halletmem lazım...Ben tersten mi başladım ne odanın yetişmeme ihtimali olur mu acep...Neyse bu gecede kafamıza takıcak bişeyler bulduk...Yoksa sabah olmuyo malum...Yatakta sağdan sola soldan sağa dönüp dururkene bişiy düşünmek lazım geliyo...


Şimdilik bu kadar gevezelik yetsin bakalım...Abartmışım zati...Görmemişin biri anne olacakmış karalamış da karalamış yazısı olsun bu da efendim...Sağlıcakla...

4 Şubat 2008 Pazartesi

ŞAŞIRMIŞ BU KANTAR...

Daha 50'li rakamlara alışamamamışken ben bugün itibariyle üzerine bindiğim terazi denen alet 55 olduğumu söyledi..26 yaşına kadar 0 beden olarak yaşamış, ceketlerin eteklerin nadir bulunan 34 bedenlerini almaya alışmış ve hayatı boyunca 45'ten 1 gram fazla kilo görmemiş olan şu iskelete bu kilo ağır geliyo olacak ki her tarafım da ağrılar sancılar peydah oldu bugünlerde...Gece uykularım bölünüyo..Uyuyamayınca sinirlerim bozuluyo, ağlayasım geliyo vs..vs..Bebeğim için değer diyorum ama tatil günlerinde gece 10'lardan öğlen 12'lere kadar deliksiz uyuyabilen Esra'yı da özlemiyo değilim tabi..

Nazarlara geldim ben yaa kem gözler değidi valla..Yoksa çok yediğimden filan diğil hani :( 5.ay bitene kadar hamile olduğuma kimseleri inandıramadıydım ben önceki kıyafetlerimle gezdim durdum milletin şaşkın bakışları arasında..Ben hamile de olsam kilolu gözükmem havası ve edasıyla dolaşırken bu ay bişiyler oldu bana.Az daha gidersem yuvarlancam..Tabi anneme göre bu yaşadıklarım ve kendimi tombul görüşüm bir paranoyadan ibaret ama aynalar öyle demiyo bana..

Neyse ya kaç gösterirsen göster tartı aman vücudum deyip de hamilelik döneminde görünüşüm için diyet yapacak değilim..Hatta şu anda karşımda bir Kınder Bueno bana göz kırpmakta..Afiyetle mideye indirip yatmak lazım diye düşünüyorum...


Tombulum tombulum tombulum ama olsun mutluyum...

1 Şubat 2008 Cuma

ECE'MİN CİCİLERİ...








Bloğumu yeni kurmuş olmamaın hevesiyle ve biraz da diğer blogçulardan özenerekten geçen gün aldığımız kıyafetlerinin fotoğraflarını çektim koydum siteme..Aslında onun için ilk aldıklarımızın fotolarını koysaydım heralda daha bir manidar olacaktı ama onlar İstanbul'da kalmış oldular...Neyse artık bu heves geçmezse benden İst.'a gidince de onları çeker koyarız inşallah...

Sağlığınla,bereketinle,hayrınla gel bebeğim...En güzel günlerinde giymek nasip olsun herşeylerini..

29 Şubat 2008 Cuma

Doğuma 10 Kala....

Maalesef ki 30. haftamıza fena halde hasta olarak başlamış bulunuyoruz efendim…Tam da ‘oh be bu kışı hastalıksız atlattık çok şükür’ derken biraz erken paçaları sıvadığımızı görmüş olduk…

Malum İstanbul’da bir haftadır bi bahar havasıdır gidiyor..Biz de haftasonu maaile toplanmış olaraktan bi sahil gezisi yapalım dedik..Ama biz hazırlanıp da evden çıkasıya kadar o güzelim güneş gitmiş ve yerini esintili bir soğuğa bırakmış oldu…Ama biz yine de bir sure gezelim dedik..İşte o gün şifayı kaptık…Pazartesi günü bi halsizlikle kalktım ama çok da umursamadım..Salı günü ateşim çıkmaya başladı..Bu arada baktım evde kendime bakacak halim yok kendimi şu anda ablamda (Avrupa yakasında) kalan anneciğin yanına attım..Salı gecesi ateşim çıktı ama alınca Parol’u biraz topladım..İnatla antibiyotik kullanmıyım diye doktora gitmiycektim ama baktım ateş düşçek gibi değil mecbur attık kendimizi hastaneye..Ve tam tahmin ettiğim gibi antibiyotiksiz geçmez dedi..Hamilelrinde kullanabildiği bi antibiyotik verdi..Pek içime sinmese de kullanıyorum…

Bi de ateşten midir nedendir bilmiyorum ama dişetlerim de beyaz yaralar çıktı ki yemek yemek eziyete dönüştü bu yaralarla…Dişsiz nineler gibi sadece süt ve su içebiliyor bi de ılık çorba yiyebiliyorum…Resmen yemek yerken hüngür hüngür ağlayasım geliyo yani o derece berbat yanıyor ağzım…Gargara kullanıyoruz ona da ama bi faydasını göremedik dahaL


Bu hastalık olayı bize iki yönden ders olmuş oluyor efendim..

