31 Ocak 2008 Perşembe

Ankara'da Zaman...

Çocukluğumun,gençliğimin,üniversite yıllarımın, sevdalı günlerimin, hasret dolu bekleyişlerimin, en mutlu günümün:düğünümün geçtiği güzel Ankara'mdayım yine...Ben içinde yaşarken bu şehri sevmiyordum ama öyle güzel anılarım var ki burda şehirler içinde yaşanılan hatıralarla canlanıyorlar insanların kafalarında..seviyorum burayı burda olmayı....

Neyse efendim bugün annemle soğuk moğuk demedik attık kendimizi Kızılay'lara...Amaç bebeğe bişiyler bakmak ama nerde görülmüş öyle iki kadının çarşıya çıkıp da tek reyona bakarak geri döndüğü..Bi kere kadının şanına yakışmaz...Tabiiki lüzumlu lüzusuz, gerekli gereksiz pek çok şeyi de inceleyerek akşamı ettik Kızılay'da...

Önce YKM'ye girip bebişime bişeyler baktık..Bir kot elbise, bir polar elbise, bir kapşonlu mont, minik pembe çoraplar ve atkı bere takımı alarak çıktık ordan..
Sonra Koray'a girdik..Bikaç çamaşır falan alındı doğum sonrası için..bi de gecelik baktık ama sadece baktık ve güldük geceliklere...yani ben güldüm..çünkü hepsi babannemin giydiklerini andırdı bana yani yine gecelik alamayaraktan çıktık ordan da..

Sonra bebişe yün alındı anneannesi tarafından (aslında deminkiler de annneanesi tarafından alındıydı..saolsun annnem hiç elimi cüzdanıma attırmıyo beraberken..Ya annemle alışverişe bayılıyorum ben ya:)) Neyse efendim her ne kadar hazırları artık insanın gözünü doyursa da yeterince anneannesinden kalan bikaç hatıra örmesi olsun istedim ben de..

Ve tabii ki Kızılay'a gidilir de o İzmir caddesinin köşesinde her daim sıcak simit satışı yapan yerden simit alınmaz mı orada yenmez mi artan kilolara inat..Yenir efendim hem de afiyetle..Ankara simidinin yerini tutan başka simit yoktur bence ve burayı simit konusunda tek geçerim..

Neyse şimdilik böyle geçmekte günlerimiz..Burada rahatım ama aklım da kocişte tabi..Özlüyorum ama hasretler de sevdaya dahil derler ya biraz özlemek de arttırıyo heralde be sevgiyi..Canım kocişim de haftaya burda olcak inşallah..zaten böyle bitiriyoz Şubat tatili denen olayı da..Sonra tekrar okul ve dersler...Tabi doğum iznine kadar..

29 Ocak 2008 Salı

Ece'mizin Hikayesi...

