
Ve İstanbul'dayız yine..Ece hanım dört aylık hayatının o kadar azını evde geçirdi ki evini yabancılamakta...Yeni yeni alıştı eve ve odasına..Üç haftaya yakın Ankara'da kaldıktan sonra İstanbul'a dönmeden minik bi tatil yapalım dedik beş günlük...Fekat bebekli tatil olurmuymuş?Olmazmış...Çünkü bence tatil demek maksimum uyumak bol dinlenmektir...Dört aylık bi bebeylen ne kadar uyunur ne kadar dinlenilir...Hem de Ece gibi gündüz uykusu hiç olmayan bi bebeyle...Zaten otellerdeki şu kahvaltı olayına hasta oluyorum...Tatilde kahvaltı yedide başlar onda biter mi abi...Tatilde onbirde kalkarsın onikide kahvaltıya bi başlarsın uyuzlana uyuzlana saat ikiyi edersin be kardeşim...Budur yani tatil kahvatısı...İnsan saatini kurar mi tatilde mesela...İşte kahvaltıyı kaçırmamak için kuruyosun...Neyse bu ayrı mevzu Ece hanımla pek dinlenemesek de en azından tebdil-i mekan oldu iyi oldu....
Dönünce maalesef okula geri başladık...25 Ağustosta toplantı ve ardından sınavlar başladı...Ece'yi anneme emanet edip, dönem içinde gösterilen tüm müsamahaya rağmen derslerini geçemeyen sorumsuz öğrencilerimizin sorumluluk sınavlarını yapmaya gidiyorum her gün..Gerçi bir iki saati geçmiyor çok şükür...Zaten Ece bu kadarcık sürelerde annemle kalmaya alışık...Ama daha uzun süre ayrı kalamayız şu evrede..Çünkü sağıp bıraktığım sütü içmiyor Ece..Biberon almadı tıpkı emziği almadığı gibi...İyi mi kötü mü bilmiyorum ama sadece benden emiyor...Doğal olarak sınavlar bitiminde ücretsiz izine ayrılmayı düşünüyorum ben de...Altı ay kadar alıcam sanırım ücretsiz izin...En azından on onbir aylık olana kadar kendim bakmak istiyorum inşallah...Bir aksilik çıkmazsa şimdilik plan böyle...
Saolsun hükumetimiz doğum sonrası izni altı aya çıkarmayı düşünüyomuş Eylülde çıkacak yasa ile...Şimdi bu durumda benim suçum bikaç ay önce doğurmuş olmak mı kardeşim..İkinci çocuğu düşünmediğime göre çıkarmasınlar abicim.Ben yararlanamadım madem kimse yararlanamasın..Ben raporlarımı kullanıp doktorlara boyun eğdim madem herkes öyle yapsın bana ne...Egoistim bencilim bu konuda anacım..
Gelgelelim Ece'nin hallerine...Dörtaylık oldu minik bebem...Hergün yeni bişey yapıyor bizi şaşırtıyor bütün bebekler gibi...Henüz 360 derecelik dönüşlere geçemesek de dönme konusunda epey yol katettik gibi..Sesli gülmelere başladı Ece..Ama günde bir iki defa ve keyfi çok yerinde olduğu dakikalarda yapıyor mest ediyor bizi..Bi de yüksek kahkahalar atsa öleceğiz mutluluğumuzdan:)Yalnız ufak bir sorunumuz var...Oyuncaklarla oynayamıyoruz...Şöyle ki oyuncağı ilk eline aldığında pek hoş tepkiler veriyo gülüyo mırıldanıyo oyuncağa kur yapıyo...Bi süre sonra oyuncağı yalamaya başlıyo...Amma bu yetmeyip oyuncağı tamamen ağzına sokmaya çalışınca film burda kopuyo...Ve ağzına sokamadığı oyuncağa başlıyo sokurdanmaya...Sonra sinirini alamayıp ağlamaya başlıyo ama ne ağlamak.Sinirden eller kollar titriyo böyle...Bi taraftan da oyuncağı sımsıkı tutuyo ve bırakmıyo ayırmak istesesekde ikisini...Napıcaz bilmiyorum tüm denemelermiz olumsuz...Sonuç hep aynı sinirden titreyerk ağlayan bir Ece...Şimdilik bi süre oyuncak vermemeye karar verdim...Oyuncaklarla kavga etmen oynamayı öğrenene dek...
Haberler böyle şimdilik.. okul ev ve Ece arasında koşuştururkene vakit bulursam yazacağım gene...Kalın sağlıcakla..
Dört aylık Ece'nin halleri...