1. Sen sağlıkta afiyette olduğuna şükretmeyip de aynalara bakıp bakıp ‘ay oram çıktı buram şişti yarım dünya gibi oldum bu iştahla gidersem yakında yuvarlancam’ diyip diyip durursan, tartıya her çıktığında Allah’ım nolur fazla çıkmasın kilom diye dua edersen böyle yemeden içmeden kesilir 4 günde 2 kilo verir oturur ağlarsın haline :(

2. Henüz doğumöncesi iznine 10 gün varken ‘artık öğrenci görmek istemiyorum okula gitmek istemiyorum psikolocim bozuk’ ayaklarına yatıp doktordan yok yere rapor alırsan Allah da seni böyle yatak döşşek yatırır sağlığım yerinde olsaydı da okula gitseydim diye düşündürür...


Neyse efendim böyle hastalıkla geçip dururken günler azcık da bebek hazırlıklarını tamamlıyoruz…Haftasonu henüz sağlıklı bir bayanken ben, annem ve kocişle gidip mobilya işini hallettik nihayet..Mart sonu gibi teslim etçeklermiş..Bu arada yaklaşık 3-4 aydır bi mobilya arayışı içinde olduğumuzdan dolayı bütün modellerden bi tiksinti gelmek üzere bana…Kız bebek mobilyası diyince ilk gösterilen perikızı modeli mesela…Her mağazada bulunuyo bundan…Bi de hem kız hem erkeğe kuzu modeli..Göre gore sıkıldım yani ve anladım ki bişey alırken öyle suyunu öıkaracak şekilde de gezmemek gerekiyor…

Bu arada tekstiller için de Kadıköy’de bir atölyeyle görüştüm..Huysuz’un bloğunu takip edenler bilir Sezin Hanımla..Gerçekten hem kendisi çok tatlı hem de yaptığı işler..Bikaç model beğendik bir ara gidip kesinleştiricez bakalım..

Şimdilik bizden haberler böyle…Günün yüzde seksenini uyuyarak geçiriyorum maalesef..Ve gözler gene kaymaya başladı..Bu hafta da böyle olsun bakalım..Allah kimseyi sağlığından mahrum bırakmasın…
Sağlıcakla ve afiyetle kalın..

22 Şubat 2008 Cuma

Tombik yanaklım,hokka burunlum,tatlı kızım...



İşte karnımdaki mucize...Nihayet günlerdir ertelemek zorunda kaldığımız doktor kontrolümüze Çarşamba günü gitmiş ve kuzumuzu görmüş bulunuyoruz efendim...Şekilde görülen minik kuzu şu anda tam 1600gr'lık, hayata gelmek için gün sayan, içerde müthiş bir enerji ile ordan oraya kıpırdanıp duran ve şimdiden annesi ile babasına dil çıkararak ilk edepsizliğini :) de yapmış olan ECE kızdır efendim...



29+2 kontrolümüzde Allah'a çok şükür ki gayet güzel ve moralli geçti..Doktorumuz bizi güler yüzle karşıladıktan sonra önce şikayetlerimi sordu..Tabii ki en büyük şikayetimizden uykusuzlığumdan bahsettim biraz..Sırtımın, kaburgalarımın çürümüş gibi ağrıdığını, yatakta ordan oraya dönerekten sabahı ettiğimi anlattım ..Sonra kuzuyu görmek için ultrasonun başına geçtik tabi....



Önce ölçümlerimizi yaptı..Kilosu,boyu,kafa çapı vs. herşeyi normal dedi. Yine organlarını gösterdi bize..Kalbi, ciğerleri, böbrekleri, midesi vs. hepsi düzgün ve güzel çalışıyormuş..Sonra bebişe giden kan akımını izledi tabi bu sırada kalp atışları sesi geldi yavrucuğumun...Güp güp güp güp....Ve son olarak amniyos sıvısının miktarına baktı..Normal olduğunu söyledi..Henüz makat duruyormuş bu arada...Yani doğum pozisyonunan geçmemiş daha..Birkaç haftaya kadar geçer dedi..Sonra üç boyutlu ultrasondan biraz izleyelim bebişimizi dedi..Bu arada bizimki başladı şovuna..Eller kollar durmuyor kıpırkıpır kıpıranıyodu ki bizim doktordan biçığlık geldi..' A bakın gördünüzmü dil çıkardı dil çıkardı...' Ben görememiştim ama Allah'tan yakalamış o anı fotoğraflamış doktorumuz..Sonra bakınca hayretler içinde kaldım..Yalnız o ekrandaki benden çok doktorun çocuğu gibi bir seviyor bebişi...Ay yavrum yerim ben senin burnunu yanaklarını filan şeklinde epeyce bir sevdi..Her zaman böyle güzel görüntüler vermiyo bebekler dedi...Bizim ki fotojenik olcak heralde:p