Bu sayfa bizim minik kızımızın sayfası..o daha dünyaya gelmeden neler yaşadık ve dünyaya gelişiyle hayatımızda neler değişti kaydedelim istedik.. bu yüzden annesi ve babası olarak ona dair herşeyi buraya yazmak için bu bloğu oluşturduk..
Miniğimiz şu anda tam 26 haftalık ve dünyaya gözlerini açmak için gün saymakta..Hamile olduğumu 28 Ağustos 2007'de yaptığım test ile öğrendim..ve tabi ki hemen babamıza müjdeledim..Ama hevesle gittiğimiz ilk doktor randevumuzdan hayal kırıklığı ile çıktık.Çünkü bebeğimiz çok ufak olduğu için ultrasonda görünmeyince doktor dış gebeliklten şüphelendi ve ertesi gün bizi hastaneye çağırdı..Kan testi ve doppler yaptırdıktan sonra dış gebelik olmadığı ve minik yavrumuzun yolda olduğu haberini öğrenerek sevinçle geri döndük.
İki hafta sonra tekrar doktora giderek minik bebeğimizi ultrasonda ilk defa görmüş olduk..(Tabi kese halinde)bundan sonra tabii ki güzel ama zor günler de başlamış oldu..mide bulantıları, baş dönmeleri, sürekli uyku halleri ve halsizlik hamilelişğin ilk üç ayında epey bir uğraştırdı..22 Ekim'de ayrıntılı kan testlerimizi yaptırdık..çok şükür kan testlerimiz güzel çıktı..Ve bebeğimiz 16 haftalıkken üçlü tarama denilen down sendromu testimiz yapıldı..Ancak doktorumuzun gebelik haftamızı yanlış yazması sonucu testimiz riskli çıkınca amniyosentez önerildi..Tabi bu haberle bizimde hayatımız altüst oldu sanki..Bebeğimizin 299'da 1 de olsa down sendromlu olabileceği ihtimali ikimizin de dünyasını yıktı..Amniyosentez yaptırsak mı (çünkü bu da riskli bir uygulama bebeğin düşme tehlikesi var) diyelim ki yaptırdık ve Allah korusun bebeğimiz down'lu çıkarsa aldırabilecekmiyiz..Hayır bunu yapamıycaktım çünkü henüz çok minik bir canlıyı içimde taşımama rağmen onun kılına bile zarar getiremiycek kadar anne hissediyordum kendimi...
Ve sonunda başka bir doktora daha sonuçlarımızı gösterip fikir almaya karar verdik..Gebze'deki Anadolu Sağlık Merkezi (John Hoppkin's)'ne giderek Dr.Nuri ceydeli ile görüştük..Tekrara test yapılmasına karar verince önceki testimizde gebelik haftamızın yanlış girildiği anlaşıldı..ve doğru verilerle yapılan yeni testimiz güzel çıktı..Aynı gün bu sevinci yaşarken bir de cinsiyetinin kız olduğunu öğrendik..Tabi bu kadar badire atlattıktan sonra artık sadece sağlıklı olmasını dileyerek evimize geldik..
Tabi bu olayla birlikte eski doktorumuzu da değiştirdik..Şimdi Pendik'de Necef Hanım'a yaptırıyoruz kontrollerimizi..9 Ocak'ta ayrıntılı ultrasonumuz çekildi..Çok şükür bebeğimizin herşeyi sağlıklı gözüküyor..Kalbini,midesini,ellerini,ayaklarını, parmaklarını herşeyini yakından inceledik..Ve tabii ki ilk renkli ultrason görüntüsünü de aldık..Her ne kadar şu anda çamurdan bir heykele benzese de :) çok tatlı miniğimiz...Salığınla,hayrınla,bereketinle gel güzel kızım...
Ve geçen hafta ismine de karar vermiş olduk..ECE..Tabi uzun bir kararsızlık döneminden sonra bu isimde hemfikir olduk..Duru,Begüm,Gamze gibi isimleri de düşünmedik değil..
Ece'mizi dört gözle beklerken biz şimdi Ankara'dayız..Babacığımızdan uzak kaldık yani..Anneannemizin ve dedemizin yanına geldik..babamız da haftasonu buraya gelecek..Bu arada ilk alışverişlerimize de başladık..hastane çıkışları,tulumlar,body'ler aldık kızımıza..Elif teyzesi de Prag'dan çok tatlı bir tulum almış kendisine..Resimlerini çekip koyucam buraya nasip olursa..
Şimdilik bizden bu kadar..Artık vakit buldukça karalıycaz bişeyler..Tabi herşeyden önce sağlıklı haberlerini yazmak isterim biriciğimin...

31 Ocak 2008 Perşembe

Ankara'da Zaman...

Çocukluğumun,gençliğimin,üniversite yıllarımın, sevdalı günlerimin, hasret dolu bekleyişlerimin, en mutlu günümün:düğünümün geçtiği güzel Ankara'mdayım yine...Ben içinde yaşarken bu şehri sevmiyordum ama öyle güzel anılarım var ki burda şehirler içinde yaşanılan hatıralarla canlanıyorlar insanların kafalarında..seviyorum burayı burda olmayı....

Neyse efendim bugün annemle soğuk moğuk demedik attık kendimizi Kızılay'lara...Amaç bebeğe bişiyler bakmak ama nerde görülmüş öyle iki kadının çarşıya çıkıp da tek reyona bakarak geri döndüğü..Bi kere kadının şanına yakışmaz...Tabiiki lüzumlu lüzusuz, gerekli gereksiz pek çok şeyi de inceleyerek akşamı ettik Kızılay'da...

Önce YKM'ye girip bebişime bişeyler baktık..Bir kot elbise, bir polar elbise, bir kapşonlu mont, minik pembe çoraplar ve atkı bere takımı alarak çıktık ordan..
Sonra Koray'a girdik..Bikaç çamaşır falan alındı doğum sonrası için..bi de gecelik baktık ama sadece baktık ve güldük geceliklere...yani ben güldüm..çünkü hepsi babannemin giydiklerini andırdı bana yani yine gecelik alamayaraktan çıktık ordan da..

Sonra bebişe yün alındı anneannesi tarafından (aslında deminkiler de annneanesi tarafından alındıydı..saolsun annnem hiç elimi cüzdanıma attırmıyo beraberken..Ya annemle alışverişe bayılıyorum ben ya:)) Neyse efendim her ne kadar hazırları artık insanın gözünü doyursa da yeterince anneannesinden kalan bikaç hatıra örmesi olsun istedim ben de..

Ve tabii ki Kızılay'a gidilir de o İzmir caddesinin köşesinde her daim sıcak simit satışı yapan yerden simit alınmaz mı orada yenmez mi artan kilolara inat..Yenir efendim hem de afiyetle..Ankara simidinin yerini tutan başka simit yoktur bence ve burayı simit konusunda tek geçerim..