Veee o müthiş an..Hadi çık bakalım dedi tartıya...Kilomuza bakalım...Çıkmasam ben falan derken kendimi tartıda buldum..orda bir 57 rakamı görüverdim ben ama benim kilom mu bilmiyom yani...Hayır benden önce çıkanın kilosonu gösteriyo belki..Bu dijitaller biraz şey oluyolar ya hani hata falan yapabiliyolar...Bu konuya fazla girmiyim ben zira 'kantarın topu fena halde kaçtı'...


Muhtemel doğum tarihimiz 28 Nisan..Bu tarihe göre de 3 Mart'ta başlıyordu doğum öncesi iznimiz ama ben 10 gün de rapor alaraktan okulla olan ilişiğimi Eylül'e kadar kesmiş bulunuyorum yani artık evdeyim...Oh be artık sabahın körü sürüklenerek kalkıp giyinmek yok..Okul yok zil yok öğrenciler yok..Stres yok kızmak yok sinirlenmek yok....Süpermiş valla ya..



Bunlar güzel haberlerimiz ama haftabaşında beni çok üzen bişey de oldu..Yakın arkadaşlarımdan birinin 11 haftalık bebişinin karnıında öldüğünü öğrendim ve çok üzüldüm..Hem de epeydir bekliyolardı bu bebişi...Çok mutlulardı..Şimdiden hayaller kurmuştuk bebişlerimizle ilgili..Ona gidicem birazdan ama ne denir bilmiyorum hiç..Ne desem yavan kalıcak biliyorum üzülme diyemiycem ağlama diyemiycem ne diycem ben arakadaşıma??...Daha üç ay önce başka bir arakadaşımın başına geldi benzeri..Gene böyle çaresiz hissettim kendimi...


Biz aynı okulda öğretmenlik yapan ve çok iyi anlaşan, yaşları birbirine yakın ve aynı zamanlarda evlenmiş dört arkadaşız. B.ciğimiz geçen sene bu zamanlarda öğrendi hamile olduğunu ve Kasım'da sağlıkla kucağına aldı oğluşunu...Allah ona güzel ömürler versin..O hamileliğin sonlarındayken benim hamile olduğum çıktı ortaya..Benim hamileliğim de sorunlu başladı biraz..daha doğrusu hatalı doktordan kaynaklanan sorunlar yaşadım..Önce dış gebelik hikayesi...Doktora ne hayallerle gittiğimiz ilk gün ağlayarak çıktım kapıdan..Ultrason koltuğuna yatarken ve o soğuk jel karnıma sıkılırken aklımdan geçenlerle kalktıktan sonra duyduklarım çıok farklıydı..Bana göre doktor benim fasulye kadar bile olmayan yavruşumu gösterip bak işte bebişimiz burda diycekti..Biz de eşimle gülerek bakıcaktık birbirmize..Elimize ilk resmini verceklerdi fasulyemizin ona bakıp bakıp sevicektik.. Artık çok dikkatli olcaksın şunları yiyeceksin bunlardan uzak duracaksın diycekti..Ama öyle omadı..Kalkar kalkmaz doktor buz gibi bir ifadeyle kese filan görünmüyor dış gebelik olması yüksek bir ihitmal yarın hastaneye gelin şunları şunları yaptırın eğer öyleyse almamız lazım şöyle de böyle de diye bissürü şey sıraladı..Daha dış gebeliğin ne olduğunu bile bilmeyen ben öyle donup kaldım ki hiçbişey bile soramadan çıktım kapıdan ağlayarak...Bilmiyorum ben mi çok hassaslık ettim ama o çubuktaki çizgiyi görür görmez anne hissettim kendimi ben..O gece uyumadan aklımda bebeğimi doğurdum,büyüttüm,okuttum,mezun ettim,evlendirdim...O gece o hisleri tattıktan sonra doktorun söyledikleri tokat gibi geldi bana...Neyse ki ertesi gün öyle olmadığı anlaşıldı...



Buna rağmen hangi akla hizmet bilmiyorum ama ben o doktora gitmeye devam ettim...Sevmeye sevmeye güvenmeye güvenmeye gittim ben ama Allah beni bir kez daha uyardı galiba...İkili testimizi atlayan aptal doktorumuz üçlü testimizin değerlerini de yanlış girince bebeğimin down sendromlu olma ihtimali 299'da 1 çıktı ki riskli gruba çok yakındı...Yine testleri götürdüğüm gün ilk günkü kabusumdan kat kat fazlasını yaşadım..Testleri koyduk doktorun önüne..Gene surat buz gibi ama gayet hissiz bir şekilde..Test sonucunuz kötü dedi...'KÖTÜ'...Neydi bu kötünün anlamı şimdi..ne kadar kötü..Amniyosentez dedi doktor..Hemen fiyat konuşmaya başladı...Ben 1,5'a yaparım ama devlet hastanelerinde ücretsiz..İstediğin yerde yaptır sonucu ben göreyim...O an boğasım geldi kadını..Benim tek derdim parasıydı orda sanki..Çocuğun düşme ihtimali, amniyosentez yapıldıktan sonra bekleyeceğim sürede neler yaşayacağım, down sendromlu ise karşı karşya kalacağım durum, bissürü bissürü şey umrunda bile olmadı onun...sadece parasını söyledi ve bide öyle çıkarsa tabi ki aldıracaksın kolaymı o çocuklarla yaşamak dedi..Ne kadar basitti onun için...Ama aptal ben gene ağlamaktan tek kelime bile edemeden çıktım ordan..Halbuki ne çok şey söylemek isterdim oanda..O karnımda 16 haftayı doldurana kadar ben neler yaşadım biliyomusun sen..Bulantılarımdan kusmalarımdan baygınlıklarımdan ya hislerimden haberin oldu mu senin...İçimde atan o kalbten, artık elleri kolları ayakları herşeyi olan minik bi bedenden nasıl vazgeçerim ben...O geceyi hayatım boyunca unutamayacağım....Sabaha kadar kafamdan geçenler, ıpıslak olmuş yastığım, Kahrolmuş ama beni üzmemek için gözünden tek damla bile akıtamayan eşim herşey dün yaşanmış gibi aklımda..Ama Allah'a şükür ki sadece tek gecelikti kabusum..Ertesi gün gittiğimiz hastanede öğrendik doktorumuzn yaptığı aptalca hatayı...Belki de kasıtlıydı bilemiyorum belki de alacağı üç kuruşu düşündü bilmiyorum...Ne olursa olsun hakkımı helal etmiyorum ona ben...Neyse ki yeni testimizin sonucu güzel çıktı ve artık doktorumuzu değiştirdik...O günden beri herşey güzel gidiyor çok şükür bende de...


Üçüncü gebelik haberi de diğer arkadaşım E.'den geldi Kasım'da..Ama ağlayarak söylüyordu...Meğerse gebe olduğunu bilmeden aldığı antibiyotikler nedeniyle kahrolmuş aldığı habere arkadaşım...Ve maalesef yine doktor hatası..E. gebe kalmadan önceki muayene süreci için gitmiş hastaneye..Rahminde iltihap var demiş doktor ve test bile yapma gereği duymadan dayamış antbiyotikleri..3 hafta kullan gel demiş arakadaşıma...Arkadaşım 3 hafta sonra gitmiş ki 6 haftalık hamile..Dünyası başına yıkılmış..Ve girdiği heyet bebeğin alınması gerektiğini çünkü kullandığı haplardan birinin direk kemik gelişimini etkileyeceğini söylemiş.Onun da Kasım'da alındı 7 haftalık bebeği...


Ve bu dördüncü hamişimiz N.imiz de Ocak'ta öğrenmişti hamileliğini...Ne zamandır istediğini bildiğimizden çok sevindik ama buraya kadarmış...Böyle bir tesadüfler silsilesi yaşadık bu sene dört arkadaş...Umarım diğer iki arkadaşımız da bundan sonraki bebeklerini sağlıkla alırlar kucaklarına...Allah ne kadarlık olursa olsun kimseye yaşatmasın bebeklerinden ayrılma acısını..



Neyse ben gideyim artık acısını hafifletemesem de yanında olayım arkadaşımın...


Sağlıcakla....















18 Şubat 2008 Pazartesi

İSTANBUL KARLAR ALTINDA...