Neyse şimdilik böyle geçmekte günlerimiz..Burada rahatım ama aklım da kocişte tabi..Özlüyorum ama hasretler de sevdaya dahil derler ya biraz özlemek de arttırıyo heralde be sevgiyi..Canım kocişim de haftaya burda olcak inşallah..zaten böyle bitiriyoz Şubat tatili denen olayı da..Sonra tekrar okul ve dersler...Tabi doğum iznine kadar..

29 Ocak 2008 Salı

Ece'mizin Hikayesi...

Bu sayfa bizim minik kızımızın sayfası..o daha dünyaya gelmeden neler yaşadık ve dünyaya gelişiyle hayatımızda neler değişti kaydedelim istedik.. bu yüzden annesi ve babası olarak ona dair herşeyi buraya yazmak için bu bloğu oluşturduk..
Miniğimiz şu anda tam 26 haftalık ve dünyaya gözlerini açmak için gün saymakta..Hamile olduğumu 28 Ağustos 2007'de yaptığım test ile öğrendim..ve tabi ki hemen babamıza müjdeledim..Ama hevesle gittiğimiz ilk doktor randevumuzdan hayal kırıklığı ile çıktık.Çünkü bebeğimiz çok ufak olduğu için ultrasonda görünmeyince doktor dış gebeliklten şüphelendi ve ertesi gün bizi hastaneye çağırdı..Kan testi ve doppler yaptırdıktan sonra dış gebelik olmadığı ve minik yavrumuzun yolda olduğu haberini öğrenerek sevinçle geri döndük.
İki hafta sonra tekrar doktora giderek minik bebeğimizi ultrasonda ilk defa görmüş olduk..(Tabi kese halinde)bundan sonra tabii ki güzel ama zor günler de başlamış oldu..mide bulantıları, baş dönmeleri, sürekli uyku halleri ve halsizlik hamilelişğin ilk üç ayında epey bir uğraştırdı..22 Ekim'de ayrıntılı kan testlerimizi yaptırdık..çok şükür kan testlerimiz güzel çıktı..Ve bebeğimiz 16 haftalıkken üçlü tarama denilen down sendromu testimiz yapıldı..Ancak doktorumuzun gebelik haftamızı yanlış yazması sonucu testimiz riskli çıkınca amniyosentez önerildi..Tabi bu haberle bizimde hayatımız altüst oldu sanki..Bebeğimizin 299'da 1 de olsa down sendromlu olabileceği ihtimali ikimizin de dünyasını yıktı..Amniyosentez yaptırsak mı (çünkü bu da riskli bir uygulama bebeğin düşme tehlikesi var) diyelim ki yaptırdık ve Allah korusun bebeğimiz down'lu çıkarsa aldırabilecekmiyiz..Hayır bunu yapamıycaktım çünkü henüz çok minik bir canlıyı içimde taşımama rağmen onun kılına bile zarar getiremiycek kadar anne hissediyordum kendimi...
Ve sonunda başka bir doktora daha sonuçlarımızı gösterip fikir almaya karar verdik..Gebze'deki Anadolu Sağlık Merkezi (John Hoppkin's)'ne giderek Dr.Nuri ceydeli ile görüştük..Tekrara test yapılmasına karar verince önceki testimizde gebelik haftamızın yanlış girildiği anlaşıldı..ve doğru verilerle yapılan yeni testimiz güzel çıktı..Aynı gün bu sevinci yaşarken bir de cinsiyetinin kız olduğunu öğrendik..Tabi bu kadar badire atlattıktan sonra artık sadece sağlıklı olmasını dileyerek evimize geldik..
Tabi bu olayla birlikte eski doktorumuzu da değiştirdik..Şimdi Pendik'de Necef Hanım'a yaptırıyoruz kontrollerimizi..9 Ocak'ta ayrıntılı ultrasonumuz çekildi..Çok şükür bebeğimizin herşeyi sağlıklı gözüküyor..Kalbini,midesini,ellerini,ayaklarını, parmaklarını herşeyini yakından inceledik..Ve tabii ki ilk renkli ultrason görüntüsünü de aldık..Her ne kadar şu anda çamurdan bir heykele benzese de :) çok tatlı miniğimiz...Salığınla,hayrınla,bereketinle gel güzel kızım...
Ve geçen hafta ismine de karar vermiş olduk..ECE..Tabi uzun bir kararsızlık döneminden sonra bu isimde hemfikir olduk..Duru,Begüm,Gamze gibi isimleri de düşünmedik değil..
Ece'mizi dört gözle beklerken biz şimdi Ankara'dayız..Babacığımızdan uzak kaldık yani..Anneannemizin ve dedemizin yanına geldik..babamız da haftasonu buraya gelecek..Bu arada ilk alışverişlerimize de başladık..hastane çıkışları,tulumlar,body'ler aldık kızımıza..Elif teyzesi de Prag'dan çok tatlı bir tulum almış kendisine..Resimlerini çekip koyucam buraya nasip olursa..
Şimdilik bizden bu kadar..Artık vakit buldukça karalıycaz bişeyler..Tabi herşeyden önce sağlıklı haberlerini yazmak isterim biriciğimin...