Günlerdir ha geldi ha gelecek derken beklenen karlar geldi..Tabi ben kendi adıma çok memnunum okullar tatil olduğu için ama bu karda dışarıya çıkmak zorunda olanlara Allah yardım etsin efendim.İşte öğretmen olmanın en güzel taraflarından biri..İlk bize tatil oluyor kışın soğuğunda yazın sıcağında işe gitmek zorunda kalmıyoruz hehehe...Ya işte hem yan gelip yatıyoruz yılın yarısında hem de kucak dolusu(!) para alıyoruz böyle beleş bi iş..Demiyorum tabi diyenlere de sinir oluyorum evet çalışma saatleri açısından güzel gibi gözüküyor ama bu mesleği hakkıyla yapan insanlara haksızlık ediliyor bu sözlerle.Çünkü gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri insanı eğitmek..Hele de öğrenmeye niyeti dahi olmayan sadece evden uzaklaştırılmak ve baştan atılmak maksadıyla okula göderilen çocukları eğitmek..O 45 dakikalık bir ders saatini dolu dolu geçirmek niyetiyle giriyorsanız derse işte o zaman çok çaba sarfetmeniz gerekiyor...Yani kimi çalışanların 9'dan 5'e harcadığı enerjiyi gün oluyor iki ders saatinde tüketiyorum... Bu mevzu derin mevzu girersek çıkamayız ama hakkıyla yapılan her mesleğin zor olduğunu düşünüyorum..Helal para kazanmak hiçbir zaman kolay olamaz..


Neyse efendim üç gündür etraf bembeyaz evde perdeler açık...Zira manzara güzel..Haftasonu ablamlar da bizdeydi ki değmeyin keyfime..Tabii ki minik kuşum Aslı'm da geldi..Teyzeciğim doğdu doğalı ilk defa görüyor böyle karı..Şaşkın şaşkın bakıyor dışarıya..Neyse dışarı çıkardık bi on dakika tadını çıkarsın diye ama kardan adamdan bile korktu yavrum ya.. Bu da nerden çıktı der gibi bakıyo kardan adama...Yer onu teyzesi...



Bu arada biz de 28. haftamızı bitirmiş bulunuyoruz artık bebişimiz tam 29 haftalık..O yüzden bu hafta güzel bi hafta..Hani anne adaylarının bir oh çektiği bir hafta diyebiliriz..Yani bu haftadan sonra erken de doğsa(Allah korusun ama) sorunsuz yaşama şansı çok yüksek..Ama tabii ki Allah korusun diyorum inşallah tam zamanında 40haftayı doldurup sağlıklı sıhhatli doğsun bebişim..Bugün doktor kontrolümüz var ama iptal ettirsemmi diye düşünüyorum..Zira arabayı kardan çıkarmak pek mümkün olmayacak gibi..Kociş işe zor gitmiş sabah 15 dakikalık yolu 1 saatte gidebilmiş..Bakalım olmazsa yarına aldırırız...Bu kar devam ederse yarın da tatil gibi gözüküyo bize:))

Bu arada bugünlerde en büyük eğlencemiz çıkarıp çıkarıp bebek eşyalarımıza bakmak...Dün de ablamlarla bi fasıl geçtik..Hurçlara topladık eşyalarını..Bebiş için ilk aldığımız kıyafetlere baktık dün..




Kızımız olacağını öğrenir öğrenmez pembiş ayakkabılarıyla hastane çıkışlarını almıştık kocişle ilk olarak..O yüzden onların ayrı bir yeri var..Böyle özel anıları olan kıyaftlerini saklıycam bebişimin...İleride hatıra olarak kalsın kızıma..Tabi evde tıkıştıracak yer bulabilirsek..Zira hatıra manyağı olarak evi çöp eve döndürcem yakında...




Anne olacak olmak ve onun heyecanını duymak, onu beklemek çok güzel bi duygu tabi ama işin en eğlenceli yanlarındn biri de bu alışveriş meselesi heralde...Herşeyleri o kadar tatlı ki bu bebeklerin..İnsan ararken de alırken de eğleniyor..(Tabi kartlar da isyanlarda biraz)Bu arada bazı konularda eşimizle de fikir ayrılığına düşmüyor değiliz tabi..Hani bizde estetik erkeklerde sağlamlık ön plana çıkıyor ya birazcık..Mesela geçen bebek bakım çantasını alırken oldu..Bizimki bu çantayı pek sağlam buldu..






tamam hakkaten valiz gibi ama bana da fiyatı abartı geldi biraz..Yani altıüstü bebeğin bezini biberonunu kremini koycaksın abartmaya gerek yok dedim..Ama bir istisna daha gerçekleşti ve onun dediği oldu:)Neyse canım olsun o kadarcık..O da babası zira..

Bu arada daha alınacak bisürü şey var kafamda tamam dediklerim ve henüz karar veremedklerim...Mesela Hülya'nn sitesinde gördüğüm dönenceye bayıldım kesin alıcam..Bir anakucağı lazım evde kullanılmak üzere..Titreşimi falan olmasına gerek yok tek aradığım özellik tam yatabilen doğumdan itibaren kullanılabilir olması..Oto koltuğumuzu ablamdan aldık chicco kullanmıştı o..Ama puset konusunda yine kararsızım..Aradığım şey Micra'nın bagajına sığabilecek (yani en küçük olanından)doğumdan itibaren kullanılabilecek ve hafif bişey...Göğüs pompasına karar verdim Medela eektrikli ve pilli alıcam...Bi de en çok kararsız aldığım konu sterilizatör konusu...Alınmalı mı alınmamalı mı? Zira çocuğu bu kadar bakterilerden korumak lazım mı bilemiyorum..Ama şunu da biliyorum ki bebek biberonlarının kesinlikle bulaşık makinesinde yıkanmaması gerekiyor..Çünkü o yüksek buhar biberonun plastiğindeki zararlı bir maddenin çözünerek mamaya ve süte geçmesine neden oluyor..Zira bulaşık deterjanı da kullanmamak gerekiyor biberonlara...E geriye tek seçenek kalıyor galiba o da sterile etmek...Eğer almaya karar verisem Philips'in buharda pişirici+mama ısıtıcı+sterilizatör olanından alıcam..En azından verdiğim paraya değsin...

Bi de soğuk buhar makinesi şart gibi..Ama bunun için illa chicco gibi pahalı olanlarından alınması geekmiyo sanırım...Zira Sinbo ve Fakir gibi uyun fiyatlı markalar da aynı vazifeyi görüyor...Kullananlardan tecübeyle sabit...Dört senedir kullanan arkdaşım var çok memnun...İşte böyle efendim bunları da çözüme kavuşturursak düşüncek pek bişiy kalmıycak:)

Neyse efendim şimdilik durumlar budur bizde...Haftalar hızlı hızlı akıp giderken sağlık olsun da diyoruz gerisi kolay.Zira herşeye bi çare var...Allah önce sağlık ve ağız tadı versin efendim...Şimdi ne yapmak lazım bence bu kara en çok yakışıcak şey şöööyle tarçınlı mı tarçınlı ağız yakan bi saleptir..salepimizi yapıp camımızın önüne geçip biraz manzara izlemek vaktidir...Tavsiye edilir..

12 Şubat 2008 Salı

YİNE İSTANBUL...

Pazar günü yine kürkçü misali dönmüş bulunuyorum evime...Doğduğum ve büyüdüğüm Ankara'mı bırakıp doyduğum yere İstanbul'a geldim...Evimde olmayı seviyorum ama her defasında anneciğimi babacığımı Ankara'da bırakıp gelmek zor geliyo..Keşke onlar da burada olsalardı..Böyle hasret çekmeseyik keşke...Gerçi sık görüüyoruz onlar da geliyolar ben de gidiyorum ama bu zamanların sınırlı olması üzüyor insanı gene de...Neys şimdilik annemin 10 gün sonra yine gelecek olmsıyla teselli buluyorum...

Ve bi haftadır neler yaptık...Perşembe günü eşim de geldi Ankara'ya..Beraber kayınvalidemlere gittik..Eşim babasını hastaneye götürdü o gün...Ben de onlarda oturdum..Sıkıldım her zamanki gibi..İşte kayınvaliem ördüklerini gösterdi bebek için..Şöyle böyle akşamı ettik..

Cuma günü anemle buluşup E-bebek mağazasına gitik..Bebek için banyo malzemelerini,kremlerini,yastığını,tırnak makası,fırça seti, sıcak su trbası,termometre gibi bakım eşyalarnı, beslenme gereçlerini filan aldık...Akşam da anemlere geçip orda yemek yedik...

Pazar günü sabah da İstanbul'a döndük..Dün okula başladım ama ben çok kopmuş bulunyorum okuldan.. ikinci dönem okula gitmemeye o kadar hazırlamıştım ki kendimi çok zor geliyo ders anlatmak...Motivasyonum sıfır yani...Bi de geceleri doğrudüzgün uyuyamadığım için sabah kalkmak çok zor oluyor..Gündüz halsiz hissediyorum kendimi uykusuzluktan...Neyse bu hafta doktor kotrolümüz var...Bakalım doğum öncesi iznim için gün alıcam ve o güne kadar da rapor yazdırmak istiyorum...

Dün eşimle gezdik biraz...Başbaşa olmayı özlemişim bitanemle..Kozyatağı Carrefour'a gittik bişeyler yedik...Joker'i gezdik biraz..Bebiş için malzeme çantamızı aldık..Bi de E- bebek'te bulamadığım Lansinosh göğüsucu kremiyle bebişe Dr.Brown biberonlardan aldım..Eksikler bayağı bir tamamlandı sanırım...Ama henüz odasını sipariş veremedik...Anneannemizi bekliyoruz onun için de...Bidahaki haftaya verilmiş olur inşallah...ve inşallah yetişir...


Bu arada bizim kız da kıpır kıpır...Ben yatıyorum o başlıyor şovuna..Gece gece bi enerji geliyor çocuğa..O kıpırdadıkça yani hareketleri gözle görülür hale gelince merakım daha da artıyor Hemen Mayıs olsun istiyorum kucağıma alıyım bebişimi..Merak ediyorum yüzünü gözünü..Neyse Allah sağlık sıhhat versin de bekleriz sabrederiz efendim...

Bizden habler böyle şimdilik...Gün saymaya devam.. 28+1...kaldı 12 hafta...

7 Şubat 2008 Perşembe

BİRİ BENİ DURDURSUN CANIM...

Efendim 27. haftanın da ortasına yaklaşmış bir hamile bayan olarak kendimden beklenmeyen bir performans ile iki gündür sabahın bir vaktinden akşamın bir körüne kadar o mağaza senin bu mağaza benim geziyorum ben gene..hani herkesin alışveriş yapmaya alışkın olduğu ve bişeyler alacağı zaman ilk oralara baktığı yerler vardır..İşte benim o mekanlarım Ankara'da kalmış..Yani ben burda daha rahatım alışveriş konusunda..(Aman pek marifet) İstanbul'da sanki beynim dönüyo benim..E İstanbul'a dönmeme 4 gün kala bu vakitleri değerlendiriyim dedim..


Dün Ankamall'ü turladık annemle..Ve çok möhim bir iş hallettim efendim...Sonunda hem de pek beğenerek pek severekten bir gecelik bulabildim kendime..(Arayanlara duyurulur: girlsstop ile Marks&Spencer mağazalarında spor ve modern gecelik ve sabahlıklar var efendim) Her ne kadar biraz fazlaca para bayılmış olsak da şöyle bi mantık kurdum ben: üç kuruşluk beğenmediğim bişey alıp da sonra evime yatıya gelen 50 yaş üstü bayanlara vereceğime, beş kuruşluk içime sinen bişiy alıyım tepe tepe kullanıyım dedim:)Tamam bu beş kuruşlar birleşip beşyüzleri bulduğunda ay sonları gelmiyor sabahlar olmuyor ama olsun..Napalım...Bu arada bu marks&spencer'ın bebe kıyafetleri ve battaniyeleri de oldukça güzel..İyi de indirim yapmışlar..Ben bir battaniye aldım kışlık olarak..


Neyse efendim bunun dışında tabi bir alışveriş merkezine gidilir de çiçeği (karnı desek daha mı doğru) burnunda bir anne olarak bebek mağazalarına bakılmaz mı..Baktık ama bakmakla kalsak iyi..Kahrolduk kahrolduk..İlk hevesle ne paralar verip aldığım Chicco'nun o hastane çıkışlarıyla başlayıp seri halinde bir yaşına kadar tüm parçalarını tamamladığım kuzulu takımının %50 indirime girdiğini görünce kahroldum..Şöyle söyliyim ki 150 milyonumu çöpe atmış bulunuyorum ben arkadaşlar...Neyse o kızgınlıkla ben indirimdekilerden body'ler, patikli altlar ve tulumları ile bornozunu da aldım çıktım ordan..(Tabi sponsorumuz hala anneannemiz bu arada)





Efendim sonraciğime görenler görmüştür görmeyenlere söylüyorum...Kidoo diye bir mağaza var Ankara'da..İstanbul'da da görmüştüm biyerde..Burada adidas, Nike, Puma gibi markaların bebek ürünleri de satılıyor..Böyle minicik nike spor ayakkabıları, minnoş eşofmanlar falan..Valla kaliteli mal almaya çalışırım ama hiçbir zaman öyle marka takıntım olmadı ama herşeyin miniği böyle pek hoş oluyo ya...tamam gereksiz biraz -hani 6 aylık çocuk giyip de böyle yürüyüşlere çıkcak değil- ama öyle görünce vitrinde annemle pek bi hoşumuza gitti..Dayanamadık bi eşofmanla bi de spor ayakkabı aldık Ece'ciğe...



Bu arada bu yazılarımı okuyan kocişim gene kızcak bana biliyorum çocuğu culcu çaputçu yapıcan, kendine benzeticen diye..Ama kız çocuğu ya ne biliyim hevesli olsun süse püse...Biz de bi tane var zaten ailemizin en küçük bireyi ablamın kızı benim tek ve biricik yeğenim dünyamın en şirin varlığı kelebeğim Aslı'm..(Şu aşağıda görünen şirin varlık...Tıpkı ben..öhöm öhöm...ya valla herkes bana benzetiyo ama napiyim yani:P ablamın annesi olduğuna kimse inanmıyo yanyana gezerken)Hem teyzesi gibi Terazi burcu hem de benden geri kalmayan kokoş bir annenin kızı olunca çocuk 2,5 yaşında oldu bir moda duayeni:P Ya inanmazsınız çocuk Toys'rus'da bir karış suratla dolaşıp tek bir oyuncağa bile kafasını çevirmeden geziyo ordan çık gir mothercare'e deliriyor yavrum...Eline teker teker alıyo o elbiseleri aynada üstüne tutuyo her birine uygun bi ayakkabı beğeniyo bir body ile kombinasyon yapıyo..."Esdaa teyse bak bu güsel, bak bu da güsel" diye diye geziniyo mağazanın içinde...




Neyse efendim artık Ankara'daki son günlerimiz...bebeğimizin kıyafet alışverişi tamam da bunun dışında heybemiz boş efenim...Yarın E-bebek'e gidilip banyo bakım beslenme ıvır zıvırları da alıncak inşallah...Ve İstanbul'a gidince oda işini de halletmem lazım...Ben tersten mi başladım ne odanın yetişmeme ihtimali olur mu acep...Neyse bu gecede kafamıza takıcak bişeyler bulduk...Yoksa sabah olmuyo malum...Yatakta sağdan sola soldan sağa dönüp dururkene bişiy düşünmek lazım geliyo...


Şimdilik bu kadar gevezelik yetsin bakalım...Abartmışım zati...Görmemişin biri anne olacakmış karalamış da karalamış yazısı olsun bu da efendim...Sağlıcakla...

4 Şubat 2008 Pazartesi

ŞAŞIRMIŞ BU KANTAR...

Daha 50'li rakamlara alışamamamışken ben bugün itibariyle üzerine bindiğim terazi denen alet 55 olduğumu söyledi..26 yaşına kadar 0 beden olarak yaşamış, ceketlerin eteklerin nadir bulunan 34 bedenlerini almaya alışmış ve hayatı boyunca 45'ten 1 gram fazla kilo görmemiş olan şu iskelete bu kilo ağır geliyo olacak ki her tarafım da ağrılar sancılar peydah oldu bugünlerde...Gece uykularım bölünüyo..Uyuyamayınca sinirlerim bozuluyo, ağlayasım geliyo vs..vs..Bebeğim için değer diyorum ama tatil günlerinde gece 10'lardan öğlen 12'lere kadar deliksiz uyuyabilen Esra'yı da özlemiyo değilim tabi..

Nazarlara geldim ben yaa kem gözler değidi valla..Yoksa çok yediğimden filan diğil hani :( 5.ay bitene kadar hamile olduğuma kimseleri inandıramadıydım ben önceki kıyafetlerimle gezdim durdum milletin şaşkın bakışları arasında..Ben hamile de olsam kilolu gözükmem havası ve edasıyla dolaşırken bu ay bişiyler oldu bana.Az daha gidersem yuvarlancam..Tabi anneme göre bu yaşadıklarım ve kendimi tombul görüşüm bir paranoyadan ibaret ama aynalar öyle demiyo bana..

Neyse ya kaç gösterirsen göster tartı aman vücudum deyip de hamilelik döneminde görünüşüm için diyet yapacak değilim..Hatta şu anda karşımda bir Kınder Bueno bana göz kırpmakta..Afiyetle mideye indirip yatmak lazım diye düşünüyorum...


Tombulum tombulum tombulum ama olsun mutluyum...

1 Şubat 2008 Cuma

ECE'MİN CİCİLERİ...








Bloğumu yeni kurmuş olmamaın hevesiyle ve biraz da diğer blogçulardan özenerekten geçen gün aldığımız kıyafetlerinin fotoğraflarını çektim koydum siteme..Aslında onun için ilk aldıklarımızın fotolarını koysaydım heralda daha bir manidar olacaktı ama onlar İstanbul'da kalmış oldular...Neyse artık bu heves geçmezse benden İst.'a gidince de onları çeker koyarız inşallah...

Sağlığınla,bereketinle,hayrınla gel bebeğim...En güzel günlerinde giymek nasip olsun herşeylerini..